"TÜRKİYE DE EN BÜYÜK TİYATRO DİN KONUSUNDA OYNANIYOR"

Sinan Önce

Gazeteci Yazar Nazif Okumuş, Türkiye'de en büyük tiyatronun din konusunda oynandığını ve bu tiyatroya da siyasetçilerin önderlik ettiğini ifade etti. "Bizim kendi durduğumuz yerden, inanç ve değerlerimizi asla ve asla istismar edenlere, etmeye çalışanlara fırsat vermeylim. Kim olursa olsun, sıfatı ne olursa olsun. Çünkü Türkiye de en büyük tiyatro artık din konusunda oynanıyor. Bunu artık çok net şekilde görüyoruz. Bu din konusunda oynanan tiyatroya maalesef bende dahil olmak üzere benim gibi siyasetçiler önderlik ediyor. Ama onu tahrik eden unsurlar meslek olarak da içinde yer aldığım maalesef medya ile medyanın tahrikkarlığındaki bir takım aydınlar." dedi.

Türk Ocakları Bilecik Şubesi tarafından düzenlenen konferansa konuşmacı olarak katılan Gazeteci Yazar, MHP İstanbul Eski Milletvekili Nazif Okumuş, "Medya ve Siyaset" konusunda katılımcılara bilgi verdi. Bilecik Belediyesi Çocuk Sinemasında 30 Mart Cuma akşamı düzenlenen konferansa Belediye Başkan Vekili Kadri Şentürk, Bilecik Üniversitesi İİBF Kamu Yönetimi Bölüm Başkanı Hüseyin Sadoğlu, MHP Merkez İlçe Başkanı Sinan Özkeskin, Has Parti İl Başkanı Muharrem Tüfekçioğlu, MHP Belediye Meclis Üyesi Mustafa Karacaovalı, Anadolu Basın Yayın Birliği Başkanı Şadi Erdal ve çok sayıda vatandaş katıldı.

"Film gibi sahnelere imza atmış bir milletiz" diyen Nazif Okumuş, Enver Avcı ismindeki öğretmenin "Teşekkürler Başardın Çocuk" kitabındaki anılarıyla bu sözünü destekleyerek, Aras nehri üzerinde köylülerin Rus askerleriyle bir manda için yaptığı mücadeleyi anlattı. Köylülere ait bir mandanın nehrin içine düşmesini fırsat bilen Rus askerlerinin mandayı kendi taraflarına çekmeye çalıştıklarını, bu arada da köylülerin mandayı geri kazanabilmek için verdikleri mücadeleyi anlatan Okumuş, mandanın tekrar Türk tarafına gelmesiyle beraber köylülerin çığlık çığlığa bu anı kutladığını söyledi. "Bu çok ince ama çok hassas bir vatan sevgisi" diyen Okumuş, "Bu milletin imanı gibi, vatan sevgisi bu kadar kuvvetli. Gerektiğinde bir mandadan bir başarı hikayesi çıkarır. Gerektiğinde bir mandadan bir kahramanlık hikayesi çıkarır" dedi.

Okumuş, 1974 yılında Kıbrıs'a bir paraşüt birliği indiğini ve burada üsteğmen ile bir mehmetçik arasında geçen dialogu anlatarak: "1974'te kayıtlara geçmiş bir hikaye daha var. Kıbrıs'a paraşüt birliği iniyor. Paraşüt birliği inerken genç bir üst teğmenin komutasındaki askerler helikopterden atlıyorlar. Atlamadan önce bütün askerlere tembih ediliyor. Karaya ayaka basar basmaz helikopterin gittiği yönün tersine koşacaksınız. Asla geriye bile bakmayacaksınız. Birden bire bir baktım diyor üsteğmen, bir mehmetçik karaya ayak basar basmaz koşmak yerine, birden bire eğildi paraşütünü toplamaya başladı. Oğlum koş ne duruyorsun orada diye ısrarla ona bağırdım ve yardımcı olmaya çalıştım. Bana 3 kere aynı şeyi tekrar etti. "Komutanım bu bana zimmetli, memleketin milletin malı dedi. Canım gitse ne olur, milletin malına birşey olmasın."

Biz barışta da savaşta da Kıbrıs cephesinde de Konya'nın semalarında da bu milletin evlatları ne olursa olsun aynı destanı yazar aynı türküyü söyler. Biz bu türküleri ve destanları yazmaya, söylemeye devam edeceğiz." dedi.

İnanç ve değerlerimizin törpülenmesine tepki vermemeye başladığımızı ifade eden Okumuş: "Ama ne oluyor da kendimiz dahil olmak üzere bu inanç ve değerlerimizle ilgili törpülenmelere, sanki bağışıklık kazanmışcasına tepki vermemeye başlıyoruz? Acı olan bu. Tepkiyi kendi içlerinden çıkan bir gurup artık ortaya koymaya başladı. Öyleyse bunun yarın tıpkı durgun bir suya atılan taşın çıkardığı helozonik halkalar büyüyerek genişleyerek devam etmesi gibi yayılacağını ve milletin en ücra köşelerine kadar uzanacağını düşünüyorum. Buna inanıyorum. Onun için fazla karamsar olmayalım, umutlarımız var. Umutlarımız eğer siyasete tenzip olunursa bunu arzu etmem." dedi.

Millet olma şuuru ile ilgili umtuların siyaset arenasında tahrip ve tahriş olduğunu ifade eden Okumuş: "Milletin varlığıyla ilgili, milletin hayatiyetiyle ilgili inanç ve değerleriyle ilgili ve millet olma şuuru ile ilgili umutlar siyaset arenasında maalesef bir şekilde tahrip oluyor, tahriş oluyor. Bu herkes için, her siyasi düşünce için geçerli. Ama biz bu milletin evlatları olarak, acıyı, sevinci, hayatın her kademesinde birlikte yaşayabilmeyi bir Allah'ın emri olarak görebilirsek ve biz o hepimizin o çok iyi bildiği "Toptan Allah'ın ipine sarılınız" ayetindeki gibi birlikte kuvvet olmayı başarabilirsek, inanç ve değerlerimizle çok geniş medeniyetler çok büyük eserler ortaya çıkarabileceğiz. Biz kendi aydınlarımıza kendi değerlerimize sahip çıkacağız." dedi.

Bilecik'teki toplumsal dinamiklerin kendi yol haritasını bir şekilde fıtri anlamda da gerçekleştirebileceğini ve hedefe varabileceğine inandığını ifade eden Okumuş: "Bugün bence Bilecik, üniversitesi ve üniversitedeki hakim zihniyetiyle diğer vilayetlere nazaran biraz daha şanslı diye düşünüyorum. Çünkü Bilecik'in hem demokratik yapısı hem insan yapısındaki mazlumiyete, mahsumiyete rağmen, muhteşemlik ve asalet yapısından kaynaklanan kendi özel hassasiyetleriyle eğitim hayatındaki bilim hayatındaki ve neticede aydın kimliğine uyan mekanlarındaki insanlarıyla çok özel bir konum oluşturuyor. Bilecik için bu işin daha kolay olacağını, Bilecik'teki toplumsal dinamiklerin kendi yol haritasını bir şekilde fıtri anlamda da gerçekleştirebileceğini ve hedefe varabileceğine inanıyor görüyor ve bunun böyle olduğuna yürekten inanıyorum." dedi.

Ülkeyle ilgili de farklı düşünmediğinin altnı çizen Nazif Okumuş: "O zaman Türkiye'de hiç kimse kendini ayrıca Fırka-ı Naciye görmeden o Fırka-ı Naciye'nin anlam ve önemini kendisine cemaatine gurubuna siyasetine endekslemeden, bütün Allah'ın varlığına birliğine Hz. Muhammed'in onun son elçisi olduğuna inanan ve yeryüzündeki varlığını da bunun üzerine kurabilen, bu milletin büyük Türk Milletinin şanlı mensubu olduğuna inanan herkesin Fırka-ı Naciye olduğuna inananlardan olmalıyız. Kimseyi ayırt etmeden herkesle kucaklaşabilen, Allah'ın evinde omuz omuza duranların sosyal hayatta da siyasi hayatta da ülkenin varlığı ve birliği için milletin bölünmez bütünlüğü için bir arada olabileceğini kesinlikle göstermek zorundayız. Bize bir iş düşüyor, o bize düşen işin sırrınıda keşfetmek zorundayız. O sırrın alameti her şeyi iyilik ve sabırla ifade etmeye çalışmaktır. Herşeyin öznesinin bu olduğunu belirterek bugün belki her birimiz siyasi adreslere mensup olabiliriz çoğumuzun siyasi adresi aynı olabilir. Siyasi adresin hedefi, dünya siyaset sahnesindeki dengeleri de dikkate alarak bir takım paraboller çizmeyi de gerektirebilir. Ama hayat anlayışımız adresi dosdoğru olmaktır. Dosdoğru olmanın ölçüsünü de inancımız koymuştur" dedi.

Türkiye de en büyük tiyatronun din konusunda oynandığını ifade eden Okumuş: "Hiç eğilip, bükülmeye gerek yok. İnanç ve değerlerimiz söz konusu olduğu zaman o haysiyet diye ifade ettiğimiz, düşüncemizin ülkümüzün felsefemizin ideolojimizin gereğini yerine getireceğiz. Ama siyaset sahnesinde farklıdır. Sadece bizim için değil, başkaları için de bu esnekliğe, bu genişliğe cevaz verebiliriz. Öyle ise bizim kendi durduğumuz yerden, inanç ve değerlerimizi asla ve asla istismar edenlere, etmeye çalışanlara fırsat vermeylim. Kim olursa olsun, sıfatı ne olursa olsun. Çünkü Türkiye de en büyük tiyatro artık din konusunda oynanıyor. Buna artık çok net şekilde görüyoruz. Bu din konusunda oynanan tiyatroya maalesef bende dahil olmak üzere benim gibi siyasetçiler önderlik ediyor. Ama onu tahrik eden unsurlar meslek olarak da içinde yer aldığım maalesef medya ile medyanın tahrikkarlığındaki bir takım aydınlar.

Öyleyse dostlar kendi aydınlarımızı bir daha tasnif edeceğiz. Bizden bildiklerimizin yıllardır referanslarını doğru kabul ettiklerimizi de bugün artık ulusal küresel çetelerin ve küresel çetelerle beraber milletimizin varlığına birliğine dirliğine göz diken çevrelerin birer piyonu olduğunu unutmayalım. Hepsi bir bir çıkıyor." dedi. Program sonunda Belediye Başkan Vekili Kadri Şentürk ve Türk Ocağı Şube Başkanı Ahmet İşlek, konuşmacı Okumuş'a günün anısına plaket takdim ettiler.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Sakarya Gazetesi Haberleri