"VATANDAŞ DEVLETE YARDIMCI OLMALI"

Son günlerde gazetemiz manşetlerinde yer alan "Vatandaşın muhattabı kim?",  "Su akıyor, Aşağıköylüler bakıyor!", "Üretici olarak perişanım!" haberlerinin ardından gazetemize açıklama yapan Vali Halil İbrahim Akpınar, haberleri yakından takip ettiğini gerekli talimatları verdiğini belirterek," Vatandaşta devete yardımcı olmalı" dedi. Ayrıca Bilecik İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Halis Nalbant'ta gündeme getirdiğimiz sorunlarala ilgili ayrıntılı açıklamalarda bulundu.

Ahmet MEŞE-Sinan ÖNCE

Pelitözü Köyü'nde yaşayan Mustafa Kuşçu isimli vatandaş, yağmur ve kar sularından dolayı hasar gördüğünü belirterek yetkililere seslenmişti. 24 Haziran tarihli gazetemizin manşetinde yer alan "Su akıyor, Aşağıköylüler bakıyor!" haberinde ise Aşağıköy'de çiftçilik ile uğraşan Şahsine Algan isimli vatandaş, bölünmüş yolun yapılmasından sonra sulama kanallarının kullanılamaz hale geldiğini söyleyip," Gitmediğim yer, çalmadığım kapı kalmadı. Biz derdimizi Obama'yamı anlatacağız" diyerek isyanını dile getirmişti. Yine 26 Haziran Çarşamba günü Deresakarılı çiftçi Emin Kayabay'ın" Üretici olarak perişanım" feryadını manşete taşımıştık.

Vali Halil İbrahim Akpınar, gazetemiz manşetlerindeki vatandaşın feryatlarına kulak vererek, konulardan haberdar olduğunu söyledi. Gerekli çalışmaların yapıldığını kaydeden Vali Akpınar, vatandaşların devlet yatırımlarına ve çalışmalarına sahip çıkmalarını istedi. Aşağıköylü çiftçi Şahsine Algan tarafından iddia edilen ve kendisinin söylediği öne sürülen," Bıktım bu Aşağıköy'ün sorunlarından" ifadelerini ise kullanmadığını kaydetti. Akpınar," Benim böyle bir şey söylemem söz konusu olamaz" diye konuştu.

Haberlerimizin içeriğinde İl Özel İdare'den oldukça fazla söz edilmesi ve Özel İdare'nin zaman zaman hedef olarak gösterilmesiyle ilgili açıklamalarda bulunan İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Halis Nalbant, problemlerle ilgili ayrıntılı açıklamalarda bulundu. Genel Nalbant, Pelitözü Köyü'ndeki vatandaşın sorunları, Aşağıköy'deki su sıkıntıları ve Deresakarılı çiftçi Emin Kayabay'ın açıklamalarına ilişkin cevaplar verdi. 

Pelitözü Köyü'nde yaşayan Mustafa Kuşçu isimli vatandaşın yaşadıklarına değinen Nalbant, Pelitözü'nün imar yönünden belediyeye geçtiğini söyledi. "Vatandaşın muhattabı kim" başlığını attığımız haberimize muhattab olarak belediyeyi gösterdi. Nalbant, Köylere Hizmet Götürme Birliği aracılığı ile Pelitözü'ne yardım ettiklerini kaydederek bir çelişkinin olduğuna dikkat çekti. Nalbant, bahsettiği çelişkiyi ise şu sözlerle açıkladı:" Belediye burayı imar planına alırken, alt yapı hizmetleri hariç diye bir cümle koymuş. Bunu kimse görmemiş. Ama üst yapıya izin verdiğinde, bir bina yapıldığında kanalizasyonu kim getirecek buraya? Belediye yaptırıyor, özel idareden hizmet bekleniyor. Belediyeden ücreti ödenerek ruhsat alınıyor, özel idare su getirecek, kanalizasyon getirecek. Burada böyle bir çelişki var.

Ayrıntılı bilgi vermeye devam eden İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Halis Nalbant şöyle konuştu:" Burası köy tüzel kişiliği olmasına rağmen, imar yönünden belediyeye geçti. Burada bir yapı yapılacak olsa belediyeye sorulacak. Bir yola, sokağa, vatandaşın tarlasına kazma vurulacağı zaman inşaat izni mutlaka belediyeden alınması gerekiyor. Belediye mücavir alanında olan her türlü iş için belediyenin izin vermesi gerekiyor. Burası köy tüzel kişiliği olduğu için biz buraya yardım etmeye devam ediyoruz, muhtarlığa yardım ediyoruz. Muhtarlığa da doğrudan yardım yapmıyoruz. Biz Köylere Hizmet Götürme Birliği'ne yardım ediyoruz, birlik muhtarlıklara yardım ediyor. Çünkü onlar ihale kanununa tabi değil, bazı kolaylıkları var. Yardım ederken de paylaşıyoruz. Devlet-vatandaş işbirliği diyoruz. Diyoruz ki 'madem sen kaldırım taşı istiyorsun, taşın altına sen de elini sok. Biz taşı verelim, işçiliğini de sen üstlen. 

İşçiliğini köylü üstlendiği zaman biz yardımı yapıyoruz. Kaldırım taşının döşemesini yapan bizim maddi desteğimizle köylü oluyor. Burada teknik bir hata yapıldıysa o düzeltilir. Daha yerine gidip göremedim. Kanunda şöyle bir boşluk var. Belediye burayı imar planına alırken, alt yapı hizmetleri hariç diye bir cümle koymuş. Bunu kimse görmemiş. Ama üst yapıya izin verdiğinde, bir bina yapıldığında kanalizasyonu kim getirecek buraya? Belediye yaptırıyor, özel idareden hizmet bekleniyor. Belediyeden ücreti ödenerek ruhsat alınıyor, özel idare su getirecek, kanalizasyon getirecek. Burada böyle bir çelişki var. Bir yolda hizmet yapılacak. İmar yolunun hakkı belediyede. Belediyeden izinsiz bir iş yapamazsın, böyle bir çelişki var. 

Biz hukuken bunun ne olması gerektiğini, alt yapıyı kimin yapması gerektiği yönünde İçişleri Bakanlığı'ndan görüş sorduk, hala bir cevap alamadık. Bana göre orası artık belediye hizmetlerini alan bir köy oldu. Üst yapıya belediye karışıyorsa, alt yapıya da belediye karışmalı. Birisi bir yerde ev yapıyor, bize kanalizasyon getir diyor. O zaman izini belediye veriyor ama biz yapmak zorunda kalıyormuşuz gibi bir durum ortaya çıkıyor. Mesela eskiden bu bölgede hazine arazileri satıldığında bunların gelirinin %25'i özel idareye kalıyordu şimdi belediyeye gidiyor. Burada hukuki bir çıkmaz var. Belki de baştan düşünülememiş, belediye de alt yapıyı ben yapmam demiş. Muhtar diyor ki; 'Bizim sahibimiz kim?'. Belediye mi, özel idare mi? Böyle bir durum var. Belediye de yapmak istemiyor, orayı mahalle yapmak istedi, red ettiler. Referandumda red ettiler ama belediye hizmetlerinden de yararlanmak istiyorlar. En doğrusunun, oranın da artık belediyenin bir mahallesi olmasıdır diye düşünüyorum. Çünkü temizlik hizmeti var, park hizmeti var, su hizmeti var. Bunlar artık muhtarlık kanalıyla yapılması zor" dedi.

Aşağıköy'de yaşanan su sıkıntılarına değinerek açıklamalarına devam eden Nalbant, Karayolları ile ilgili bir tespit davalarının olduğunu söyledi. Köydeki su kanallarının temizlenmesi için köylünün elini taşın altına koyması gerektiğini ifade etti. Bölgede iş makinesinin çalışma olanağının olmadığını söyleyen Nalbant, su kanallarının temizlenmesi için," Kazma kürekten başka çözüm yolu yok" ifadelerini kullandı. 

İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Halis Nalbant, köyde yaşanan su sıkıntısıyla ilgili şu ifadeleri kullandı:" Benim görüşüm şu, karayolları 'Ben yaptım oldu' diyor. Karayolları menfezlerini Aşağıköy'de olduğu gibi düzgün yapmıyor. Aşağıköy'de de menfezleri saldılar aşağıya, çıkışında bunun nereye zararı olur diye düşünmüyor. Dava açtık bu duruma karşı. Çıkış tahliye hatlarını kanalların üzerine koymuşlar, oradan sel topak, birikinti gibi malzemeyi taşıyor. Olduğu gibi bizim kanalların içini dolduruyor. Bir yerden geçse de biz üzerini kapatsak sorun değil ancak bir sürü yerden giriş yapıyor kanallara. Vatandaş da haklı olarak ben bunu açmaktan bıktım diyor. Eski yıllarda biz birkaç kez açtık ama, kepçenin giremediği çok yer var. Kepçeyi oraya soksak kanalları kırarım.O bölgeyi kazma kürekle açmaktan başka çare yok. O kanalları biz yaptık biz temizledik. O bölgede çiftçilikle uğraşan da pek yok. Geçen senelerde İşkur'dan bir proje yaptık, kanalları biz açtırdık ama yine tıkandı. Normalde köylerde uygulama şöyledir. Devlet gelir yatırımını yapar, işletmesini köy bırakır. Köylerin bunu işletebilecek kabiliyette olması gerekir. Kanallar bir sene içerisinde tıkanır, otlanır, çamurlanır, kürek kürek açılır. Ben de köy çocuğuyum imeceye çok gittim. Köylülerin bunu açması gerekir ama hem birikinti çok, hem de tarım yapan fazla insan yok. İmeceye uygun bir tarımsal faaliyet yok. Benim gördüğüm bu bayanlar var, gerisi hobi şeklinde yapıyor. Kaynaklar sınırlı, sınırlı kaynakları kullanırken en ekonomik şekilde kullanmak gerekiyor. Bir çiftçiye ne kadar para harcayabilirsin? Burada en doğru şey şudur diye düşünüyorum. Bu rusubat temizlenmeli, imeceyle temizleniyor bu. Bir sene biz işkur aracılığıyla temizlemiştik ancak her sene bizim tarafımızdan temizlenmesi mümkün değil. Kepçeyle olacak birşey olsa biz temizleriz o kolay, kanal kazıcı gider temizler. Kanal kazıcıyı da sokamıyoruz, kepçesini vurduğu zaman betonları dağıtıyor. O zaman kazma kürekten başka çözüm yolu yok. Onu da köylü yapar benim bildiğim. Çıkış yolu bu, köylü burayı temizleyecek. Ama onlar da, karayollarının pisliğini ben niye temizleyeyim diyor. O zaman tek çare kalıyor, karayollarına dava açmak. Hatta bana göre çiftçilerin zararları varsa, 'Biz sizin yüzünüzden sulama yapamadık, şu kadar zararımız var' şeklinde karayollarına dava açabilirler. Karayollarının burada haksız çıkma ihtimali çok yüksek. Biz tespit davası açtık, bu davaya göre hukuki süreci sürdüreceğiz. Ama bunun sonuçlanması 1-1,5 yılı alabilir. Bunlar o arada zarar ederlerse, zararlarına karşı karayollarına tazmin davası açma hakları var. Çünkü burada karayollarının yanlış projesinden kaynaklanan bir zarar var. Burada özel idarenin suçu yok. Özel idare burada görevini yapmış, yıllar önce buraya kanal yapmış. Yılın birinde bir proje yapıp kanalları açmış, aradan 6 ay geçmeden yine tıkanmış. Yağmur yağdığı zaman karayollarının bütün pisliği kanalları dolduruyor. Biz burada zarar ziyan konusunda haklı çıktık, karayollarından kaynaklandığını ispatladık diyelim. Karayollarından proje bedeli istenir, bu bedel gelir. Belki komple kapalı basınçlı sulama sistemi uygulanabilir. O da kısa sürede çözülebilecek bir konu değil. Bu kanal geçen sene de önceki sene de kapalıydı, ara sıra açılıyordu. Bu sene demek ki açmaktan bıkmışlar, feryat ediyorlar. Bu konu 3 yıldır devam eden bir konu."

İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Nalbant son olarak Deresakarı'da yaşanan su sıkıntısına değindi. Deresakarı barajının Devlet Su İşleri ile bağlantılı olduğunu belirten Nalbant şöyle devam etti:" Deresakarı barajının konusu bizimle direk bağlantılı değil. Su kaynaklarının çözümü Devlet Su İşlerine ait, bizimle ilgisi yok. Devlet su işleri oranın taranmasına, içerideki kumun temizlenmesine, o bölgede su akışının hızlanmasına izin vermiştir. Lisans sahibi, enerji üretecek firmaya izin vermiştir. Onlar da kendilerine verilen izin çerçevesinde görevini yapmış. Dönelim bu tarafta çiftçiler kuyu açmışlar. 10 metreden yüksek kuyular da ruhsata tabi. Onu da kimse almak istemiyor. Tabi 10 metreye kadar olan kaynaklar da her zaman yükselebilir, alçalabilir. Burada sakarya nehrinin hızlanması için yapılan çalışma su kaybına neden olmuş mudur? Teknik bir konu bunu bilmemiz mümkün değil. Kuyuların kotu sakarya nehrinin altında olmalı ki suyu çekebilsin. Bu kadar basit mantık. Biraz daha açacaklar kuyularını, başka çaresi yok. Çiftçiler lisanslı kuyulara sahip olsaylardı şunu iddia edebilirlerdi, 'Elektrik projesi yüzünden bizim kuyularımız kurudu, biz çiftçi olarak ekim, dikim yapamadık' dava açabilirlerdi. Ama burada kimsenin lisansı yok. Devlet su işlerine ne hakla müracaat edecek? Burada çiftçilerin yapacağı tek şey, kuyuları biraz daha derine çakacaklar. Ama 10 metreyi geçiyorsa ruhsat alacaklardır. Ancak kimse ruhsat almak istemiyor. Bu doğrudan bize bağlı bir konu değildir. Sadece şu yönden bizimle bağı var, imar planının onay yetkisi bize ait. Biz imar planını kabul etmişiz."

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Sakarya Gazetesi Haberleri