"VATANDAŞIN BİZE İTİBAR ETMESİ LAZIM"

Gazetemize ziyarette bulunan İl Müftüsü Necati Akkuş, "Vatandaşın bize itibar etmesi lazım. Şayet bunu sağlayamazsak vatandaş bu bilgiyi farklı kaynaklardan sağlamaya çalışıyor. Bu farklılıklar da onun zihnini karıştırıyor. İnanç ve itikat noktasında bir takım şüphelere düşüyor." dedi.

Halil Türker ÇOBAN

Bilecik İl Müftüsü Necati Akkuş, gazetemize ziyarette bulundu. 7 Ekim Pazartesi günü gazetemize gelen Müftü Akkuş'u gazetemiz sahibi Şadi Erdal karşıladı. Geçtiğimiz ay göreve başlayan İl Müftüsü Akkuş, gazetemiz sahibi Erdal ile bir süre sohbet etti. 

 "Resmi kurum olsak da sivil hizmet veriyoruz" 

Ziyaretlerle birlikte Bilecik'i tanımaya başladığını belirten Müftü Akkuş, "Resmi kurum olsak da sivil hizmet veriyoruz" diyerek beşikten mezara hizmet verdiklerini ve sosyal münasebetlerin kendileri için önemli olduğunu söyledi.

Gazetemiz Sahibi Şadi Erdal ise, "Ben de kendimi sizinle aynı camiadan hissediyorum" derken Din görevlilerinin sosyal ilişkilerinin her zaman güçlü olması gerektiğini vurguladı. Erdal, "Ne zaman ki imamlar sadece namaz kıldırma memuru oldu. O zaman cemaatle ilişkileri koptu" ifadelerini kullandı. Erdal'ın Kurtköy'de 90 tane hafız yetiştiğini ve bu 90 hafızın aralarında kendisinin de bulunduğunu söylemesi üzerine, iki konuyu fazlasıyla önemsediğini belirten Müftü Akkuş şu şekilde konuştu;

"Evlerinizi kabire çevirmeyin, Kur'an'la evlerinizi nurlandırın, aydınlatın"

"Bir beldede ister şehir olsun, ister ilçe olsun, mutlaka Kur'an-ı Kerim'in hıfzedildiği, okunduğu, talim edildiği bir mesken olması lazım. Peygamber efendimiz diyor ya; 'Evlerinizi kabire çevirmeyin, Kur'an'la evlerinizi nurlandırın, aydınlatın.' Bana göre hafızın bir bölgede yetişmemesi önemli bir eksiklik. Öncelikli konulardan biri bu. Biz kurum olarak mutemet ve mutebel bir kurum olmak zorundayız. Çünkü vatandaşlara sahi kaynaklardan doğru bilgiyi verimli ve hızlı bir şekilde verebilmek için vatandaşın bize itibar etmesi lazım. 

Şayet bunu sağlayamazsak vatandaş bu bilgiyi farklı kaynaklardan sağlamaya çalışıyor. Bu farklılıklar da onun zihnini karıştırıyor. İnanç ve itikat noktasında bir takım şüphelere düşüyor. Özellikle son zamanlarda yapılan televizyon programlarında, itibar görmemiş, rafa kaldırılmış konular konuşuluyor. Adeta yeniden ısıtılıp gündeme getirilen bu konular vatandaşın ister istemez zihnini bulandırıyor. 

"Dinin görevlisi yoktur"

Bu sebeple bizim müftülük olarak duruşumuzun çok oturaklı olması lazım. Bunu sağlayabilmek için de ilk önce bizim kendi personelimizi yetiştirmemiz gerekiyor. Ben şuna inanıyorum; bir camide cami görevlisi, bence cami gönüllüsüdür, din gönüllüsüdür. 

Dinin görevlisi yoktur, görevi devlet vermiştir o ayrı bir konudur. Allah bize böyle bir hizmet kapısı açmıştır. Allah bize böyle bir hizmet kapısı açtıysa bizim de bunun sorumluluğunu yerine getirmek gibi bir mecburiyetimiz vardır. Bir beldede besmele ile tanışamadığı için yarın huzuru İlahiye vardığında rabbine karşı mahcup olacak 7'den 70'e erkek ya da kadın, hangi sosyal statüde olursa olsun mahcup olacak herkesin sorumluluğu benim ve personelimin üzerindedir. Ben o vebali taşır, personelimle de paylaşırım. Bu besmeleyi tırmak içine aldığımızda onun içinde iman, itikat, ibadet, manevi değerlerimiz ve insani değerlerimiz var. Bütün bunlar bizim alanımız içerisindeki işler. 

Bunun tesis edilebilmesi için de bir ekip çalışması lazım.  Camiler de bizim bu çalışmayı yapabileceğimiz güzide yerler. Ama sadece cami içinde kalmakta bizim bu işi yapabilmemiz için yeterli değil. Hocalarımız kürsüde de, mihrapta da, minarede de hoca olmalı. Sadece camide değil cami civarında da hocalık vasfı vatandaş tarafından ön planda olmalı. Hatta mahallede bir sorunla ilgili akıla ilk gelen caminin imamı ya da görevlisi olmalı. Hangi mesele olursa olsun hocaya danışma düşünülmeli. Bizim sosyal, kültürel konularda da, insanlarla ilgili meselelerde de onlara yol gösterici, yeni bir bakış açısı vericek bir sorumluluğumuz var. 

Bu misyonu kazanamadığımız müddetçe biz ve görevli arkadaşlarımız "Namaz kılma memuru" olmanın ötesine geçemeyiz. Yani hocanın mahalledeki hastadan, fakire, yetime, sahipsize, ihtiyara, ihtiyaç sahibinden haberdar olma gibi bir sorumluluğu var. Sadece haberdar olmak değil, o insanın eksikliğiyle bizzat ilgilenmeli ve insanları da ilgilenmeye davet etmelidir. Bu misyonu kazanmadığımız sürece çok iyi bir hizmet verebileceğimizi düşünmüyorum. "

Gazetemize teşekkür

Sakarya Gazetesi'ni Bilecik'e geldiğinden beri takip ettiğini belirten Müftü Akkuş, "Müftülüğümüze ve hizmetlerimize göstermiş olduğunuz hassasiyetten dolayı teşekkür ediyorum. Basın bizim için çok önemli, hizmetlerimizin vatandaşlara ulaştırılması ve duyurulması açısından bizim adeta pencerimiz gibi. " şelinde konuştu.

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Sakarya Gazetesi Haberleri