ZAMAN AYIRMAK

MUZAFFER ÇEVEN

Sevdiklerimize zaman ayırmak, zamanın en değerli kısmı… Kendimize ayırdığımız zaman, el aman dedirtmemeli bize… Başkalarına ayırdığımız her an, kimliğimizin, kişiliğimizin ve karakterimizin yansıması… Başkalarına ayırdığımız zamanın büyük bölümünü sevmediklerimiz işgal etmemeli… Sevdiklerimize zaman ayıralım; yoksa gün gelir, devran döner, zaman bizi sevdiklerimizden ayırır...

Kendimize ve başkalarına ayırdığımız zaman dengeli olmalı… Bu denge olmadan, bireysel ve sosyal yönlerimiz gelişemez… Kendimize ayırdığımız zamanı, görevlerimiz, sorumluluklarımız, hobilerimiz ve ilgi alanlarımız doldurmalı… Sevdiğimiz şeylere zaman ayırmak, hayatımıza neşe ve anlam katmalı… Yaratan’ı fikretmek, zikretmek ve ona şükretmek, hayatımızı anlamlı kılar... Bir enstrüman çalmak, resim yapmak, bahçeyle uğraşmak veya spor yapmak vb. faaliyetler iç huzurumuzu artırır… Yeni etkinlikler yapmamız, kitap okumamız, bir kursa katılmamız ve meslekî becerilerimizi geliştirmek için zaman ayırmamız, bireysel ve toplumsal değişim ve gelişim demek… Dinlenmemiz ve yenilenmemiz de gerekli… Meditasyon yapmak, doğada yürümek, sessizce oturmak, fikretmek, zikretmek ve şükretmek bizi yeniler ve güçlendirir… Başkalarına ayırdığımız zaman ise, kendimizi resetlemek niçin lâzım… Ailemiz ve dostlarımız, en büyük destekçilerimiz olmalı… Onlarla kaliteli zaman geçirmemiz, sosyal ilişkilerimizi anlamlı hâle getirir ve kendimizi değerli hissetmemizi sağlar… Gönüllü çalışmalara katılmamız, konu komşuya yardımcı olmamız, bir Kızılay, Yeşilay vb. bir kulübe üye olmamız aidiyet duygumuzu pekiştirir ve başkalarına faydalı olmamızın zevkini yaşatır bize... Asıl ve en önemlisi bize ilham veren ve bizi geliştiren insanlarla olan birlikteliğimiz… Hayatımızı anlamlı kılan, bizi motive eden ve bize yeni bakış açıları kazandıran kişilerle vakit geçirmemiz, ufkumuzu genişletir… Bizde sürekli eksik arayan, olur olmaz bizi tenkit eden, geleceğimizi karartır, ömrümüzü törpüler... Zamanımızı iyi ve doğru kullanmamız, tatmin olmamamız ve anlamlı yaşamamız demek… ‘Zamanınızı kimlerle ve nelerle geçirmeliyiz?’ sorusunun doğru cevabı, ‘Kişilerin ve aktivitelerin bize ne kattığına odaklanmamız lâzım.’ demek olsa gerek…

Kendimize ve başkalarına ayırdığımız zamanı doğru harcamak ve yönetmek, kişisel verimliliğimizle ve içsel huzurumuzla doğrudan alâkalı… Zamanımızı boşa harcamak, bir bakıma kendimizi tüketmek… Vaktimizi farkında olmadan gereksiz alışkanlarla (meselâ, uygun olmayan sosyal medyada amaçsız gezintilerle) geçirmek yerine, bize değer kattığına inandığımız şeylere yönlenmemiz, âcil olanla önemli olanı ayırt etmemiz önemli… Bunun için, zamanı iyi, doğru ve akıllıca yönetebilmek mühim… Günlük, haftalık, aylık ve yıllık yapılacaklar listesi organize edilmeli öncelikle… İş, dinlenme, öğrenme ve sosyal ilişkiler arasında bir denge kurulmalı… Aşırı disiplin ve aşırı dağınıklık olmamalı... Takıntılı olmadan hareket edilmeli... Günlük rutinler, günü daha kontrollü yaşamanın pratiği olarak algılanmalı… Zaman, yönetilecek fırsatlar olmanın ötesinde, hayatımızı kaliteli ve neşeli hâle dönüştürmeli… ‘Zamanı doğru kullanmak’ derken, zamanın bizi bizden ettiği duruma gelmemek de gerekli… Boşa tükettiğimiz zamanın farkına varmalıyız… Önceliklerimizi iyi ve doğru bir şekilde belirlemeliyiz… Geçireceğimiz her bir ânı, iyi organize etmeliyiz… Zamanı, görevlerimizi ve sorumluluklarımız yerine getirmek ve verimli ve mutlu yaşamak için kullanmalıyız… Sevdiklerimize zaman ayırmayı asla ihmal etmemeliyiz… Zaman bir nimet… Nimeti külfete veya fırsata dönüştürmek kendi elimizde… Kadim medeniyetimizde zaman nimeti, çok kıymetli ve israf edilmemeli… Ölçü: “Asra yemin ederim ki, insan gerçekten ziyan içindedir. Ancak iman edenler, salih amel işleyenler, birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye edenler müstesnadır.” (el-Asr, 1–3)… “Bir işi bitirince hemen başka bir işe giriş! Hep Rabbine yönel!” (el-İnşirâh, 7–8)… Zamanı doğru kullanmak hakkında yapılan tespitler: “Cennet halkı, başka bir şeye değil, sadece dünyada Allah’ı zikretmeksizin geçirdikleri anlara hasret ve nedamet duyacaklardır.” (Hadis-i Şerif)… “Şayet Kur’an’da başka bir şey nâzil olmasaydı, şu pek kısa Asr Suresi bile insanlara yeterdi.” (İmam Şafiî)… “Çağımızda yemekten, sudan daha çok israf edilen bir şey varsa, o da zamandır.” (Abdulfettâh Ebû Gudde)… Zaman, Allah’ın insana bahşettiği en büyük nimet… Zamanı bilinçli, ölçülü ve disiplinli kullanmak gerek… Boşa geçirilecek vaktimiz yok; her an, Hakk’a kul olmanın gereğini yerine getirerek ibadet, ilim-irfan, hizmet ve hayırlı işlerle değerlendirilmeli… En sevdiğimiz, Yaratan… Zamanımızı ona ayırmak, zamanın en doğru kullanılması demek… Bu, ilim-irfan-izan-tefekkür-terbiye-edep ile vakit geçirmek demek… “Zamanın kıymetini, kaybeden bilir.” (Hz. Ali)… “Vaktini boşa geçirecek kadar bol zamanın olduğunu düşünmek, en büyük yanılgıdır.” (Hypatia)… “Zaman, bizim olmayan, bize emanet edilmiş bir nimet ve servettir.” (Mevlana Celaleddin-i Rumi)… “Zaman, en kıymetli sermayedir.” (Dale Carnegie)… “Kaybedilen para kazanılabilir, ancak kaybedilen zaman asla.” (Napoleon Bonaparte)… “Geçmişi değiştiremezsin, geleceği ise endişelenerek harcama. Şu anı yaşa.” (Buddha)… “Zamanın azlığından şikâyet ederiz; fakat onu iyi kullanmasını da bilmeyiz.” (John Locke)… “Zamanın öldürmeyecek kadar kıymetlisini, öldürmeye kalkma.” (Cenap Şahabettin)…

Zamanı doğru kullanmasını bilmezsek eğer, her bir değer; boynumuzu eğer… Başımızı dik tutmak, dikleşmeden dik durmak; “Zaman bendedir ve mekân bana emanettir!” sözünün gereğini yapabilmeye endeksli… ‘Zaman bendedir’, zamanı yönetmenin, yön vermenin ve geleceği şekillendirmenin gücüne sahip olabilmenin ifadesi… ‘Mekân bana emanettir’, yaşadığımız toprağın, toplumun ve medeniyetin sorumluluğunu taşıyabilmenin ideali… Bu; bir çağrı, emanet bilinci, dava ahlâkı ve medeniyet vizyonu… Bu vizyon ile hakikatin peşinde koşmalıyız, kadim medeniyet değerlerimize sahip çıkmalıyız, kızılelma davasına sadık olmalıyız, zamanı ve mekânı sorumlulukla kullanmalıyız… Nazım Hikmet Ran’a göre zaman döngüsü de, oldukça etkileyici: “Ben içeri düştüğümden beri güneşin etrafında on kere döndü dünya.”… Nazım Hikmet Ran, hapiste geçirdiği uzun yılları anlatırken, zamanın akışını kozmik bir ölçüyle ifade etmiş ve zamanın değerini, geçen her anın geri gelmeyeceğini ve insanın bu süreyi nasıl değerlendirdiğini sorgulamış… Nazım Hikmet Ran; yaşamanın, var olmanın, bilinçli ve üretken bir şekilde zamanla yarışmanın önemini dillendirmiş… Bu; hem özlem hem eylem çağrısı… Bu yaklaşımlar, bir bakıma, sevdiklerimize zaman ayırmanın, zaman kavramını içselleştirmekle mümkün olduğunu dillendirmekte… Bunu doğrulayan sözler: “Sevdiklerinize zaman ayırın. Çünkü zaman, bir insana verilebilecek en kıymetli hediyedir.” (Antoine de Saint-Exupéry)… “Hayattaki en önemli şey, sevdiğin insanlara yeterince zaman ayırıp ayıramadığın olmayacak.” (John Lennon)… “Çocuklarınızı büyütürken, onlar için yaptığınız en güzel şey, yalnız onlara ayırdığınız zamandır.” (Joyce Maynard)… “Para kazanmak için harcadığın zamanı, ailene harcadığın zamanla değiştiremezsin.” (Nathaniel Hawthorne)… “Sevgi, bir başkası için zaman yaratmaktır.” (John C. Maxwell)…

Gerçekten, zaman geri döndürülemez ve en değerli hazine… Zaman hazinesini, bir gün pişman olmamak için, anlamlı ilişkilere ve bizi mutlu eden şeylere harcamak en akıllıca olan yatırım… Servet kaybedilir ve tekrar kazanılır; ancak bir ‘ân’ bir daha asla tekrar yaşanmaz... Hayat, sevdiklerimizle geçirdiğimiz zamandan ibaret… İşte geçirilen saatler değil, ailemizle ve dostlarımızla geçirdiğimiz saatler daha kıymetli… Birine ‘vaktim yok’ derken, aslında ‘ona öncelik vermek istemiyorum’ dediğimizin farkına varalım ki, zamanı, ‘aman’a dönüştürmeyelim… Selam, sevgi ve saygılarımla. https://bit.ly/muzafferceven

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.