Bilecik’te eğitim camiası tek yürek oldu!

Bilecik’te eğitim camiası tek yürek oldu!

Bilecik’te, Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde bir okulda meydana gelen menfur saldırının ardından eğitim sendikaları tek yürek oldu.

Bilecik’te, Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde bir okulda meydana gelen menfur saldırının ardından eğitim sendikaları tek yürek oldu.

Cumhuriyet Meydanı’nda bir araya gelen Eğitim Bir-Sen, Türk Eğitim-Sen ve Eğitim Gücü Sen ortak basın açıklaması gerçekleştirdi. Menfur saldırının lanetlendiği ortak açıklamada okullarda artan şiddet olaylarına karşı yetkililer göreve davet edildi.

dsc-0008.jpg

Sendikaların ortak yaptığı açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

“Siverek’te Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde eski bir öğrenci olan saldırgan tarafından gerçekleştirilen saldırı, bir kez daha göstermiştir ki; okullarımızda eğitimcilerimize ve öğrencilerimize yönelen şiddet olayları münferit eylemler olmaktan çıkmış, yaygın bir toplumsal sorun haline gelmiş, toplumsal çürümeyi gün yüzüne çıkarmıştır.

Eğitim sistemimizin en önemli paydaşlarından biri olarak, daha iyi bir eğitim için daha iyi bir müfredat, pedagojik yöntemler, daha ileri amaçlar üzerine kafa yormamız gerekirken, bugün bu yaramızı konu etmek mecburiyetinde kalışımızın ana sebebi, şiddetin ağırlaşan toplumsal maliyeti karşısında, ilgililerin çözüm üretmede yetersiz kalmaları veya isteksiz davranmalarıdır.

Eğitimciye yönelen şiddetin vaka-i âdiyeden bir hale geldiği, eğitim çağındaki çocukların şiddetin faili haline geldiği, silahın çocuklar tarafından kolayca elde edilerek pervasızca suç işlendiği bir zaman dilimindeyiz.

Aklı esenin, aklı kesenin ya da aklı başında olmayanın öğretmene, okul yöneticisine, eğitim çalışanına, öğrenciye şiddet uyguladığı, can güvenliğinin eğitim-öğretime galebe çaldığı bir zemine doğru hızla yol alıyoruz.

Eğitimciye şiddetin bireysel suç vakaları olmaktan çıkarak eğitim, aile ve toplum politikalarının köken sorgulanmasını gerektiren bir iş güvenliği sorununa dönüştüğünü üzülerek müşahede ediyoruz.

Eğitimcilere yönelik saldırılar geleceğimizi karartmakta, eğitim camiasını tedirgin etmekte, can güvenliğinin çalışma hayatındaki başat sorun haline dönüşmesi riskini ortaya çıkarmaktadır. Eğitimcilere yönelik her saldırı, özellikle eğitim çağındaki çocuklardan, öğrencilerimizden kaynaklandığında aklımızı körleştirmekte, ruhumuzu karartmakta, benliğimizi esir almakta, irfanımızı yok etmektedir.

Eğitim, şiddeti ortadan kaldırılacak bir unsur olarak nitelendirilir iken; şiddetin, eğitimi tehdit ve tahdit eder boyuta ulaşması, bunun geleceğimizi tehlikeye sokacak boyuta doğru tırmanıyor olması, acil ve köklü çözüm bulmayı zaruri hâle getirmektedir.

Evrensel hukuk ve anayasada ifadesini bulan hayat hakkı ve can güvenliği ilkesi çerçevesinde, devletin kasıtlı ve hukuksuz şekilde ölüme, yaralanmaya ve zarara sebebiyet verilmesini önleme yükümlülüğü yanında kendi hukukuna tabi kişilerin yaşamlarını korumak için gerekli tedbirleri almakla yükümlü olduğunu bir kez daha vurguluyoruz.

Devletin, bu yükümlülük çerçevesinde suç işlemekten caydırıcı yasal zemini ve idari koşulları tesis ederek yaşam hakkını koruması, eğitimcilerin ve öğrencilerin can güvenliğini sağlaması, okullarda güvenli ve huzurlu bir çalışma ve eğitim-öğretim ortamı tesis etmesi gerekliliğini hatırlatıyoruz..

dsc-0001.jpg

Yaşadığımız bu olay, eğitimciye, öğretmene karşı şiddetin son örneği olmalıdır. Eğitimciler her türlü şiddet ve saldırılar karşısında savunmasız, korumasız bırakılmamalı; yaptıkları işin onur, önem ve ağırlığına uygun hayat, çalışma ve güvenlik şartları sağlanmalıdır.

Şiddet olayları eğitim camiamızın geleceğe dair endişelerini artırmakta ve acil önlem alınması gerekliliğini birkez daha ortaya koymaktadır.

Fatma Nur Çelik öğretmenimizin katledilmesinin ardından çok kısa bir süre içinde yaşanan bu elim olay, eğitim camiamızda zaten varolan endişeyi daha da artırmış, hepimizi derin bir üzüntüye sevk etmiştir.

Ne yazıkki okullarımızda şiddet olayları sona ermemekte; güvenli, sağlıklı ve huzurlu bir eğitim ortamı tam anlamıyla tesis edilememektedir. Adeta ABD’de ve farklı ülkelerde yaşanan okul saldırılarına benzer bir tablonun ülkemizde de görülmesi çok ürkütücüdür. Bu durum, eğitim camiamızın geleceğe dair endişelerini artırmakta ve acil önlem alınması gerekliliğini birkez daha ortaya koymaktadır.

Biz ne ara, öğretmeninin önünde ceket ilikleyen öğrencilerin bugün silahla okullara girip öğretmenlerine kurşun sıkabildiği bir noktaya geldik?

“Etisenin, kemiği benim”anlayışından; öğretmeni tehdit eden, hatta fiziksel şiddet uygulayan, öğretmeni katleden veli ve öğrenci profiline nasıl ulaştık?

Öğrencilerimiz nasıl oldu da çeteleşmenin tuzağına düştü, mafyavari oluşumların içine sürüklendi, bu karanlık düzene teslim oldu?

Bakınız; okullar öğrencilere bilgi kazandıran, onları geleceğe hazırlayan; eğitimcilerimizin huzur ve güven içinde görev yaptığı, toplumsal değerlerimizin yaşatıldığı kurumlardır. Ancak okulların şiddet olaylarıyla anılması, ülkemizin geleceğini doğrudan tehdit etmektedir. Bu nedenle eğitim kurumlarında güvenliğin sağlanması vazgeçilmez bir zorunluluktur.

dsc-0007.jpg

Bugün gelinen noktada açıkça görülmektedir ki; okullarımızın güvenliği yalnızca temenniyle, geçici önlemlerle ya da kâğıt üzerindeki düzenlemelerle sağlanamaz. Okul giriş-çıkışlarının etkin denetimi, yeterli ve nitelikli güvenlik personeli istihdamı, gerçekçi risk analizleri ve güçlü psikososyal destek mekanizmaları artık bir tercih değil, açık bir zorunluluktur.

Eğitim çalışanlarının ve öğrencilerimizin can güvenliği, hiçbir idari gecikmeye, hiçbir ihmale ve hiçbir gerekçeye kurban edilemez. Bu nedenle yetkilileri, benzer acıların tekrar yaşanmaması adına sorumluluk almaya; daha kararlı, daha hızlı ve daha somut adımlar atmaya davet etmiyor, açıkça göreve çağırıyoruz.

Unutulmamalıdır ki öğretmenin kendini güvende hissetmediği, öğrencinin korkuyla eğitim gördüğü bir ortamda nitelikli eğitimden söz etmek mümkün değildir. Güvenliğin sağlanamadığı bir eğitim ortamı, sürdürülebilir değildir.”

dsc-0004.jpg

Bu haber toplam 325 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
3 Yorum