’48

’48

Siyonistlerin devlet kurma faaliyeti, ilkin 1848’de Londra’da başladı. Burada 20 yıl devam eden çalışmaların ardından Moskova’ya taşındı...

Siyonistlerin devlet kurma faaliyeti, ilkin 1848’de Londra’da başladı. Burada 20 yıl devam eden çalışmaların ardından Moskova’ya taşındı... 1897’de İsviçre’nin Basel şehrinde Teodor Herzl riyâsetinde ilk Siyonist Kongresi toplandı. Bu çalışmaların üzerinden çokça vakit geçmeden, Filistin’de devlet kurmalarının önünde engel gördükleri Abdülhamid Han’ı 1908’de iktidardan ettiler.

1908/1909’un ardından Harb-i Umumi denen I. Dünya Harbi kopartıldı. Bugün Washington’un siyonist tesir altında olması gibi o zaman da devrin önde gelen devleti İngiltere de Siyonist baskısı altındaydı…

12 Eylül 1683 Viyana bozgunu, Osmanlı için tarihin ve talihin döndüğü bir büyük kayıptır. O günden sonra mağlubiyetler sökün etmiş, Hazine, iradsız kalmış, asker bozulmaya başlamıştır. Bu manzarada geçen asırlar içinde devlet ve milletimiz, fakirleşirken; fakir Yahudiler, zenginleştiler. Devlet, 19. Asrın ortalarında ilk defa kâğıt para basmaya, Avrupa devletleri, daha da kötüsü Galata’nın Yahudi bankerlerinden faizle borç almaya, ondan da fenası ticaret hukuku gibi muhtelif hukuk tatbikatlarında Avrupa’dan iktibaslar yapılmaya başlandı.

Fakirleşmiş Müslimler, zenginleşmiş Musevîler yeni dünyasındaki Mason-Siyon ittifakı, İngiltere hariç, imparatorlukları tasfiye kararı aldı. Cihan Harbi ile bu netice temin edildi. Bu I. Dünya Harbi devam ederken, İngiltere, Filistin’i işgal etti. 1848’de Londra’da temeli atılmış olan Siyon İsrail devleti kurma projesi hayata geçiriliyordu. Avrupa ve ABD destekli Yahudiler, 14 Mayıs 1948’e gelindiğinde devletlerini kurmuşlardı.

Siyonistlere saha açma faaliyeti olan ilk Dünya Harbinin bitmesinden 20 yıl sonra bu defa da bütün dünyaya Yahudilerin ne kadar mağdur ve mazlum olduklarını gösterip; insanları, vicdanlarından yakalamak maksadıyla II. Dünya Harbi sahaya sürüldü. Bu savaşta insanlık, Yahudilerin soykırım yaşadıklarına, pireyi deve yapma abartmasıyla yersiz-yurtsuz Yahudilerin ezildiklerine ve 5 bin yıl sonra yeniden o çok eski topraklarına dönüp bir vatan üzerinde devletleşmeleri gerektiğine inandırılması için her şey yapıldı…

II. Cihan Harbinin durmasından hemen sonra çarpık ve adil olmayan bir yapılanmayla BM kuruldu. Kimsesiz Araplarla, düvel-i muazzamanın arkasında olduğu Yahudi terör örgünleri arasındaki harp, 1947’de sonlandırıldı. BM, 14 Mayıs 1948’de vazifesini edâ ederek İsrail’in devlet olmasını tescil etti. Washington, İsrail’i hemen tanıdı. Onun tanımasından az sonra Tek Parti Zihniyeti, sıradaki siyâsî irade oldu. İstanbul Hukuk Fakültesi mezunu Ben Gurion, İsrail’in ilk reisicumhuruydu…

Nereden nereye gelinmişti?

Siyonistler, 1848’de Londra’da bir masa etrafına toplanarak devlet olmalarının gerektiğini ve kurulacak devletin Filistin topraklarında olmasını seslendirmiş ve bunu dünya gündemine taşımışlardı. Siyon sermayenin beslediği ve taraftar satın aldığı bu teşebbüs, 1948’de o gün de bugün de Yahudi nüfusun çok olduğu New York’taki BM-Birleşmiş Milletler binasında üye devletlerin kabulüyle hayat buldu.

1848’de başlayan bir fikrî yürüyüş, 1948’de devletine kavuşmuştu. Siyonizmin nihâî gâyesine vâsıl olmasına ise daha zaman vardı: Önce İsrail’in ayağı yere basacak, sonra İsrail toprakları dalga dalga genişleyecek, Yahudi tüccarlar, yaşadıkları ülkelerle dünyadaki her türlü para faaliyetlerine daha da hâkim olacakları gibi burada kalmayıp, edebiyat, matbuat, sinema, moda ve sanatı da ellerinde tutacaklardı.

1948’den beri bunları, kademe kademe gerçekleştiriyorlar. İsrail’in 1948’de kurulduğu bir avuç toprak, daha sonra 5-10 yılda bir çıkarılan harplerle katbekat genişledi. Geçen zaman içinde milletler, İkinci Cihan Harbinde Yahudilerin eşi görülmedik katliam yaşadığına inandırıldı. Kalem ve kamerayla dünya düşünce ve edebiyat çevreleri, Siyonistler lehine şekillendirildi. Bitmemiş kitap yazmış edebiyatçılar bile emsali olmayan edebiyat ustaları olarak tanıtıldılar…

İsrail’in devlet olma çabalarında:

1848-1948 Birinci merhaleydi.

1948-7 Ekim 2023 İkinci Merhaledir.

2023-2048 ise Üçüncü Merhaledir.

Siyonist Yahudiler, Birinci Merhalede devletlerini kurdular. İkinci Merhalede küçük bir toprak ve küçük bir nüfusla kurulan bu toprakların fiilî ve nüfuz olarak etkisini İskenderun Körfezi, Basra Körfezi ve Aden Körfezi arasına yaydılar. Bu Siyon emperyalist işgal, aynı bölgede yayılmakta olan Şii ideolojiyle baştan beri saha mücadelesi yaşamaktadır…

Gidişat her ne olursa olsun Siyonist emperyalizmin vazgeçilmez gâyesi, kendi şeriatından kaynaklandığına inandığı kendi sözde ‘cihad’ anlayışıyla Nil Nehri ile Fırat Nehri arasındaki toprakları, ‘Büyük İsrail’in mülkü yapmaktır. Bundan dolayıdır ki Siyonist yürüyüşte Üçüncü Merhale hayat bulsun; yâni Arz ı Mev’ud yahut ‘Vadedilmiş Topraklar’ denen bu büyük sahayı ele geçirmek saplantısıyla Gazze, bebek, çocuk kadın, yaşlı… demeden korkunç bir katliam, yıkım ve soykırıma mâruz kaldı…

Gazze yarası devam ederken Siyonist ve onların güdümündeki Evanjelist kuvvetler 28 Şubat 2026’da Tahran’a saldırdılar. Beyrut, Tahran’la eş zamanlı olarak vurulur oldu. Bütün bunlar devam ederken Netanyahu’dan itibaren siyonist İsrail elebaşları, iki hususu hiç saklamadan dile getirdiler. Bunlardan biri şuydu; “Lübnan’ı Gazze yapacağız!” diyorlardı. İkincisi de Türkiye’yi düşman ilân ediyor ve Türkiye Cumhurbaşkanı Sn. Erdoğan’a hakaretler ediyorlardı.

Siyonistler yalnızca bu fütursuzlukları yapmadılar. İsrail hükûmeti, Filistinli esirlerin idamına imkân veren bir kararı da meclislerinden geçirdi. Şimdi çok sayıda tutsağın hayatına kıyılması söz konusu. İsrail zindanlarında 10 bine yakın Filistinli esâret altında. Bu vahşi kıyıma mutlaka mâni olmak lazım. Uluslararası hukuk, uluslararası toplum, BM kararları… gibi hatırlatma ve çağrıların İsrail için hiçbir caydırıcı tesiri yoktur. Bir güçlü elin, câniye mâni olması şart. Asla unutulmasın ki Siyonist İsrail’in Gazze, Tahran ve Beyrut’tan sonraki hedefi Anadolu’dur. “Türkiye düşmanımızdır” dediler. Niyetleri, görüşleri bu kadar net!

Bir defa daha dile getireceğiz:

İsrail, 1848’de başladığı ideolojik yürüyüşü 2048’e kadar Arz-ı Mev’ud dediği toprakları kendine katarak ‘Büyük İsrail Krallığı’nı gerçekleştirme yolunda her çılgınlığı yapıyor!..

Önce 14 Nisan 2026’da Şanlıurfa’da bir okulda, bir gün sonra da Kahramanmaraş’taki bir okulda meydana gelen fâcia ve cinayetler, şu anlattıklarımızdan ayrı düşünülemez:

Bu dehşet ve cinâyetlerin, problemli birtakım ergen gençler satın alınarak İsrail istihbaratı tarafından tertiplendiğini değerlendiriyoruz…

Kaynak:https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/rahim-er

Bu haber toplam 103 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.