Muharrem'in Bereketi Aşure Kazanlarında Buluşuyor
İslam dünyasında hicri yılın ilk ayı olarak kabul edilen Muharrem ayı, asırlardır acının, sabrın, paylaşmanın ve manevi muhasebenin sembolü olarak idrak ediliyor.
İslam dünyasında hicri yılın ilk ayı olarak kabul edilen Muharrem ayı, asırlardır acının, sabrın, paylaşmanın ve manevi muhasebenin sembolü olarak idrak ediliyor. Özellikle Kerbela'da yaşanan olay nedeniyle büyük bir anlam taşıyan Muharrem ayı, aynı zamanda birlik ve dayanışmanın simgesi haline gelen aşure geleneğiyle de toplumun ortak hafızasında önemli bir yer tutuyor. Muharrem ayı dolayısıyla yapılan açıklamalarda, bu müstesna günlerin yalnızca geçmişte yaşanan büyük bir acıyı anmak için değil, aynı zamanda adalet, vicdan, merhamet ve insanlık değerleri üzerine yeniden düşünmek adına önemli bir fırsat sunduğu vurgulandı. Açıklamada, "Muharrem ayı; acının, sabrın, paylaşmanın ve hakikate bağlılığın gönüllerde yeniden hissedildiği bir yas ve muhasebe zamanıdır. Bu müstesna günler, yalnızca geçmişte yaşanan büyük bir acıyı hatırlamak değil; aynı zamanda adalet, vicdan, merhamet ve insanlık değerleri üzerine yeniden düşünmek için önemli bir fırsattır" ifadelerine yer verildi. Kerbela'da yaşanan acının insanlık vicdanında derin izler bıraktığı belirtilerek, "Kerbela'da yaşanan acıyı ve insanlık vicdanında derin izler bırakan bu tarihi hadiseyi saygıyla yad ediyor; Hz. Hüseyin Efendimizi, Ehl-i Beyt'i ve tüm Kerbela şehitlerini rahmetle anıyorum. Kerbela'dan süzülen hak, adalet ve insan onurunu koruma anlayışının bugün de gönüllerimize ışık tutmaya devam ettiğine inanıyorum" denildi. Muharrem ayı kapsamında tutulan ibadetlerin manevi önemine de dikkat çekilen açıklamada, "Masum-u Paklar Orucu, Ana Fatma Orucu ve Muharrem Orucu'nu tutan tüm vatandaşlarımızın ibadetlerinin ve dualarının kabul olmasını diliyor; bu mübarek günlerin birlik, beraberlik, kardeşlik, hoşgörü, dayanışma ve karşılıklı anlayış duygularımızı daha da güçlendirmesini temenni ediyorum" ifadeleri kullanıldı. Açıklamanın devamında ise Muharrem ayının toplumsal dayanışmayı artıran yönüne vurgu yapılarak, "Muharrem ayının; toplumsal huzurumuza, gönül birliğimize ve ortak değerlerimize katkı sunmasını, sevgi, saygı ve muhabbet iklimini güçlendirmesini diliyorum. Tutulan oruçların, paylaşılan lokmaların ve edilen duaların Hak katında kabul olmasını niyaz ediyorum" denildi.
Asırlardır Süren Aşure Geleneği
Muharrem ayının en önemli geleneklerinden biri olan aşure, Anadolu'nun dört bir yanında yaşatılmaya devam ediyor. Buğday, fasulye, nohut, kayısı, incir gibi bakliyat ve yemişlerin birlikte kaynatılmasıyla hazırlanan bu özel yiyeceğe "aşure", bu yiyeceğin hicri takvime göre Muharrem ayında pişirilip dağıtılması etrafında oluşan kültürel uygulamalara ise "aşure geleneği" adı veriliyor. Aşure kelimesinin kökeni Arapça "aşura" sözcüğüne dayanırken, bu kelimenin de İbranice'de "onuncu" anlamına gelen "asor" kelimesinden geldiği biliniyor. Muharrem ayının onuncu gününde hazırlanan aşure, farklı inanç ve kültürlerde çeşitli anlamlar taşısa da paylaşmanın ve bereketin simgesi olarak kabul ediliyor. Türkiye'de Muharrem ayı içerisinde gerçekleştiğine inanılan birçok önemli olay bulunuyor. Rivayetlere göre Hz. Nuh'un gemisinin tufanın ardından karaya oturması, Hz. Âdem'in tövbesinin kabul edilmesi ve Hz. İbrahim'in ateşten kurtulması bu aya denk geliyor. Bununla birlikte Muharrem ayının onuncu gününde hazırlanan aşure, yaygın olarak Hz. Muhammed'in torunu Hz. Hüseyin'in Kerbela'da şehit edilişini anmak amacıyla yapılıyor.
Bölgeden Bölgeye Değişen Gelenek
Aşure geleneğini sürdüren toplulukların bu güne yükledikleri anlamlara bağlı olarak aşurenin hazırlanış şekli, içerdiği malzemeler ve dağıtılma amacı farklılık gösterebiliyor. Ancak aşure, genel olarak içerisinde kullanılan malzemelerin çeşitliliğiyle bilinen zengin bir tatlı olarak öne çıkıyor. Kabuğu alınmış buğdayın yanı sıra fasulye, nohut, kuru üzüm, kayısı, incir ve ceviz gibi birçok ürünün uzun süre kaynatılmasıyla hazırlanan aşure, bereketin ve paylaşmanın sembolü olarak kabul ediliyor. Türkiye'nin çeşitli bölgelerinde bakla, börülce ve mısır gibi farklı malzemelerin de aşureye eklendiği görülürken, bazı yörelerde nar ve susamla süsleniyor, bazı bölgelerde ise pekmezle tatlandırılıyor. Önce Dua Ediliyor, Sonra Paylaşılıyor Anadolu'da yaşatılan geleneklere göre pişirilen aşure için dua ediliyor. Şifalı olduğuna inanılan aşureden öncelikle hasta ve çocuklara ikram ediliyor. Daha sonra komşulara, akrabalara ve ihtiyaç sahiplerine dağıtılarak paylaşmanın manevi huzuru yaşanıyor. Geleneksel inanışlara göre aşurenin konulduğu kaplar yıkanmadan sahiplerine geri veriliyor. Eğer aşure artarsa, meyve ağaçlarının dibine dökülerek ağaçların daha bereketli ürün vereceğine inanılıyor. Aşure geleneği yalnızca İslam toplumlarında değil, Musevilik ve Hristiyanlıkta da farklı isimlerle varlığını sürdürüyor. Anadolu'nun hemen her köşesinde yaşatılan bu gelenek, günümüzde köy dernekleri, sivil toplum kuruluşları ve çeşitli kurumlar tarafından düzenlenen etkinliklerle toplumsal dayanışmayı güçlendiren bir şenliğe dönüşmüş durumda.
Geleneksel Aşure Nasıl Yapılıyor?
Anadolu mutfağının vazgeçilmez lezzetlerinden biri olan aşurenin yapılışı yöreden yöreye değişiklik gösterse de temel malzemeler benzerlik taşıyor. Geleneksel tarifte 3 su bardağı aşurelik buğday, 1 su bardağı fasulye, 1 su bardağı nohut, 1 su bardağı kuru üzüm, 6 adet incir, 6 adet kayısı, 6 su bardağı şeker, 3 adet karanfil, ceviz içi ve tarçın kullanılıyor. Hazırlık aşamasında buğday, fasulye ve nohut bir gece önceden ayrı kaplarda ıslatılıyor. İyice pişirilen buğdayın içerisine önceden haşlanan nohut ve fasulye ekleniyor. Daha sonra şeker ve yıkanmış kuru üzüm ilave edilirken, küçük parçalar halinde doğranan incir ve kayısı da karışıma katılıyor. Bir süre daha kaynatılan aşureye karanfil suyu eklenerek pişirme işlemi tamamlanıyor. Sıcak olarak kaselere alınan aşure, ceviz ve tarçın ile süslenerek ikram ediliyor. Muharrem ayının manevi atmosferinde hazırlanan aşure, yalnızca bir tatlı olmanın ötesinde; paylaşmayı, birlikteliği, bereketi ve toplumsal dayanışmayı simgeleyen köklü bir kültürel miras olarak nesilden nesile aktarılmaya devam ediyor.
Bu haber toplam 10 defa okunmuştur

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.