"Üreten cezalandırılıyor, spekülasyon kazanıyor"
Yeniden Refah Partisi Bilecik İl Başkanı Cafer Arslanboğa, ülkemizin ekonomik şartlarının üretici ve sanayiciyi zor durumda bıraktığını ifade ederek, "Üreten cezalandırılıyor, spekülasyon kazanıyor. Sanayici ve üretici nefessiz bırakılmıştır" dedi.
Yeniden Refah Partisi Bilecik İl Başkanı Cafer Arslanboğa, ülkemizin ekonomik şartlarının üretici ve sanayiciyi zor durumda bıraktığını ifade ederek, "Üreten cezalandırılıyor, spekülasyon kazanıyor. Sanayici ve üretici nefessiz bırakılmıştır" dedi.
Cafer Arslanboğa, yaptığı açıklamada, şu ifadelere yer verdi:
"Bugün Türkiye’de faizle, rantla ve spekülasyonla değil de alın teriyle, üretimle ve yatırımla ayakta kalmak isteyenler büyük bir çıkmazın içine sürüklenmektedir. Sanayici, üretici ve ihracatçı; yüksek faiz, ağır finansman yükü, artan enerji maliyetleri ve daralan piyasa şartları altında ayakta kalma mücadelesi verirken; kolay yoldan kazanç sağlayan yapılar sistem içinde daha avantajlı hale gelmektedir. Bu tablo, sağlıklı bir ekonomi düzenine değil, üretimi cezalandıran çarpık bir düzene işaret etmektedir.
Sanayide yaşanan sıkışmanın verileri de endişe vericidir. Makine sektöründe kapasite kullanım oranının yüzde 63 seviyelerine kadar gerilemesi, üretim çarklarının yavaşladığını açıkça göstermektedir. Üretim kapasitesi duruyorsa, makineler tam çalışmıyorsa, siparişler zayıflıyorsa burada sadece geçici bir durgunluk değil, yapısal bir alarm vardır.
Benzer şekilde konkordato başvurularındaki artış da reel sektörün içine itildiği darboğazı ortaya koymaktadır. Bu yılın ilk altı ayında 1240 konkordato başvurusu yapılmış olması ve bunun geçen yıla göre ciddi bir artış göstermesi, şirketlerin borçlarını çevirmekte, finansmana erişmekte ve faaliyetlerini sürdürmekte ne kadar zorlandığını göstermektedir. Sadece bir ay içinde yüzlerce şirketin konkordato ilan etmesi, artık münferit işletme sorunlarından değil, yaygın bir üretim krizinden söz ettiğimizi göstermektedir.
Gaziantep gibi sanayi ve üretim gücüyle öne çıkan bir şehirde dahi konkordato haberlerinin artması, meselenin belli sektörlerle veya belli bölgelerle sınırlı olmadığını ortaya koymaktadır. Eğer sanayisiyle bilinen şehirler bile üretimi sürdürmekte zorlanıyorsa, burada ekonomi yönetiminin üretim cephesine yeterli desteği vermediği açıktır.
Bugün sanayicinin önündeki en büyük engellerden biri finansman maliyetidir. Üreticiye verilen kredilerde faiz oranlarının bu kadar yüksek seviyelere çıkması, yatırım iştahını zayıflatmakta, işletme sermayesini eritmekte ve firmaları üretimden çok borç yönetimiyle uğraşmak zorunda bırakmaktadır. Bir sanayicinin bu kadar yüksek maliyetli krediyle üretim yaparak rekabet etmesi, ihracatını artırması ve ayakta kalması son derece zor hale gelmektedir.
Diğer yandan enerji maliyetleri de üreticinin belini bükmektedir. Elektrik, doğalgaz ve diğer temel girdi maliyetleri bu kadar yükselmişken; sanayiciden hem içeride düşük fiyatla ayakta kalması hem dış pazarda rekabet etmesi beklenmektedir. Bu şartlar altında üretimin zayıflaması, kapasite kullanımının düşmesi ve konkordatoların artması sürpriz değildir; yanlış ekonomi tercihinin doğal sonucudur.
Yeniden Refah Partisi olarak biz, ekonominin merkezine rantı değil üretimi, faizi değil yatırımı, spekülasyonu değil sanayiyi koyan bir anlayışı savunuyoruz. Türkiye’nin kalkınması sıcak para hareketleriyle değil; fabrika bacalarının tütmesiyle, tezgahların çalışmasıyla, makinenin dönmesiyle ve istihdamın artmasıyla mümkün olur.
Bizim çözüm önerimiz nettir. Öncelikle üreticiye ve sanayiciye yönelik finansman maliyetleri makul seviyelere çekilmeli, yatırım ve işletme kredilerinde üretim odaklı özel destek mekanizmaları devreye alınmalıdır. Üretim yapanla tüketim amaçlı borçlanan aynı şartlarda değerlendirilmemelidir. Sanayici için düşük maliyetli, uzun vadeli ve öngörülebilir finansman imkanları sağlanmalıdır.
İkinci olarak, enerji maliyetlerini düşürecek acil tedbirler alınmalıdır. Sanayi elektriği ve doğalgazındaki yük hafifletilmeli, üretim yapan işletmeler için kademeli destek modelleri oluşturulmalıdır. Özellikle ihracat, istihdam ve stratejik üretim yapan sektörler enerji maliyetleri altında ezdirilmemelidir.
Üçüncü olarak, konkordato dalgasını önlemek için reel sektöre yönelik yeniden yapılandırma ve can suyu paketleri hazırlanmalıdır. Geçici likidite sıkışıklığı yaşayan ama üretim kabiliyeti olan işletmelerin kapanmasına seyirci kalınmamalıdır. Üretim zincirinin kopmaması için zamanında müdahale şarttır.
Dördüncü olarak, ekonomi politikası sadece enflasyonu daraltma üzerinden değil, üretimi büyütme üzerinden kurgulanmalıdır. Talebi baskılayarak, krediyi pahalılaştırarak ve piyasayı daraltarak kısa vadeli denge aranabilir; ama bu yöntem uzun vadede sanayiyi zayıflatır, işsizliği artırır ve ülkeyi dışa bağımlı hale getirir. Kalıcı çözüm üretimi artırmaktır.
Biz diyoruz ki; çivi çakan, fabrika işleten, işçi çalıştıran, ihracat yapan insan bu ülkede cezalandırılmamalıdır. Kolay yoldan kazananı değil, alın teriyle üreteni destekleyen bir ekonomik düzen kurulmadan Türkiye ayağa kalkamaz.
Yeniden Refah Partisi olarak biz; üreticinin, sanayicinin, esnafın ve emek veren herkesin yanında duran; faize dayalı değil üretime dayalı; rantı değil kalkınmayı önceleyen Milli Görüş ekonomi anlayışını savunuyoruz. Türkiye’nin ihtiyacı, üretimi boğan değil üretimi ayağa kaldıran bir ekonomi yönetimidir."
Bu haber toplam 13 defa okunmuştur

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.