Yeniden Refah Partisi Bilecik İl Başkanı Cafer Arslanboğa, “Millet kemer sıkmaktan tükendi!”
Yeniden Refah Partisi Bilecik İl Başkanı Cafer Arslanboğa, hükümetin ekonomi politikasını eleştirerek vatandaşların kemer sıkmaktan tükendiklerini ifade etti.
Yeniden Refah Partisi Bilecik İl Başkanı Cafer Arslanboğa, hükümetin ekonomi politikasını eleştirerek vatandaşların kemer sıkmaktan tükendiklerini ifade etti.
Arslanboğa, hükümetin ekonomi yönetiminin başarısız olduğunu ifade ederek, “Hedef yüzde 8,5 iken, gelinen yerde yüzde 28,5 gibi yeni bir seviyenin konuşuluyor olması bile tek başına ciddi bir sapmadır. Kaldı ki vatandaşın hissettiği enflasyon, özellikle gıda, kira, eğitim, ulaşım ve temel tüketim kalemlerinde resmi oranların çok daha üzerindedir. Bu sebeple “enflasyon düşüyor” söylemi sahada karşılık bulmamakta, millet günlük hayatında rahatlama görmemektedir” dedi.
Arslanboğa, konuya ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, şu ifadeleri kullandı:
“Sayın Mehmet Şimşek göreve geldiğinden bu yana millete sürekli sabır, fedakârlık ve kemer sıkma çağrısı yapılmıştır. Ancak geçen süre içinde vatandaşın hayatı ucuzlamamış, tam tersine daha da ağırlaşmıştır. Mazot fiyatları katlanmış, döviz kuru yükselmiş, vergiler, harçlar ve cezalar astronomik oranlarda artırılmıştır. Millet her alanda daha fazla yük taşımış ama buna rağmen enflasyon kalıcı şekilde düşürülememiştir.
Bugün iktidarın uyguladığı ekonomi programının millete faturası ortadadır. Üretici artan maliyetler altında ezilmiş, esnaf finansmana ulaşmakta zorlanmış, dar gelirli vatandaş temel ihtiyaçlarını karşılamakta güçlük çekmiş, emekli ve memur alım gücünü önemli ölçüde kaybetmiştir. Bu kadar ağır tedbire rağmen enflasyonun hala yüksek seviyelerde seyretmesi, uygulanan politikanın vatandaşı zorladığını ama sorunu kökten çözemediğini göstermektedir.
Üstelik burada dikkat edilmesi gereken çok önemli bir nokta vardır. Enflasyonun belli oranda gerilemesi, fiyatların düştüğü anlamına gelmemektedir. Sadece zamların artış hızının bir miktar yavaşladığını göstermektedir. Yani vatandaş pazarda, markette, kirada, ulaşımda ve faturada hâlâ yüksek fiyatlarla karşı karşıyadır. Bu nedenle kağıt üzerinde oran düşse bile milletin sofrasındaki yük hafiflememiştir.
Daha da önemlisi, ekonomi yönetiminin hedefleriyle gerçekleşmeler arasında ciddi bir fark oluşmuştur. Daha önce enflasyonun tek haneye, hatta yüzde 8,5 seviyesine indirileceği ifade edilirken, bugün açıklanan revize hedeflerin çok daha yukarı çekildiği görülmektedir. Bu tablo bize açıkça şunu göstermektedir: Başta ortaya konulan hedefler tutmamış, beklentiler karşılanmamış, milletin önüne konulan başarı hikâyesi rakamlarla doğrulanamamıştır.
Hedef yüzde 8,5 iken, gelinen yerde yüzde 28,5 gibi yeni bir seviyenin konuşuluyor olması bile tek başına ciddi bir sapmadır. Kaldı ki vatandaşın hissettiği enflasyon, özellikle gıda, kira, eğitim, ulaşım ve temel tüketim kalemlerinde resmi oranların çok daha üzerindedir. Bu sebeple “enflasyon düşüyor” söylemi sahada karşılık bulmamakta, millet günlük hayatında rahatlama görmemektedir.
Yeniden Refah Partisi olarak biz, mevcut ekonomi anlayışının temel hatasının üretim yerine sıkıştırmayı, yapısal dönüşüm yerine yükü vatandaşa yıkmayı tercih etmesi olduğunu düşünüyoruz. Sürekli zam yaparak, vergiyi artırarak, harçları yükselterek ve piyasayı daraltarak enflasyonla kalıcı mücadele verilemez. Bu yaklaşım geçici baskı oluşturur ama kalıcı çözüm üretmez.
Bizim çözüm anlayışımız nettir. Öncelikle enflasyonla mücadele sadece para politikası üzerinden değil, üretim odaklı bütüncül bir ekonomi modeliyle yürütülmelidir. Tarımda, sanayide ve enerji alanında maliyetleri düşürecek adımlar atılmadan fiyat istikrarı sağlanamaz. Mazot, gübre, elektrik, lojistik ve finansman maliyetleri bu kadar yüksekken enflasyonu kalıcı olarak düşürmek mümkün değildir.
İkinci olarak, vergi ve harç zamlarına dayalı gelir toplama anlayışı terk edilmelidir. Devlet, bütçe açığını milletin cebine daha fazla yük bindirerek kapatmaya çalışmamalıdır. Kamuda israf önlenmeli, gereksiz harcamalar kısılmalı, imtiyazlı alanlara aktarılan kaynaklar gözden geçirilmelidir. Önce millet değil, önce israf kısmalıdır.
Üçüncü olarak, üretici, esnaf ve KOBİ’ler için uygun şartlarda finansman imkânı sağlanmalıdır. Piyasayı sadece yüksek faizle terbiye etmeye çalışan anlayış, yatırımı da üretimi de zayıflatır. Oysa Türkiye’nin ihtiyacı; yatırım yapanı, üreteni, istihdam sağlayanı destekleyen bir ekonomik yöneliştir.
Dördüncü olarak, gıda enflasyonunu düşürmek için tarımda planlama, destekleme ve denetim mekanizmaları güçlendirilmelidir. Tarlada üretici ezilirken tezgahta vatandaşın pahalıya mahkum olduğu bir düzende enflasyon düşmez. Üretici ile tüketici arasındaki zincir kısaltılmalı, aracı maliyetleri azaltılmalı, tarımsal üretim stratejik öncelik haline getirilmelidir.
Biz diyoruz ki; millet kemer sıka sıka tükenmiş, ama enflasyon yine de düşmemişse burada yöntemde sorun var demektir. Aynı reçeteyi tekrar tekrar millete ödetmek çözüm değildir. Türkiye’nin ihtiyacı; faize, zamma, vergi artışına ve daralmaya dayalı değil; üretime, adil paylaşıma, tasarrufa ve kalkınmaya dayalı bir ekonomi modelidir.
Yeniden Refah Partisi olarak biz, milletin sırtına yük bindiren değil, milletin yükünü hafifleten bir ekonomi anlayışını savunuyoruz. Hedefleri sürekli revize eden değil, hedefini tutturabilen; rakamlarla algı yöneten değil, vatandaşın hayatını gerçekten kolaylaştıran bir yönetim anlayışının Türkiye için artık bir zorunluluk olduğuna inanıyoruz.”

Bu haber toplam 34 defa okunmuştur

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.