"BİLECİK MİLLİ MÜCADELEYE GEREKEN DESTEĞİ VERDİ"

"BİLECİK MİLLİ MÜCADELEYE GEREKEN DESTEĞİ VERDİ"

Şeyh Edebali Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Dr.Taner Bilgin:

"Bilecik halkı Milli Mücadeleye gereken desteği verdi"

Sinan Önce

Atatürk'ün Bilecik'e gelişi ve Bilecik Mülakatının 92. yıldönümü dolayısıyla düzenlenen programda konuşan Şeyh Edebali Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Dr.Taner Bilgin, Atatürk'ün Bilecik'e gelişini ve Bilecik'in Milli Mücadeledeki yerini anlattı.

Bilgin, yaklaşık yarım saat süren konferansında Bilecik'in Milli Mücadeleki rolünden bahsederek, Bilecik halkının milli mücadeleye gereken önemi ve desteği verdiğini söyledi. Bilecik halkının Balkan Savaşlarına da büyük katkı sağladığını anlatan Dr. Bilgin, Bilecik'in 2. Abdülhamit döneminde yapılan tren hattı neticesinde son derece stratejik öneme sahip olduğunu da ekledi.

Bilecik'in ilk işgal tarihini yanlış bildiğimizin altını çizen Dr. Bilgin, Bilecik'in özellikle İngilizler tarafından 1919 Şubat ayında işgal edildiğini kaydetti.

Öğretim Üyesi Dr.Taner Bilgin konuşmasının devamında ise Bilecik'in işgalinden sonra ve Bilecik'in şuanki istasyon binasında 5 Aralık 1920'de yaşananlar ile sonrasını anlattı. Şeyh Edebali Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Dr.Taner Bilgin konfransında şunları söyledi:

"20 ile 45 yaş arasında bütün erkek nüfusu askere alınıyor"

"Hepimizin bilfiği gibi Osmanlı Devletinin temellerinin atıldığı bu coğrafya son derece önemli bir coğrafya. Mücadele döneminde de bu önemini koruyaraktan Bilecik halkı Milli Mücadeleye gereken desteği verdi. Özellikle 20. yy başlarında Osmanlı develtinin yıkılmaya başlandığı süreçte büyük bir savaş meydana geliyor. 1914 - 1918 yılları arasında meydana gelen bu savaşta birçok insanın cephede savaşmak için askere alındığını görüyoruz. 20 ile 45 yaş arasında bütün erkek nüfusu askere alınıyor. Çanakkale savaşındaki başarılı mücadeleden sonra ise cephedeki bu askerlerin aynı şekilde Arap yarımadasında İngiltere ve Fransa ile savaşmak adına gönderildiğini göreceğiz.

"Bu süreçte Bilecik'te gereken desteği veriyor"

İşlerin kötüye gitmesiyle birlikte yaş seviyesinin gittikçe düştüğünü de göreceğiz. 17-18-19 yaşındaki erkek nüfusunun da cepheye alınması ister istemez Anadolu coğrafyasındaki ekonominin alt üst olması sebebiyet veriyor. Hatta belli bir süre sonra 45 yaşının üzerindeki erkek nüfusu da cephede göreceğiz. Bu süreçte Bilecik'te gereken desteği veriyor. Bilecik mebusu Mehmet Sadık Bey bu dönemde diyor ki 45 yaşındaki erkek nüfusu askere almayın. Çünkü evde erkek bunlar kaldı. Bunları da aldığınız takdirde büyük sıkıntılar meydana gelecek demesine rağmen cephedeki kötü durum dolayısıyla 45 yaşın üzerindeki erkeklerinde askere alındığını görüyoruz. Böyle bir erkeğin olmadığı bir süreç.

"Bilecik halkı sadece 1. Dünya savaşında değil, Balkan savaşında da çok büyük bir katkı sağlıyor"

Buna birde 1915 yıllarında yaşanan Ermenilerin isyan etme hadisesi de eklenince otomatikmen bütün Anadolu şehirlerini olduğu gibi Bilecik'i de derinden etkiledi. Bilecik halkı sadece 1. Dünya savaşında değil, Balkan savaşında da çok büyük bir katkı sağlıyor. 2000 kişilik bir birlik oluşturuyor ve bu birlik Söğüt'te talim yapıyor ve daha sonraki süreçte 2 yıl devam eden Balkan savaşlarına katılıyor. 2000 kişilik guruptan gelenlere bakıcak olursak %10'unun geri gelebildiğini görüyoruz.

"Bilecik'in 2. Abdülhamit döneminde yapılan tren hattı neticesinde son derece stratejik öneme sahip olduğunu da görüyoruz."

1. Dünya savaşı son bulunca terhis işlemleri başlıyor. Bu terhis işlemleri sırasında cepheye giden erkek nüfusunun Bilecik'e tekrardan geri geldiğini görüyoruz. Ancak bu yolculuk esnasında büyük sıkıntılar yaşadıklarını görüyoruz. Bilecik'in 2. Abdülhamit döneminde yapılan tren hattı neticesinde son derece stratejik öneme sahip olduğunu da görüyoruz.

"1919 Şubat ayı itibariyle Bilecik'in işgal edildiğini görüyoruz"

Mondoros Ateşkes Antlaşması sonucunda ülke toprakları işgal edilmeye başlanıyor, ordularımız hepsi terhise gittiğini görüyoruz ve Bilecik halkının da geri geldiğini görüyoruz. Devletin olmadığı diyebiliriz. Çünkü ihtilaf devletleri İstanbul'u baskısı altına almış ülke topraklarını Ermeniler ve Rumlar asayişi bozuyor ve ülke topraklarını ihtilaf devletleriyle birlikte işgale zorluyorlar. Bu süreçte bizim yanlış bildiğimiz birşey var. Bilecik'in ilk işgali bize 1. İnönü Savaşında işgal edildiğini söylenir. 6 Ocak 1921 tarihinde. Ancak Mondoros Ateşkes Antlaşmasının hemen sonrasında Aralık 1918 tarihinde Bilecik'teki İstasyon Kumandanlığının 5. Menzil Müfettişliği terhis ediliyor ve 1919 Şubat ayı itibariyle Bilecik'in işgal edildiğini görüyoruz. Özellikle İngilizler tarafından.

"Hintli Müslümanlar da Bileciklilere de çok iyi muamele ediyorlar"

İngiliz şöyle bir uygulamaya gidiyorlar. Bilecik'e Hintli Müslümanları getiriyorlar. Hintli Müslümanlar da Bileciklilere de çok iyi muamele ediyorlar. Müslüman olmaları dolayısıyla İngilizlerin hiçbir dediklerini yapmıyorlar.

"İki başlı bir devlet"

Sonraki süreçte ise meclis açılacak ve iki başlı bir devlet oluştuğunu göreceğiz. Bir tarafta İstanbul bir tarafta TBMM yani Ankara'daki hükümet. Çift başlı bir devlet yapısı oluşuyor. İhtilaf devletlerinin baskısıyla İstanbul zaten birşey yapamıyor. Batının bir bakımı gerçek sahibine Mustafa Kemal ve arkadaşlarının kurmuş oldukları hükümet olduğunu görüyoruz. İhtilaf devletleri Sevr Antlaşmasını Osmanlı Devletine imzalatıyor bir bakıma ama Ankara'daki hükümetin bunu kabul etmemesi neticesinde işgallere başlıyorlar 22 Haziran 1920 tarihinden itibaren Bursa ve Balıkesir bölgelerini işgal ediyorlar.

"Batı cephesi komutanlığının merkezi Bozüyük-Bilecik-Pazarcık'a alınıyor"

O dönemde Bilecik hüdavendigar vilayetine bağlı bir sancak merkezi. İşte bugün İnegöl ve Yenişehir, Bursa sınırlarında olmasına rağmen o dönemde Bilecik'e bağlı olduğunu görüyoruz. Bursa'ya kadar geliyorlar. Bursa'nın işgal edilmesiyle birlikte batı cephesi komutanlığının merkezi Bozüyük-Bilecik-Pazarcık'a alınıyor. Bilecik'in önem kazanması nda bu olaydan sonra başlıyor. Bursa'dan veya İstanbul'dan gelecek olan Yunan Ordusunun gelebileceği tek yer var oda Bilecik coğrafyası olduğunu görüyoruz. Yunan ordusunun amacı Ankara'da bulunan orduyu yok etmek. Böyle bir amaçları var. Bu amaçta da Bilecik son derece önemli.

"Son derece güvenli bir coğrafya olduğu için Bilecik'i seçiyor"

Ancak kıyı şeridinden uzaklatıkça Yunan ordusunun ikmal problemleri patlak veriyor. Özellikle denize yakın yerlerde ihtiyaçlarını deniz yoluyla karşılayabilirlerken Anadolu'nun içlerine doğru gittikleri takdirde sıkıntı yaşayacaklarını bildikleri için ihtilaf devletleri diyor ki Ankara'daki hükümetle bir görüşme yapalım. Mustafa Kemal Paşa'ya diyorlarki senle bir görüşme yapalım. Mustafa Kemal Paşa'da Bilecik'in ogünkü şartlarda işgal edilmemiş bir bölge olması ve aynı şekilde İstanbul'a ve Ankara'ya yakın bir coğrafya olması nedeniyle bir de Ağustos ayında batı cephesinin merkezi Bilecik olduğu için Mustafa Kemal ve arkadaşları buraya geliyor. Teftişler yapıyor, orduyu oluşturuyor. Son derece güvenli bir coğrafya olduğu için Bilecik'i seçiyor.

"5 Aralık 1920 tarihinde öğlen saatlerinde bir görüşme yapılıyor"

Görüşmelerin 4 Aralık 1920'de yapılaması planlanıyor. Fakat 3 Aralık tarihinde yeni kurulan hükümetin üyelerinden Ahmet izzet paşa, Salih Paşa, Münir Bey trenlerle Bilecik'e hareket ediyor. 4 Aralık akşamı da hava şartlarından dolayı Bilecik'e geliyorlar. Bilecik'te 1 gece kalıyorlar. Ertesi gün 5 Aralık 1920 tarihinde öğlen saatlerinde bir görüşme yapılıyor.

"Bilecik'te bir suikast girişiminde bulunulanacaktı"

Ankara hükümeti ise bu dönemde çok sıkıntılı bir problemlerle uğraşmak zorunda kalıyor. Batı cephesi komutanlığına İsmet Paşa'nın atanmasıyla birlikte Çerkez Ethem hadisesi patlak veriyor. Ankara'dan hareket eden Çerkez Ethem ve Mustafa Kemal Paşa Eskişehir'e kadar geliyorlar. Ancak buradan sonra bu olayın patlak veriyor. Çerkez Ethem anılarında sürekli bundan bahsedilir. Bilecik'te bir suikast girişiminde bulunulanacaktı, çapraz ateşe alınacaktı, bundan dolayı Çerkez Ethem'de Kütahya'ya giderek isyan etmiş oluyor. Mustafa Kemal Paşa ise İsmet Paşa ile Çerkez Ethem'i aslında aralarındaki bozukluğunu gidermek amacıyla Bilecik'e çağrıyor ama bu mümkün olmuyor. Zaten buda Kurtuluş Savaşı sürecinde büyük sıkıntıları beraberinde getiriyor.

"Bugünkü Bilecik istasyon binasında bir görüşme yapıyorlar"

5 Aralık 1920 tarihinde Bilecik istasyon binasında Mustafa Kemal Paşa, İsmet paşa Bilecik halkını selamladıktan sonra bugünkü istasyon binasında bir görüşme yapıyorlar. Bu görüşmede İstanbuldan gelen heyetin herhangi bir şekilde batının kurtuluşuna dair bir fikrinin olmadığını görüyorlar. İstanbul Hükümetinin ifadesine göre Sevr Antlaşmasının imzalanması gerektiğini koskocaman ihtilaf devletlerine karşı Atatürk'ün kurmuş olduğu küçücük bir birliklerle bu savaşın verilemeyeceği bundan dolayı İzmir'in bir kısmının bize verileceğini ve bağımsızlığın sağlanabileceğini söylüyorlar. Ancak Misak-i Milli anlayışından uzak bu fikirler Atatürk'ün pek hoşuna gitmiyor. Görüşmeyi sonlandırıyor.

"Yunanlılar saldırıya geçiyorlar"

O günkü şartlarda bütün halkın ve ordunun beklentisi görüş birliğine varılarak savaşın sonlanması. Bilecik'teki Ankara-İstanbul görüşmesini bütün hak duymuş durumda. Mustafa Kemal Paşa'da görüşmenin olumsuz şekilde duyulmasının cephedeki askerinde moralini çökerteceğini bu yüzden de Ali Rıza Paşa hükümeti ve onunla birlikte gelen Salih paşaların milli mücadeleye katıldığını söyleyerek bir manevra yapıyor. Buradaki gelen İstanbul heyetini alıkoyaraktan Ankara'ya geçiyorlar. Bundan sonraki süreçte de bu son uyarı niteliğinde olan 5 Aralık tarihinden 1 ay sonra da Yunanlılar saldırıya geçiyorlar.

"Yunanlılar Bilecik'e gelmeden 7-8 saat evvel Bilecikliler bölgeyi terk ediyorlar"

6 Ocak'ta savaş başlıyor. 3 cepheden Bilecik'e geliyorlar ve Bilecik ilkm işgali oluyor. O günkü günleri yaşayan kişilerin hatıralarında çok önemlidir bu işgaller. Necmi Güney hatıralarında diyor ki; "Herkes kaçıyor du yollarda neler gördük neler, bunların hepsi ayrı ayrı bir yaradır. Yunanlılar Yenişehir Bilecik yoluyla Küplü üzerine yürüdüler. 8-9 Ocak gecesi Bilecik'i işgal ettiler. Bir gece halk yollara döküldü. İçlerinden birisi nereye gidiyorsunuz halife ordusu geliyor diye bağrıdı ise de halk bunlara hiç ehemmiyet vermiyor ve yollarına devam ediyor. Bu yolculuk o kadar garipti ki zengin olduğu halde yalınayak yolda düşenler, çocuğum nerede diye ağlayan analar, Allah'a dua eden ak saçlı ihtiyarlar birbirleri ile kardeştiler. Söğüt'e Karaköy'e ve Küplü'ye uzanan yollar, birer mahşerdi. Yunanlılar Bilecik'e gelmeden 7-8 saat evvel Bilecikliler bölgeyi terk ediyorlar."

"Yunanlılar işgalinden sonra aslında bölgede Bilecik halkına çok kötü bir muamele yapmadığını da görüyoruz"

Burada bir propaganda yapıldığını görüyoruz. O günkü süreçte uçaklarla bildiriler dağıtılıyor. Deniyor ki gelen ordunun halife ordusu olduğu şeklinde propaganda yapıldığını görüyorzuz. Yunanlılar işgalinden sonra aslında bölgede Bilecik halkına çok kötü bir muamele yapmadığını da görüyoruz. Enterasandır. Yanlış bilgilendirmeler var bu noktada.

"Bilecikli Türk memurlarının Ermeni evlerine kaçtıklarını görüyoruz"

İlk işgal sırasında Bilecik'e kötü muamelede bulunmadıklarını görüyoruz. Peki kim kötü muamelede bulunuyordu? Bölgeye Bursa ve çevresinden gelen Ermeniler ve Rumların Bilecik halkına kötü muamelede bulunduğunu görüyoruz. Camilerde bile şu fetvaların verilmesi isteniyordu. Bu gelen ordu halife ordusudur sizlere hiçbir şekilde zarar vermeyecektir şeklinde propaganda yapılması isteniyordu. İlk işgal sırasında şöyle bir olay gerçekleşiyor. Bilecikli Türk memurlarının Ermeni evlerine kaçtıklarını görüyoruz. Ne kadar doğrudur bilmiyoruz ama uzun yıllar Ermenilerin ve Bileciklilerin aynı coğrafyada yaşamalarından dolayı komşuluk ilişkilerinin son derece iyi olduğunu görüyoruz. Bu bakımdan tarihe not düşülmesi gerekiyor.

"Bilecik'e gelen Yunanlıların yediler tepesine bir bölük asker bıraktıklarını, bazı tel örgülerle burayı çevirdiklerini görüyoruz."

Ancak bölgeden çekilirken Yunanlılar bölgedeki Ermeni ve Rumları bölgeden alarak kaçıyorlar. Bilecik ipek açısından Osmanlı döneminde son derece önemli. İpek üretiminde önemli olduğu için bölgedeki dut ağaçlarını kesiyorlar, yağma faaliyetlerinin hat safhada olduğunu görüyoruz. Bursa'ya doğru kaçışlar sırasında bir çok kestane ağaçlarının kesildiğini de görüyoruz.

Yunanlıların Bilecik'e ilk yaka bastıklarında yine bir hatıradan bahsetmek istiyorum. "Mevcut Kilisenin çanlarının gayet ahenkli şekilde çaldığını, Bilecik'e gelen Yunanlıların yediler tepesine bir bölük asker bıraktıklarını, bazı tel örgülerle burayı çevirdiklerini görüyoruz."

"Bilecik'in savunmasında Bilecik Müftüsü mehmet Nuri Hoca önemli rol oynamıştır"

Bilecik'in savunmasında Bilecik Müftüsü mehmet Nuri Hoca önemli rol oynamıştır. Mustafa Kemal ile ilişkileri iyi olan ve Ekim 1919 yılından itibaren Bilecik'te ki Kuva-i Milliye dediğimiz ordunun kurulmasındaki kişi olarak Bilecik Müftüsünün olduğunu görüyoruz. Ancak Bilecik Müfütüsü 2. inönü savaşı sırasında şehit düşecek. Bilecikliler o kadar çok seviyorki Mehmet Nuri Hocayı onun için türkü yaptıklarını görüyoruz.

"Mutasarrufluk Merkezini Gölpazarın'a taşıdığını görüyoruz"

Eskişehir - Kütahya savaşları olarak tarihe geçen savaşlar sonucunda Bilecik işgal ediliyor. Bilecik'in bir sancak merkezi olduğu söylemiştim. Bilecik'in tamamen bu bölgeden taşındığını görüyoruz. Mutasarrufluk Merkezini Gölpazarın'a taşıdığını görüyoruz. Bilecik halkının da ne yazık ki kendi vatanlarını terk etmek zorunda kaldığını ve Gölpazarına doğru büyük bir hicretin başladığını görüyoruz. Sakarya nehrinin doğusuna. Yani Bilecik'te kimse kalmıyor ve tamamen Yunanlılara bırakılıyor. Ne zamana kadar? 6 Eylül 1922 tarihine Bilecik işgalden kurtuluşuna kadar hiçbir Bilecikli, artık Bilecik'te kalmanın güvenliğinin olmadığını görüyor.

Büyük taarruz olarak ifade ettiğimiz 26 Ağustos yılında bu savaş neticesinde ilk önce Afyon ve Eskişehir tafaları kurtuluyor. Yunanlıların bir kısmı İzmir'e doğru gidiyor buradan gemilerle Yunanistan'a kaçacak. Bir kısmıda Bursa istikametine kaçıyor yine buradan Mudanya üzerinden Yunanistan'a kaçıyor.

"Bu savaş sürecinde tahribatın en fazla olduğu illerden birisi oluyor Bilecik"

Büyük bir talan yapıyorlar. Bilecik'i yerle bir ediyorlar. Bu savaş sürecinde tahribatın en fazla olduğu illerden birisi oluyor Bilecik. Bilecik daha sonradan hicret eden halkın geldiğini görüyoruz. Halkın ifadelerinde 3-5 evin dışında hiçbir evin kalmadığını buda ipek fabrikalarının yakıldığı gibi ifadelerden bahsediliyor.

Başka bir üzücü olay da şu. Bilecik'ten yunanlılar kaçarken bölgede yakaladığı insanları da berberinde götürüyor. Bunları da daha sonradan yapılacak anlaşmada koz olarak kullanmak amacıyla 3 yıl boyunca Yunanistan'da tutuyorlar. Fakat sonraki süreçte de bir çoğunu giderken denize gemiden attıklarını, bir çoğunun zor şartlarda orada yaşadıklarını, bazılarının öldüğünü, 3 yıl sonunda da gelebilenlerin tekrar Bilecik'e geldiklerini görüyoruz."

Şiir okundu, şarkılar söylendi

Atatürk'ün Bilecik'e gelişi ve Bilecik Mülakatının 92. yıldönümü dolayısıyla düzenlenen programda ayrıca öğrenciler tarafından şiirler okundu ve Ertuğrulgazi Ortaokulu öğrencilerinden oluşan koro Atatürk'ün sevdiği şarkıları seslendirdi.

 

Bu haber toplam 0 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.