BŞEÜ'den Obruk Risklerinin Belirlenmesine Yönelik Katkı

BŞEÜ'den Obruk Risklerinin Belirlenmesine Yönelik Katkı

Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dr. Öğr. Üyesi Esra Tunçel Gökkaya, dünyanın en saygın bilimsel yayın organları arasında yer alan ve Q1 kategorisinde bulunan Engineering Geology (2026) dergisinde yayımlanan “Spatial-

Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dr. Öğr. Üyesi Esra Tunçel Gökkaya, dünyanın en saygın bilimsel yayın organları arasında yer alan ve Q1 kategorisinde bulunan Engineering Geology (2026) dergisinde yayımlanan “Spatial-temporal patterns of sinkhole development in the Konya Basin, Türkiye. Implications for susceptibility and time-variant hazard assessment” başlıklı çalışması ile önemli bir akademik başarıya imza attı.

Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi’nden Dr. Öğr. Üyesi Ergin Gökkaya ile İspanya'nın Zaragoza Üniversitesi’nden Prof. Francisco Gutiérrez-Santolalla’nın araştırma ekibinde yer aldığı çalışma yaklaşık 50.000 km² büyüklüğündeki Konya Havzası’nda meydana gelen obrukların kapsamlı ve çok zamanlı bir envanterini oluşturarak, obrukların nerelerde ve hangi koşullarda oluştuğunu, zaman içerisindeki oluşum sıklığının nasıl değiştiğini ve bu oluşumları kontrol eden jeolojik, hidrojeolojik ve insan kaynaklı faktörleri ortaya koyuyor. Araştırmada farklı dönemlere ait hava fotoğrafları, uydu görüntüleri, haritalar ve arazi verilerinden yararlanılarak obrukların konum, oluşum zamanı ve morfometrik özellikleri belirlenirken elde edilen veriler üzerinden obrukların mekânsal dağılımı, kümelenme özellikleri ve zamansal tehlike eğilimleri analiz edildi. Araştırma ile Konya Havzası için ilk kez bölgesel ölçekte çok zamanlı bir obruk envanterinin oluşturularak obruk tehlikesi yalnızca mekânsal duyarlılık açısından değil, zaman içerisindeki değişimiyle birlikte değerlendirildi.

Gerçekleştirilen araştırma jeoloji ve yer bilimleri alanında bilimsel bir değerlendirme sunmasının yanı sıra afet risklerinin azaltılması, güvenli arazi kullanımının planlanması, yapılaşma kararlarının bilimsel verilere dayandırılması ve kritik altyapının korunması açısından da önemli bir potansiyel taşıyor. Çalışmada geliştirilen duyarlılık ve tehlike değerlendirmelerinin, obruk oluşma olasılığı yüksek alanların önceden belirlenerek bu bölgelerde yapılaşmadan kaçınılmasına, gerekli alanlarda ayrıntılı jeoteknik araştırmalar yapılmasına ve yapıların obruk riskine uygun biçimde tasarlanmasına katkı sağlayabilecek nitelikte olduğu ifade edildi.

Çalışma, özellikle Türkiye’nin önemli çevresel ve jeolojik sorunlarından biri hâline gelen obruk oluşumlarının daha doğru anlaşılmasına, riskli alanların belirlenmesine ve gelecekte gerçekleştirilecek koruyucu planlama, jeoteknik inceleme, mühendislik tasarımı ve izleme çalışmalarına bilimsel bir temel oluşturulmasına katkı sunuyor

Kaynak:Haber Kaynağı

Bu haber toplam 10 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.