EFSANE MUHTAR BEDRİ YAZ İLE GÜZEL BİR SÖYLEŞİ

EFSANE MUHTAR BEDRİ YAZ İLE GÜZEL BİR SÖYLEŞİ

İsmet CEP

Bozüyük'te geçmiş yıllarda matbaacılık alanında uzun yıllar emek harcamış ilçenin sevilen ve tanınmış simalarından aynı zamanda ilçenin en eski muhtarlarından Bedri Yaz ile uzun uzun konuştuk. Ben sordum kendisi sorularıma içtenlikle cevap verdi.

Bozüyük'ün Bedri amcası ve yaşayan tarihi (Allah uzun ömürler versin) Bedri Yaz muhtarım ile 35 senedir muhtarlık yaptığı Çarşı mahalle muhtarlık odasında buluştuk. Bana o günlerin koşulları ile küçük bir kasabada matbaacılık ve gazete çıkarmanın zorlukları yanında Türk basınına hizmet edebilmenin zevkli ve heyecanlı günlerini anlattı. 

İsmet CEP: Sayın muhtarım sizi ilçemizde tanımayan yoktur. Ancak yine de kısaca özgeçmişinizden bahseder misiniz?

Bedri YAZ : 1936 yılında Bozüyük'te dünyaya gelmişim. İlkokulu Bozüyük Atatürk okulunda bitirdim. Karabük Demir Çelik ortaokulundan mezun oldum. Bozüyük'te o tarihlerde lise ve sanat okulu olmadığı için tahsilim ortaokul mezunu olarak son buldu. Ona da şükürler olsun. Bizim zamanımızda o zamanlar ortaokul mezunları parmakla gösterilirlerdi. Bu kısmet işi diyecek bir şeyimiz yok. Azimspor, Özkasımpaşa, Bozüyük Gençlik Kulübü ve Isparta 3.'üncü piyade tugayında lisanslı olarak top koşturdum. Halen Türk Hava Kurumu Başkanı olarak Kızılay ve çeşitli kurumlarda vazife aldım. Oya ve Can isminde iki tane torunum var. 

İsmet CEP : O dönemde matbaada çalışmaya nasıl karar verdiniz. Ne kadar çalıştınız. Zorlukları ve yaşadıklarınız ile birlikte o günleri sizin ağzınızdan dinleyelim

Bedri YAZ : 1953 yılında eti senin kemiği benim kaydı şartıyla Bozüyük basımevine teslim edildim. Bismillah diyerek matbaaya ilk adımımı atmış oldum. İlk defa hurufat, mürekkep ve çeşit çeşit renkli top top kağıtlarla tanıştım. Böylece o gün bugün 32 senedir çalıştım. Haftalık aldığım ücret tam tamına iki buçuk lira idi. Bozdur bozdur harca. Çıraklık döneminde ailemiz ve bizim için para mühim değil mesleği iyi bir şekilde öğrenmek ilk şart idi. 

İsmet CEP : Bozüyük basımevinin o dönemlerde 55 yıl öncesinden başlayarak Bozüyük ve Bilecik genelinde etkili bir matbaa olduğu söyleniyor. Bu basımevi neredeydi? Kimler tarafından çalıştırıldı?

Bedri YAZ : Bozüyük basımevi 1942 yılında Atatürk ilkokulu baş öğretmeni Hulusi Timur tarafından kuruldu. 1950 yılında vefatından sonra hukuk fakültesinde okumakta olan oğlu Necmettin Timur eğitimini yarıda bırakarak babasından emanet kalan görevi devir aldı. 8-10 kişiye uzun yıllar ekmek kapısı olan basımevi 1984 yılında kapandı. İlçeye ve il genelinde yapılan çalışmalar hiçbir zaman unutulmadı. 

İsmet CEP : Bozüyük Basımevinde o dönemlerde ne gibi basım işleri yapılırdı? Bu işler arasında gazete çıkartılıyor muydu?

Bedri YAZ : Basımevi kurulduğu günden itibaren Bilecik dahilinde her çeşit evrak basımı ve matbaa işlerini başarıyla yürüttü. Ayrıca 10 çeşit haftalık bazıları da aylık olmak üzere gazeteler basılırdı. İznik’e bile bugün adında gazete basıyorduk. Devlet Demir yolları ile (DDY) Mekece’ye gönderiyorduk. Bir gün Rahmetli sahibi Erdoğan abi bana telefon etti. ‘Bedri usta gazeteyi aldım ama gazetenin sağ alt köşesinde klişenin altına bakıver’ dedi. Öfkeli bir sesle ‘ne olmuş’ dedim. O da bana ‘Devlet Su işleri Uzmanları yerine Azmanları yazmışsınız oldu mu şimdi’ dedi. Ben de ‘Ağabey mürettip hatası olmuş bir daha ki sayıda özür dileriz, olur biter’ dedim. O günün şartlarını düşündüğünüzde İznik’e gazete basıp gönderiyorsunuz ve bir harfi yanlış olduğunda yaşadıklarınıza bakın. Unutamadığım güzel bir anımdır. Matbaa da kitap, dergi basımı kitap ciltleme işleri de yapılırdı. Yayınlanan gazeteler fikir, sanat, mizah ve politika içerikliydi. Bir de kendi gazetemiz ‘Bozüyük’ adıyla 300 adet gazete çıkarıyorduk. Haftalık olarak çıkarılan gazetenin fiyatı 5 kuruştu. Gazete vilayet genelinde dağıtıldığı gibi Almanya’ya yurt içinde ki çeşitli yerlere Askeriye ’ye ve iş gereği Bozüyük dışında olan abonelere bir kuruşluk PTT pulu yapıştırılarak gönderilirdi. Sevilip okunan mektup niteliğinde bir gazeteydi. Spor ve bulmaca köşesi benim tarafımdan düzenlenirdi. Matbaa da okulların tatil olduğu dönemde okul çırakları çoğalırdı. İş yerinde disiplin, söz dinleme, itaat ve çalışma saatlerine uyum sağlamak vardı. Sözün kısası Mekteb-i Asli o zaman Bozüyük basımeviydi. Okul tatillerinde matbaaya çıraklığa gelen öğrenciler işin zorluğunu görünce birçoğu okumayı seçerdi. Biz de çıraklık yapmış öğrencilerden iki albay, bir doktor, bir trafik komiseri, bir mühendis, zabıta, elektrik teknikeri ve fabrikada formenlik yapanlar çıktı. Bunların içinden vefalı olanlar arayıp soranlar olduğu gibi yanımızdan geçip de tanımayanlarda oldu. Albay’ın birisi rahmetli oldu. Allah rahmet eylesin.

İsmet CEP: Basımevinde kitap ve dergi bastığınızdan bahsettiniz. İçlerinde basımı noktasında unutamadığınız bir dergi veya kitap var mı?

Bedri YAZ: O zaman Bozüyük savcısı rahmetli Yusuf Kenan Atay’a ‘Orman kanunu ve son değişiklikler’ adı altında 700 sayfalık 25 cm X 17 cm ebadında bir kitap bastık. O günkü şartlar altında böyle bir kitabı basabilmek sanıyorum büyük bir başarıdır. İşyerinde haftalık olarak ücretimizi alırdık. Patronum, ustam Necmettin Timur’u saygı ile anıyorum. Hasılı matbaacılık o dönemlerde çok zor mu zor bir zanaattı. Şimdi ki matbaacılık teknoloji bakımından son derece fevkalade. Bu sanata gönül verenlerin kıymetini bilmek lazım. Onlar olmasaydı cehalet cirit atardı. 

İsmet CEP : Sanıyorum bir de kendinize ait bir kitap bastırmışsınız. Bu kitap nasıl oluştu? Böyle bir kitap bastırmak nereden aklınıza geldi?

Bedri YAZ : Matbaa da çalıştığım dönemlerde pek çok şiir kitabı ve değişik değişik dergi bastığımız günler olurdu. Ben de kendime ait böle bir kitap basmaya çok merak ederdim. İçim de bir uhde idi. Benden geriye bir eser bırakmak suretiyle ‘Hayat’ ismiyle bir kitap meydana getirdim. Basım işi matbaa emeklisine yakışır bir şekilde büyük emek sarf edilerek Bilecik Sakarya gazetesi matbaa tesislerinde basıldı. Başta sahibi Şadi Bey’e ve çalışanlarına teşekkürü bir borç bilirim. Kitap uzun senelerin bir ürünüdür. Duyduğum bilgiler, gazete, radyo, televizyon ve internetten kişilerin anlatımından meydana getirilmiştir. Az da olsa yanlışlıklar ve yanlış anlamalar olabilir. Bu konu öyle değil bölye olmalıydı diyebilirsiniz. Takdir, tenkit ve hoşgörü sizlerdendir. Kitap araştırması derlemeden ibaret olup değerli şairlerimizin şiirleri, büyüklerimizin unutulmayan sözleri, kendim tarafımdan yazılan şiirler, bilmeceler ve meraklı bahisler mevcuttur. İşbu kitap ticari maksatla basılmamıştır. Ayrıca Cumhurbaşkanlarımızın özgeçmişleri, Başbakanlarımızın, belediye başkanlarımızın görev süreleri mevcut olup, bayrağımız, ulu önder Atatürk’ümüzün sevdiği şarkılar ile değerli devlet adamlarımızın vefat ederken söyledikleri son sözlerde kitapta yer almıştır. 

İsmet CEP : Sayın muhtarım Bozüyüklüler sizi herkeste bulunmayan şair kimliğinizle de tanıyor. Özellikle programlarda okuduğunuz şiir ve maniler hafızlarda yer ediyor. Bizlere yazmış olduğunuz size özgü şiir ve manilerinizden örnekler verebilir misiniz?

Bedri YAZ : Eskiden fırsat buldukça yaşadıklarımdan notlar almaya çalışırdım. Dilerseniz onlardan birkaç örnek sunayım.

Eskiden Bozüyük için yazdığım bir nostalji şiiriydi.

Batısında üyük kuzeyinde Kızıltepe

Doğusunda Eskişehir

Güneyinde karasu berrak akar

Sanki ufak bir nehir, suyu da buz gibidir şifa niyetine içilir

Mesire yeridir türbin

Arabalar kalkar her saat her gün

Yenilir börekler, içilir çaylar

Çok çabuk geçiyor günler ve aylar

Ekinler biçilir yapılır deste

Herkes kendi işinde çalışırdı hevesle

Kocaçayır da dövülürdü harman

Kasabanın tek doktoru vardı adı Münir Derman (Deli doktor)

Unutmayız ana yolun tozunu

Herkes severek içerdi

Buz gibi 32 dişe keman çaldıran

Akif Aga’nın gazozunu

Pazardan alınırdı mis gibi süzme yoğurt

Yapılırdı ayran

4 Eylül kurtuluş günüydü, Esas yapılırdı o zaman bayram

Gezinti yeriydi altı buçuk postası

Giderdi genci, ihtiyarı, orta yaşlısı

Hocanın bahçesinde yenirdi marul ile salatası

Çok gırgır ve şakacıydı rahmetli Asfattin Mustafa’sı

Aşçı ile terziler dükkanları önünde yakarlardı ütü ile mangalı

Çoğunlukla lastik giyilirdi Cızlavad ve pakiş markalı

Şehir ortasında idi belediye parkı

Gramafonda okurdu Hamiyet Yüceses ve Müzeyyen Senar şarkı

Belediye verirdi o zaman esnafa fiyat ile narkı

Ambulans yoktu götüremezlerdi hastayı

Parası olan yerdi Murat abinin dükkanın da çörek ile pastayı

Mahalle saman fırınında pişerdi her zaman kolaç ile ekmek

Fazla isterdi emek

Mis gibi kokardı, lezzetliydi iyi olurdu katıksız yemek

Salı günü kurulurdu Pazar

Fakirlik vardı, sebze ve meyve alınırdı herkes parası kadar

Bedri YAZ : O günleri yaşayan bizim nesillerimiz çok azaldı. Ama ilgi duyan ve ibret almak isteyen gençlerimiz ibret alsınlar. Son olarak da bir nasihat niteliğinde ki mani ile son verelim dilerseniz

Eğri yola sapanların, mala mülke tapanların, dedikodu yapanların vay haline vah haline…

Misal görüp aymayanın, mala mülke doymayanın, ana babayı sevip saymayanın vay haline vay haline..

İsmet CEP : Sayın muhtarım ağzınıza ve yüreğinize sağlık. Efsane muhtarımız ve değerli Bedri amcamız ile güzel bir söyleşi yaptık. Kendisinden değerli ve önemli bilgiler aldık. Kendisine bize ayırdığı değerli zamanı için ve verdiği eşsiz bilgiler için çok teşekkür ederiz. Allah sağlıklı uzun ömürler versin

Bedri YAZ : Asıl bana böyle bir imkan verdiğiniz için ben teşekkür eder, çalışmalarınızda başarılar dilerim. Sağlıkla kalın, hizmetiniz daim olsun. 

 

Bu haber toplam 0 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.