’’ESKİ DOST DÜŞMAN OLMAZ’’
Bilecik Üniversitesinin Gülümbe kampüsünde 01-03 Nisan tarihlerinde düzenlenen “Balkanlarda Osmanlı Mirası” sempozyumuna konuk olarak ilimize gelen misafirlerden Prof. Dr. Mihai Maxim ile röportaj yapıldı.
Mücahid Erdal: Bize kendinizi kısaca tanıtır mısınız?
Prof. Dr. Mihai Maxim: 68 yaşındayım. 9 Kasım 1943 yılında doğdum. 2. Dünya Savaşı zamanında doğdum. Bu yüzden ben savaşçılık iradesi ile doğdum. Gerçekten savaşçıyım. Birşeyi savaşmadan beklemiyorum. Romanya'da doğdum. Romanya'da ilkokul Lise ve Üniversitenin ilk 2 yılı ordaydım. Sonra Azerbeycan'a Bakü'ye gittim. Böylece Büyük Türk Dünyası maceram başladı. O zaman Azerbaycan bağımsız değildi. Bakü Üniversitesinde meslektaşlarım ağlıyorlardı. Bağımsızlık istiyorlardı. Daima Türkler hakkında konuşurlardı. Kardeşlerimiz diye her zaman Türklerden ümit beklerlerdi. Bakü'de bir sene Türkçe ile uğraştım. Daha sonra Moskova'ya gittim.
Erdal: Türkçe'yi Azerbaycan'da mı öğrendiniz?
Maxim: O zaman başladım. Türkiye Türkçesini Azeri Türkçesi vasıtasıyla öğrendim. Moskova'da Türkiye Türkçesi öğrenmeye devam ettim. Osmanlıcaya da başladım. 1968 yılında büyük olay oldu. Ben üniversiteyi bitiridim. Ama Avrupa tarihinde büyük bir olay oldu. Romanya ve Sovyetler Birliği arasında ayrılma oldu. Ben artık Moskova'ya doktora için dönmedim. Romanya'da kaldım. Büyük bir şans oldu benim için çünkü bir sene sonra Bükreş'te asistan iken Türkiye'ye geldim. İlk defa Türkiye'ye 1969 yılında geldim. O zaman ilk defa Halil İnalcık hocamla görüştüm. Kendisi ile doktorama başladım. Tüm hayatım boyunca da onunla sürekli öğrenim aldım. İş birliği yaptım. Hem bilim adamı hem insan olarak bir örnek kişi.
Erdal: Şuan da göreviniz nedir?
Maxim: Şuanda Bükreş üniversitesinde çalışıyorum. Türk Araştırmaları Merkezi Müdürüyüm.Ders veriyorum Bükreş Üniversitesinde. Fakat şuan emeklilik dosyam da hazırlandı. 1.5 ay sonra emeklilik kararım çıkacak. Ama bir hocanın hayatında emeklilik yok. Tatil yok. Öbür dünya da rahat edeceğiz.
Erdal: Hocam Söğüt'te ki konuşmanız da "Dostlar arasında dostça konuşulur" dediniz. Bu dostluk lafını biraz daha açar mısınız? Osmanlı sevdası Romanya'da herkeste var mı?
Maxim: Biraz önce ilgi çekici bir bildiri duydum. Bir meslektaşımız Kosova tarih kitaplarında Türklerin nasıl Osmanlıların nasıl gösterildiğini bize anlattı. Çok üzüntü verici bir durum. 2011 yılında Kosova bağımsız bir devlet oldu. Türkiye destek oldu. Çok büyük yardım etti. Sık sık Türk liderler oralara gitti. Buna rağmen Kosova kitaplarında çocuklar için "Türkler barbar" olarak tanıtılıyor. İslam hakkında da kötü bir şekilde anlatılıyor. Halbuki biz biliyoruz böyle bir şey yok. Bunun için Türklerin algısı Türklerin imajı ben yine söyleyeceğim yalnız bugün değil eskiden de Romanya'da bambaşkaydı. Romenlerin Osmanlı dönemi zamanında tam özgürlüğü vardı, devlet içinde devletti. Bu özel statüsü sayesinde Türkler, verdikleri söze sadık kalırlar, iyi dostlar, cesur, cömert olarak bilinir. Çocuklar da bunları biliyorlar. Bu çok önemli bir şey. Ama Kosava'da Türkler barbar olarak anlatılıyor. Siz yardım gösterip kurtarıyorsunuz onları fakat onlar böyle yansıtıyor. Çocuklar bu kitaptan okuduklarını da unutmayacaklar.
Söğüt toplantımız başlamadan önce şunları söylemiştim, Türkiye bizim dostumuz, başarısından seviniriz. Başarısını bizim başarımız olarak kabul eder öyle de seviniriz. Bir sene sonra şunu söylüyorum artık son rakamlara göre Türkiye ekonomisi Avrupa'nın büyüyen en hızlı ekonomisi oldu. Bu duruma da çok seviniyor sizi tebrik ediyorum. Bunu da kendi başarımız gibi görüyoruz. Türkiye'de hayran olduğum şeylerden biri çalışkanlık. Herkes çalışıyor.
Erdal: Söğüt'te gelmek Bilecik'e gelmek sizde nasıl bir duygu uyandırıyor?
Maxim: Osmanlı araştırmaları ile uğraşan biri olarak Söğüt bana heyecan veriyor. Osmanlı devletinin beşiği burası. Bizim ulusal şairimiz Osmangazi'nin rüyası ile ilgili güzel şiirler yazdı. Yalova'da da sempozyum olmuştu orada da konuşmuştuk. Şeyh Edebalı, Malhatun hakkında da konuştuk. İşte buraya gelince merakla Şeyh Edebalı Malhatun türbesini ziyaret ettik. Çok sevindim. Öğrencilerime de anlattım.
Erdal: Halil İnalcık hocanın Osmanlı'nın Yalova'da kurulmasıyla ilgili sözleri Bileciklileri biraz üzdü diyebilirim. Bilecikliler tabi ki Osmanlı Devletinin burada kurulduğuna inanıyor ki böyle zaten. Çünkü Ertuğrul Gazi burada, Şeyh Edebalı burada tarih burada. Abdulhamit Han'da Bilecikliler için hemşehrilerim demiş.
Maxim: Bence Bilecikliler üzülmesin. Üzülmek için bir sebep yok. Osmanlı devletinin kuruluşu bir süreçti. Süreç olunca demek ki hem tek kişi Ertuğrul, Osman, Orhan değil, sadece Bilecik, Yalova Eskişehir değil. Halil hocaya göre Osmanlı devletinin kuruluş yılı 1299 değil, 1302. Ama yine bu kronolojik açıdan rahatça diyebiliriz 1299, 1302 yılları arasında. Hatta 1302 ile bitmez biraz devam eder. Bana göre bu problemin halledilmesi bir süreç.
Erdal: Avrupa'da Balkanlar'da ve Rusya bölgesindeki halk Osmanlı'yı ve Türkiye Cumhuriyeti'ni nasıl görüyor?
Maxim: Hepimiz bölgemizde Ortadoğu'da Avrupa'da Balkanlar da Rusya'da dahil mutlaka bir cihan devleti, bir süper güç kavramı kullanılırdı. 16. asırda Kanuni Sultan Süleyman döneminden sonra Süper Güç Osmanlı Devleti tabiri kullanılırdı. Süper Güç askeri açıdan değil, gün geçtikçe Osmanlı uygarlığı daha iyi keşfedildi. Bu fevkalade önemli. Eskiden yanlış bir nazariye ve zihniyet vardı. En iyi şeyler batı, en olumsuz şey doğu olarak bilinirdi. Medeniyet hakkında yüz kavram var. Batı Avrupa'da haçlılar 18 yy'a kadar banyo kullanmazlardı. O kadar pis hayatları vardı. Osmanlı uygarlığının güzel bir yönü gösterdi. Osmanlı tekstilleri Avrupa saraylarında Osmanlı tekstilleri lüks olarak alınırdı. Altın ve gümüş eşyalar Osmanlı işlemeleri o kadar güzel ki Avrupa saraylarında kullanılırdı. Lüks eşyalar olarak. Venedik'te özel mağazalar vardı. Türklerin ürettiği malzemelerden oluşan ürünler vardı. Osmanlı çinileri, İznik Kütahya çinileri. Çok güzel şeyler bunlar. Her sergide bunlar birer delildir. Osmanlı mutfak kültürü de var. Tüm balkanlara Osmanlı kültürü girdi. Hatta şimdi bile Yunanistan Romanya Sırbistan'a gidin her romen doğum günü ve özel günlerde bayram günlerinde sarma yaparlar. Türk kültürü olduğu bilmeden. Dolmayı hatta ulusal yemek olarak gösterirler ama Türk Kültürü olduğunu bilmezler.
Erdal: Buna benzer Romanya'da veya diğer devletlerde Türklerin bıraktığı yemeğin haricinde gelenek görenekler var mı?
Maxim: Hayat çabuk değişiyor. Global oluyor. Küreselleşiyor dünya. Artık kostümler kıyafetler standart oluyor. Kravatlı, blue jeans falan. Buna rağmen bazı eski sözler hala muhafaza ediliyor. Romen dilinde mesela eskiden 200 civarında hatta daha fazla Türk kökenli söz vardır. Çok rastlanan sözler. Mesela oda sözcüğü. Oda içinde mesela tavan, döşeme, soba, cam, perde. Masa ortak söz. Romenceyken Türkçeye geçti.
Erdal: Bir Türk Romence bilmese derdini rahatça anlatabilir mi Romanya'da?
Maxim: Türkiye'de ki ve Romanya'daki öğrencilerime derdim. 2000 ortak söz olduğundan dolayı durumunuzu anlatabilirsiniz derdim. Tabi ayrıca 100 ingilizce sözü de bilirseniz daha iyi anlaşırsınız.
Erdal: Sizin Osmanlı torunlarına söylemek istediğiniz birşey var mı?
Maxim: Siz Osmanlı torunlarısınız. Osmanlı torunlarına söylüyorum. Eski dost düşman olmaz. Diplomatik sözlerle değil dostça konuşuruz. Türkiye Romanya'nın Nato'ya girmesine destek verdi. Nato üyesi olduk. Türkiye'ye teşekkür ederiz. Şimdi bizim sıramız. AB'ye girmesi için Türkiye'yi biz destekliyoruz. Bir gün ne zaman bilmez ama AB çerçevesinde de beraber olacağız. Hem Balkanlar ve Karadeniz bizi birleştiriyor. Türkiye ile Romanya komşu ülkeler. Karadeniz bir sınır değil. Karadeniz bir ortak gölümüz. Karadeniz dostluk denizimiz. Buradan bir sınır yapmayalım. Romanya'da 7 bin Türk şirketi var. Sorun oradaki Türklere, kendilerini kendi evlerinde gibi hissederler. Aynı şekilde bizde buraya geldiğimizde aynı şeyleri hissediyoruz. Hindistan'a gittim. 2 ay kaldım. Romanya'ya dönerken İstanbul'dan geçtim. İstanbul'da 17 sene yaşadım. Hayatımın yarısı. İstanbul'a gelince sanki artık evdeyim gibi hissettim kendimi.
Bu haber toplam 0 defa okunmuştur

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.