HÜZÜNLÜ BİR HİKAYE

HÜZÜNLÜ BİR HİKAYE

Mehmet ERDAL

"Bu vatan nasıl kuruldu bileniniz var mı?" cümlesini sık sık kullanırız.

Bu haftaki yazımı Köyümüz halkından cepheye giden iki kardeşin hikayesine ayırdım.

Bilecikliler'in tanıdığı bir aile. Bizim Kamil Amcamızın babası ve amcasının esir kampında karşılaşması.

2005 yılında aramızdan ayrılan rahmetli Osman Çolak, Milli Eğitim'de çalışan Zeki Çolak ve sigorta acenteliği yapan Kadir Çolak'ın dedelerinin hikayesi.

Köyde Çolak'lar sülalesine Hacı Ahmetler derler. Tabi bu kelime zaman içerisinde yuvarlanmış ve Hacamatlar olmuş.

İbrahim büyük, Mehmet ise küçük kardeşmiş. İbrahim Dede’nin yaşı geldiğinde askere gitmiş.

Cepheden cepheye koşan İbrahim Dededen bir daha haber alınamamış. Cephelerden dönen askerlerden sadece sağ olduğu şu anda falan cephede, başka bir haber alındığı diğer cephede diye duyulurmuş.

Aradan zaman geçmiş. Mehmet Dede daha 15 yaşında iken, savaş olduğu için askere çağrılmış. O da Hicaz cephesine görevlendirilmiş.

İbrahim Dede ve Mehmet Dede Hicaz cephesinde İngilizler'e esir düşmüş. İki kardeş aynı esir kampında, fakat birbirlerinden habersiz.

Mehmet Dede kamptaki bir çeşmede su sırası beklerken bir tanıdığına rast gelmiş.

- Sen Hacamatların Mehmet değil misin?

- Evet benim. demiş ve kendisini tanınıp abisinin de burada olduğunu söylemiş.

"Bakalım ağabeyini tanıyabilecek misin?" diyerek diğer hemşehrileri ile birlikte kalan ağabeyinin yanına götürmüş.

Mehmet Dedeyi tanıtırken, “Bakın bu da Gölpazarı’ndan bir arkadaş. Tanıyabildiniz mi?” diye sormuş.

İbrahim Dede Mehmet Dedeyi, Mehmet Dede’de abisi İbrahim Dede’yi tanıyamamış. İki kardeşlerde yıllardır birbirlerinden bi habermiş. Daha sonra iki kardeşin arasındaki yaşta olup da askere giden diğer köylümüz Hüseyin Ağalar’ın Demirci Hüseyin, İbrahim Dedeye; “Bu arkadaş sizin Mehmet” deyince iki kardeş kucaklaşıp, hasret gidermişler. Esir kampındaki bu sevinç her halde herşeyden daha değerli olsa gerek.

Ne kadar kampta kalmışlar maalesef bilmiyorum. Esir değişimi yapıldığında ikisi de kurtulmuş ve köyümüze geri dönmüşler.

İbrahim Dede savaş sırasında sağ tarafını kullanamaz hale gelmiş. Yaşlılığı da bu yüzden biraz zahmetli geçmiş, çilesi çokmuş. Son senelerini babam hatırlarmış ve şöyle dediğine şahit olmuş.

"Gözü kör olasıca gevur. Beni çolak bırakacağına işini tam yapsaydın da Şehit olsaydım" diye hem dua, hem beddua edermiş. Tam 101 yaşında vefat etmiş.

Hacamatların Çolak soy ismi de askerde çolak kalan İbrahim Dededen gelirmiş. İbrahim ve Mehmet Dedeler cepheden sonra köyde ikametine devam etmişler.

Mehmet Dede’nin vefatından kısa bir süre sonra da ben doğmuşum ve “bir Mehmet gitti bir Mehmet geldi” deyip. Benim adımı da Mehmet Dedenin hatırasına Mehmet koymuşlar.

İbrahim ve Mehmet Dede’nin, daha nice aziz Şehit ve Gazilerimizin mekanları cennet olsun.

Allah onlardan razı olsun.

Aziz şehitlerimizin ruhuna bir Fatiha

Hoşçakalın.

 

Bu haber toplam 0 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.