’’KÜLTÜRÜMÜZÜ İHMAL ETMEMELİYİZ’’
Sinan Önce
"Tarih ve Kültür Sohbetleri" programının ilki gerçekleşti. Sürekli Eğitim Merkezinde 20 Nisan Çarşamba günü saat: 20:00'da başlayan programa konuşmacı olarak Bilecik Üniversitesi (BÜ) Rektörü Prof. Dr. Azmi Özcan katıldı.
Katılımın yüksek olduğu programda konuşan Rektör Özcan, insanoğlunun bilimle bir ara gururlandığını ve her şeyi çözebileceğini bilimden başka hiçbir şeye ihtiyacı olmadığını iddia ettiğini ifade ederek; "Biz bilim ve teknoloji sayesinde kuşlar gibi uçmayı ve balıklar gibi yüzmeyi öğrendik ama insan gibi yaşamayı unuttuk. Kendimizce imar etmenin herkes için farklı anlam olabilir. Tarih, yaşanmış bir dersin gelecekte tekrar lazım olabileceği bilinciyle saklanması gerekir. Bu yüzden hayatımızı imar ederken, referans alınılabilen ve sık sık müracaat edebileceğimiz kendi kültür ve değerlerimizi hiç ihmal etmemiz lazım." dedi.
"Sanat bizim genlerimizde kayıtlı şifrelerin kalıba dökülmüş halidir" diyen Özcan, insan dışındaki tüm canlıların çevreye uyum sağladığını fakat insanın hem çevresine uyum sağlamakla hem de geliştirmekle yükümlü olduğunu ifade ederek şöyle konuştu;
"Aksi takdirde taşları rastgele biriktirdiğiniz zaman ortaya bir mimarı çıkmaz. Mimarın çıkabilmesi için mutlaka belli bir sistem içerisinde, sanat ve estetik kaygısıyla taşların ortaya koyulması gerekir. Hayat farklı ve zevk alarak yaşanmalıdır. Farkında olmadan geçen yıllar imar olmayan yıllardır. Yaşadığımız ani hissederek yaşamak için mutlaka bizim ilime, sanata ve estetiğe ihtiyacımız var. Bunu yapabilmek içinde başka etniklere direnebilme gücü göstermemiz gerekir. Hayatı algılamak ve varlığı anlamak çabası, bilgiyle ve akılla elde edilen bir süreçtir. Biz hayatımızı bilgiyle, akılla algılıyoruz. Duyduklarımızla, hissettiklerimizle, sanat ve estetik anlayışımızla yorumluyoruz ve yaşıyoruz. Bize düşen bu ateşi, tekrar canlandırabilecek bilim, kültür, edebiyat ve sanat ortamını yeniden ortaya çıkarmaktır.
Zaman bilim ve teknoloji çağıdır. İnsanoğlu bir ara bilim ve teknolojiden o kadar gururlandı ki, her şeyi çözebileceğini ve bilimin dışında hiçbir şeye ihtiyacı olmadığını iddia etmeye başladı. İnsanlık, tarihi boyunca nice inşa edilen hayatın anlamına dair bütün birikimleri, insanca yaşamak, beraberce mutlu olmak ve huzura ermek deyimi ret etti, sadece bedensel hazlara ve ekonomik yaşama dayanan bir toplum inşa edildi. Biz bilim ve teknoloji sayesinde kuşlar gibi uçmayı ve balıklar gibi yüzmeyi öğrendik ama insan gibi yaşamayı unuttuk. Kendimizce imar etmenin herkes için farklı anlam olabilir. Tarih, yaşanmış bir dersin gelecekte tekrar lazım olabileceği bilinciyle saklanması gerekir. Bu yüzden hayatımızı imar ederken, referans alınılabilen ve sık sık müracaat edebileceğimiz kendi kültür ve değerlerimizi hiç ihmal etmemiz lazım. Bir ülkede barışın, huzurun ve refahın olmazsa olmazlardan şartlarından birisi o ülkeyi oluşturan vatandaşların kendilerine hizmet eden devletin dağıttığı adaleti ve hakkaniyetidir. Devlet olmadan birlik ve din olmaz. O zaman devlete yönelen her türlü tehdidin bertaraf edilmesi gerekir.” dedi.
Konuşmasının sonunda ise Rektör Özcan, ilim öğrenmenin hayatı farkında olarak yaşamak olduğu ifade ederek; "Farkında olmadan yaşanan ömürler kaybedilmiş ömürlerdir. Bizim bilime sanata ihtiyacımız var" dedi. Rektör Özcan'ın konuşmasının ardından Cumhuriyet Başsavcısı Harun Yılmaz ve Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Ramazan Akyol'da kısa birer konuşma yaptı. Program, katılımcıların Prof. Dr. Özcan’a, Cumhuriyet Başsavcısı Harun Yılmaz’a ve Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Ramazan Akyol’a çeşitli konularda soru yöneltmesinin ardından sona erdi.
Bu haber toplam 0 defa okunmuştur

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.