Mesut Kaplan’dan dikkat çeken tespit!
Bilecik’in yöresel ürünlerinin coğrafi işaret tescili almasında önemli rol üstlenen Mesut Kaplan, ilimizde ceviz ve üzüm üretimine ilişkin önemli tespitlerde bulundu.
Bilecik’in yöresel ürünlerinin coğrafi işaret tescili almasında önemli rol üstlenen Mesut Kaplan, ilimizde ceviz ve üzüm üretimine ilişkin önemli tespitlerde bulundu. Bilecik’te artan üretime karşın katma değerin geride kaldığını ifade eden Mesut Kaplan, bütüncül bir yol haritasına ihtiyaç olduğuna dikkat çekti.
Mesut Kaplan, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, şu ifadelere yer verdi:
“Bilecik'in en büyük sorunu üretim eksikliği değil; hem cevizde hem de yaş üzümde ortaya çıkan bereketin il ekonomisine yeterince yansıtılamaması, yani bu iki ürünün potansiyelinin çok altında değerlendirilmesidir. Cevizde dikim alanı 30 bin dönümden 58 bin dönüme çıkmış, yıllık üretim 17.800 tona ulaşmış ve Türkiye'de rekoltede üçüncü sıraya yerleşmişiz; üzümde ise 10 bin dekarın üzerinde alanda yaklaşık 8.100 ton sofralık üzüm üretiliyor. Ancak bu tabloya rağmen ürünlerin büyük kısmı hâlâ işlenmeden, yaş veya kabuklu olarak satılıyor; fiyatlar önceki yılla aynı kalıyor, hatta kısmen geriliyor. Bu, üreticinin emeğinin karşılığını alamadığı, ilin ise sahip olduğu tarımsal zenginliği ekonomik değere dönüştüremediği bir tablodur. Bana göre bu noktada durup "neden böyle" diye sormak gerekiyor: Çünkü ortada bütüncül bir stratejik plan yok; üretim teşvik edilmiş ama işleme, markalaşma ve pazar stratejisi aynı hızda planlanmamış.
İkinci olarak, bu iki ürünün Bilecik ekonomisinde hak ettiği yeri alabilmesi için stratejik planlamanın merkezine "katma değer zinciri"nin konulması gerektiğini düşünüyorum. Cevizde sorun sadece tesis eksikliği değil; sulama olanaklarının yetersizliği iç kaliteyi düşürüyor, mevcut kırma-ayıklama tesisleri yerel cevize uygun çalışmıyor ve sonuçta ürün yaş olarak elden çıkarılıyor. Üzümde ise Küre üzümünün yüksek şeker ve aroması pekmez, pestil, cevizli sucuk gibi ürünler için doğal bir avantaj sunuyor; ama bu potansiyel standartlaştırılmış, markalaşmış ve raf ömrü uzatılmış ürünlere dönüşmediği için üretici yaş üzüm fiyatına mahkûm kalıyor. Dolayısıyla stratejik plan; sulama ve kalite iyileştirmeden başlayıp, KÜÇÜK ÖLÇEKLİ STANDART İŞLEME ATÖLYELERİ, COĞRAFİ İŞARET TESCİLİYLE DESTEKLENEN MARKALAŞMA VE ÇEVRİMİÇİ-DOĞRUDAN TÜKETİCİ SATIŞ KANALLARIYLA BÜTÜNLEŞİK OLARAK KURGULANMALI. Yani "önce üret, sonra bakarız" değil; "üretim-kalite-işleme-marka-pazar" zincirini baştan birlikte planlamak gerekiyor.
Son olarak, bu stratejik planlamanın sadece tarım il müdürlüğünün veya üreticinin tek başına üstesinden gelebileceği bir iş olmadığını, il düzeyinde ortak bir irade gerektirdiğini düşünüyorum. Bilecik'te tarıma dayalı sanayi beklentinin altında ve ilde yalnızca kısıtlı sayıda imalat firması var; bu tablo, koordinasyon eksikliğinin somut göstergesi. Bence valilik, belediyeler, BEBKA, ziraat odaları ve kooperatifler bir araya gelip ceviz ve üzüm için ayrı ayrı yol haritaları çıkarmalı; KKYDP ve BEBKA hibeleri bu yol haritalarına göre önceliklendirilmeli, coğrafi işaret tescilleri (Bilecik Cevizi ve Küre Üzümü) bu stratejinin dayanağı olarak kullanılmalı. Başarı da yalnızca rekolteyle değil; işlenmiş ürün oranının artması, üretici gelirinin toptan satışa bağımlılığının azalması ve bu iki ürünün artık "ham madde" değil "Bilecik markalı bitmiş ürün" olarak anılmasıyla ölçülmeli. Kısacası, bereketi bereketsizliğe çeviren bu tabloyu ancak ciddi ve bütüncül bir stratejik planlama tersine çevirebilir; bunu yapmazsak her yıl aynı hikâyeyi konuşmaya devam ederiz.”

Bu haber toplam 455 defa okunmuştur

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.