RAMAZAN’DA NASIL BESLENMELİ?

RAMAZAN’DA NASIL BESLENMELİ?

Halk Sağlığı Müdürlüğü Diyetisyenlerinden Zerrin Delibaş Tez, Ramazan’da doğru beslenmenin püf noktalarını açıkladı. Tez, gazetemize yaptığı açıklamada sahurda ve iftarda hangi gıdaların tüketilmesi hakkında bilgiler verdi.

Ahmet MEŞE

On bir ayın sultanı Ramazan-ı Şerif için geri sayım başladı. Ramazan'ın başlamasına sayılı günler kala çarşı, pazarda hareketlendi. Vatandaşlar bir yandan iftar ve sahur sofralarını süsleyecek yiyecekler için hazırlık yaparken diğer yandan da ne yemeliyiz sorusuna cevap arıyor. Meteoroloji tarafından sıcaklıkların artacağı ve Ramazan süresince hava sıcaklıklarının yüksek olacağının açıklanmasından sonra vatandaşların beslenme konusundaki soru işaretleri arttı. Ramazan’da doğru beslenme ile ilgili gazetemize açıklamalarda bulunan Diyetisyen Zerrin Delibaş Tez uyarılarda bulundu. Tez, Ramazan’da açlık süresinin uzun olacağına dikkat çekerek doğru beslenmenin püf noktalarını açıkladı. Oruç tutacak vatandaşların mutlaka sahura kalkmalarını öneren Tez, sahurda tüketilmesi gereken besinler hakkında bilgiler verdi. Sıcaklıkların yüksek olacağı için su tüketiminin arttırılmasını tavsiye ederek, iftar sofralarında bulundurulması gereken besinlerle ilgili bilgiler verdi. Diyetisyen Zerrin Delibaş Tez’in Ramazan’da doğru beslenme ile ilgili verdiği önerileri gazetemizin 4.sayfasından okuyabilirsiniz.

Diyetisyen Zerrin Delibaş Tez Ramazan’da beslenmenin püf noktalarına ilişkin yaptığı açıklamada şunları dile getirdi:” Bu Ramazan halkımız ciddi bir uzun süreli açlıkla karşı karşıya kalacak. Bu yüzden beslenme konusunda daha fazla dikkat etmeleri gerekiyor. Bunun nedeni ise en azından önceki dönemlerde bu kadar sıkıntılı bir dönem sıcaklıklarla birleşmemişti. Ama bu dönem 18 saatlik gibi bir açlık süresi söz konusu. En azından sahurun bitimi ile iftarın başlangıcı arasındaki zaman dilimi çok kısa.Bu yüzden insanlar ne yiyecek ne tüketecek bu kısa süreli kısımda, yemekten sonrada teraviye giden insanlar var. Yemeği yedikten sonra yürüyüşe mi gitsinler. Ve bunların hepsi gece 12 saat dilimlerine denk geliyor. Bu süreçte insanlar yatsın mı dini vecibelerini mi yerine getirsin, beslensin mi, o kısa sürede kim ne yapsın diye düşünüyor insan ister istemez. Bu yüzden çok sıkıntılı bir Ramazan geçireceğiz. Öncelikle orucunu tutacak olan halkımıza şimdiden sabırlar diliyorum. Uzun bir süreç çünkü. Ama biz ne yapmalıyız öncelikle onu söyleyelim. İnsanlar kesinlikle sahuru atlamadan oruçlarını tutmaya çalışsınlar. Zaten süreç o kadar uzun ki bu süreçte kan şekeri dengeleri tamamen alt üst olacak. O yüzden hasta sağlığı ön planda olacak. Bunu doktorlarımızda söylüyorlar. Aslında bunu her Ramazan sürekli dile getiriyoruz. Kan şekeri sorunu olanlar, tansiyon sorunu olanlar, kalp- damar sağlığı problemi olanlar, mide problemi olanlar, karaciğer sorunu olanlar ve kronik kabızlık sorunu olanların Ramazanda oruç tutmamaları daha hayırlı diye düşünüyoruz. Çünkü bizim için insan sağlığı her zaman için ön planda. Bu neden insan sağlığını korumak gerekiyor. Şöyle diyeyim sahurda ne tüketebiliriz bununla başlayalım. Sahurda genelde ağır yemekler tüketmeyelim. Yağlı, kızartma türü, kavurma işlemleri yapılmış gıdalar, bunlardan kaçınalım. Genelde kahvaltı türü bir beslenme olursa tok tutucu etkisi fazla olacaktır. Çünkü proteinin vücuttan uzaklaştırılması bir süreçtir. Bu yüzden mideden çabuk uzaklaşmayacaktır ve kişiyi daha çok tok tutacaktır. Hem de kan şekerini hızlı yükseltip hızlı düşüren gıdalardan uzak durulması gerekiyor. Ki biz buna gliseminiti düşük besinler diyoruz. Genelde beyaz ekmek kepekli, ekmek tüketimi yapılmasın. Ben hastalarıma her zaman öneriyorum. Tam buğday ekmeği, tam tahıllı ekmek, karma ya da besleyici değeri yükseltilmiş ekmek ürünlerini seçerlerse kan şekerleri hızlı yükselip hızlı düşmeyeceği için gün içerisinde de açlık hissiyatlarını baskılayacaktır. Bunun için daha rahat oruç tutabilirler. Sahurda kahvaltılık olarak mesela peynir olabilir, yumurta olabilir, kolesterol sorunu olmayanlar için. Veya melemen tüketebilirler. Yaz mevsiminde meyvelerimizde var. Bunlarla yapılabilecek olan komposto, kuru meyvelerle de yapılabilecek olan bir komposto da olabilir. Genelde sulu gıda olarak karpuz önerilir, zevkle de yenir ama içerisindeki şeker oranı yüksektir. Karpuzun fazla tüketimi de iyi değildir. İnsanların su tüketimini artırmaları lazım. Ramazanda, genel kişi iftardan sonra çaya yönelir. Sahurda da çayı çok içer. Çay susuzluğumu alır düşüncesiyle. Ama kesinlikle çaya yönelim olmamalıdır. Çayın içerisindeki sodyum oranı yüksektir. Yüksek olduğu içinde orucu tutmaya engeldir. Birde vücudumuzun kendine ait su tutan bir hormonu var. O hormonun baskılanmasına neden olduğu için, çay içtiğinizde vücudunuzda ki sıvının atımına neden olur ve vücutta sodyum oranı yüksek olduğu için de su ihtiyacını artırır. Bu nedenle oruç zamanında çayı açık ve şekersiz olmak üzere tüketebilirler. Genelde bitki çayları tercih edilmelidir. Ihlamur, kuş burnu, zencefil, zerdeçal, nar çiçeği, bunlardan yapılmış ama aktarlardan alınma sallama çaylardan, diyet form çaylardan bahsetmiyorum. Bu tarz çayları kendince içerisine limon kabuğu, elma kabuğu gibi eklemeler yapıp tatlandırarak tüketebilirler. Bu kendileri için vitamin, mineral deposu olacaktır. Çünkü 17-18 saatlik zaman içerisinde o vitamin mineral depoları boşalacaktır. Vitamin, mineral depolarını desteklememiz lazım ki gün içerisinde halsizlik, bitkinlik, yorgunluk, uyuklama, unutkanlık, gibi durumlarla karşı karşıya kalmayalım. Bu yüzdende vitamin, mineral deposu yüksek besinlerle beslenmemiz lazım. Mesela sahur esnasında kayısı kompostosu ya da taze sıkılmış meyve suyu olabilir. Özellikle portakal suyu ya da diğer meyvelerle karıştırılmış bir meyve olabilir. Çok değil içerisine bir çay kaşığı ya da bir tatlı kaşığı kadar pekmez koyulabilir. Bu sayede hem demir emilimini hızlandırır, hem de gün içerisinde zindeliği sağlar. Yumurta diyoruz mesela bunu da doğru tüketmek gerek. Bizler genelde haşlanmış yumurtayı severiz ama haşlama yumurtanın da sarı kısmının tamamen katılaşmaması lazım. Böyle olursa vücudumuz demirinden daha iyi faydalanabilir. Haşlanmış yumurtayı böldüğünüzde sarı kısmı akışkan bir kıvam içeriyorsa bu sizin için daha faydalıdır diye düşünüyorum. O yüzden de yumurtalarınızı fazla haşlamamanız gerekiyor. Siyah zeytini çok severiz ama siyah zeytin yerine biraz daha yeşil zeytin ağırlıklı beslenebiliriz. Zeytinin tuz oranı yüksek olduğu için doğru olan vücudun ihtiyacı olanı kadar tüketmektir. Burada da 7 adet zeytini geçmemek gerekiyor. Bol yeşillik olarak maydonoz, taze biber, hem demir açısından hem de vitamin açısından zenginlik içerirler. Ayrıca demir emilimini kolaylaştırırlar. Hem de bağırsak hareketliliğinizi hızlandırırlar. Bu yüzden sahur zamanlarında yeşilliği azaltmamanız gerekiyor ki, vücudumuzda bağırsaksal hareketliliğini rutin olarak devam ettirebilsin. Demek istediğim proteini, et proteinine göre süt, yoğurt, peynir olarak almak gerekiyor. Birde sebze ağırlıklı olarak beslenmek gerekiyor ki, bağırsaksal hareketliliği rutine bağlayabilelim. Böyle olursa da oruç zamanında sorun yaşamazsınız. Sahuru ne kadar demir içeriği zengin besinlerle desteklersek, gün içerisindeki halsizlik, bitkinlik ve yorgunluğu devre dışı bırakırız. İftar zamanına gelecek olursak bizim birçok diyetisyen arkadaşımız ve doktorlarımız çorba ile başlamayı öneriyor. Sebebi ise bağırsak hareketliliğinin hızlanması açısından. Ben açıkçası çokta çorbadan yana değilim. Çünkü çorba ile bir başlangıç yapmak bağırsaksal hareketliliği ön planda tutuyor. Midesel şikayetleri olanlar için, yaptığı çorbaya bağlı olarak midesel şikayetleri otomatik olarak devreye girebilir. Et suyuyla yapılan bir çorbayı tercih etmek yerine, kurubaklagil açısından zengin olan mercimek çorbası tercih edilebilir. Ayrıca kişinin umumyanesi yapmaması gerekir aksi halde midesel şikayetlerini ön planda tutar. Salçalı ve baharatlı gıdalar tüketilirse yine midesel şikayetleri ön planda tutmuş olurlar. Herkes ne tarz bir çorba tüketmesi gerektiğini bilmediği için, şu çorbayı şu şekilde yaparak tüketin demiyorum. Zaten gün içerisinde bir açlığınız var, vücudunuz o açlıktan geldiği için bir kase çorbayla doymaya müsait. Mideyi çorbayla çok fazla doldurmak yerine hafif yağlı besinler tüketilebilir. Ben genelde sebzelerinizi hiçbir işleme tabii tutmadan, sadece doğrama işlemiyle beraber bütün sevdiği şeyleri tencere içerisine koyup düdüklü ile pişirmelerinden yanayım. Bir miktar su, bir çorba ya da iki çorba kaşığı sıvı yağ ve domatesi rendeleyip kullanabilirler. Salçanın asit oranı domatese göre yüksektir. Midesel şikayetleri olanlar salçayı tercih etmek yerine, domatesi rendelemeyi tercih edebilirler. Şikayetleri olmayanlarda dilediği gibi salça, baharat, tuz istediği gibi o şekilde tencereye doldurup, ağzını kapatırlarsa ve kısık ateşte, buharıyla yavaş yavaş pişmiş bir şekilde olursa kişiye, iftarı açtığında sağlık açısından çok fazla zarar verecek bir pozisyon içermiyor. Demek istediğim şu ki iftarı çorba ile açmak yerine direk etli sebze yemeği ile açabilir. Sade zeytinyağlı sebze yemeği ile de başlayabilir. Etli gıdaları 1-2 saat sonra tüketmesi daha uygun olur. Çünkü uzun süreli açlıkta metabolizma yavaşlar. Yavaşladığı içinde vücudun etsel gıdaları hazmetme gibi bir sıkıntısı olur. Bu da hazımsızlık dediğimiz olayı yaratır. Hazımsızlığa sebep vermemek için az bir sebze yemeği, iki kaşık yoğurt veya bol yeşil salata, iki dilim tam buğday ekmeği ile başlangıç yapılabilir. Aradan 1 saat geçtikten sonrada isteğe bağlı olarak meyve tüketimi yapılabilir. Ya da yemeğin yanında

kayısı kompostosu tüketilebilir. Kayısı kompostosu, midesel şikayetleri gidericidir. Midesel şikayeti olan ya da olmayan herkes bunları rahatlıkla kullanabilir. Ayrıca kayısı güzelce haşlanıp mikserden geçirilip bir marmelat şeklinde yemekten önce veya sonra 1-2 kaşık şeklinde tüketebilir. Aradan bir saat geçtikten sonra meyve, çay ya da ufak aperatif şeklinde atıştırırsa, hem metabolizmayı yavaş yavaş hızlandırmaya başlar, hem de en azından yediği ve içtiği şeylerin kendisine kilo olarak geri dönmesine engel olmuş olur. Dediğimiz gibi araya ibadetsel dönemler giriyor. Bu ibadetler bittikten sonra en azından bir yarım saat kırk beş dakika çıkıp dolaşmak gerekiyor. Ramazan döneminde o saatlerde herkes ayakta olacaktır. Bu yüzden kimse çekingenlik yaşamasın. Çünkü genelde bu konuyla ilgili düşünceleri hastalarımızdan duyuyoruz. Kimse o şekilde düşünmesin. Sağlığını korumak isteyen herkes için bütün kapılar açık. Kimse spor ve aktivitesinden geri kalmasın. İnsanlar iftardan sahura kadar olan süreçte bol bol sıvı tüketmeliler. Su tüketimi fazla olursa vücut metabolizması yediğini ve içtiğini fazlasıyla enerjiye çevirir. Kendisine de bunu kilo olarak geri döndürmez. Son olarak şundan bahsetmeliyim ki rahatsızlığı olanlar, özellikle kronik rahatsızlığı yani diyabeti buna Tip1 ve Tip2 de dahil, tansiyonu, kronik kabızlığı, midesel şikayetleri olan kişiler kendilerini oruç tutmak için çok fazla zorlamasınlar. Birde bende alışkanlık oldu, hastalığımda olsa tutuyorum diyenler için tabi ki kendileri bilirler ama sağlıklarını riske etmesinler.”

Halk Sağlığı Müdürlüğü Diyetisyenlerinden Zerrin Delibaş Tez, Ramazan’da doğru beslenmenin püf noktalarını açıkladı. Tez, gazetemize yaptığı açıklamada sahurda ve iftarda hangi gıdaların tüketilmesi hakkında bilgiler verdi.

Ahmet MEŞE

On bir ayın sultanı Ramazan-ı Şerif için geri sayım başladı. Ramazan'ın başlamasına sayılı günler kala çarşı, pazarda hareketlendi. Vatandaşlar bir yandan iftar ve sahur sofralarını süsleyecek yiyecekler için hazırlık yaparken diğer yandan da ne yemeliyiz sorusuna cevap arıyor. Meteoroloji tarafından sıcaklıkların artacağı ve Ramazan süresince hava sıcaklıklarının yüksek olacağının açıklanmasından sonra vatandaşların beslenme konusundaki soru işaretleri arttı. Ramazan’da doğru beslenme ile ilgili gazetemize açıklamalarda bulunan Diyetisyen Zerrin Delibaş Tez uyarılarda bulundu. Tez, Ramazan’da açlık süresinin uzun olacağına dikkat çekerek doğru beslenmenin püf noktalarını açıkladı. Oruç tutacak vatandaşların mutlaka sahura kalkmalarını öneren Tez, sahurda tüketilmesi gereken besinler hakkında bilgiler verdi. Sıcaklıkların yüksek olacağı için su tüketiminin arttırılmasını tavsiye ederek, iftar sofralarında bulundurulması gereken besinlerle ilgili bilgiler verdi. Diyetisyen Zerrin Delibaş Tez’in Ramazan’da doğru beslenme ile ilgili verdiği önerileri gazetemizin 4.sayfasından okuyabilirsiniz.

Diyetisyen Zerrin Delibaş Tez Ramazan’da beslenmenin püf noktalarına ilişkin yaptığı açıklamada şunları dile getirdi:” Bu Ramazan halkımız ciddi bir uzun süreli açlıkla karşı karşıya kalacak. Bu yüzden beslenme konusunda daha fazla dikkat etmeleri gerekiyor. Bunun nedeni ise en azından önceki dönemlerde bu kadar sıkıntılı bir dönem sıcaklıklarla birleşmemişti. Ama bu dönem 18 saatlik gibi bir açlık süresi söz konusu. En azından sahurun bitimi ile iftarın başlangıcı arasındaki zaman dilimi çok kısa.Bu yüzden insanlar ne yiyecek ne tüketecek bu kısa süreli kısımda, yemekten sonrada teraviye giden insanlar var. Yemeği yedikten sonra yürüyüşe mi gitsinler. Ve bunların hepsi gece 12 saat dilimlerine denk geliyor. Bu süreçte insanlar yatsın mı dini vecibelerini mi yerine getirsin, beslensin mi, o kısa sürede kim ne yapsın diye düşünüyor insan ister istemez. Bu yüzden çok sıkıntılı bir Ramazan geçireceğiz. Öncelikle orucunu tutacak olan halkımıza şimdiden sabırlar diliyorum. Uzun bir süreç çünkü. Ama biz ne yapmalıyız öncelikle onu söyleyelim. İnsanlar kesinlikle sahuru atlamadan oruçlarını tutmaya çalışsınlar. Zaten süreç o kadar uzun ki bu süreçte kan şekeri dengeleri tamamen alt üst olacak. O yüzden hasta sağlığı ön planda olacak. Bunu doktorlarımızda söylüyorlar. Aslında bunu her Ramazan sürekli dile getiriyoruz. Kan şekeri sorunu olanlar, tansiyon sorunu olanlar, kalp- damar sağlığı problemi olanlar, mide problemi olanlar, karaciğer sorunu olanlar ve kronik kabızlık sorunu olanların Ramazanda oruç tutmamaları daha hayırlı diye düşünüyoruz. Çünkü bizim için insan sağlığı her zaman için ön planda. Bu neden insan sağlığını korumak gerekiyor. Şöyle diyeyim sahurda ne tüketebiliriz bununla başlayalım. Sahurda genelde ağır yemekler tüketmeyelim. Yağlı, kızartma türü, kavurma işlemleri yapılmış gıdalar, bunlardan kaçınalım. Genelde kahvaltı türü bir beslenme olursa tok tutucu etkisi fazla olacaktır. Çünkü proteinin vücuttan uzaklaştırılması bir süreçtir. Bu yüzden mideden çabuk uzaklaşmayacaktır ve kişiyi daha çok tok tutacaktır. Hem de kan şekerini hızlı yükseltip hızlı düşüren gıdalardan uzak durulması gerekiyor. Ki biz buna gliseminiti düşük besinler diyoruz. Genelde beyaz ekmek kepekli, ekmek tüketimi yapılmasın. Ben hastalarıma her zaman öneriyorum. Tam buğday ekmeği, tam tahıllı ekmek, karma ya da besleyici değeri yükseltilmiş ekmek ürünlerini seçerlerse kan şekerleri hızlı yükselip hızlı düşmeyeceği için gün içerisinde de açlık hissiyatlarını baskılayacaktır. Bunun için daha rahat oruç tutabilirler. Sahurda kahvaltılık olarak mesela peynir olabilir, yumurta olabilir, kolesterol sorunu olmayanlar için. Veya melemen tüketebilirler. Yaz mevsiminde meyvelerimizde var. Bunlarla yapılabilecek olan komposto, kuru meyvelerle de yapılabilecek olan bir komposto da olabilir. Genelde sulu gıda olarak karpuz önerilir, zevkle de yenir ama içerisindeki şeker oranı yüksektir. Karpuzun fazla tüketimi de iyi değildir. İnsanların su tüketimini artırmaları lazım. Ramazanda, genel kişi iftardan sonra çaya yönelir. Sahurda da çayı çok içer. Çay susuzluğumu alır düşüncesiyle. Ama kesinlikle çaya yönelim olmamalıdır. Çayın içerisindeki sodyum oranı yüksektir. Yüksek olduğu içinde orucu tutmaya engeldir. Birde vücudumuzun kendine ait su tutan bir hormonu var. O hormonun baskılanmasına neden olduğu için, çay içtiğinizde vücudunuzda ki sıvının atımına neden olur ve vücutta sodyum oranı yüksek olduğu için de su ihtiyacını artırır. Bu nedenle oruç zamanında çayı açık ve şekersiz olmak üzere tüketebilirler. Genelde bitki çayları tercih edilmelidir. Ihlamur, kuş burnu, zencefil, zerdeçal, nar çiçeği, bunlardan yapılmış ama aktarlardan alınma sallama çaylardan, diyet form çaylardan bahsetmiyorum. Bu tarz çayları kendince içerisine limon kabuğu, elma kabuğu gibi eklemeler yapıp tatlandırarak tüketebilirler. Bu kendileri için vitamin, mineral deposu olacaktır. Çünkü 17-18 saatlik zaman içerisinde o vitamin mineral depoları boşalacaktır. Vitamin, mineral depolarını desteklememiz lazım ki gün içerisinde halsizlik, bitkinlik, yorgunluk, uyuklama, unutkanlık, gibi durumlarla karşı karşıya kalmayalım. Bu yüzdende vitamin, mineral deposu yüksek besinlerle beslenmemiz lazım. Mesela sahur esnasında kayısı kompostosu ya da taze sıkılmış meyve suyu olabilir. Özellikle portakal suyu ya da diğer meyvelerle karıştırılmış bir meyve olabilir. Çok değil içerisine bir çay kaşığı ya da bir tatlı kaşığı kadar pekmez koyulabilir. Bu sayede hem demir emilimini hızlandırır, hem de gün içerisinde zindeliği sağlar. Yumurta diyoruz mesela bunu da doğru tüketmek gerek. Bizler genelde haşlanmış yumurtayı severiz ama haşlama yumurtanın da sarı kısmının tamamen katılaşmaması lazım. Böyle olursa vücudumuz demirinden daha iyi faydalanabilir. Haşlanmış yumurtayı böldüğünüzde sarı kısmı akışkan bir kıvam içeriyorsa bu sizin için daha faydalıdır diye düşünüyorum. O yüzden de yumurtalarınızı fazla haşlamamanız gerekiyor. Siyah zeytini çok severiz ama siyah zeytin yerine biraz daha yeşil zeytin ağırlıklı beslenebiliriz. Zeytinin tuz oranı yüksek olduğu için doğru olan vücudun ihtiyacı olanı kadar tüketmektir. Burada da 7 adet zeytini geçmemek gerekiyor. Bol yeşillik olarak maydonoz, taze biber, hem demir açısından hem de vitamin açısından zenginlik içerirler. Ayrıca demir emilimini kolaylaştırırlar. Hem de bağırsak hareketliliğinizi hızlandırırlar. Bu yüzden sahur zamanlarında yeşilliği azaltmamanız gerekiyor ki, vücudumuzda bağırsaksal hareketliliğini rutin olarak devam ettirebilsin. Demek istediğim proteini, et proteinine göre süt, yoğurt, peynir olarak almak gerekiyor. Birde sebze ağırlıklı olarak beslenmek gerekiyor ki, bağırsaksal hareketliliği rutine bağlayabilelim. Böyle olursa da oruç zamanında sorun yaşamazsınız. Sahuru ne kadar demir içeriği zengin besinlerle desteklersek, gün içerisindeki halsizlik, bitkinlik ve yorgunluğu devre dışı bırakırız. İftar zamanına gelecek olursak bizim birçok diyetisyen arkadaşımız ve doktorlarımız çorba ile başlamayı öneriyor. Sebebi ise bağırsak hareketliliğinin hızlanması açısından. Ben açıkçası çokta çorbadan yana değilim. Çünkü çorba ile bir başlangıç yapmak bağırsaksal hareketliliği ön planda tutuyor. Midesel şikayetleri olanlar için, yaptığı çorbaya bağlı olarak midesel şikayetleri otomatik olarak devreye girebilir. Et suyuyla yapılan bir çorbayı tercih etmek yerine, kurubaklagil açısından zengin olan mercimek çorbası tercih edilebilir. Ayrıca kişinin umumyanesi yapmaması gerekir aksi halde midesel şikayetlerini ön planda tutar. Salçalı ve baharatlı gıdalar tüketilirse yine midesel şikayetleri ön planda tutmuş olurlar. Herkes ne tarz bir çorba tüketmesi gerektiğini bilmediği için, şu çorbayı şu şekilde yaparak tüketin demiyorum. Zaten gün içerisinde bir açlığınız var, vücudunuz o açlıktan geldiği için bir kase çorbayla doymaya müsait. Mideyi çorbayla çok fazla doldurmak yerine hafif yağlı besinler tüketilebilir. Ben genelde sebzelerinizi hiçbir işleme tabii tutmadan, sadece doğrama işlemiyle beraber bütün sevdiği şeyleri tencere içerisine koyup düdüklü ile pişirmelerinden yanayım. Bir miktar su, bir çorba ya da iki çorba kaşığı sıvı yağ ve domatesi rendeleyip kullanabilirler. Salçanın asit oranı domatese göre yüksektir. Midesel şikayetleri olanlar salçayı tercih etmek yerine, domatesi rendelemeyi tercih edebilirler. Şikayetleri olmayanlarda dilediği gibi salça, baharat, tuz istediği gibi o şekilde tencereye doldurup, ağzını kapatırlarsa ve kısık ateşte, buharıyla yavaş yavaş pişmiş bir şekilde olursa kişiye, iftarı açtığında sağlık açısından çok fazla zarar verecek bir pozisyon içermiyor. Demek istediğim şu ki iftarı çorba ile açmak yerine direk etli sebze yemeği ile açabilir. Sade zeytinyağlı sebze yemeği ile de başlayabilir. Etli gıdaları 1-2 saat sonra tüketmesi daha uygun olur. Çünkü uzun süreli açlıkta metabolizma yavaşlar. Yavaşladığı içinde vücudun etsel gıdaları hazmetme gibi bir sıkıntısı olur. Bu da hazımsızlık dediğimiz olayı yaratır. Hazımsızlığa sebep vermemek için az bir sebze yemeği, iki kaşık yoğurt veya bol yeşil salata, iki dilim tam buğday ekmeği ile başlangıç yapılabilir. Aradan 1 saat geçtikten sonrada isteğe bağlı olarak meyve tüketimi yapılabilir. Ya da yemeğin yanında

kayısı kompostosu tüketilebilir. Kayısı kompostosu, midesel şikayetleri gidericidir. Midesel şikayeti olan ya da olmayan herkes bunları rahatlıkla kullanabilir. Ayrıca kayısı güzelce haşlanıp mikserden geçirilip bir marmelat şeklinde yemekten önce veya sonra 1-2 kaşık şeklinde tüketebilir. Aradan bir saat geçtikten sonra meyve, çay ya da ufak aperatif şeklinde atıştırırsa, hem metabolizmayı yavaş yavaş hızlandırmaya başlar, hem de en azından yediği ve içtiği şeylerin kendisine kilo olarak geri dönmesine engel olmuş olur. Dediğimiz gibi araya ibadetsel dönemler giriyor. Bu ibadetler bittikten sonra en azından bir yarım saat kırk beş dakika çıkıp dolaşmak gerekiyor. Ramazan döneminde o saatlerde herkes ayakta olacaktır. Bu yüzden kimse çekingenlik yaşamasın. Çünkü genelde bu konuyla ilgili düşünceleri hastalarımızdan duyuyoruz. Kimse o şekilde düşünmesin. Sağlığını korumak isteyen herkes için bütün kapılar açık. Kimse spor ve aktivitesinden geri kalmasın. İnsanlar iftardan sahura kadar olan süreçte bol bol sıvı tüketmeliler. Su tüketimi fazla olursa vücut metabolizması yediğini ve içtiğini fazlasıyla enerjiye çevirir. Kendisine de bunu kilo olarak geri döndürmez. Son olarak şundan bahsetmeliyim ki rahatsızlığı olanlar, özellikle kronik rahatsızlığı yani diyabeti buna Tip1 ve Tip2 de dahil, tansiyonu, kronik kabızlığı, midesel şikayetleri olan kişiler kendilerini oruç tutmak için çok fazla zorlamasınlar. Birde bende alışkanlık oldu, hastalığımda olsa tutuyorum diyenler için tabi ki kendileri bilirler ama sağlıklarını riske etmesinler.”

 

Bu haber toplam 0 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.