SAKARYA GÜNDEM OLUŞTURUYOR
Gazeteniz Sakarya, teknolojiye yaptığı yatırımlarla her geçen gün güçlenerek siz okuyucularına en taze ve anlaşılır dille ulaşıyor.
Sakarya, 24.yılında bulunuyor. Sahamızda ilk kurulan tesis olmayabiliriz ama en son teknoloji ve ilin en büyük matbaasına sahip olduğumuzu söyleyebiliriz.
İlimizin her geçen gün büyüdüğünü göz önüne alarak yaptığımız atılımla 5 aydır 14 sahife olarak çıkmaktayız. "Bilecik'te 14 sahife çok, ne gerek var..." gibi düşünenlere bugün geldiğimiz noktada yanlış düşündüklerini göstermiş olduğumuz kanaatindeyiz. 14 sahife atılımımızla rakiplerimize de atılım yapma fırsatı verdik. Bir çok tarihi araştırmalara ve ulaşılmayan haberlere yer verilmesine sebep olduğumuzu söyleyebiliriz.
Birkaç haftadır yaptığımız haberlerle gündemi oluşturduk iki hafta evvel İl Koordinasyon Kurulu toplantısında İl müdürlerine ve Bölge müdürlerine haberlerimizde yer alan konular soruldu.
Gazeteniz Sakarya kendi tesislerini teknolojiye uygun yenilediği gibi yapılan hiçbir yeniliğe de karşı durmadı. Yeni bir yatırım yapılırken de herhangi bir vatandaşın uğradığı haksızlığı gözrmezden de gelmedi. Sakarya nehri üzerine kurulan Hes santrallerine karşı olmamakla birlikte yatırım sırasında o bölgede üretici köylülerimizin haksızlığa uğramasına da göz yummadık. Deresakarı köylüleri mahsullerini sulayamadıklarını ve çaresizliği bütün sorumlulara iletmelerine rağmen bütün kapıların yüzlerine kapandığını iddia ediyorlar. Elbette bu durumu gündeme getirmek görevimizdi. Sakarya nehri üzerine Hes projesine izin verilirken, "Tarımsal sulama, içme ve kullanma suyu miktarları ve diğer kullanım hakları hariç olmak üzere" ifadeleriyle yatırım bu haklara zarar vermemek üzere izin verilmiş. Bunlara dikkat edilmiyor ve bu dikkatsizlik yüzünden bir köy halkı haksızlığa uğruyorsa elbette Sakarya gazetesi haksızlığa uğrayanların yanında yer almalıydı ve aldı.
Haksızlığa uğrayanların sesini duymamazlıktan gelenlere tarihimizde yaşanan bir olayı ibret alınması için hatırlatmayı münasip görüyoruz.
"Osmanlıların ilk Şeyhülislamı Molla Fenari (1350-1431) Şeyhülislam olmadan önce Bursa kadısı idi. Onun kadılığı sırasında bir adam pazardan bir at satın aldı. Fakat alışverişin hemen arkasından atın hasta olduğunu fark etti. Geri vermesi gerekiyordu, ama satın aldığı adam zorluk çıkarır, atın hastalığını kabul etmez diye önce kadıya gidip resmi kanaldan işi sağlama bağlamak istedi. Mahkemeye gittiğinde kadıyı (Molla Fenari) yerinde bulamadı. İşini ertesi güne bıraktı. fakat at o gece öldü. Adam ertesi gün olanları kadıya anlattı, mağdur olduğunu, ne yapması gerektiğini sordu. Molla Fenari, "Senin zararını ben ödeyeceğim" dedi. Adam hayretle kadıya baktı, "Niçin siz ödeyeceksiniz, konuyla hiçbir ilginiz ve suçunuz yok ki..." dedi. Molla Fenari, "Evet öyle görünüyor ama aslında benim de suçum büyük. Eğer sen dün makamıma geldiğinde ben yerimde olsaydım, olaya müdahale eder, atı geri verdirir, paranı iade ettirirdim. At da sahibinin elinde ölmüş olurdu. Bu imkan şimdi yok olmuştur. Senin zararına benim makamımda bulunmamam sebep olduğu için zararını ben ödeyeceğim" dedi ve ödedi."
Sakarya gazetesi yukarıda anlatılan yaşanan olaydan ders alarak hareket ediyor. Birileri kızacak diye ideallerinden vazgeçecek değil. Mühim olan HAK rızası. Hoşçakalın.
Bu haber toplam 0 defa okunmuştur

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.