"YER ADLARI KÜLTÜREL MİRASTIR"
Kıymet ASLAN- Bilecik Üniversitesi (BÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Harun Tuncel, binlerce yıldan bu yana varlığını sürdüren yer adlarının tarihi belge niteliğinde ve Kültürel mirasa sahip yerel kimlik tanımlayıcısı olduğunu söyledi.
Prof. Dr. Tuncel, Bilecik Üniversitesi (BÜ) Sürekli Eğitim Merkezi Salonunda düzenlenen ''Tarih ve Kültür Sohbetleri'' etkinliğinde verdiği ''Türkiye'de Yer ve Köy Adları'' başlıklı konferansta, yer adlarının, kültürlerin ve toplumların yayılış alanlarını belirlediğini bildirdi.
Pek çok olayların aydınlatılmasında yer adlarından faydalanılabileceği görüşüyle bu konudaki araştırmalarını sürdüren Prof. Dr. Tuncel, " Bir coğrafyacı için yer adları çok önemli ipuçları sunmakytaydı, Yaşanılan mekanı tanıtıyordu. Tarihle çok sıkı bir bağlantısı var yer adlarının, çünkü sonradan adı değiştirilen adların tarihçileri de ciddi manada ilgilendiriyordu. Anlama, yapısı, kökeni konularında çalışanlarda dil bilimcileride ilgilendiriyor. Ad Bilim kümesi içersinde Cansız isimleri ele alan küme, canlı varlıklar, coğrafyaya adları olarak sınıflandırabiliriz." dedi.
Herhangi bir yere isim konulmamış olmaması durumunda kaos yaşanabileceğini, burasının tanımlanıp tarif edilemeyeceğini dile getiren Prof. Dr. Tuncel, şöyle konuştu:
"Yerleşim alanları köyler, kasabalar, şehirler ve arazi alanı gibi açık alan adlarından oluşabilir. Yer adları ne işe yarar diye düşünürsek binlerce yıldan bu yana varlığını sürdüren yer adları, tarihi belge niteliğinde olduğunu görürüz. Herhangi bir yer adı, bulunduğu coğrafi mekanda çok fazla sayıdaysa bu da arzu edilmeyen bir durum. Çünkü bu bir kaosa yol açar. İsim konulurken insanlar yaşadıkları bölgelerde pek çok farklılığı düşünmüşler. İsimlendirme yaptığımız zaman caminin yanındaki sokak, çeşmenin berisindeki sokak, anacaddenin karşısında diye yapılarla konumlarla tanımlama yapmaya başladığımızda problemlerimizi daha rahat çözmeye başlarız. Adlandırma isimlendirme onun için çok önemli. Yer adı bulunduğu coğrafi mekanda çok fazla sayıdaysa buda arzu edilmeyen bir durumdur. Buda bir kaosa yol açar. Şöyleki bir savaş sırasında birliklerden birisinin cephanesi bitti, ordu komutana cephane gönderin dediğinde "karatepedeki birliklerin cephanesi bitmiş" şeklindeki bir söylem hangi karatepe, diyelimki 10 tane karatepe var. Onun için ki çok fazla aynı adın olmasıda arzu edilmez. İsim konarken insanlar yaşadıkları ve pek çok farklılığı düşünmüşler.
Kendi ülkemizden örnek verecek olursak İstanbul, Ankara'nın hiç bir kelime anlamı yok. Ama bu anlamlarının olmaması onların işlevlerinin olmadığı anlamına gelmez. Bingöl, Eskişehir'in bir anlamı var ama onlar Ankara, İstanbul kadar da işlevsel değiller. O halde anlamlar her zaman bağımlı bir kelime kavram olarak anlam yüklü olmasınıda bekleyemeyiz.
Yer adları çok uzun ömürlüdür, bir kültürel mirastır, bir yerel kimlik tanımlayıcısıdır. Coğrafi mekan üzerinde yaşayan toplumlar ve kültürler, oranın yer adlarını kendi söyleyiş biçimleriyle değişikliğe uğratıyor. Kendi kimliklerinin, unsurlarının bir parçası haline getiriyorlar."
Yer adları neyi anlatır, nasıl tanımlanır ve nasıl tasnif edilir üzerinde konuşan Prof. Dr. Harun Tuncel konuşmasının devamında ise Anaoluda tüm dünyada yer adları hangi faktörleriyle konulurlar, ne tür unsurlar etkili olmuştur. Ayrıca yer adlarının değiştirilmesi konusu üzerinde durdu.
YER ADLARI NE ŞEKİLDE VERİLDİ, NASIL VERİLİYORLAR?
Tuncel, Yer adları Ne şekilde verildiğini ise şu sözlerle açıkladı. "Burada Doğal Çevreye ilişkin adlar ve İnsanlarla ilişkili adlardan oluşuyor. Çevresinde gördüğü kendisini etkileyen pek çok unsurdan hareketle yer adları verilmiş. Eğimin daha az olduğu Anadoludaki yerleşim tarihinin geçmişi düşünüldüğünde suya ihtiyacı çokça bulunan yerlerde Höyük yerleşmeleri ağırlık kazanıyor. Kale, Hisar, Höyük ve Konak kelimelerin geçtiği yerlerin dağılışlarını görüyoruz. Bilecik'te 200-250 tane köy bulunuyor sanırım. Bilecik ülkemizin küçük sayılabilecek illerinden bir tanesi hemen her adlandırma rolüne ilişkin, bir köy adıyla karşılaşmamız mümkün. Karışıklığa meydan vermemek adına bir zorunluluk. Bireylerle ilgili pekçok ad bulmamız mümkün.
Bilecik'in Doğal Çevre ile ilgili Köy Adı Örnekleri
Çukurören, Büyükbelen, Aşağı Çaylı, Akpınar, Karabayır, Kızılöz, Kızıldamlar, Sarıyazı, Ulupınar, Yeniköy, Doğubelen.den oluşuyor.
Yukarıboğaz, Kepirler, Düzdağ, Göldağı, Kükürt, Katran, Kurşunlu, Deresakarı, Dereboyu, Çokpınar, Bozcaarmut, Erikli, Ketenlik, Düzmeşe, Kurtköy, Koyunköy, Koyunlu, Kuşca, Vezirhan, Aksutekke, Sarnıç, Hisarcık, Kızılsaray
Bireylerle ilgili Köy adı örnekleri
Kişi Adları gurubunda; (İlyasbey, Hayriye, Savcıbey, Erkoca), Ünvanlar gurubunda; (Cihangazi, Alibeydüzü, Nazifpaşa), Din gurubunda; ( Sarıhacılar, Sırhoca köyü), Meslek Grubunda; ( Kazancı, Taşçılar),
Boy gurubunda;( Alpagut, Kınık, Çepni, Dodurga, Türkmen), Sülaleler gurubunda; (Arıcaklar, Şahinler, Dülgeroğlu, Karahasanlar) Diğer ise Karaahmetler, Arapdede köyleri olarak belirlendi.
Yer Adlarının Değiştirilmesi
Yer adlarının değişitirilmesi veya değişikliğinin Doğal Süreçlerle gerçekleştiğini açıklayan Prof. Dr. Tuncel, bu süreci şöyle açıkladı.
"Coğrafi mekan üzerinde yaşayan toplumlar, kültürler oranın yer adlarını kendi söyleyiş biçimleriyle değişikliğe uğratıyor. Kendi kimliklerinin bir parçası, unsurları haline getiriyorlar. Bazende bu zorla oluyor, Stalin döneminde Çarlık Rusya'sında başlayan yer adı değişiklikleri adeta zirveye ulaşmış. Doğu Türkistanda, Uygur Özerk Cumhuriyeti üzerinde, Çin Halk Cumhuriyeti üzerinde günümüzde halen devam ediyor. Hem orada yaşayan insanlar hem yer adları ciddi bir kıyım uğruyor. Bunun gibi bir çok yer. Ermenistan'daki yerleşme adlarının % 90'ı Türkçe idi. Bu süratle değiştiriliyor, sadece 1935'den bu yana kalan 538 yer adı değiştiriliyor. Türkler'in yaşadığı hemen hemen her ülkede yer adları çok önemli kıyıma uğramış. Resmi kayıtlara göre, Ermenistan'daki yerleşme adlarının yüzde 90'ı Türkçe idi, bu süratle değiştiriliyor. Şu anda yaklaşık 50 civarında Ermenistan'da Türkçe yer adı kalmış durumdadır. Ülkemizde de yer adları değiştirilmiştir. 1913-1916 arasında Bulgarca, Rumca ve Ermenice bazı yer adlarının değiştirilmesi söz konusu. Sistemli ve düzenli yer adları değişikliği 1940'lı yıllarda Genelkurmay Başkanlığının bir genelgesiyle başlıyor.1942 yılında ise kesintiye uğruyor, çeşitli problemlerle karşılaşıbileceği düşünülüyor. Ama o süreç içersinde de Valilikler aracılığıla bütün bilgiler toplanmış bulunuyordu. Bizim ülkemizde 35 Bin kadar köy var. 40 Bin Civarında bunlara bağlı yerleşmeler var. Yer adları dediğimiz zaman dağlar, tepeler, yerler, vadiler bunların hepsi içine girer. Sonuç olarak 75 Bin kadar yer adı inceleniyor bunlardan bir kısmı 12211 kadar değiştiriliyor. Bunlar mutlak köy ismi, yerleşme ismi insanların oturduğu ismi değiştirilen yerler çok daha fazla. Yer adları değiştirme komisyonunda Harita Genel Komutanlığından veya Genel Kurmay Başkanlığından bir albay, bir subay ve bir memur var. İç işleri Bakanlığından bir daire başkanı, bir şef, bir memur, Türk Dil Kurumu üyesi, Edebiyat Öğretmeni, Coğrafya Profösörü ile komisyon bu şekilde çalışmalarını sürdürmüş. Çoğunlukla çalışmalar masa başında sürdürülmüş.Doğuda ve Karadeniz de bazı çevrelerce Ermenice ve Kürtçe yer adlarının değiştirildiği iddia ediliyor. Doğru değiştirilmiş ama en az onun kadar Türkçe yer adı da değiştirilmiş. Bunuda göz ardı etmememiz lazım. Her toplum elbetteki yaşadığı ülkeyi sahiplenir, sahiplenmek zorundadır, yaşadığını ispatlamak, vurgulamak, sürdürmek zorundadır. Bu memleket bizim, bizler varlığımızı, birliğimizi, dirliğimiz muhafaza ettiğimiz müddetçe de bizim olmaya devam edecek."
Bilecik'te ismi değiştirilen yerler
Bilecik'te ismi değiştirilen yerler, köylerde bulunuyor. Bunlardan Eski Ad olarak Gülümbe Köyü, yeni adı (Çamkoru), Mahan(Kayabelen), Hezergrat( İkizce), Künçez (Künçeğiz), Sürürabat( Çamyayla), Çeşmehisar(Kozpınar), Çerkezçepni(Yeniçepni), Müzeyyen(Camiliyayla), Devlez(Düzağaç), Dandin(Gökçeli), Bedi (Üzümlü), Esri(Yakacık), Kovalca (Kovalıca), Yeniüreyil(Yeniüreğil), Ahırköy(Yeşilyurt), Eğrat(Kayabalı), Katlıç(Geçitli), Kamurantekke(Doruk), Zeyve (Dereboyu), Bakras (Günyurdu), Firanlar (Fırınlar), Epsere (Sarıyazı), Bilheriz( Boyunkaya), Teyran (Esenköy), Borcak( Borucak), Yukarınardin( Yukarı Çaylı), Aşağınardin(Aşağı Çaylı)'dır. Prof. Dr. Tuncel, Türkiye'de 30 bine yakın yer adının nereden geldiğinin belirlenemediğine dikkati çekerek, halkın çoğunlukla yeni isimler yerine eski isimleri kullandığını sözlerine ekledi.
BÜ Rektörü Prof. Dr. Azmi Özcan, konferansın sonunda Prof. Dr. Tuncel'e, üzerinde üniversite amblemi bulunan tabak hediye etti.
Bu haber toplam 0 defa okunmuştur

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.