AYRILIK...
"Kadın, kavga ediyor ise mücadele ediyordur.
Artık kavga bile etmiyor susuyor ise o kadın o ilişkiyi bitirmiştir"
****
13 yıl evli kalan daha sonra, eşinin aşırı alkol kullanımına dayanamayarak “Ayrılığı” tercih etmiş, 42 yaşında, 2 çocuk annesi olan Bilecik’te yaşayan bir bayanımız ile röportaj yaptık. Bu röportajda ayrılık yaşamış bir kadının ağzından tecrübelerini, hayata dair “ayrılık”ı konuştuk. Evliliklerini kurtarmak için mücadele vermiş ve sonrasında boşanma kararlarıyla yaşadığı sıkıntıları film şeridi gibi gazetemizle paylaştı. Röportajımızda boşanma sonrası çektiği zorluklar üzerine genç çiftlere uyarıları oldu. Boşandıklarının 5. yılı olduğunu ve artık atlattığını ifadelerinde yer veren fakat boşanma süresini anlatırken hala hüzünlendiğine şahit olduk. Gerisini (F) den dinleyelim.
*****
Ben eşimden boşanalı 5 yıl oldu. Köyde olmamıza rağmen evliliğimiz için çok mücadele ettim. Bir tercih yap bu sefil hayatı mı yoksa bizi mi (çocuklar) tercih ediyorsun biraz toparlan diye defalarca konuştum ama o yapmadı. Boşanmaya gelince her zorlukta da hemen ayrılayım kararı alınmamalıdır. Fakat yürümeyen evliliklerde tabi ki ayrılık kararı gerekiyor. Bizim evliliğimizi bozan aileler değildi, eşimdi! Bunun yanında belki benimde hatalarım vardı . Ama ben eşime, Beni nasıl görmek istiyorsun, hangi huyumdan vazgeçeyim, senin için ben nasıl olayım diye hep sormuşumdur. Hatalarım varsa söylemeliydi.
-İletişim kurabiliyormuşsunuz, bunları konuşan bir aile sorunlarını gideremez miydi?
Evliliğimizi bitiren alkoldü, sorumsuzluktu. Bakın 2 basit yanlış nelere maal oluyor.
Evden gidiyor 1 hafta gelmiyordu, sahipsiz bırakıyordu. Bunun düzelmesi için 13 yıl bekledim. Çocuklarımın beni suçlamamaları için yaşanan sıkıntılarımızı kendileri de görmeleri için büyümelerini bekledim ve eşimin değişebileceği umutu vardı. Hatta 13 yıllık evliliğimiz süresince 1-2 yıl ayrı yaşadık sonrasında boşanma gerçekleşti.
-Şimdi mutlumu sunuz?
-Tabiki değilim, o kadar sıkıntılar yaşıyorsunuz ki, toplumumuzda dul olmanın zorluğu anlatılmaz bir şey. Ben 10 yıldır Bilecik’te oturuyorum, daha 10 gece dışarıya çıkmamışımdır. Sizi çok iyi tanıdığınız birisi de olsa akşam saatlerinde görse, “gecenin bir yarısı dışarıda geziyor” diyerek ihtiyaç için dışarı çıkabileceğini düşünmeden sana etiket takıyor. Halbuki evli çiftlerde akşam dışarıda olabiliyor. Bu söylemlerden kendini korumak için kendine getirdiği sınırlamalarla stresli hayat başlıyor.
-Ayrılık, beraberinde sizin hayatınıza ne gibi sıkıntılar getirdi?
Boşandığım için ilk etapta benim kendi ailem de beni dışladı. Evliliğimin yanlış yürüdüğünü bildikleri halde hem eşimin yakınları hem kendi yakınlarım tepki koydular. Çocuklar üzüntünün içinde büyüyor ve yine sıkıntı burada da yaşanıyor. Dağılmış ailenin çocukları olarak benim çocuklarımın moral seviyeleri düşük, ürkeklik gibi sıkıntılar yaşıyoruz.
Çocuklar Baba özlemi içinde ağlıyorlar. Bir baba sevgisi, şefkati özlemi içinde büyüten annenin üzüntü dolu günleri geçiyor. Çocuklar sürekli elinden tutup onu bir yere götüreceği bir baba istiyor. Kendi babasının ona karşı zararlı olduğunu bildiği halde baba istiyorum diyor. Bir annenin çaresizliği burada başlıyor. Bu süreçlerde anneler kendilerini de bir tarafa bırakıyorlar.
-Geçiminizi sağlayabileceğiniz işinizi, bulmanız kolay oldu mu?
Boşanmış bir kadının düzeyli İş bulması daha da zorlaşıyor. Bulsan uygunluğu konusunda sıkıntılar devam ediyor. Vardiyalı çalışamama, mesai saatleri, maaşın düşüklüğü, önyargılar gibi dezavantajlar hep karşına çıkıyor. Ayrılan kadın algısı bazı insanlarda hep ikinci sınıf insandan ileri gitmiyor. Bu sebeple iş bulmak zorlaşıyor. Ama kazanıp, gelir elde etme gibi bir sorumluluk altında boşanma sonrası maddi kaygılar şiddetlenerek artıyor. Ben 3-4 işte çalıştım yüreğim hep hoplardı hiç bir zaman işe geç kalmadım, hiç bir gün izin isteyemedim, ben bu işi yapamam diyemedim, bunlar benim işten çıkarılma sebeplerim olmaması için. Hep bir korku, hep bir panik! Dışarıya çıksan tek başına yürüsen dahi bir panik boşanınca panik bir insan haline giriyorsunuz...
Bir insan eşiyle ve işiyle çok mutsuz ise o insan yarım insandır. İşinde mutsuz olandan verim bekleme aynı şekilde evine giderken “hanım yine kızacak mı, beyim yine kızacak mı” diyerek evine gidiyorsa o insan da yarım insandır.
- Panik hali önyargılar yüzünden mi? Önyargıları parçalamak atomu parçalamaktan daha zor derler ama sizin bu konudaki fikirlerinizi duymak isterim.?
Tabi ki ön yargılardan! Erkek veya kadın bu benim başıma da gelebilir diye bakmalı. Senin evliliğin çok mutludur, başına gelmez. Çocuğunun başına, kardeşinin başına bir yakının başına da gelebilir. Hiç kimse ayrılmak için evlenmiyor. Herkes böyle düşünürse önyargılar azalır belki de biter.
42 yaşındayım, Benim 1 tane arkadaşım yok. Bir çok arkadaşım var ama yok. Samimi şekilde içimi dökebileceğim, güvenebileceğim konuşup dertleşeceğim bir arkadaşım yok. İnsan güven duygusunu da kaybediyor. Biraz yeni bir şeyler alıp giyinmeyelim, hemen süslenmiş etiketi yapıştırılıyor. Tut ki kötü yapıyor, yine etiketlememek lazım. O insanı çekmek, iş vererek kurtarmak gerekmez mi? Bak kardeşim, arkadaşım yaptığın kötü, gel buna bir çare bulalım, nedir derdin parasızlıktan mı yanlış yapıyorsun sorup ona yardım eli uzatmak erdemdir. Bir insanı çamura itmek değil ki marifet, çekip çıkarmaktır. Sen birisinden birşey bekleyerek yapma bu yardımı Allah’tan mükafatını almak üzere yap.
-Ayrılığı yaşayan diğer taraf erkek için ne söylemek istersiniz?
Ayrılık 2 taraf içinde zor. Kadın ailesinin yanına sığınabiliyor ama erkeğin hiç kimsenin yanında yeri olmuyor. İleri yaşlardaki dönemlerde 50 yaşındaki boşanmış bir erkeğin ne çocukların yanında, ne komşuların yanında nede kendi başına yeri olmuyor.
-Boşanma kararı almamak için ne gibi önlem alınmalıdır?
Aşılamayan zorluklarda eşlerin ikisi de bir danışmandan yardım almalılar. Karşı olduğum bir söylem var. Çevreden “Boşan gitsin” deniliyor “boşver gitsin” ama nereye gidecek sonunu düşünmeden acele kararlar vermesin gençlerimiz. Hiç bir zaman kötüsü gidipte iyisi gelmez. Evlilik bir kez olan bir şey, bir ikincisi o kadar zor ki, şahsen benim denemeye bile cesaretim yok. O yüzden bir kez deniyor aynı yastığa baş koyuyorsun, iyisiyle kötüsüyle ilk duygularını ona açıyorsun bir ikincisi çok zor.
-Ayrıldıktan sonra ilk adliyeden çıktığınızda ne düşündünüz?
“evet boşandınız siz” dediklerinde ilk adliyeden çıktığımda ben bir kaç ay kendime gelemedim. Ayrı yaşamamıza rağmen, eve gittiğimde kendimde kocaman boşluk hissettim. Oysa ki biz ayrı yaşıyorduk. Çocuklarımda da çok farklı etki yarattı. “Zaten ayrı yaşıyordunuz ayrı yaşasaydınız” şeklinde tepkiler aldım.
-Çocuk aile için bir bağ değil midir?
Çocuğa yıkmamak lazım. İleride ben senin için babanın-annenin kahrını çekiyorum deniliyor. Boşanmış ailelerin çocukları ileride boşanmanın daha kolay olabileceğini düşünüyor. Bir de Evliliğin gidişatına göre çocuk planlanmalıdır. Kötü gidiyor düzelir diye çocuk sahibi olma fikrine katılmıyorum.
Bir de, Eşler birbirini çocukla tehdit etmemelidir. “Çocukları sana bir daha göstermeyeceğim.” deniliyor. Ayrılan aileler bunu o çocuğa yapmamalılar. Çocuk ta ne eksikse ileride onu isteyecek. Kendi hatalarını o çocuğa yüklememelidir. Bunlar çok acı ve çirkin. Senin problemini o bilmiyor, o bir çocuk. Eşini sevmesen de babaanne gibi büyükleri göstermeme olaylarına karışıp çocuğuna kopuk bir yaşantıyı kimse sunmasın. Ne vereceksen onu ver, çocuğu doldurma. O çocuğu mutlu yaşatmak için uğraş.
-Ayrılan eşlerin tekrar aynı kişiyle evlenme oranları yüksek olduğu biliniyor. Bu neden kaynaklanıyor olabilir?
Sevgi yada bağlılığın halen sürdüğü için olabilir. Boşanmış bir arkadaşım vardı, Bilecik’ten ayrıldı ve taşınırken bana şöyle dedi. Abla belki ileride eşimle yeniden evlenirim” bundan ne anlarsınız. Aslında seviyor ama ilgisiz, umursamaz tavırları yüzünden evlilik kurumları zede almış demektir.
-Boşanmış bir kaç arkadaşım var dediniz. Onlarla bir araya geldiğinizde Ortak problem nedir dikkat ettiniz mi?
Ortak problem ilgisizlik. Erkeklerin biraz eşleriyle ilgilenmesi gerekiyor. Şefkat ve sevgi dürüstlük ister bayanlar. Hiç bir eş beni şuraya tatile götürmedin, kıyafet almadın gibi şeyler istemez. Vardır belki ama bir elin parmaklarını geçmez. Ama sen benimle hiç ilgilenmiyorsun diye sitem eder. Kadınlar için kavgacı filan derler ya, kadın kavga ediyor ise mücadele ediyordur. Artık kavga bile etmiyor susuyor ise o kadın o ilişkiyi bitirmiştir. Kavga etmedeki mücadele ile istemediklerini söylersin. Onun sana yaptığı hoşlanmadıklarını söylersin. ve bunun için kavga edersin ben bunu sevmiyorum yapılan yanlışa direnmenin savunmasıdır, kadının konuşması. Kavga etmemek demek mücadeleyi kadın bırakmış demektir. İnceldiği yerden kopsun pozisyonuna girmiştir. Birazda eşim mücadele verseydi ayrılmazdık.
-Evliliklerde saygı dersek....
Erkekte işinden geldiğinde eşini komşu gezilerinde, günlerde bulmamalı. Bu konuda sadece şunu belirtmek isterim. Bazı bayanlarımızın hiç sosyal hayatta yapacağı bir şeyi olmuyor. Dışarıyla bağlantısının tek olduğu komşu gezisiyse belki bu konumdaki kadınlar tenkit edilmemelidir. Eşinden sonra bir kadın evine gelmemeli. İstisna bir kaç akşam olabilir belki ama her akşam her akşam bunlar yaşanmamalı, yaşanıyorsa kadın problemi kendinde aramalıdır. Bu da saygıdır. Çiftler birbirinin ailesini de istemek zorundadır. Belki sevmiyorsun ona yemek koyarken içinden gelmiyordur ama eşine saygıdan dolayı o sorumluluğu yerine getirmelisin. Orada yaptığın küçükte olsa bir tepki eşine karşı bir saygısızlıktır. Eve gelen misafir için bir şey getirilmiyorsa yine aynıdır. Kadını mahçup bırakarak hanımına yapılan bir saygısızlıktır. Erkek getirmiştir de kadın yapmamışsa o da saygısızlıktır. Kişi kendini bilmelidir saygı konusunda .
- “Aynı yastığa baş koymak” diye bir ata sözümüz vardı? Bunun anlamını mı yitirdik? Aynı yastığa baş koymak neydi?
İlk evlilikte doğrusuyla yanlışıyla kabulleniyorsun. Niye dedelerimiz 60 sene evli kalmışlar? Onlar hiç mi kavga etmiyorlardı? Biz neden yürütemiyoruz?
Tahmmülümüzü yitirdik. Artık yastıklar bile küçüldü ve herkesin yastığı ayrıldı. Önceden uzun uzun yastıklar vardı. 2 kişi aynı yastığı paylaşıyordu.Maalesef artık aynı yastığa baş koymuyorlar, belkide anlamlarımızı, değerlerimizi yitirdik. Birazda affetmek lazım, Ben eşimi çok affettim. “Bir daha yapmayacağım” denildiğinde bir dahalar artmamalıdır. O zaman kadın güvenir, bir daha olmayacak dediğinde bir daha olmamalıdır.
-Son olarak söylemek istedikleriniz?
Günümüz evlilikleri daha az sürüyor. Eşler evliliklerinde özverili olmaya gayret etmeliler. Gençlerin evliliğe hazır olmadan evlenmesi halinde evlilik süresinde karşılaştıkları en ufak sorunda ayrılığı düşünüyorlar. Bunun için çiftler birbirini idare edebilecekler mi, kötü alışkanlıkları bulunuyor mu, engellenemez seviyede mi? Bu gibi tespitlerin sağlam kurumlar tarafından belirlenmesi gerekiyor. Evlilik öncesi Aile Danışma Merkezine gidilmelidir
Kadın Sığınma Evine gitmek çözüm değil. Bir yere kapar gibi, oysa onlara iş imkanı sağlanmalıdır. Devlet mutlaka boşanmış kadına iş imkanında öncelik tanımalıdır. Dul insan sorun yaşatır diye düşünülüyor oysa evine götürmek mecburiyetinde olduğu bir ekmeği var. O kadın sokaklara düşse daha mı iyi olacak. Dul kadınlarımızın istihdamı çok önemli, Ayrılıktan sonra nasıl çalışılacağını bilmediği için, verimli olamıyor, depresyona giriyorsun, ilaç kullanıyorsun, topluma çıkamıyorsun. Herkesin belediyelerin, devletin, STK’ların, insanların boşanma öncesi ve sonrasıyla ilgili bilinçlendirici çalışmalar yürütmeliler. Biz insanlar bir de kolay yargılıyoruz. Oysaki oturup konuşmadan o insanın dünyasını, yaşadıklarını kim bilebilir. Bu anlamda boşanma konusuna eğilmeniz, çok önemli bir adım oldu. Ayrılıkla beraber çocuklarımızı babasızlığa ya da annesizliğe mahkum ediyoruz. Bu gereğe göre karar verilmeli. Baba da çok önemli ama annesiz kalan bir çocuk, annesizliğin acısını hiçbir şeyle dolduramıyor. Çocuğumu göreceğim diyenler için aile bireyleri çocuk -anne arasına bir kısıtlama getirmemelidir. Ayrı olan anne ve babalarda eşlerini sevmeyebilirler ama çocuklardan şefkatini çekmesinler, demek istiyorum. Teşekkür ederim.
*******
Röportajımız burada bitiyor. Fakat boşanmanın hukuki sürecide çiftleri ilgilendiren en önemli kısmıdır. Ayrılık kararı alanlar için yasal süreçleri de araştırdım böylece kesin karar verirken hukuki açıdan yaşayacağınız gerilimleri önceden bilme imkanı sağlamak istedim. Edindiğim bilgiler arasında Boşanmada Yasal olarak hükme bağlanan kararların bir kısmından bahsetmek, mal paylaşımı, nafaka gibi kadına verilen haklar bulunuyor. Kadın yine bu tür haklarla kendini güvence altına alamadığı şu maddelerle görüyoruz. Mal paylaşımında evlilik süreci içersinde edinilen mallara katılma hakkı bulunuyor ancak, evlilik zaman zarfında malı edinirken kadınında sağladığı katkıyı ispatladığı oranda ve düzeyde hak sahibi olabilecek. Kötü ahlakı yoksa velayet yada nafaka alabilme hakkında ise şöyle bir ayrıntı bulunuyor. Nafaka miktarı kocasının ödeme gücüne orantılı olacak. Yani erkeğin kendi giderlerinin dışında kalan belli bir oranla sınırlı kalmaktadır. Bunlarla koruma altında olduğunu hisseden kadın süreci yine sıkıntılı ilerleyeceğini bilmelidir. Diğer bir nokta ise boşanma ilanı nüfus siciline 1-2 yıl bekar ibaresi yazılamama gibi yasal engelde çıkıyor. Yani özgürlüğü hemen kazanamıyorsunuz, düzeltmek için çabalamalılar.
Ve en önemlisi, en travmatik tarafı ise çocukların velayetine karar verilirken yaşanacak. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine göre çocuk hakları sözleşmesi uyarınca hakim çocuğun görüşünü almak zorunda olduğu için çocuğa anne yada babadan hangisini tercih ettiği soruluyor. Çok sevdiği 2 parçadan birini tercih etme zorunluluğu çocuğa bırakılıyor. Özgüvensiz, zayıf bireyin yetişmesindeki ilk günü. Tarafların birbirini incitmek için vurucu darbeleri çocuğu malzeme hale getirdiklerine dikkat çekiliyor.
Suça sürüklenen çocuklar hakkında sosyal inceleme ve profil değerlendirmesinde ise yaklaşık olarak % 95 parçalanmış, boşanmış ailelerin çocukları ÜZERİNDE SAPTANMIŞ.
Bu röportajda kadının penceresinden yaşadığı sıkıntıları akatarmaya çalıştık. Birde erkek ve çocuklar açısından ele alarak evliliklerde ayrılıkların zararlarını aktarabilmek ve tamamlamak ümidiyle hoşçakalın.
Son kararlarınızı iyi değerlendirin.
Bu haber toplam 0 defa okunmuştur

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.