BİLECİK BELEDİYE BAŞKANI SELİM YAĞCI İLE YAPTIĞIMIZ RÖPORTAJ

BİLECİK BELEDİYE BAŞKANI SELİM YAĞCI İLE YAPTIĞIMIZ RÖPORTAJ

https://www.bilecikhaber.com.tr/haberler_belediye_calismalarindan_memnun_musunuz_bilecikliler_neler_dedi-l-1-sayfa_id-666-id-207143

https://www.bilecikhaber.com.tr/haberler_belediye_calismalarindan_memnun_musunuz_bilecikliler_neler_dedi_quot2quot-l-1-sayfa_id-666-id-207450

https://www.bilecikhaber.com.tr/haberler_bilecik_belediyesinin_calismalarindan_memnun_musunuz-l-1-sayfa_id-666-id-208630

S.CAN: Bilecik belde ve ilçelerinde gerçekleştirdiğimiz halk röportajlarının ardından sonuncusunu Bilecik merkezde tamamladık. Bilecik merkezde tamamladığımız dört bölümlük röportajın ardından, Bilecik Belediye Başkanı Selim Yağcı'nın makamındayız.

İki dönemdir belediye başkanlığı yapıyorsunuz. Üçüncü dönem içinde adaysınız. Sizi birçok kişi tanıyordur ama kısaca kendinizden bahseder misiniz.

S. YAĞCI: Ben öncelikle tabi 2004 yılının ilk gününde bizi izleyen, bu anlamda yazıları okuyacak olan tüm hemşerilerimizin, tüm kardeşlerimizin yeni yılını tebrik ediyorum. Sağlık, mutluluk, başarı içerisinde kardeşçe nice yıllar geçirmeyi Yüce Allah'tan niyaz ediyorum. Birlik ve beraberliğimiz daim olsun diyorum. Efendim, Selim Yağcı kimdir diye başlayacak olursak, tabi Selim Yağcı 1966 yılında Bilecik'in Cumalı Köyü'nde doğmuştur. İlk öğrenimini köyünde yapmıştır. Daha sonra orta ve lise öğrenimini sıra ile Bilecik İmam Hatip Lisesi, Bursa İmam Hatip Lisesi ve Çanakkale Biga imam Hatip Lisesi olmak üzere üç tane okulda tamamlayarak Biga İmam Hatip Lisesi'nden 1984 yılında mezun olmuştur. 1984-1988 yılları arasında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesini kazanarak burada okumuş. Okuduktan sonra da 1988 yılında mezun olduk. 1989 Yılı içerisinde hakim ve savcı adayı olarak staja başladık. Bu arada staj sırasında askerlik görevimi 8 ay süre ile kısa sönem olarak tamamladıktan sonra stajımı da bitirip 1992 yılında Tunceli merkezde hakimlik görevine başladım. Daha sonra da Tunceli, Sivas Kangal, Trabzon Köprübaşı ve devamında da Sakarya Geyve ilçerinde hakimlik görevi yaptım. Aynı zaman da görevimiz esnasında İlçe Seçim Kurulu Başkanlıkları görevlerinde de bulunduk. Hakimlik olarak genelde ağır ceza üyeliğinden tutunda sulh hukuk, sulh ceza, asliye ceza, asliye hukuk hakimliği daha fazla olmak üzere hakimliğin tüm braşlarında bu anlamda görevler yaptık.

Daha sonra nasip oldu ve 2004 yılında tabi ülkemiz yeni şekillenme süreci içerisindeyken 2004 yılında bizede bir görev tevdih edildi ve doğduğumuz, yetiştiğimiz bu topraklarda hizmet etme, hemşerilerimize hizmet sunma. Onlarla birlikte üzülme, onlarla birlikte sevinme, bir paylaşım içerisinde olma noktasında Bilecik Belediye Başkanlığına önce aday adayı olduk. O süreç içerisinde partimiz teveccüh gösterdiler. Tevdih ettiler. Halkımızın karşına çıktık. Halkımızın teveccühü ve tercihi ile 2004-2009 yılları arasında bir dönem belediye başkanlığı görevimizi ifa etme çabası, gayreti içerisinde olduk. 2009 seçimlerinde tekrar aday olduk. Malumunuz olduğu üzere 2009 seçimlerinde de ''durmak yol yola devam'' dedi Bilecikli hemşerilerimiz. 2009 yılından bu güne geldik. Tabi 10yıllık bir süreç. Önemli bir süre. Bu dönem içerisinde de patimizin şu aşamada tevdih ettiler. Aday konumundayız. Bizler partimizin düsturları çerçevesinde, ilkeleri çerçevesinde, prensipleri çerçevesinde ve kendimizin birikim ve tecrübesiyle Bilecik'imizin imkanları çerçevesinde hemşerilerimiz ile birlikte, el ele, gönül gönüle vererek en iyi hizmeti sunma çabası ve gayreti içerisinde olmaya çalışacağız.

Kısaca hayat öykümüz, hikayemiz, geçen süreçler budur. Bu arada tabi ben okul yıllarım içerisinde 1984'te girdim, 1985 yılında evlendim. Eşim Fatma Hanım ile 1986 yılında kızım dünyaya geldi. 1991 yılında da oğlum Emin dünyaya geldi. İki çocuk sahibiyim. Bir tane de torun sahibiyim. Sayın Başbakanımızın dediği üç çocuk olayını da torunla birlikte tamamlamış olduk.

S.CAN: İki dönemdir birçok projeniz oldu ama ilk birinci dönemi değerlendirelim. İlk dönemde ne tarz projeleriniz oldu? Onlardan kısaca bahseder misiniz?

S.YAĞCI: Biz Bilecik Belediye Başkanlığı görevi hemşerilerimiz tarafından bize tevdih edilince. Bilecik'e ilişkin üç aşamalı plan yapmıştık. Çünkü 2004 Bilecik'ini düşündüğümüze gerçekten şartlar çok olumsuzdu. Şehirciliğin olmazsa olmaz dediğimiz. Belediyeciliğin olmazsa olmaz dediğimiz hizmerleri dahi belediyemiz maalesef yapacak konumda değildi. İşte bir çöpün alınması dahi becerilemiyordu. üç günde bir çöp almak, bazen hiç alınamayan noktalardaydı.

Daha sonra suyumuz Türkiye'nin en fiyatlı suyuydu ve içilemez suyuydu. Hemşerilerimizin binaları üst katta ise bu anlamda üst katlara suların çıkmadığı bir şehirdi. Su kesintilerinin olduğu bir şehirdi. Sağolsunlar Organize Sanayinin katkılarıyla suyun verilebildiği bir şehirdi.  Yollarımız çamur içerisindeydi. Asfalt yok denecek kadar azdı. Yapılanların tamiri mümkün değildi. Kanalizasyonlar en küçük yağmurda belirgin bölgelere su basar konumdaydı. İlk dönemde aslında belediyecilikte ideali yapma çabası ve gayretinde olduk herzaman.  Hiç korkmadan ilk dönemde alt yapıya girdik. Türkiye'de birçok belediyeye örnek olabilecek alt yapı çalışması yaptık. O dönem içerisinde doğalgazı şehrimize yönelterek gazıda öncelikli alan iller konumuna getirerek alt yapıda altı alanda birden alt yapı çalışması yaptık. Bunlar bazen çabuk unutuluyor. Yıllarca sanki varmış gibi düşünülüyor.

2004-2009 yılları arasında ne yaptık? Doğalgaz çalışmalarını bu dönem içerisinde yaptık. Elektirikleri yer altına alma çalışmalarını aynı dönem içerisinde yaptık. Telefon hatlarını yer altına alma çalışmalarını aynı dönemde yaptık. Su hatlarını yeniledik. Kanalizasyon hatlarını yeniledik. Yağmur kanal hattı şehirde hiç yoktu, su baskınlarının büyük bir sebebi buydu ve şehrin yaklaşık yarısına ciddi bir şekilde yağmur kanal hattı deşarj hatları döşedik. 2009 seçimlerine girmeden önce de bu yaptığımız yerlerin bir çoğunun üstünü kapattık. Asfalt yaptık. Parke yaptık. Hemşerilerimize rahat bir ortamda, rahatlama imkanı sağladık. Yani en önemli işlerden biriside Bilecik'in 30 yıldan beri gündeminde olan Bozüyük'ten gelecek, Karasudan gelecek su artık bir muamma idi. Bazıları bu su gelmez, teknik şartlar uygun değil diyordu. Bazıları vermeyeceğiz zannediyordu. Bir inatlaşma noktasındaydı. Biz geldiğimizde gerçekten Karasu Projesini "'si karşılığında 34 trilyon öncek parayla. Bugünkü para ile 34 milyon gibi bir yatırım yapılmıştı. Ama anca "'si bitmişti. Kalan %78'ini 24 milyon yatırımla tamamlayarak ve bugün şartları itibari ile baktığımızda geçmişte nasıl Türkiye'nin en fiyatlı suyu ise bugün içilebilen nitelikte en ucuz sularından birisini gerçekleştirdik, getirdik.  Halkımıza hizmet sunma olarak gerçekleştirdik. Gerçekten 10 yıl süresi içerisinde de  belediye suya hiç zam yapmadı. Bu anlamda böyle bir hizmeti de gerçekleştirerek yaptık.

Bilecik'in zaten yıllardan beri devam eden bir kapalı pazar meselesi vardı. Birçok tepki olmasına rağmen, şehrimiz açısından son derece önemli olan bu kapalı pazar meselesinde dik durarak, bugünkü şartlar içerisinde baktığımızda ne kadar isabetli karar verdiğimizin de en önemli göstergesidir. 12.000 m2 gibi kapalı bir alan yaparak, kapalı pazar birçok yerde olduğu halde maalesef Bilecik'te yapılmamıştı. Kapalı pazarı gerçekleştirdik. Hakkaten bugün market ortamı içerisinde market arabaları ile birlikte hizmet etmenin çabası, gayreti içerisindeyiz. Kapalı pazar deyince belki bir daha dönemeyebiliriz. Bakın bazıların su alıyor falan gibi iğneleyici lafları var. Kesinlikle kabul etmiyorum. Orası kapalı pazar olmasa da Bilecik'in ogünkü en düşük kot alanlarından birisi. Bizim bundan sonra oralarda çok olağan üstü şartlar, afet gibi şeyler olmadığı süre içerisinde su alması mümkün değil. Tabi Bilecik geçen süreç içerisinde çok ciddi bir yapılaşma içerisinde olduğu için sokaklarınız, arsalarınız, inşaatlar ve diğer şeyler Bilecik'e kurduğumuz yağmur kanal hattı sistemi tam verimli bu zamana kadar çalışmadı. Çünkü yukarıdan gelen Bahçelievler ve Hürriyet Mahallesine gelen sular, yağmur kanal hattı çalışıcak ki onlar zaten azala azala gelmesi lazım. Ama onlar çalışmadığı için bazen aşırı yağmurlarda o da tek bir defa da oldu. Onunda daha sonra araştırmalarını yaptığımızda olağanüstü bir yağmur ama birkaç yerde de bilinçli veya bilinçsiz üzerlerinin kapatıldığı. Küçük sanayide ki hattın tamamen üstünün kapatıldığını gördük. Yani oralar açık olsaydı, aşağıya o derece büyük suyun da gelmesi söz konusu değil. Yani afet olmadıktan sonra, afet olunca zaten heryere su basması normal. Afet olmadıktan sonra kapalı pazar yerimiz bu anlamda ideal noktalardan birisi.

Şunu da yapmadık; Bilecik'te on tane, şehrin merkezinde 20dönümlük boş alan olupta onları tercih etmeyipde, gelip o alanada sıkıştırmış değiliz. Bilecik'in şartları içerisinde, o dönem içerisinde en uygun alan buydu. Birde bizim Bilecik açısından stratejik planımız noktasında kapalı pazarın oraya yapılması lazımdı. Neden? Çünkü Bilecik'in iki yeni kurulan mahallesi var. Hürriyet ve Bahçelievler Mahallesi. Birde Beşiktaş Mahallemiz var. Özellikle Hürriyet Mahallesi ve Bahçelievler Mahallesi kendi haline terk edilmiş mahallelerdi. Orada bir varoş kültürü oluşmak üzereydi. Biz kapalı pazar devamında yapmış olduğumuz yatırımlarla birlikte şuanda Bilecik'in en fazla gelişen, konut sayısının en fazla arttığı mahallelerdir.

Düşünün 2004'de geldiğimizde bu iki mahallelerde boş arsa oranı %60'lardaydı. %40 anca yapılmıştı ve heryeri tarla görüntüsündeydi. 2004'ün Bilecik'ini düşünün, kapalı pazarın olduğu yerde iki tane blok vardı. Mavi bloklarla pembe bloklar vardı, başka birşey yoktu. Ama bugün bakın orası Bilecik'in çok önemli hareket alanlarından, yeni ticaret alanlarından, restaurantıyla, öğrenci evleriyle çok ciddi hareket alanlarından birisi. Bahçelievler Kültür Kongre Merkezini oraya yaparak, Vali Konağını getirerek, Sosyal Güvenlik Kurumunu oraya getirerek o mahallelerin gelişiminede bu anlamada katkı sağladık.

 O dönem içerisinde önem verdiğimiz olaylardan biriside minibüs sistemiydi. 2009'a kadar onu bitiremedik ama onun için yaptığımız yenilikler geçen seçimde de polimik konusu oldu. Bu dönem onu niyayetlendirdik. Çünkü diğerleride önemliydi. Bunun dışında aslında 2004'de yaptığımız en önemli işleri başında belediye kurumsal kimliğini kazandırmak olmuştur. Belediye geldiğimizde üç yıl boyunca personeline, işçisine maaşını ikramiyesini ödeyememiş, gerçekten kendi çatısını dahi düzeltemeyecek konumdaydı. Biz onun yanında biz Bilecik Belediyesine denk bütçe uygulamasına girdik, personelimiz geldğimiz günden itibaren hiçbir zaman parayla, ödeme ile bir sıkıntısı olmadı. Bilecik Belediyesi kendi derdini kısa süre halletti. Hemşerilerine, bu kapıdan giren herkese hizmet verme, sorusuna cevap arama noktasında çaba harcadı. %100 memnuniyet olmayabilir. Bir evde de bir baba tüm çocuklarını memnun edemeyebilir. Şu bir gerçek, Bilecik Belediyesi dünden çok iyi ama yarın daha da iyi olmak noktasında bu yüzden var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz. Buda çok önemli. Birde 2004'te ilk geldiğimizde bir televizyon programı vardı. Dediler ki; bir çekim yapalım. Emin olun çekim yapacak bir köşe bulamadık. Dedik ki, bir şehrin tanıtımı noktasında en azından birkaç noktanın oluşması lazım ve ilk aşamada yaptığımız işlerden birisi Şeyh Edebali Türbesi'nin orada çekimler yapmıştık.

Kent Ormanı projesini gerçekleştirdik. Orman İşletme Müdürlüğümüz ile iş birliği içerisinde yine Şelale Park gibi park projelerimizi gerçekleştirdik. Bu Çocuk Dünyası gibi çocuklarımızın rahat hareket edebileceği, bu arada engelli kardeşlerimizin Türkiye'nin ilk engelleri parklarından birisini yaptık. Maalesef kullanım noktasında kardeşlerimiz çok fazla tercih etmiyorlar. Bazende büyük kardeşlerimizde haksızlık yaparak, salıncakları diğer şeyleri kullanıyorlar. Canları sağolsun yinede. Türkiye'de engellilere yönelik olan ilk parklardan birisini biz yaptık. Gerçekten bunu inanarak olması gerektiği için yaptık.

Düşünün 2004'te geldiğimizde otogar gerçekten köstebek yuvası gibiydi. Araçlar girip çıkamıyordu. Otogara bir asfalt atılamamıştı. Otogar çok daha küçüktü. Otogarıda genişlettik. Önünde ki kafeteryayı, yanındaki dokuz tane yazıhaneyi, lavaboları, çerve düzenlemesi ile birlikte biz genişlettik. Zaten otogar, otogar formatında değil günümüz şartlarında ama mevcut otogar dahi böyle değildi. O zaman içerisinde birçok yolumuz, Bilecik'in 900bin m2 gibi bir yol ağımız var. Gerçekten o süreç içerisinde bunların anca 330bin m2lik kısmı yol vasfındaydı. Yolların çoğu çamurdu. İnsanlar kötü vaziyetteydi. Mesela küçük sanayi. Ben küçük sanayiye gittiğim zaman iki tane orada ayakkabı bıraktım. Balçık. Küçük sanayinin, site yönetimi vardır orada, bize ait olmadığı halde o dönem sanayicilerimiz dediler ki; bize bir iyilik düşünüyor musunuz? Söz dedim. Bizim görevimiz değil ama yolları yapacağız. Alt yapıyı yenileyeceğiz dedik. Küçük sanayiye bu anlamda geldğimizde küçük sanayinin tüm alt yapısını 50 dönümlük tüm alanın alt yapısını yeniledik ve bugünkü parkeleri o günkü şartlar içerisinde yaptık.

Bizim yaptığımız şeyi bugün sanayicilerimiz bile birleşerek tamirini yapmakta güçlük çekiyorlar.  Yani İnşallah yeni sanayi alanlarınıda projelerimiz içerisinde anlattığımızda konuşacağız. Mesela Bilecik belediyesi elindeki kamyonu çaldıran bir belediyeydi. İnsanlar niye bunu çabuk unutuyorlar ki bunları söylemekte istemiyoruz artık ama kamyonu çaldıran bir belediyeydi. İlk geldiğimizde araçların hiç birinin üzerinde akaryakıt göstergesi yoktu. Nasıl yapıyorsunuz göstergesiz? Efendim iki teneke mazot koyuyoruz. Bitince tekrar koyuyoruz. Performans kriteri diye birşey yoktu. Afedersiniz personelimizin geldiğinde ellerini yıkayacakları rahatça bir lavabosu yoktu. Destek hizmetler birimini yaptık atölyeler birimini yaptık. Başlıbaşına gidin fotoğraflarını çekin halkımız bir çoğunu bilmiyor bunları. Yeni itfaiye binalarını yaptık. Aldığımız aracın haddi hesabı yok. Bilecik belediyesi olarak geldiğimizde binilecek aracı yoktu. yürüyecek kamyonu yoktu. 6 Ay boyunca bir düzenleme yaptık ve 6 aylık bu çalışmada bir baktım ki amortisman giderlerini çıkardım. Bir kamyonu bedavaya alınacak amortisman gideri gidiyor. Derhal durdurdum dedim ki bu araçlar gidiyor. Gittik yeni 4 tane kamyon aldık. Greyder aldık. Kepçeler aldık. Diğer şeyleri aldık. Bakın bugüne kadar gidiyor. Nasip olursa onlar ömrünü ticari ömrünü doldurdu. Önümüzde ki süreç içerisinde nasip olursa Bilecik belediye başkanlığı olarak hizmetin daha verimli daha kaliteli hızlı yapılabilmesi için yeni dönemde de ya araçları komple yenileriz ve ya bir kiralama sistemiyle artık yeni dönemde maliyet hesabını yaparız. Analizlerini yaparız. Bir kiralama sistemi ile gereksiz amortisman maliyetlerinden kurtuluruz. Yani büyük şirketlerin amortisman giderinden kurtulmak için her yıl araçlarını yenilediği bir günümüzde belediyeler eski araçlarla amortisman gideri olarak yıllarca uğraşmasının anlamı yok. Verimli, kaliteli, hızlı çalışabilmek için hemşerilerimize daha iyi hizmet sunabilmek için aracında yeni olması kaliteli olması gerekir. Yani işte bu bina terk edilmiş bir binaydı. Bilecik’in bulunamayacak değerlerinden birisiydi. Bilecik’te ki kör düğüm olmuş siyaset yüzünden eskiden bazıları da düşünse bu binayı bile tahsisini başarılamamış bir düşünce vardı Bilecik’te. Geldiğimizde ilk yazmış olduğumuz dilekçe bu binanın bize tahsisine ilişkindi. Doğru noktalara doğru zamanda parmak bastık ve bu binanın da tahsisini aldık. 73 gün gibi bir sürede şu binayı aslına uygun restore ettirdik. Böyle bir tarihi binayı Bilecik belediyesine kurumsal hüviyet kazandıracak aynı zamanda tarihimize de bağlılığımızı göstererek böyle bir binayı bu anlamda kazandık. İlk dönem dedik ki hemşerilerimize 2004-2009 arasında 2009’a geldiğimizde ayağınız çamura basmayacak dedik ve geçen dönem hakikaten 2009’a geldiğimizde hemşerilerimizin ayağı çamura basmıyordu. Gerçekten hemşerilerimizi bu anlamda rahatlattığımıza inanıyoruz. Her sokağa her alana yetişmeye çalıştık. Sosyal sorunları ilk aşamada irdeledik. Pazar olayı bir belediye başkanı için risktir. Ne yapsanız insanlar memnun olmaz ama korkmadık. Allah’a çok şükür bugün çözdük. Ulaşım sistemi, hakikaten büyük bir risktir. Korkmadık girdik. Bugün hemşerilerimiz kazanıyor. Gelecek zamanda bu kazanç daha da artacak. Biz isterdik ki uzlaşmayla olsun mevcutlar şehrin bu gelişiminin farkında olsun. Hemşerilerimiz mevcut bu işi yapanlar birlikte olsun. Mesela ulaşım sisteminde en kolayı neydi biliyor musunuz? En kolayı şuydu: Belediye 40 tane otobüs alırdı. Arkadaşlar ben yapıyorum derdi. Puanı toplardı. Özelde çalışanları hiç önemsemeden kendisi işi götürürdü. Ama biz özel girişime değer vermemizin ve özel girişim başladığı için onu sekteye uğratmama adına mevcut arkadaşlarla sonuna kadar anlaşma mücadelesi verdik. Onların olması için ciddi gayretler sarfettik. Bu 6yıl oldu 7 yıl oldu. Sonuç olmadı. Sonuç olmayınca da Şeriaatın kestiği parmak acımaz. Yargının vermiş olduğu kararla sistem oturdu. Yani bu konularda da hiç çekinmedik. İlk dönemde de bu dönemde de yeter ki gelecekte hemşerilerimiz adına bu topraklar adına faydalı bir şeyler olacağına inancımız oluşsun hiç korkmadan yılmadan bunları yapma çabası, gayreti içerisinde olduk. Yapmaya da devam ediyoruz. İler ki süreçte muhtemelen sorarsınız kentsel dönüşüm ile ilgili kararımızda böyle önemli bir karar.

S.CAN: Onu ilerleyen sorularımızda soracağız.

Onun için ilk dönem yaptıklarımız aslında daha geniş çaplı çocuk parklarıyla diğer alanlarla birlikte anlatılabilir ama özet olarak bu şekilde böyle bir şehir. Bazen hafızayı beşer nisyan ile malüldür. Bazen şunu diyorlar. Bende buna gerçekten üzülmüyorum ama o da denilmemesi lazım. “Ya ne yaptı” o da denilmemesi lazım. Kardeşim ne yaptı diyebilmek için biraz sağına soluna bakmak lazım. Eğer ne yaptı diyen insan özet itibariyle ısındığı gaza bakarsa, içtiği suya bakarsa, yürüdüğü yola bakarsa, torununu oynattığı parka bakarsa aslında çok fazla bir şeye de bakmaya gerek yok. Yani adım attığı her yerde on yıl içerisinde benim ve ekibimin koymuş olduğu bir taşı, dikili bir ağacı göremeyen bir insan bize oy vermesin. Yani havasında, suyunda, yolunda, parkında bizi göremeyen, bulamayan insan oy vermesin diyorum ben. Ama Bilecik’in havası bugün güzelse bizim getirmiş olduğumuz doğalgazın etkisi burada çok fazladır. Bugün suyu içebiliyorsak çeşmelerden bizim orada gayretimiz, çabamız, alın terimiz çok fazladır. Eğer bir yolda arabasının ön takımları sıkıntı çekmeden gidebiliyorsa ve gelip te başkana ya başkanım çok sürat yapılıyor buraya engel konulmuyor deniliyorsa orada bizim planlamamızın gayretimizin ve bu insana Bilecik insanına hizmetlerin en güzeline layıktır anlayışımızın payı çok fazladır. Yol yapılır. Üçüncü sınıfta yol yaparsın yol yaptım dersin. Ama biz Bilecikliler her şeyin en iyisine layıktır ve onu yapma gayreti içerisindeyiz. Yani bugün Bilecik’te altı tane park yok 92-95 tane parkı olan bir şehir olduk. Bunları da düşündüğümüzde ve yeni yapacağız karasu gençlik adası gibi çalışmaları ve diğer alanları düşündüğümüzde insaf, izan ve gerçekten sağduyu sahibi olan insanlar tercih etmeyebilir teveccüh göstermeyebilir. Ama on yıl geçti Selim Yağcı ne yaptı, Ak parti belediyeciliği ne yaptı deme hak ve yetkisi kimsede olamaz. Bu büyük haksızlıktır. O zaman bir şeyleri inkar ediyor demektir. Bu şehir adına da olumsuz bir şeydir. Yani bunu yapan tek başına da Selim Yağcı değildir. Burada yüzlerce insan çalışıyor. Hepsi de bizim hemşerimiz. Onların alın terlerine de emeğine de haksızlıktır. Onlara da bu defa siz on yıldır belediyede çalışıyorsunuz o zaman aldığınız parayı da hak etmiyorsunuz demektir. Ama bakın kısa bir giriş yaptık belki de yarım saattir konuşuyoruz. Çünkü konuşacak çok şeyimiz var. Yaptığımız çok iş var. Bu konularda gerçekten hem Hakkın hem halkın karşısında gönlümüz rahat. O konuda kendi içimizde herhangi bir şüphemiz yok.

 

 

Bu haber toplam 0 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.