ÇIĞLIĞIN DEĞERİ

ÇIĞLIĞIN DEĞERİ

Yeni adıyla söyleyelim artık… Bilecik Şeyh Edebâli Üniversitesi, 4 Mayıs Cuma günü düzenlediği sempozyumla üniversitelerin fikir öncülüğündeki ehemmiyetini bir kere daha gösterdi. Üniversitemiz, milletimizin çok mühim bir meselesini ele aldı: “Kültürümüzde ‘Âdâb-ı muâşeret”… Açış konuşmasında Rektör Prof. Dr. Azmi Özcan Hocamız sempozyumun gayesini veciz bir şekilde ifade etti: “…20. Yüzyılda ihmal edilen, unutulan, unutulduğu ve ihmal edildiği için de hayatı bize bir keyif, sanat ve zarafet alanı olmaktan çıkartıp çile, işkence ve sıkıntı alanı olarak takdim eden modern, küresel emperyalist medeniyetin girdabında boğduran dünyada ruhlarımız sıkışıyor, gönüllerimiz daralıyor ve yaşamak artık bizim için anlamını kaybediyor. İşte böyle bir dünyada, biz tarihin başladığı mekânda yeniden ve yeni bir nefese ihtiyaç olabileceği düşüncesiyle bu sempozyumu düzenledik.”

Kelimeler gibi âdâb-ı muâşeret kurallarının da kökleri mazide… Geleceğe doğru da nesiller boyu... Çok yavaş olduğu için nelerin nasıl değiştiği kolay fark edilemez. İyiye giderse mesele yok da kötüye gidiş fark edilmedi mi tedbir almak da gecikir. Bizde, Batı hayranlığının getirdiği yozlaşma, âdâb-ı muâşeret kurallarını da karma karışık hale getirdi. Nesiller, farkında olmadan kültürümüzün dışından alınanları asıl zannettikleri için kötüye gidiş, pek az kişinin dikkatini çekti. Aslında âdâb-ı muâşeret kurallarının, normal bir cemiyette konuşulmasına ihtiyaç olmaz; yaşanarak öğrenilir. Ne yazık ki, Tanzimat’tan beri yaşanarak öğrenilmiyor, yaşanarak kaybediliyor. Onun için meseleyi ciddî şekilde ele alma düşüncesi takdire değer.

Takip edebildiğim kadarı ile sempozyumdan; âdâb-ı muaşeret yönünden cemiyetimizin bozulduğu, ortak kuralların gittikçe kaybolduğu, yerine kozmopolit, şahsiyetsiz uygulamaların yerleştiği tespiti çıktı. Tarihten ve günümüzden örnekler verildi. Öğleden sonraki oturuma, konuşmacı olarak davetli idim. İki örnekle ben de aynı kanaati ifade ettim. Yunus’un;

“Bir kez gönül yıktın ise

Bu kıldığın namaz değil;

Yetmiş iki millet dahi

Elin yüzün yumaz değil”

Mısralarında ifade ettiği gibi âdâb-ı muâşeretin özünün, kalp kırmama, canlı cansız hiçbir şeyi incitmeme, kimseye ve hiçbir şeye zarar vermeme merkezli olduğunu hatırlattım; bugün ise “ben” merkezli, menfaatçi bir anlayışın hâkim olduğunu söyledim.

Herkesin konuştuğu ama kimsenin kimseyi dinlemediği; sokaklarında insanların selâmlaşmadan, hattâ birbirini görmeden gölge gibi gidip geldiği; dolmuşunda kimsenin kimseyle konuşmaya cesaret edemediği; büyüğün küçüğün tanınmadığı, ortak selâm yerine özenti binbir çeşidin yaygınlaştığı, kimin kime nasıl hatır soracağının bilinmediği, bayramlarının tatil haline geldiği, sohbetin unutulduğu, ziyaretlerin ve hediyeleşmenin en aza indiği, aile fertlerinin birbirinden koptuğu, sokakları çöple ve gürültü ile kirli bir cemiyette yaşadığımız ortaya kondu.

Öğleden sonraki beş konuşmacı birer defa konuştuktan sonra ikinci defa söz verilip verilmeme hususu görüşüldü ve benim dışımdaki konuşmacılar birer kere daha fikir ve tecrübelerini ifade ettiler. Baktım salondan, eski tabirle “miktar-ı kâfi” sinyalleri geliyor, hattâ oturum başkanının konuyu “toparlaması” sözle değil ama lisan-ı hal ile işaret ediliyor… Baştan beri dikkatle dinleyenlerden, çok az da olsa salonu terk edenler var. Toplantı sona erdirildi. Ben de ikinci defa ifade hakkımı kullanmak için dalgınlığı hatırlatmamanın “âdâb-ı muâşerete” daha uygun olacağını düşündüm. Eğer imkân olsaydı, not almıştım, sadece bizim katıldığımız oturumun değil, bütün sempozyumun hakkını ifade için şu kısacık ibareyi söyleyecektim:

Bugün haberlerde öğrendik… Hollandalı büyük bir ressamın ‘ÇIĞLIK’ isimli meşhur tablosu, rekor seviyede milyonlarca dolara satılmış. Bu sempozyumda bir milletin âdâb-ı muâşet yönünden kötüye gittiği canhıraş bir şekilde ifade edildi. ‘Bir kültür ve dolayısıyla onun âdâb-ı muâşereti kayboluyor!’ diye çığlık atıldı. Bu çığlığın değeri; bozulanın düzelmesi için tedbir yolunu açma ümidinden geliyor ve milyonlarca dolar değer biçilen o ‘ÇIĞLIK’tan kıyaslanamayacak kadar üstündür.

Bu haber toplam 0 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.