"CÜBBEYİ ÇIKARIP PARTİYİ KURACAKTIM"

"CÜBBEYİ ÇIKARIP PARTİYİ KURACAKTIM"

Ak Parti'nin kuruluşuna dair röportajlarımız devam ediyor. Mücahid Erdal'ın bugünkü konuğu Bilecik Belediye Başkanı Selim Yağcı. Ak Parti'nin kuruluş çalışmalarıyla ilgili ilk röportajda Avukat Metin Yücel o dönemde Selim Bey ile Gölpazarı'nda görüştüklerini, Ak Parti'yi burada kurma çalışmalarının geciktiğini, eğer kurmayacaksa kendisinin bu görevi üstlenip kuracağından bahsetmişti.

Başkan Selim Yağcı, o dönemlerde Geyve'de hakimdi. Ak Parti'nin Bilecik'te teşkilatlanmasını sağlama fikir Selim Yağcı'da nasıl oluştu. Genel Merkez Ak Parti'nin Bilecik'te teşkilatlanması ile ilgili Selim Yağcı ile görüştü mü, teşkilatı Bilecik'te kurmasını istedi mi sorularına cevap verirken Yağcı “Ben sayın Başbakanımızın yakın çevresi ile Trabzon'daki hakimliğim dönemimde tanışma fırsatını buldum” dedi.

Çarpıcı röportajda “Recep Tayyip Erdoğan, cezaevinden çıkacak ve bu memlekette Başbakan olacak, Allah nasip ederse bende onunla birlikte bu memlekette siyaset yapacağım dedim. Belki de o an gerçekten duaların ve taleplerin kabul edildiği bir zaman dilimiydi” cümleleri yer aldı.

Bilecik'te partinin kurulmasıyla ilgili Av. Yücel'e “Bakın ben üzerime böyle bir görev aldım bir tebligat yapıldı. Gerektiği hızda yapılmayacaksa ya da yapma noktasında tereddütleriniz varsa gerekirse ben cübbeyi çıkarır gelirim, bu partinin kuruluşunu üzerime alırım” dediğini aktardı.

Partinin kurulmasından sonraki ilk genel seçimlerde milletvekili adaylığı sürecini ardından yerel seçimlerdeki Bilecik Belediye Başkanlığı adaylığı sürecini anlatan Başkan Yağcı ile yaptığımız röportaj Bayram ziyaretlerinin önemli muhabbet konusu olacak.

Mücahid Erdal: Ak Parti'nin kuruluşuna dair röportajlarımız devam ediyor. Bugünkü konuğumuz Bilecik Belediye Başkanı Selim Yağcı. Hoşgeldiniz diyoruz öncelikle. Ak Parti'nin kuruluş çalışmalarıyle ilgili ilk röportajımız Avukat Metin Yücel ile gerçekleşmişti. Kurucu İl Başkanı Metin Yücel, o dönemde Selim Bey ile Gölpazarı'nda görüştüklerini, Ak Parti'yi burada kurma çalışmalarının geciktiğini, eğer kurmayacaksa kendisinin bu görevi üstlenip kuracağından bahsetmişti. Selim Yağcı, o dönemlerde Geyve'de hakimdi. Ankara'da genel merkezde yapılanma bittikten sonra, Bilecik'te de bu parti teşkilatlanacaktı. Ak Parti'nin Bilecik'te teşkilatlanmasına dair kurma çalışmaları ile  fikir sizde nasıl oluştu?

Selim Yağcı:Öncelikle Türkiye için böyle çok önemli, mihenk taşı olan Ak Parti gibi çok önemli bir teşkilatın, partinin kuruluşu noktasında, şehrimizdeki oluşumu noktasında bize de söz hakkı verdiğiniz için teşekkür ediyorum.

Gerçekten Ak Parti ülkemizde 10 yılı aşkın bir süredir  büyük hizmetlere imza attı ve bundan sonra da atmaya devam edecek. Onun aslında Türkiye'de kurulması ve illerimizde teşkilatların oluşması ayrı bir hikaye ve bunlarında halkımız tarafından bilinmesinde fayda var.

Bugün zirvede olunca herkesin birleştiği, toplandığı, güçlü bir ışığın etrafındayız ama o dönemleri bilmek, o dönemleri anmak ve kahramanlarını da yad etmek gerekir diye onlarında hak ettiği itibarı vermemiz gerektiğini düşünüyorum. Çünkü Ak Parti'nin kuruluşuna başlandığında, Ak Parti genel başkanı yasaklı olan, o zamanın moda tabiriyle muhtar dahi olamayacak bir kimse görüntüsünde ve konumundaydı. Buna rağmen insanların Recep Tayyip Erdoğan'ı ve kuracağı oluşuma güven duyması, saygı göstermesi ve bu noktada çaba harcaması her türlü saygının takdirin üzerinde diye düşünüyorum. Ben sayın Başbakanımızın yakın çevresi ile Trabzon'daki hakimliğim dönemimde tanışma fırsatını buldum.

Erdal:Yakın çevresi kim?

Yağcı:Yani o dönemler içerisinde oluşan, isimler üzerinde polemik olmasın çünkü iyi niyetle söylediğimiz bazı şeyler yarın farklı ilişkiler çerçevesinde farklı yorumlara sebebiyet veriyor. Sayın Başbakanımız o dönemde, 1999 yılında cezaevine girdiğinde ben Trabzon'da hakimdim. Bu dönemde arkadaş grubu içerisinde tam o tutuklandığı cezaevine gireceği günde şöyle bir söz söyledim. Çok farklı düşünceden arkadaşlarda vardı, bugün önemli görevlerde olan arkadaşlarda vardı ve bugün bu kadar ciddi ve o anda duanın kabul olacağını bilemiyorduk diyorlar.

Dedim ki arkadaşlar bir gün göreceksiniz Recep Tayyip Erdoğan, cezaevinden çıkacak ve bu memlekette Başbakan olacak, Allah nasip ederse bende onunla birlikte bu memlekette siyaset yapacağım dedim.Ve böyle o an içimden bir cümle geçti. Belki de o an gerçekten duaların ve taleplerin kabul edildiği bir zaman dilimi içerisindeydi. Daha sonra Sayın Başbakanımız cezaevinden çıkıp ve o malum olaylar geliştikten sonra  2001 yılında Ak Parti kuruluş süreci içerisine girildiğinde, Bilecik'teki çalışmaların yavaş gittiğini bu anlamda bizim düşüncemizi Recep Tayyip Erdoğan Bey'e olan teveccühümüzü, sevgimizi, çevresindeki insanlar biliyor. Ve bu anlamda da o dönemde herkesten bir medet, bir destek beklendiği dönem.

Bizi de Ankara'dan abilerimiz arayarak, Bilecik'teki işlerin yavaş yürüdüğünü, bu işlerde aksama olduğunu ve kadro kurmakta sıkıntı çekildiğini söylediler. Bizde Bilecik'in yetiştirdiği bir insan olmamız sebebiyle  bu konuda gerekli desteği ve gayreti göstermemiz konusunda mesuliyetin bize ait olduğunu, vebal olduğunu bunun gereğini de bizim yapmamız gerektiğine ilişkin telkinde bulundular. Karşılıklı bir istişare içerisinde olduk.

 

Erdal:Bu telefon görüşmelerinden istişarelerden sonra mı geldiniz Bilecik'e?

Yağcı: Evet bunun üzerine Bilecik'e geldim. Gezdik, araştırdık. Burada tanıdığımız insanlarla dostlarla böyle bir parti kurulsa nasıl olur, ne şekilde olur, kimler bu işi yapabilir? O zaman ortaya çıkmış bir isim yok tabi. Açıkcası araştırdık, soruşturduk, görüşüp danıştığımız insanların gösterdiği tüm işaretler bizi avukatlık yapan ve daha önceden de bu noktada Refah Partisi'nde il başkanlığı yapan Metin Bey kardeşimize götürdü.

Metin Bey ile telefonla görüştük, Ben Gölpazarı'ndayım dedi. Bizde abim vardı birkaç dostumuzla birlikte bindik arabaya Gölpazarı'na vardık. Metin Bey'in babasının terzi dükkanının bulunduğu yerde Metin Bey ile karşılaştık. Biz bu konuya ilişkin olarak zaten kendileriyle gıyaben ve şahsen de tanıştığımız arkadaşlar.

Abimi de tanıyorlar. Abim burada 80 öncesinde bir dönem Milli Türk Talebe Birliği Başkanlığı yapmış. Bu konudaki düşüncelerimizi anlattık ve dedik ki bizim elimizdeki işaretler şu aşamada sizi gösteriyor. Bizde bunun için çalışıyoruz dediler. O zaman şunu dedim, geç kalıyor. Bilecik bu işlerde öncelik yapması gerekirken bu çalışmalarımız geç kalıyor. Bakın ben üzerime böyle bir görev aldım bir tebligat yapıldı. Gerektiği hızda yapılmayacaksa ya da yapma noktasında tereddütleriniz varsa gerekirse ben cübbeyi çıkarır gelirim, bu partinin kuruluşunu üzerime alırım dedim.

Erdal:Bu tebliği kim yaptı?

Yağcı:Yani Genel Başkan Yardımcılarımız var, ayrılanlar var. Geri planda onlarla da biz telefonda görüştük fakat partinin gerçekten önde gelen isimleri ve partiye belirgin noktalarda gönül veren isimler. Bugün siyasi alanda gözükmeseler de partiye her noktada kol kanat geren, olması noktasında çaba harcayan insanlar vardı.

Erdal: Sonra Metin Bey kurma çalışmalarını devam ettiriyordu.

Yağcı:Metin Bey şöyle dedi: "Tamam abi biz bu işi kuracağız." Bende ayılırken dedim ki tamam kardeşim ben buradan gönlüm rahat olarak ayrılıyorum. Ben Geyve'de hakimim maddi ve manevi olarak bu partinin nerede, nasıl, ne şekilde bana ihtiyacı olursa ben hazırım. Yani burada bu konuda benim üzerime ne düşerse hazırım ama bunu kurmanın, mükellefiyeti, sorumluluğu size ait, biz bunu artık gözümüz arkada kalmadan bu görevi size tebliğ ettik. Siz bu noktada sorumlusunuz. Benim mesleğimin hassasiyeti dolayısıyla bundan sonra detaylı olarak bununlada ilgilenmem söz konusu olamaz.

Ama geri planda maddi ve manevi noktasında bana nerede nasıl ihtiyacınız olursa bende buna hazırım dedim ve Metin Bey'e bu şerefli, onurlu aynı zamanda ağır görevi tebliğ ettik haddimiz olmayarak. Zaten onlarda başka bir birimden tebligat aldık. Bu noktada çalışıyoruz dediler. Birazda onları teşvik ettik zannedersem, yap bak yapmazsanız yapılacak noktasında. Allah razı olsun. Partimizin ilk kuruluş teşkilatı çok sağlam, omurgalı bir parti yapılanmasını oluşturdular o dönemin şartlarına baktığımızda.

Erdal: Sonra kurucular kurulu oluştu, merkez ilçe oluştu, ilçelere gidildi. İlçelerde ilçe başkanlıkları oluştu. İlk etapta Kazım Bey'in muhasebe bürosunda toplantılar yapılıyordu daha sonra parti binası tutuldu. Yönetim kurulu kendi binasında çalışmalara başladı derken genel seçimler yaklaştı. Aday adayı belirleme süreçleri başladı. Siz bu kadar Ak Parti ile ilgilisiniz, kuruluş çalışmasında Bilecik'e geldiniz, görüşmeler oldu. Milletvekilliği adaylığı düşünmediniz mi?

 

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------

 

Yağcı:Şimdi doğrusunu söylemek gerekirse milletvekilliği süreci başladığı zaman ben Bilecik'e geldim.O dönem içerisinde de buradaki yerel bir gazetede bizim milletvekili adayı olacağımıza ilişkin bir yazıda yazıldı. Bana denildi ki şu aşamada milletvekilliği çalışmaları noktasında Bilecik'e git ve Bilecik'teki değerlendirmeleri yap ama sizin milletvekilliği adaylığı noktasında Başbakan'a isminiz gönderildi dediler. İlk gönderilen 7 isimden biri olarak  bildirildi dediler.Bende geldim burada milletvekilliği noktasında işte Kazım abi bilir. Kazım abiye gittik görüşmeler oldu.

Sonra Metin Bey ile görüştük ne düşünüyorsunuz milletvekilliği noktasında diye. Metin Bey o zaman ben milletvekili adayı değilim ama bu bayrağı da yerde bırakmam gibi çok önemli bir cümle kullandı. Ben ondan sonra araştırmalar yaptım o dönem içerisinde hiç unutmam özel idarenin olduğu yerde Aytaç Bey ve Kadir Bey ile görüştüm.

Ya siz ne düşünüyorsunuz milletvekilliği noktasında dediğimizde arkadaşların aynen ifadeleri şuydu:"Ya abi biz milletvekili adayının kendi içimizden olmasını istiyoruz" gibi iki arkadaşımız saf temiz, iyi niyetle ifadede bulundular.

Bilecik'te o günkü şartlar içerisinde Ak Parti ancak bir tane milletvekili çıkarabilirdi, bu da birlik ve beraberlik içerisinde çıkarılacak bir olaydı. Biz o süreç içerisinde Kazım Abi de bilir çok istişare ettik o dönem. Onun dükkanı kudretten kaynayan çayı ile de müthiştir. Ak Parti'nin bir çok olayına bu noktada şahitlik yapmış mekandır. Milletvekilliğinde de Belediye Başkanlığında da bir çok görüşmelerimiz oraya tevafuk etti. Ve arkadaşlarımızdan da bu cevabı aldık.

Metin Bey'de böyle üstü kapalı bir kelime kullanınca biz dedik ki Metin Bey aday. Eğer biz ortadan genel merkezin baskısıyla Bilecik'te bir aday olarak çıkarsak bu partide bir bölünmeye yol açarsa bir sıkıntı olur.Bu anlamda bir kayıp olursa bu mesuliyeti üstlenme pozisyonumuz olamaz. Bunu beyan ederek Ankara'ya telefon açtık ve dedik ki böyle aday olmak istemiyoruz. Hatta o dönem ordaki abimiz dedi ki bu maya tutmuştur, bu partiyi kendi menfaatlerinin üzerinde düşünen kardeşlerimiz var, bu konuda endişeye de mahal yok, inşallah hayırlısı olur dedi ve biz hiç ismimizi tabi hakimlik gibi önemli bir görev yapıyoruz hatta o dönemde o neşriyata da bir adaylığımız söz konusu değildir diye bir tekzipte gönderdik ve o defteri o anlamda kapattık.   

Erdal: Fahrettin Bey'in aday olacağından haberiniz yoktu tabi o tarihte.

Yağcı:Bizim o dolaştığımız dönemde Fahrettin Bey'in felan ismi  geçmiyordu. Daha o duyulmamıştı. Daha ilk başlangıç aşamasındaydı.

Erdal: Zaten son günde geldi Fahrettin Bey.

Yağcı:Son günde geldi. Ve o zaman belki 2-3 ay öncesinden de o konuşmaları yaptıktan sonra ben Metin Bey'in milletvekili adayı olacağını düşünmüştüm. Nitekim daha sonra aday adayı noktasında geldi. Belki de orda şu olacaktı o dönemde daha net ifadelerle arkadaş ben bu işin çilesini çektim dolayısıyla adayım denilseydi. Çünkü Fahrettin Bey de bizlerde bu düşüncenin yıllardır ızdırabını, sıkıntısını çekmişiz. Bu misyonla devlet içerisinde yaşamış, hizmet etmiş insanlarız. Ve buraya girerkenki düşüncemiz pastadan bir pay almak değil bu taşın altına elimizi koyarak destek olmak düşüncesiyle geliyoruz yoksa buna ilişkin olarak bu kutlu kervan içerisinde bulunmak mutlaka bir onurdur ama bu yükün altında ne kadar güçlü insanımız olursa o kadar hepimizin faydasına olan bir olay.

Çünkü o dönemlerde talip olmak bile belirli bir riskti. İşte bugün yargı süreçlerini gördüğümüzde Ak Parti içerisinde bulunmanın, durmanın, insanın hayat süreci içerisinde ne durumda olduğunu da görüyoruz. Bugün Ak Parti'de olanlar şu aşamada aktarılmasaydı belki şimdi çok namüsait durumlarda olabilirlerdi. Bu da hayatın bir cilvesi bir şartı.

Erdal:Şimdi başkanım yerel seçimler öncesine gelmeden bir şeyi sormak istiyorum. Kuruluş aşamasında 28 Şubat tam olarak geçmemişti. Onun baskısı hala cemiyet içerisinde hissediliyordu. Siz hakimlik görevini de devam ettiriyorsunuz, istifa edip partiyi kurmayı düşünüyorsunuz, milletvekilliği adaylığı konusunda gelip görüşmeleriniz var. Sizin de hiç bir çekinceniz oldu mu? Hakimlik mesleğinden istifa edilecek adaylık süreci var. 28 Şubat'tan kaynaklı bir çekince oluştu mu hiç?

Yağcı:Biz o çekinceleri hayatımızın her safhasında yaşadık. Yani ben ilk görev inancım ve temsil ettiğim değerler noktasında meslek hayatımız içerisinde birçok sıkıntılarla karşılaştık. Allah'a şükürler olsun ki kendimize özgü duruşumuzla, davranışımızla bunlardan hiçbir yara almadan kurtulduk. 28 Şubat süreci içerisinde de o brifinglerin olduğu dönemde ben Yargıtay'da görevliydim.

Erdal:Şevket Kazan'ın Adalet Bakanı olduğu zaman.

Yağcı:Evet. Yargıtayda görevliydim. Bir anımı anlatayım 1.Hukuk Dairesi'nde tetkik hakimiyim. Eraslan Özkaya 1.Hukuk Dairesi Başkanı ve o birifngler olduktan sonrada orada dairede konuşuluyor. Diyorlarki işte nasıl gittik brifinge, nasıl yaptık gibi.

Erdal:Yanlış hatırlamıyorsam Şevket Kazan'ında gidilmemesi yönünde talimatı var galiba.

Yağcı:Aynen ama A'dan Z'ye herkesin brifinge katıldığı bir ortam tüm yargıtay üyelerinin arka kapılardan geçerek katıldığı. Bizde tabi tetkik hakimiyiz orda konuşmanın bir bölümünde bizi orada önemsemiyorlar ama böyle iş olsun diye sizde gittiniz değil mi dediler. Bende dedimki hayır ben gitmedim dedim. Her zaman benim duruşum net olmuştur. Niye gitmediniz dediler. Böyle kızgın, salonda bir soğuk hava esti. Dedim ki iki sebepten gitmedim. Birincisi sizler yıllarca bize hep yargının üstün güç oduğunu bağımsız olduğunu kimseden emir ve talimat almadığını, alamayacağını öğütlediniz ve öğrettiniz. Eğer yargının bir bilgiye ihtiyacı varsa yargı ayağına giderek o bilgiyi alamaz. Bana kalsa o birfingin yerinin Yargıtay olması lazım. İlgili birimler gelerek bilgilendirme yapmaları lazım. Bunun için gitmedim kendime yakıştıramadım dedim. İkincisi dedim oraya giderek belirgin olaylara alkış yaparak yargı mensupları bir görüş lehine ihsasi rey de bulunmuştur. Yargı mensubunun bağımsızlığına, tarafsızlığına "APO" o zaman yakalanmamıştı, Abdullah Öcalan'ın bile ihtiyacı var dedim. Biz dedim toplumda bir polemik oluşmuşken birinin lehine diğerinin aleyhine kanaat verecek şekilde davranış sergilemeye de hakkımız yetkimiz olamaz dedim. Ertesi gün ordaki görevim bitti tabi. Daireye yönlendirildik. Yani o süreçleri yaşadık. Ben meslek hayatım boyunca sırf İmam Hatip Lisesi mezunu olduğum için hiç doğudan gelemedim. Geyve'ye geldim 99 yılında onu da deprem sebebiyle. Geyve'de iki tane hakim savcı aileleri vefat etmişti. Bir tane bile hakim ve savcı kalmak istemiyordu. Herkes tayin istedi. Daha önceden ben bu taraflara tayin istediğim için sürem dolmadığı halde isteğim dışında Trabzon'dan aldılar, dediler sen Geyve'yi madem istiyordun. Kimsenin eve giremediği, çadırda yaşadığı zamanlarda biz geldik Geyve'de 3.katta çocuklarımızla birlikte oturduk. Uzun sürede orada görev yaptık, vatandaşlarımıza hemşerilerimize hizmet ettik. O zor anlarda Geyve insanıyla herşeyimizi paylaştık. Geyve'deki insanlar bizleri çok severler bizde onları severiz. Hakikaten zor anlarda karşılaştık, buluştuk. Onların mağduriyetlerinin fotoğrafını çektik, tespitlerini yapıp, devlet kadrolarına intikal ettirdik. Yani 28 Şubat süreci etkilerini her anlamda devam ettiriyordu ama biz bu noktada kendimizin inancından düşüncesinden hiçbir zaman taviz vermedik. Bu işe girerken de ne olması gerekiyorsa olabilir düşücesi içerisinde girdik. Burdan ayrılmamız gerekiyorsa ayrılırız. Ben köyde yetiştim ve bu siyasete de girerken başka işlere de girerken şunu düşünürüm. Benim Allah'ın izni olduğu sürece sağlık sıhhatli olduğum sürece benim için en kötü yer Cumalıköy'e geri dönmek olur. Ben Cumalıköy'e geri dönmekten hiçbir zaman sıkıntı duymam. Doğduğum yetiştiğim topraklar, eşim ve çocuklarım da buna her zaman hazır. Ve hayat felsefesi olarak bu kadar mütevazi bir ölçeği kendinize koyduğunuz zaman çok cesur ve cesaretli oluyorsunuz.

Erdal:Daha önce anlattığınız bir hikaye vardı, Kütahya'ya soğan götürdüğünüz ibret verici bir hikaye.

Yağcı:Hakimlik sırasında yazları 1 ay iznimiz olurdu köye geldiğimizde babamız tarımla uğraşır, hala baba yapma dediğimiz halde yapıyor. Belediye Başkanı oluncaya kadar bizim kapının girişinde eski elbiselerimiz asılı olurdu gelince giyerdik işimizi yapardık. Yine çok soğan yapardık malum üreticilerimiz bilir, soğan bir yıl para ederse beş yıl kesinlikle dökülür. Geldiğimizde parada versek o soğan, kapıda durdukça anne baba rahat edemez. Onun gidip bir tarafa satılması gözden çıkması lazım. Yine böyle bir şeyde satamıyoruz. Abimi aradım dedim satılmıyor. Kardeşim getir birazını burada arkadaşlara dağıtırız birazınıda vatandaş isterse burada kapı kapı geziyorlar satıyorlar.

Erdal:Kütahya da...

Yağcı:Evet Kütahya'da satarız dedi. Traktöre yükledik burdan bastık Kütahya'ya gittik.

Erdal:Traktörle mi?

Yağcı:Tabi canım traktörle gittik. Giderken zaten bir lastik patladı, soğanın parasının yarısı gitti. Neyse ondan sonra eşe dosta verdik. Kalanını satmamız lazım. Dolaşmaya başladık abimle ikimiz. Abim İmam Hatip Lisesi'nde müdür yardımcısı, ben o zamanlar zannedersem Kangal'da hakimim. Biri soğancı dedi. Buyur dedim zannedersem 3. kattı. 3. kata bir çuval soğan almak istiyoruz, kaç kilo gelir dedi. İşte şöyle böyle felan tartın getirin dedi. Abimle 3.kata soğanı götürdük. Verdik soğanları içeride çocuk diyor ki, baba diyor hamallara bahşiş verecek misin diyor. Şimdi biz orada abimle birbirimizn yüzüne baktık, tebessüm ettik. Abim dedi ki, senin hakim, benim müdür olduğumu söylesem bunlar hayatta inanmaz. Ama tabi bizim için her zaman gurur vesilesi bir olay. Biz çalışmasaydık, o soğanları yetiştirmeseydik, belki bugün bu noktalarda olamazdık.

Erdal:Zaten bu mütevazilik ibret verici bir mütevazilik. Bende daha önce sizden dinlediğim için Bilecikliler'inde dinlemesini istedim. Yerel seçimlere gelmek istiyorum, aday adayı belirleme süreci başladı. Ne zaman karar verdiniz? Ben gideyim Bilecik Belediye Başkanlığı'na aday olayım diye.

Yağcı:Şimdi şöyle bir şey iki yıl öncesinden böyle olay oldu ve bitirdik. Birinci sınıf hakim oldum ve mesleğimizde bu noktada çalışmaya devam ediyorduk. Daha önceden milletvekilliği ve parti kuruluşu noktasında bize ifadede bulunan abilerimiz, dostlarımız konunun sayın Başbakanımız tarafından bilindiğini ve o bölgede eğer gerçekten sıkıntı yoksa kaybetme oranı düşük olacaksa buna ilişkin olarak bir kamuoyu oluşacaksa aday olmamız gerektiğine ilişkin olarak bize tebliğde bulundu.

Erdal:Sizin görevini devam ediyor tabi o sırada.

Yağcı:Tabi devam ediyor. Tebliğde bulundular ama gelip kamuoyuna hiçbirşey olmamış gibi kendimizi kabul ettirme, tanıtma gibi şeyler noktasında çalışmalar yapmamız gerekliydi. Bu noktada bu tür üstten gelen bir şeyin sıkıntı yaratabileceğine ilişkin ifadelerde bulundular. Bizim için çok önemli tabi eşimle istişare ettik ve mesleğede geri dönüşünün olmayacağı birşeydi.

Erdal:Geri dönüş olursa avukatlık olarak mı oluyor?

Yağcı:Tabi avukatlık hakkımız her zaman var. Gerçi o dönem hakimlikler yasamıza göre hakimlikten ayrılanlar dönebiliyordu ama hakimliğe giriş kararını Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) vereceği için yani Ak Parti'den Belediye Başkanlığı aday adaylığı için ayrılmış birinin dönüşü çok zor. HSYK tarafından tekrar mesleğe kabul edilmesi mümkün değil. Zaten o dönemde fırsat bulsalar kurul hakimliğimizi bitirecek. Yani ayrılırsask artık dönemeyeceğimizi bilerek ayrılıyoruz ve siyasetin de kaygan bir zemin olduğunu ne zaman, ne şekilde, neyin olacağını siyasette kestiremezsiniz. Nitekim biz aday olduktan sonra ilerleyen zamanlarda onuda yaşadık yani. Büyüklerimizin bilgisi dahilinde bu noktada gelişmeler olmasına rağmen son süreç içerisinde bir sürü olaylar yaşadık. Ekstra gelişmeler oldu, araya girişler oldu. Eşimle istişare ettik o da sağolsun ben burada özellikle zikretmek istiyorum. Dedi ki bana, bu olmazsa, en kötü olacak iş nedir? dedi. Bende dedimki en kötü olacak iş, Cumalıköy'e gidip çiftçilik yapmak dedim. Eşimin bana söylediği bu şeyde bir eşin kocasına verebileceği en büyük desteklerden, güvenlerden biri olarak görüyorum. Dedi ki biz zaten o köyden gelmedik mi dedi. Köye gitmek benim için hiçbir sorun teşkil etmez dedi. Madem sana bu noktada böyle bir tebliğ var. Ben seninle birlikte olurum. Bu konuda ailevi anlamda herhangi bir sıkıntı düşünce içerisine girme dedi. Ve biz o gün çok mütevazi şartlar içerisinde üç gün içerisinde karar verdik ve meslekten istifa ettik. Tabi bir anda hakimlik gibi bir görevi 15 yıl yapıyorsun dışarıdan bakınca daha iyi anlıyorsun hakimlik zırhı Türkiye'de çok kalın bir zırh. Ve o zırhın ağırlığını 15 yıllık her aşamada taşımış, hissetmiş bir insan için bıraktığınızda kendinizi çıplak gibi hissediyorsunuz. Bir sosyal güvenceniz dahi kalmıyor. Hiçbir ünvanınız ve pozisyonunuz kalmıyor. Herkesin size geldiği bir durumda siz herkesi ikna etme noktasında ve konumunda oluyorusnuz. Geldik burda Kazım Abi'nin bürosunda konuştuk. Fahrettin Bey ile daha önceden okul yıllarından tanışıyorduk. Geldik görüştük aday adayı olduğumuzu ifade ettik. O günlerde 9 tane arkadaşımız bu onurlu göreve soyunmuşlardı, talip oılmuşlardı hepsine teşekkür ediyoruz. Bir yarıştı, tabi biz uzun yıllar dışarıda olduğumuz için ilk aşamada tereddütlerle karşılandık. Ama insanlar biiz tanıdıkça tanıştıkça, görüştükçe bu konuda bir kanaat hasıl oldu. Bu anlamda sizleride Sakarya Gazetesi'ni de eski dostluğumuz çerçevesinde gelip sizlerlede bu durumda çok detaylı istişarelerde bulunduk. Bu konuda kamuoyuna tanıtımımız noktasında sizlerinde değerli desteklerini aldık o süreçte. Bilecik'te iki kere anket yapıldı. O anketlere partimiz çok önem veriyordu. Gerçekten bilgi dahilinde gelmiştik ama ilk ankette ben çok belirgin şekilde ön plana çıkmadım. Kamuoyu beni tanımıyordu ama karar verileceğe yakın parti 2-3 gün içerisinde bir anket daha yapıldı ve o ankette ben önlerde çıktım. Bu kadar kısa sürede bu kadar tanıtımla bu isim öne çıkarsa bu işi yürütebilir noktasında bir kanaat oluştu. Bu arada sürpriz gelişmeler oldu. Biz gittik Ankara'da görüştük belirgin şleyler oldu. İddia ediyorum o süreç içerisinde bazı arkadaşlarımız aday olamadıkları için üzüldüler ama bize nasip olmasaydı hiç kimsenin tahmin etmediği birisi Bilecik Belediye Başkanı adayı olacaktı. Belkide Ak Parti Belediye Başkanlığı'nı o dönem içerisinde kaybedecekti. Yani o şartlar içerisinde bizim genel merkezde tanılırlığımız, önemli referanslarımız tercihin bizim üzerimizde yoğunlaşmasına sebep oldu. Yani son bir hafta içerisinde git gel oluştu. Hatta onu teyit anlamında bir anket daha yapıldı. O anketteki durum diğer şeyler oluşunca bizim adaylığımız noktasında bir ittifak oluştu ve aday olduk.

Erdal:Seçimlerde büyük bir zafer. En yakına 5 bin oy farkmıydı?

Yağcı:Bir misli gibi birşeydi ilk dönemde ama o dönemki şartlar gerçekten siyaset tavan yapmıştı. Bilecik'in siyaseti de, yerel hizmet şartları da tavan yapmıştı. Bilecik o anki şartlar içerisinde bir çözüm arıyordu.

Erdal: Bu oyu alacağınızı tahmin ediyor muydunuz?

Yağcı:Valla siyasette insan seçime girersen kaybedebileceğini hiç düşünmüyor galiba. Bu anlamda girerken kaybedeceğimi hiç düşünmedim. Kazanacağımı düşündüm. Ama biz yeni bir isimiz tabi, Bilecik'te geleneksel bir yapı var. Allah şifalar versin Ahmet Bey o zamanlar bir grubun adayıydı. Yıllardır da Bilecik'te hizmet veren siyasetin içinde olan bizden fazla olan bir dostumuz arkadaşımızdı. Ama kaybedeceğimi hiç düşünmedim. Siyaseti  bu kadar fazlada bilmiyorduk. Samimi ve dürüst bir şekilde yapabileceklerimizi anlattık. O gün orada konuştuklarımızı kayda almışız. O gün konuştuklarımızla bugün konuştuklarımız arasında hiç fark yok. 2004 seçimlerinde benim beyanlarım var. O zaman bir kaset yapmışız, Bilecik'in tüm fotoğraflarını çektirdim kayda aldırdım ben. Yani o günkü düşüncelerimizin birçoğunu bugün Allah'a şükürler olsun, dediklerimizi gerçekleştirmiş durumdayız buda bize ayrı bir mutluluk veriyor tabi.

Erdal:Başkanım sizinle röportaj yapmak bir zevk gerçekten çok iyi. Yalnız bu seferki kuruluşa dairdi. Sizden bir söz daha alalım bundan sonraki Belediye Başkanı seçildikten sonra yapılan icraatlar, ikinci dönem, neler yapıldı neler yapılacak? Bunlarla ilgili bir röportaj daha yapalım.

Yağcı:Zevkle tabi. Bizim görevimiz halkımıza hizmet etmek ama bir görevimiz daha var. Geçen süreçte olanları halkımıza anlatmak, bilgilendirmek. Bunu sizler böyle farklı metodlarla yapıyorsunuz. Bundan bizde mutluluk duyarız. Hakikaten bazen şimdi konuştukça insan anlıyor. Bizde tarih olmuşuz. Gerçekten düşünüldüğünde Ak Parti'nin kuruluşu çok önemli. O süreçleri düşünüyorum çok fazla detaya da girmek istemiyorum çünkü o zaman birçok insanlarla görüştük ve hakikaten insanlar o zaman çok tedirgindi. Aman benimle işi olmasın, bu nerden çıktı, bu işi siyasetle ilgilenenler yapsınlar falan. Şimdi tabi gördüğümüzde o arkadaşları istisnai bir şekilde tebessüm edip geçiyoruz. Yani bu şeyler oluşuyor ama o günü ben gerçekten Ak Parti kuruluşuna emek verenleri  bugün Ak Parti'de hizmet eden bu kervanın yolcularından birisi olarak ve gerçekten bulunmaktan şeref duyan bir insan olarak saygıyla anıyorum vefat etmiş olanlara şükranlarımı ve  rahmet dileklerimi iletiyorum. Geride kalanlara Allah güç kuvvet versin uzun ömürlü olsun. Hakikaten önemli bir yolculuk ve yolculuğun başlangıcında bulunma gibi şerefli bi noktada oldular. Siyaseti biz de öğreniyoruz kırılıyoruz dökülüyoruz. Bazen seviniyoruz ama bu uzun bir yolculuk. Oluşabilecek süreçler içerisinde kendilerine göre haksızlık sayılan olaylarda bile kendilerine küsmesinler. Bu gerçekten onlar için çok onurlu bir yolculuğa  burda imza attılar. Bununda başında ve arkasında durmaları onları da daha fazla yüceltir. Bu noktada kırgınlık içerisinde olmasınlar sosyal hayatın her safhasında bazı anlaşmazlıklar bazı olaylar olabilir maalesef. Türkiye'de siyasette daha fazla insan üzülüyor. Sizin çok fazla hesabınız  yoksa hesabi değil hasbi iseniz bu anlamda da yapılan haksızlık daha fazla oturuyor. Hesabi olan insan için işte benimde hesabım vardı o da bana yaptı onunda hesabı varmıştı diye belki kendi içerisinde mukayese edebilir ama gerçekten hasbi olupta bu noktada belirgin beklentisi olmayan insanlara yönelik olarak daha yıpratıcı. Allah rızası için memleketim için yaptım niye bana böyle yapıyorlar diye duygusallığı daha fazla olabiliyor. Bunlardan uzaklaşarak bu kervanın daha güçlü yürümesi yol alması konusunda yine elbirlik olalım birlikte Bilecik'imize ülkemize güzel hizmetlere devam edelim. Bu ramazan mübarek günde inşallah Kadir Gecesi'nin olacağı şu günler içerisinde ve Ramazan Bayramı'na erişeceğimiz şu günler içerisinde herkesin birlik ve beraberlik içerisinde olmasını düşünüyorum ve diyorum ki canlı olarak geçen şu 10 yıllık süreç Türk Siyasi Tarihi'nin belki Cumhuriyet'in kuruluşundan sonra en önemli süreç. Bu süreç gelecek nesiller tarafından çok manidar karşılanacak. Bu sürecin kıyısında köşesinde bulunmak gölgesinin dahi bu sürecin içerisine girmiş olması bir noktada pay sahibi olmayı çok ciddi bir şans olarak görüyorum. Bu sürecin olumlu gidişinde katkısı olabilmek büyük bir ayrıcalık. Belki bunu bugün fakedemeyebilirz. Ama ilerleyen zaman içerisinde Ak Parti ile Türkiye'nin geçirdiği safhaları tarih gerçekten çok kalın harflerle yazacak ve altı çizilecek. 2002 öncesini ve bugünü düşünün. Türkiye'nin aldığı mesafe hayalde olmayan reformların gerçekleşmesi, mantalitelerin gerçekleşmesi gerçekten çok olağanüstü bir süreç. Bunun bir noktasında olmak bir şans. Kimse bu anlamda kırılmasın birlik ve beraberlik  içerisinde memleketimizi hak etmiş olduğu muasır medeniyet  seviyesinin üstüne çıkarmaya devam edelim 2023 yolculuğunu  hep birlikte gerçekleştirelim diyorum.

Erdal:İnşallah. Çok teşekkür ederiz başkanım. Ak Parti'nin kuruluşuna dair röportajlarımızı  devam ettireceğiz. Bugün Belediye Başkanı Selim Yağcı Bey ile röportajımızı yaptık başkanımızdan ayrıca icratlarıyla ilgili bir röportaj sözü daha aldık inşallah bayramdan sonra ki ilerleyen zamanlarda başkanımızla tekrar röportaj yaparız.

Bu haber toplam 0 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.