"DIŞ SİYASET, AHLAKİ ESASLARA BAĞLIDIR"
Kıymet ASLAN
Ak Parti Gençlik Kolları tarafından Pazartesi günü Kar Yemek Salonunda "Türkiye'nin Ortadoğu ve Suriye ilişkileri" adlı konferans gerçekleşti. Konferansa Kütahya Milletvekili TBMM Dış işleri komisyon üyesi Prof. Dr. İdris Bal konuşmacı olarak katıldı. Katılımcılar arasında İl Başkanı Ramazan Kurtulmuş, Belediye Başkan Yardımcısı Osman Gezgin, Merkez İlçe Başkanı Serkan Yıldırım, Belde ve İlçe Belediye Başkanları, İl Kadın Kolları Başkanı Gülcan Namal, İlçe Başkanları, İlçe Gençlik Kolları ve Kadın Kolları ve çok sayıda gençlerden oluşan katılımcı sağlandı.
Açılış konuşmasını Gençlik Kolları Başkanı İbrahim Kurt yaptı. Vizyon sahibi bir gençlik olduğunu sözlerine yer veren Kurt şöyle konuştu. "Ortadoğu ve Suriye'deki son dönemde yaşananlara bağlı olarak üzüntü ile görmekteyiz. Ortadoğu ve Suriye'yi Ak Parti gençlik kolları olarak takip etmekteyiz. Bu sebeple olayların gerçeklerini ve detaylarını öğrenmeyi ve sizleri bilgilendirmek amacıyla konferansı düzenledik. Ak Parti gençlik kolları düşünen, düşündüğünü dile getiren, lafla değil icraatlarıyla konuşan, sorun değil çözüm üreten başbakanımızın 2023 lider ülke vizyon ve misyonuna sahip ve onun yolunda yürüyen bir gençlik kollarıdır. Büyük usta Recep Tayyip Erdoğan'ın çırakları olarak bizler zalimi sevmedik, zulmü alkışlamadık. Bizi diğer partilerden ayıran bir fark var. Biz darbecilerin, cuntacıların, statükocuların avukatlığını değil Hama'da ağlayan annelerin, Suriye'de katledilen çocukların kucaklayıcılarıyız. Hem kendi ülkemizde hemde onların özgürlük mücadelesi için çalışacak ve çalışmaya devam edeceğiz. Programımızda bu anlamda ortadoğuda yaşananları, olayların tahlilleri aktarılacak olup, bizler o bölgedeki sorunları kendi yerelimizde ele alarak düşünme fırsatı bulacağız." dedi.
Daha sonra konuşmasını yapmak üzere Prof. Dr. İdris Bal söz aldı. Ortadoğu'daki yapısal sorunlar ve arap baharı nedir, Türkiye'nin dış siyasetimiz nasıl olmalıdır? gibi konular üzerinde duran konuşmasında şöyle konuştu.
BATI TÜM KARDEŞLERİMİZİ BİZDEN KOPARDI
"Ortadoğu denildiğinde, bir ülkeyi ziyaret ediyorsanız farkı kapıda daha göreceksiniz." diyen Bal, " Sizin bavullarınızı daha fazla kurcalayacaklardır. Sizi sorunlu bir insan gibi göreceklerdir. Çünkü Ortadoğu sorunludur. O zaman sormak lazım, Ortadoğu neden sorunlu bir bölgedir. Neden orada eğitim seviyesi çok düşüktür, neden orada demokrasi yoktur, neden insanaların geliri yeterli değildir" diye sorularına konuşmasında yer vererek açıklık getirdi.
Soğuk savaşlarda Batı ayırma yöntemine gitti. İbnisiyaset ile zayıftan başlayarak, kademe kademe böldü. Batı, Osmanlı - islam medeniyetiyle mücadelesini de böyle yaptı. Yunan'dan, Sırptan başladı bir bir kopardı sıra Arap ve Arnavut'a geldi. Tüm kardeşlerimizi bizden kopardı, şimdide aynı bağlamda Kürt kardeşlerimizi fitne ile koparmaya çalışıyorlar. Bunu iyi anlamak lazım. Anlamak için yaşamak gerekmiyor, yaşadıktan sonra bedellerini ödüyoruz. Ortadoğu böylesine mücadele sonunda oluşmuştur. Şu bir gerçek küçük parçalara ayırırsanız, yönetmek, etkilemek daha kolay kolacaktır düşüncesiyle bölmüşlerdir. Peygamberlerde Ortadoğudan çıkmıştır. Kudüs müslüman için kutsal olduğu gibi, yahudi içinde kutsaldır. Eğer bir bardağa 3-4 tane el uzanıyorsa ya bunlar analaşacak yada bir kavga çıkacak. Kutsiyet atfettiği bir bölge olan aynı zamanda yarışı, çatışmayı da beraberinde getirmiştir. Bölgede mezhepsel gruplaşmalarıda getirmiştir. Bunlar ehliyetin önüne geçebilmiştir.
Ortadoğu dendiğinde yine doğalgaz, petrol zenginliği, bu zenginliği değerlendirebilecek devletlerin elindeyse iyidir ama zayıf ülkelerin elindeyse kürel güçler benle pazarlık yapamasın diye iç ve dış siyasetini kontol altına almaya çalışıyorlar. Tabi birde ortadoğuda su sıkıntısı vardır. Böylesine sıkıntılı demokrasinin olmadığı, eğitim seviyesinin düşük olduğu, kadınların toplumsal hayatta bağımsız olmadığı bir yapı sıkıntılar getiriyor." dedi.
"BUNUN ARKASINDA KİM VAR"
Olayların arkasında birilerini aramak, o ülkeyi övdüğüne dikkat çeken Prof. Dr. İdris Bal, bazı söylemlere dikkat etmek gerektiğini söyledi. "Örneğin bir saksı birinin başına rüzgardan düşse, "bunun altında ya amerika ya israil yada bir yahudi vardır"denilir. Şuna dikkat çekmek isterim bazen Amerikayı, İsrail'i eleştirirken övmeye başlanmaktadır. Mesela bizler içinde düşünürsek istihbarat yapmış denildiğinde ülke olarak yapılmadığını bilsek dahi, "yapmış" denildiğinde hoşumuza gider. Durum Menfi yada müspette olsa bu bir övünmedir. Türkiyede A yada B partisini Amerikalar getirdi gibi söylemler bilerek yada bilmeyerek övmektir. Bu anlamada zannedildiği gibi kimse etki yapacak kadar güçlü değildir.
Ben İsrail olsam, Kendi halklarıyla barışık, kucaklaşmış, bünyesi güçlü iktidarlar halka yapılacak çalışmalarında birbirleriyle daha çok ticaret yaparlar, işirliği yaparlar. İşbirliği yaptıkça ekonomik ve siyasi entegrasyona doğru gideler ve daha güçlü dururlar. İsrail niye bunu istemesin. Arap baharı denilen gelişmeleri tezgahlayan, amerika yada israil demek yerine bu yapı bence bu oluşumu tezgahlamamışlardır. Planlamamışlardır tam tersi bu gelişmelerin onlara kar, fayda getireceğini düşünmüyorum. Temel dinamikler, yerel dinamiklerdir."
"DİKDATÖRLERE TEPKİ OLUŞTU"
Ortadoğunun içindeki yerel özellikler olarak 3 faktörün üzerinde durulması gerektiğini düşünüyorum diye söylerine devam eden Bal, " Bölgede demokrasi yok. Fakat ucundan kenarından telefon, uçak, ineternet var. Bazı yasaklar konulsa bile bilgi kırıntıları ucundan kenarından geliyor. Bilmediğimiz bir şehire gittiğimizde kıyaslamaya başlarız. Hastahanelerde tadaviler nasıl, polisler nasıl davranıyor, sizde kaç kanal var bizde şukadar gibi kıyaslamalar yapmaya başlarız. Dolayısıyla bilgi alan insanlar şunu gördü "Biz iyi yönetilmiyoruz, bize güvenilmiyor, bize iyi hizmet sunulmuyor, bizi tehdit olarak görüyorlar bize hürriyet verilmiyor " bir hoşnutsuzluk oluşuyor. Birşey söyleseniz sizi hapse atacaklar, insanların içinden iletişim ve ulaşımla bilgiyle seçilmeyenlere dikdatörlere karşı tepki oluştu.
Osmanlının dağılmasıyla o bölgedeki insanalar maddi ve manevi yönden şoka soktular. Maddi şokla, bu medeniyetin merkezi olan osmanlının devamı Türkiye kurtuluş savaşı vermek zorunda kaldı. Diğerleri küçük küçük parçalara ayrıldılar yukarı baktıklarında kendilerini yöneten bir fransız gördüler. Bu büyük bir şoktu.
İkincisi ise manevi yada psikolojik şok olan aşağılık komplekse sokulması. Kendi inançlarına, tarihlerine yapılarına karşı şüphe ile bakmaya çalıştılar. Eziklikle 20. yy.girdiler. Aşağılık kompleksiyle, eziklik duygusuyla 21.yy.la kendi kurum ve kurallarıyla giremediler.
Bizler 50'lerden beri yavaş yavaş o özgüvenimizi kazanmaya başladık. Bizlerin 50-60 yıl önce yaptığımızı ortadoğu şimdilerde gecikmeli olarak yapıyorlar. Onalar aslında özgüvenlerini tazeliyorlar, liderlerini sorguluyorlar. Yıllardır hiç seçim yapamadan kendilerine her türlü özgürlüğü çok gören, kendilerine güvenmeyen o liderlerini sorguluyorlar. Aynı zamanda da tarihleriyle, kültürleriyle, inançlarıyla barışıyorlar. Bizde Türkiye olarak o kompleksten ilk çıkan milletiz. O psikolojik ezikliği bizler tatmadık. İşte ortadoğudaki gelişmelerin ikinci faktörüdür.
Üçüncü faktör ise, hani bu bölgede demokrasi olmazdı. Televizyonlar, STK'lar var insanlar her istediğini söyleyebiliyorlar. Çoğulcu, tartışabilen bir toplum var. Hayır diyebilen bir Türkiye var. Onlarda bizde böyle olmak istiyoruz diyorlar. Başbakan, Cumhurbaşkanı, dış işleri başkanı bölgeye gittiklerinde iyi ağırlanmalarının sebebi, Türkiyeye gösterilen sevgidir. Türkiye'nin bölgedeki ağırlığıdır. Bu faktörleri koyduğumuzda bölgedeki ayaklanmaların, arap baharını daha iyi anlayabiliriz. Dünyanın neresinde bir hadise varsa, her ülke o olayların kendi istediği doğrultuda, kendine zarar vermeyecek, kendine fayda getirecek şekilde gelişmesi için elinden geleni yapmaktadır. Bölgedeki olayların başkasının planı gibi görmek aşağılık kompleksin ve bölgesel değerleri bilmeyen bir vizyonun ürünüdür."
DEMOKRASİ
Demokrasi ve Türkiyenin dış siyasetinede değinen Bal, "Demokrasi ve istikrarın, kalkınmanın olabilmesi için şartlar vardır. Demokrasi Seçimlerden ibarettir. Seçim için seçme ehliyetinin yani bilgi birikiminin olması yani eğitimin yaygınlaşması gereklidir. Ekonominin, gelir dağılımın düzelmesi gerekir ve mezhepçiliğin, kabileciliğin olmaması gereklidir. Ancak bundan sonra ortadoğuda demokrasi ve istikrar olabilir." dedi.
Ayrıca, " Atatürk'ün "Yurtta sulh, cihanda sulh "sözü vardır. Bunun geregi 2000'lerden sonra yerine getirilmeye başlandı. Jandarma-polis korkutulacak bir makam gibi gösterilmiştir. Yani devletle toplum ayrı gibi gösterilmiştir. Zira ülke içerisinde barış olacaksa devletle halkın barış içinde olması gerekir. Bir ülkeyi ihya edecek vizyon "biz bir aileyiz" vizyonudur. Mahvedecek ise "biz kaç kişiyiz" vizyonudur. Bölgeye yönelik bizim siyasetimiz ise, sağ-sol demeden bir kişiyi bile dışarıda bırakmayacak şekilde kucaklar, hizmet götürür ve dertlerini çözer ise kendi insanını tehdit olarak görmekten çıkarırsa ozaman yutta sulh olur. Cihanda, dünyada barış ise önce komşularımızla barışmamız lazım. Eğitime, sağlık'a, ulaşıma vereceğimiz parayı tanka, topa veriririz. Sende bende kaybederiz. Barış içerisinde olmak için Türkiye elinden geleni yapmıştır. Mesaj olarak şunu verdik. Kendinizede halklarınıza da bir iyilik yapın. Nedir o iyilik! rejimlerinizle, halklarınızı barıştırın. Gücünü halkından almayan devletler uzun süre ayakta kalamazlar çağrıları verdik. Diktörtörlerin olduğu yerde dik duramazsınız, şakşakçı olursunuz. Bu telkinlerimize rağmen bölge halkıyla barışmadılar ve ayaklanamalar başladı. Türkiye olarak savaşla demokrasinin istikrarın geleceğine inanmıyorduk. Zira savaşla demokrasi ve istikrar gelecek olsa Afganistan'ın ve ırak'ın istikrar içerisinde ülkeler olması gerekirdi. Devlet adamlığı kendi koltuğu için kardeş kanı dökülmesine müsaade etmeyen devletler adamıdır. Türkiyenin dış siyaseti ahlaki esaslara dayalıdır. Terörle, darbelerle mücadele ve dış siyaset gibi konular ulusal konulardır. Ak Parti yada başka bir partinin değil hepimizin millet olarak meselesidir. Hepimzin mücadelesidir. Buralardan siyasi rant elde etmeye çalışmak yanlıştır. "diyere konuşması son buldu. Belediye Başkan Yardımcısı Osman Gezgin ve Gençlik Kolları Başkanı İbrahim Kurt tarafından Prof. Dr. İdris Bal'a günün anısına hediye ve çiçek takdimi yapıldı.
Bu haber toplam 0 defa okunmuştur

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.