EDEBALİ KÜLTÜR VE DAYANIŞMA DERNEĞİ, VAKIF OLDU

EDEBALİ KÜLTÜR VE DAYANIŞMA DERNEĞİ, VAKIF OLDU

Edebali Kültür ve Araştırma Derneği, vakıf oldu. Yaklaşık 1 yıl önce Bilecik'e gelen ve Edebali Kültür ve Araştırma Derneği Başkanı Arif Durmuş'u evinde ziyaret eden Millet Partisi Genel Başkanı Aykut Edibali ile bir röportaj gerçekleştirmiştik. Edibali, röportajında derneğin vakıf olması için elbirliğiyle destek vermeye çalışacaklarını söylemişti. Haberimizin ardından Edibali ve Durmuş'un çalışmaları nihayet sonuç buldu ve dernek vakıf oldu.

Sibel CAN

Edebali Kültür ve Araştırma Derneği'nin Vakıflaştırılması Yemeğinde, Millet Partisi Genel Başkanı Aykut Edibali; “Biz burada bulunuyorsak basit siyasi propaganda yapmayız. Siyaset başka bir şeydir. Gündelik, basit politikacılık başka bir şeydir. Ben hayatımda basit politikacı olmadım.” “Yerlerimiz ayrı olabilir ama hedefimiz bir.” dedi.

Millet Partisi Genel Başkanı Aykut Edibali, eşi Filiz Edibali, Genel Başkan Yardımcıları Mevlüt Koçoğlu, Salim Yılmaz, Derviş Doğan, Hikmet Sofu, Ramazan Özen ile birlikte Edebali Kültür ve Araştırma Derneği'nin vakıflaştırılmasına ilişkin düzenlenen toplantıya katılmak üzere Bilecik'e geldi. Edibali ve beraberindekiler Üniversite ziyaretinin ardından Şeyh Edebalı Türbesini ziyaret ettiler. Şeyh Edebali Türbesi'ni ziyaret eden Edibali, bir milleti yıkmak için o milletin arşivlerini ve tarihini yıkmanın yeterli olacağını dile getirdi.

Türbede yapılan dua ve ziyaretin ardından, Limon Cafe & Resturant’ ta dernek toplantısına katılan Edibali, Edebali Kültür ve Araştırma Derneği'nin vakıflaştırılması için tüm hukuki süreçlerin bittiğini ve dernek yetkililerinin, kendilerini onursal başkanlığa layık gördüğünü anlattı.

Edibali, vakıf çalışmalarının hiçbir siyasi amacı olmadığını, siyaset üstü bir misyon ve anlam taşıdığının altını çizerek, şunları söyledi; “Geliş sebebimiz rahmetli Edebali Hazretlerinin adına açılmış olan bir dernek. Onun fikirlerini, düşüncelerini, hatırasını canlı tutmak, yaşatmak amacı ile açılmış, dostlarımızın oluşturmuş olduğu bir dernek. Bu derneği biz geçen gelişimizde tanıma fırsatı bulduk. Her biri diğerinden daha değerli insanlar, içlerinde Arif Bey, eşi, arkadaşları, talebeleri her biri son derece bizim yiğitlerimiz, tanışmaktan mutluluk duyduk. Bir derneğin aynı zamanda vakıf haline dönüşmesi çalışmalarla hem ilmi çalışmalarla hem tatbikat açısından çok faydalı olabileceğini, yararları olabileceğini düşündüğümüz için onu teklif ettik, telkin ettik. Elimizden geldiği kadar da bir hukuki yol gösterdi arkadaşlarımız, dernekte vakıf haline dönüştü. Dolayısıyla sevincimiz iki kat oldu. Bu arada beklemediğimiz, düşünmediğimiz bir teklifle karşılaştık. Dendi ki bize, ‘Sizin bu konuya büyük katkılarınız oldu. Siz bu kurulan vakfında Onursal Başkanı olun.’ Tabi ben çocuklarıma, etrafındakilere istişare ettim. Onlar bana dediler ki, ‘Baba bu işe girmeyin.’ Çünkü vakıf çalışmaları çok yıpratan çalışmalar oluyor. Bazen dedikodular oluyor. İnsanlardan anlayan oluyor, anlamayan oluyor. Bakın yıllardır kurduğunuz, hizmet ettiğiniz bir şey var. Doğu Türkistan Vakfı. Doğu Türkistan Vakfı’nı arkadaşlarımızla birlikte bırakma mecburiyetinde kaldık. Bırakmayı uygun bulduk. 

“Dünyanın şekli değişti, ahlakı da değişti.”

Benim bir tek imzam var şimdi Doğu Türkistan Vakfın’da, rahmetli İsa Bey istediği için ben o vakfı kurdum. Kuruldu ama orada beraber olduğumuz arkadaşlarımızdan bazıları istifa etti. Rasim Bey istifa etti, başkaları istifa etti. Dedikodu edilmiş, Doğu Türkmenistanlılar Çinlilerin etkisiyle demişler ki; ‘Doğu Türkistan diye vakfınız var ama kurucuları onların hep Anadolu Türkü. Uygur Türkleri değil, Anadolu Türkleri idare ediyor, o zaman Çin’e ihanet ediyorsunuz propagandası. Tabi dünyanın şekli değişti, ahlakı da değişti. Ve bizim çok sevdiğimiz arkadaşlarımızda bıraktılar o vakfı. 

Bir söz var Anadolu’da ‘Hayrın ucu ağırdır.’ Derler. Biz buraya sadece arkadaşlarımızın bu isteğini büyük bir sevinçle karşıladık ama zararda vermek istemeyiz asla. 

“Biz yine de burada bulunuyorsak basit siyasi propaganda yapmayız.”

 Ben bu mecliste olan partilerin her birini biliyorum. Çok yaşlı değiliz ama bizim rahleyi tedrisimizden kaç bakan, kaç başbakan, kaç cumhurbaşkanı eğitildi. Bunların bize bir artısı olmaz. 

“Siyaset başka bir şeydir. Gündelik, basit politikacılık başka bir şeydir. Ben hayatımda basit politikacı olmadım.”

Değerli arkadaşlarım, bu bir aile meclisi, aile toplantısı, hepimiz Müslümanız, hepimiz bu milletin birliği, dirliği için mücadele ediyoruz, etmeye devam edeceğiz. 

“Yerlerimiz ayrı olabilir ama hedefimiz bir.”

Böyle olacak ve olmalıdır. Sevgimiz, saygımız daima baki olacak. Tabi şuan söyleme ihtiyacı hissettim.” dedi 

Hayırlı kandiller dileyen Başkan Edibali, “Bütün ömrünüz kandillerle aydınlansın. Her anınız, her gününüz kandil olsun. O’nun şuurunda olacaksın; ‘Duaya başlarken, dua ederken kalbiniz daima dua edecek. Allah’a bağınız sürekli olacak. Çünkü Allah Müslümanları o kadar üstün insanlar olarak hakketmiş ki bakın yeryüzünde binlerce insan var. Bazıları kitap ehli, bazıları ehlikitap değil. Hele o ehlikitap olmayanın hali ne kadar kötü. Kitap ehli olanların ise dua etmelerine imkân yoktur. Yani Allah’a konuşmalarına, bağ kurmalarına imkân yoktur. Ya haham aracılığı ile mabette ya da kilisede yapacaklar. İlla da aracı olacak papaz. Ama bizim böyle bir şeyimiz yok. Bu Müslüman sadece kendisine verilen bu sınırsız hürriyetin manasının da üzerinde iyi düşünmeli. İnşallah Diyanet İşleri Başkanlığımız, başkanlıklarımızda dua şuurunu bu millete anlatır. Allah Kur’an-ı Kerim’de Bakara Suresi’nde buyuruyor ki; ‘Peygamberime beni sorarlarsa de ki; dua edin, benden isteyin. Hiçbir engel yok. Hiçbir aracı, boy abdestti, el abdestti ve merasime gerek yok dua edin. Ey Allah’ım deyin. O’nun kapıları daima açıktır. Allah uyumaz, uyuklamaz. Dertleşebileceğin tek ve nihai kavram, güç o. Allah sever ama Allah’ı gücendirmemek lazım.’ Onun için ki sanırım Peygamberimiz buyuruyor ki; ‘Allah’ın rahmeti sığının diyor. Gazabından rahmetine, rahmetine kaçın, rahmetine sığının. Rahmet sizinle beraber olacaktır.

“Bir milletin evvela kendi milli idraki olmalıdır, şuuru olmalıdır.”

Edebalı Hz. ‘nin yaşadığı çağ, çok önemli bir çağ. O çağ Anadolu’nun parçalandığı, Anadolu’nun 3 büyük kudret tarafından baskı alındığı, birliğin parçalandığı, ümidin tükendiği bir çağ. O çağdan Türk şiirinin en açıklı, lirik şiiri ortaya çıkmış. Yunus harika ve o çağda Türk mizahının, hicvinin en büyük üstadı ortaya çıkmış Nasreddin Hoca. Bir milletin evvela kendi milli idraki olmalıdır, şuuru olmalıdır. Bu mizacımızda da, şiirimizde de bu milletin bir varoluş kavgasını görmemiz lazım. 

“Çünkü hürriyet, yeni bir devletin kuruluşu”

Rahmetli Edebalı döneminde Anadolu parça parça Doğu’da Moğollar, Batıda Bizans. Ama o gün rahmetli Edebalı, Konya’dan tehlikenin en çok olduğu, Türkmenlerin çoğunlukta olduğu batı illerine geliyor. Sebebi şu; buraya yerleşmek çünkü hürriyet, yeni bir devletin kuruluşu, çöken Selçuklu Devleti’nin yerine yeni bir otoritenin oluşmasını sağlayacak, yeni bir devletin kuruluş şansı batıda ve bu plan tutuyor. İsabetli bir çalışmayla Kayı Boyu’nu organize ettikleri anlaşılıyor. Ondan sonra tekbirler yeniden başlıyor. Bunun hiçbiri tesadüfî değil. 

“Bir devlet çökerken bir başka yeni devletin kuruluşuna Edebalı ve arkadaşları aynı zamanda rehberlik ediyor, yol gösteriyor.”

Büyük din alimi olduğu, büyük ahlak adamı olduğu, büyük sosyal organizasyonların yöneticisi olduğu, Ahi teşkilatının da başkanı, hem belediye hem sanatçıların rızkının çabayla kazananların yönetici olan bir organizasyondur Anadolu’daki Ahi Organizasyonu. Karşımızda büyük bir alim, büyük bir gönül adamı, büyük bir din adamı, aynı zamanda çok ciddi yüksek bir aksiyon adamı vardır. Allah gani gani rahmet eylesin, ismini yaşatsın, eserini yaşatsın, yolundan gidenleri yaşatsın. Özellikle bu ismi ve mirası yaşatma telaşı, gayretine düşen Bilecik’teki Arif Bey ve arkadaşlarına huzurunuzda teşekkür ediyorum ve başarılar diliyorum. Allah muvaffak etsin diyorum. 

“Bizim ne başkanlık iddiamız var. Ne siyasi, politik iddiamız var”

Sadece biz hizmetkârıyız onu ifade etmek istiyorum. Bizim ne başkanlık iddiamız var. Ne siyasi, politik iddiamız var haşa. Bu bize iftiraların en büyüğü olur, ayıp olur, çirkin olur. Olmaz, yakışık kalmaz. Ben bunu hakaret sayarım kendime. Bunu diyen adam Edebalı’nın 21. Yüzyılda yaşayan torununu, arkadaşlarını ve bu dava adamlarının sadakat ve samimiyetine inanmıyordur, güceniriz.” sözleri ile konuşmasını bitirdi. 

“Kolayı herkes başarır, bizler zoru başarmalıyız.”

Başkan Edibali’nin konuşmasının ardından, Bilecik Şeyh Edebalı Kültür ve Yaşatma Derneği Başkanı Arif Durmuş, gelenlere hoş geldiniz deyip, teşekkür etti. Durmuş; “Aykut Edibali Bey, derneği vakfa çevirelim dedi, bizde kabul ettik ve o günden bu günlere kadar hiçbir zaman birbirimizle irtibatı da kesmedik. Taki bu ayın 1’de İstanbul’a davet ettiler bizi. Davete icabet edip gittik. Vakıf işlerinin ben zor olduğunu duyuyordum. Arkadaşlarımda bana bunu söylüyorlardı. Ebetteki biz zoru başarıcağız arkadaşlar, Bilecikli hemşerilerime bunu söylüyorum. Kolayı herkes başarır, bizler zoru başarmalıyız. 

“Bu vakıf ilimize geç kalmış diyebiliriz. Ama bugünden başladık, yarına bırakırsak geç kalmış oluruz.”

Bizler vakıf olursak ilimizde başta sağlık, eğitim ve biz burada olmazsa olmazlardan bir tanesi olacağız. Bu vakıf ilimize geç kalmış diyebiliriz. Ama bugünden başladık, yarına bırakırsak geç kalmış oluruz. Bunun vakfi kaynaklarını, olanaklarını Aykut Bey Hocamız bize lütfetti bize dedi ki; ‘sizin orada bir mülkiyetiniz olması gerekiyor, avukatıyla beraber ve bu mülkiyette baya bir meblağ tutuyor. Onu siz alın ben ödeyeyim dedi. Arkadaşlarımla bir toplantı yaptık ve ilimizden bir sevdiğimiz; ‘ o da bizden olsun’ dedi. İnşallah yakın zamanda o da bize tapusunu verecek. Bizler bu vakfı kurduk. Biz bundan böyle vakıf olarak ilk çalışmalarımız ilimizde başkanımızı seçeceğiz, yönetim kurulunu seçeceğiz. Ve buradaki arkadaşlarımız sağlıktan, eğitimden, hukukçulardan olacak. Hepsiyle ayrı ayrı görüştük fakat hepsi bu akşam katılamadılar, çoğu il dışında. Hayırlı olmasını dilediler.” dedi.

 

Bu haber toplam 0 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.