"FRANSA’NIN İFADE HÜRRİYETİNE YÖNELİK SOYKIRIMI"

"FRANSA’NIN İFADE HÜRRİYETİNE YÖNELİK SOYKIRIMI"

Bilindiği üzere Fransız Meclisi tarafından Ermenilere yönelik soykırım iddialarının inkârını suç sayan düzenleme hukuk bilimi açısından hiçbir şekilde kabul edilebilecek bir düzenleme değildir. Söz konusu düzenleme her şeyden önce insan hakları hukukunun temel felsefesine aykırıdır. Buna göre böylesi bir düzenleme insan olmanın doğasına aykırı bir düzenleme olacaktır. Çünkü düzenleme en temel insan hakkı olan ifade hürriyetinin ihlali anlamına gelecektir. Zira söz konusu düzenlemeyle insanlara açıkça “düşünmeyeceksiniz, kanaat sahibi olmayacaksınız” denilmektedir. Özellikle Fransa gibi insan hakları konusunda yoğun mücadelelerin yaşandığı köklü bir geçmişe sahip bir ülkenin tüm bu mücadeleleri adeta tarih sahnesinden silecek bir düzenleme yoluna girmesi insan hakları hukuku adına utanç verici bir gelişme olacaktır. Buna göre özellikle Fransa açısından insanlığın tekrar orta çağa dönüşünü görmek endişe verici bir gelişmedir. Bu anlamda insan haklarının bu kapsamda ifade hürriyetinin güvence altına alınmasında 1789 Fransız devrimiyle tarihe geçen Fransa bu kez de tam tersi istikamette ifade hürriyetini tarihte ilk kez yasal bir zorunlulukla bu derece ve açıkça yasaklayan ülke olarak tarihin karanlık sayfalarına geçecektir. Bu anlamda bugün Fransız Parlamentosunun geçmişte ifade hürriyeti başta olmak üzere insan hakları uğrunda ağır bedeller ödeyen atalarına karşı ihanet içerisinde oldukları görülmektedir. Bu bakımdan geçmişte insan haklarının gelişimi bakımından verilen mücadelelerle dünya ve insanlığa örnek olunmuşken bugün aslında böyle bir düzenlemeyle sadece ülkemize karşı değil insan haklarının temel felsefesine zarar vermek suretiyle tüm insanlığa karşı bir suç işlenmektedir. Bu noktada Türk tabiriyle Fransa tam anlamıyla “bindiği dalı kesmektedir.” Bununla birlikte atılan bu adım dünya barışını tehdit eden bir adımdır. Zira özellikle II. Dünya Savaşı’nda tüm milletlerin bir araya gelerek “insan haklarına” dayalı olarak oluşturdukları uluslararası sistem bu girişimle zedelenmek istenmektedir. Bu anlamda insan hakları II. Dünya Savaşı’nda çok büyük bedeller ödeyen ülkeler açısından bir emniyet ve fren mekanizması vazifesi görmektedir. Bu anlamda insan hakları standartlarının yükseldiği ülkelerde dünya savaşlarının çıkmasına yol açmış olan faşizm, sömürü, işgal gibi faktörler yeşerme fırsatı bulamayacaklardır. Uluslararası sistemde insan haklarının görmekte olduğu bu büyük rol Fransa’nın son atılımıyla büyük bir darbe almıştır. Buna göre dünya barışı adına ortaya konulan ve insan hakları olarak adlandırılan ortak değerlerin tekrar sorgulanması gündeme gelecektir. Bu düşünce ise sistemdeki temel taşları oynatmaya neden olabilecek tehlikeli bir düşüncedir. Dünya barışını ve insanlığın sahip olduğu temel değerlerin ve bu konudaki ezberlerin bozulmasına yönelecek her türlü adım aslında insanlığa karşı atılmış bir adımdır. Bugün Fransa’nın hırsları uğruna atmış olduğu böylesi bir adım insan haklarının temel değerlerinin tekrar tartışılmasına neden olacağından bu konuda dünya milletleri arasındaki ahenk bozulma tehlikesi yaşamaktadır. Bu ahengin bozulması ise insanlık adına facialara neden olabilecek gelişmeleri beraberinde getirecektir. Bu konuda özellikle insanların inandıkları fikirler uğruna ceza alacak olmaları orta çağ zihniyetinin bir ürünüdür. Böylesi bir düzenleme ancak orta çağ Fransa’sında görülebilecek bir durum olması gerekirken bugün Fransa 2011 yılında orta çağı yaşamaktadır. Artık ifade hürriyeti temel bir insan hakkı olarak çoğu demokratik ülkede anayasal bir hak olarak düzenlenmektedir. Bu durum aslında ifade hürriyetinin artık evrensel bir değer haline gelmiş olmasından kaynaklanmaktadır. Kaldı ki bu durum zaten konuyla ilgili çoğu uluslararası düzenlemede zaten açıkça ifadesini bulmaktadır. Buna göre evrensel bir kabul gören ifade hürriyetinin Fransa tarafından açıkça engellenmesi bile başlı başına insanlığa bir ihanettir. Bu noktada insana yaşama hakkı tanımayan bir düzenlemeyle ifade hürriyeti tanımayan bir düzenleme arasında fark bulunmamaktadır. Öte yandan Fransa’nın tarih sayfalarına kara bir leke olarak geçecek olan bu adımı sayısız uluslararası belgeye apaçık bir ihlal olacak iken bunlardan birkaçını ifade bile konunun anlaşılmasına yetecektir. Buna göre Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 19.maddesi “Herkesin düşünce ve anlatım özgürlüğüne hakkı vardır. Bu hak düşüncelerinden dolayı rahatsız edilmemek, ülke sınırları söz konusu olmaksızın, bilgi ve düşünceleri her yoldan araştırmak, elde etmek ve yaymak hakkını gerekli kılar” şeklinde olup buna aykırı düzenlemeler yapılması sözleşmede imzası bulunan Fransa adına kendi kendini inkâr anlamına gelecektir. Öte yandan Avrupa Birliği’nin temel düzenlemesi olan ve Fransa’nın da imzaladığı Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. maddesi ifade hürriyetini “Herkes görüşlerini açıklama ve anlatım özgürlüğüne sahiptir” şeklinde açıkça düzenlemektedir. Bu anlamda Fransa’nın bu adımı sadece ülkenin bir iç meselesi olarak düşünülemez. Bu noktada Fransa geçmişiyle çelişmekte ve gerek üyesi olduğu Avrupa Birliği gerekse Birleşmiş Milletler sistemi içerisinde son derece riskli adımlar atmaktadır. Şüphesiz böyle bir adımın atılması dünya barışına zarar verici bir adımdır. Diğer bir açıdan ülkemizde ifade hürriyetini yasaklayan böylesi bir düzenleme hiçbir zaman olmamasına rağmen devamlı ülkemizi eleştiri altında tutan Fransa bugün kendisi doğrudan ve pervasızca böylesi bir düzenlemeyi çıkartabilmektedir. Kaldı ki Fransa’nın Cezayir’ de yaptığı soykırımın görüntüleri dahi aşikâr bir şekilde televizyon ekranlarında yayınlanırken, ortada hiçbir bilimsel kesinliği bulunmayan bir konuda böylesi bir adım atılması art niyetli bir girişimin ürünüdür. Ancak şu unutulmamalıdır ki tarih sahnesinde 1789 yılında atılan adım nasıl bir yankı bulmuş ise bugün atılan adım da aynı oranda ama kara bir leke olarak ses getirecektir. Evet, aslında ortada bir soykırım vardır ve bu soykırım Fransa tarafından ifade hürriyetine yönelik olarak gerçekleştirilmektedir. Bu nedenlerle Fransa’nın sadece ülkemize karşı değil insanlığa karşı gerçekleştirmiş olduğu bu ayıbı şiddetle kınamaktayız.

Bu haber toplam 0 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.