HANİFİ BAŞIBÜYÜK, ADAY ÖĞRETMENLERE SESLENDİ
“Olumsuz her şeye ve herkese rağmen biz, yüreklerimizdeki alevleri külleyeceğiz ve küllenmiş serin yüreklerimizi, her sabah bizi bekleyen çocuklarımızın kollarına teslim edeceğiz.”
İsmet CEP
Bozüyük İlçe Milli Eğitim Müdürü Hanifi Başıbüyük göreve hızlı başladı. Okullarda uyum eğitiminin başlamasıyla birlikte okullara ziyaretler gerçekleştiren Başıbüyük, bir taraftan da aday öğretmenlerle bir araya gelerek onlara tavsiyelerde bulundu.
Hanifi Başıbüyük aday öğretmenlere hitaben yaptığı konuşmada, öğretmenlik mesleğinin önemine ve ne kadar kutsal bir meslek olduğuna değinerek, mesleğin değerini anlatan duygu yüklü kesitler sundu.
Başıbüyük, “Devletlerin bekası ve milletlerin refah içinde yaşayabilmesi için gerekli olan alt yapının oluşmasında en büyük pay öğretmenlerindir. Öğretmenler, işlerin iyi veya kötü gitmesinde ortak paydadır. Tüm güzellikler ve iyiliklerde pay sahibi olan öğretmenler, arzu edilmeyen olumsuzluklarda da sorumluluk altındadır.
Öğretmenlik mesleği, insanda bir cevher olarak saklı bulunan ve kamunun "vicdan" diye adlandırdığı insanlık hüviyetinin bolca kullanıldığı bir alandır. Maddenin nesneleşme sürecinde çekilen zahmetlerin ve bu zahmetler esnasında dökülen kutsal alın terinin lezzetini tatmış kişilerin mesleğidir öğretmenlik. Ve tarihsel süreçte hikâyesini bulduğumuz "insan gibi insan olabilme" kavgasının arenasıdır bu meslek. Tüm öğretilerin ve dinlerin tek bir ağızdan övdüğü öğretmenlik mesleğinin değerini, öncü insanlar da kabul etmişlerdir.
Öğretmenlik mesleğinin, klasik ifade ile "kutsal temsilcileri" olan öğretmenler; Hz. Ali için, bir harf öğretmeleri karşılığında kölelik derecesinde bağlanılan kişidir. Atatürk'ün gözünde öğretmenler, bir milletin geleceği olan yeni neslin emanet edildiği kutsal mabetlerdir. Yavuz Sultan Selim, bırakın öğretmeni, öğretmenin bindiği atın sıçrattığı çamurla kirlenen kaftanın, kendisine kefen yapılmasını vasiyet edecek kadar ileridedir öğretmenin değerini keşfetmede.
Dünya hayatı maskeli balo gibidir öğretmenler için. Öğretmenin maskesi, utanılacak şeyleri saklamak için değildir. Bu maskelenme, öğretmenin varlık nedeni olan kitleye örnek oluş serüveninin gereğidir. Mesela ödenemeyen kömür borcunun yüreklerdeki sancısını, sınıf denilen öğrenme mabedine götürmeyeceksiniz. Yürekteki burkuntuların isyanı kulaklarınızı uğuldatırken siz, gülücükler saçan bir maskeyle o sınıfa gireceksiniz ve gülmeye devam edeceksiniz. Öğretmenlikteki toplam kalitenin bir bölümü bu maskelenme ve başkalaşma ile doğru orantılıdır. Öğretmen iseniz herkes gibi her yerde gülemezsiniz, herkes gibi her yerde ağlayamazsınız.
Öğretmenler, hakkında çokça kaside söylenilen insanlardır. Bir övgü tarzı olan kaside, öğretmenlik mesleğine ve öğretmenlere çokça misafir olur. Kelimeler, kendi öğreticilerini anlatmada ne kadar kifayet edicidir bilinmez ama, övücülerin samimiyetinde tartışılır yönler bulmak mümkündür. Mümkündür, çünkü övücülerin birçoğu, övgü sözlerinin gereğini yapmayarak, öğretmenleri, Orhan Veli'nin ifadesiyle " bir garip adam" olarak eğitimin külfetli yollarında yalnız ve biraz da yokluk içinde bırakmıştır.
Olup bitenler bunlar... Biz öğretmeniz. Bizim, olup bitenleri görme, gördüğünü yorumlama ve yorumlara göre hareket etme hakkımız yoktur. Olmamalıdır da... Olumsuz her şeye ve olumsuz herkese rağmen biz, yüreklerimizdeki alevleri külleyeceğiz ve küllenmiş serin yüreklerimizi, her sabah bizi bekleyen çocukların kollarına teslim edeceğiz. Vicdanlarımızda zaman zaman filizlenen isyan çığlıklarını, bize teslim edilen masum yavruların çığlıklarıyla bastıracağız ve bize biçilen rolü oynamaya devam edeceğiz. Şikayetçilik mi? Asla değil, şikayetçilik biz öğretmenlerin yapmayacağı, yapamayacağı bir iştir. Öğretmen olmamı sağlayanlara bana sunduklarından sunuyorum. Sevgi, merhamet, sabır, hoşgörü, belki de gözyaşı... Ve en önemlisi, saygılarımı sunuyorum.”dedi.
Bu haber toplam 0 defa okunmuştur

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.