"HESABINI VERECEKLER"

"HESABINI VERECEKLER"

MHP Bilecik Milletvekili Bahattin Şeker, 17 Aralık Operasyonu’na ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Milletvekili Şeker, rüşvet ve yolsuzluk operasyonuyla ilgili sert çıkıştı. Hükümeti istifaya davet eden Şeker,” Bunun hesabını verecekler” dedi.

Ahmet MEŞE

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Milletvekili Bahattin Şeker, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Ak Parti iktidarını ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı eleştiri bombardımanına tutan Şeker, zehir zemberek açıklamalarda bulundu. Milletvekili Şeker,  eleştiri oklarının hedefine ağırlıklı olarak 17 Aralık rüşvet ve yolsuzluk operasyonunu koyarken kabinedeki değişikliklere de temas etti. 

Parti binasında dün düzenlenen toplantıda konuşan Şeker, Başbakan Erdoğan’ın açıklamalarında tutarsızlıklar olduğunu savundu. Şeker, 17 Aralık’tan itibaren yaşanan sürecin son derece karanlık ve sancılı olduğunu kaydetti. “Ak Parti’nin ‘Ak’ı’ gitmiştir” diyen Milletvekili Şeker, MHP kadroları olarak yapıcı, onarıcı ve iyileştirici bir muhalefetle gelişmeleri takip ettiklerini anlattı. 

“Gerçekler ortaya çıktı”

Partisinin daha önce bahsettiği gerçeklerin gün yüzüne çıkmaya başladığını ifade eden Milletvekili Şeker,” Bu zamana kadar bizler, her ortamda milletimizden gerçeklerin saklandığı, gerçek gündemin ülkemizde süregelen bu karanlık ilişkiler yumağının kararlarında olduğunu dile getirdik. Herkesin önünde, bahsetmiş olduğumuz bu gerçekler ortaya çıktı” dedi.

“Türkiye’de hukuk iptal edilmiştir”

Gelinen süreçte hukuk devletinin suikaste uğradığının altını çizen Şeker şöyle devam etti:

“Bakınız, göz göre göre, aziz milletimizin iradesi ve vicdanı su yüzüne çıkan bunca hadiseye rağmen başka mecralarca yönlendirilmeye çalışılıyor. Göz göre göre hukuk devleti ilkeleri suikaste uğruyor. 100 milyar dolarlık bir yolsuzluk davasında savcılar görevden alınıyor. Bağımsız Türk yargısına ve soruşturmanın selametine açık açık müdahale ediliyor. Emniyet güçleri tarihte eşi görülmemiş ithamlar altında bırakılıyor. Yapılan baskılar ve görevden almalar sonucunda, Türkiye’de hukuk iptal edilmiştir. Fedakar ve vefalı bir şekilde, vatansever ve millete sevdalı bir şekilde görevini yapan emniyet mensuplarımıza türlü iftiralar atılıyor. Bu zaman kadar, her türlü zorluğa rağmen hakikatin ortaya çıkması için cesaret gösterip, adaletin tecellisi için mücadele veren savcılara görevleri yaptırılmıyor. Savcı siyasi iradenin baskısıyla soruşturmayı yürütemiyor, polisi operasyona sevk edemiyor. 

“Hesabını elbette verecekler”

Soruyoruz, bu efendiler cevap versin, hangi ileri demokraside böyle bir uygulama vardır. Yoktur efendiler yoktur. Bunun hesabını elbette vereceklerdir. Kul hakkının ne olduğunu bilerek, fakir fukaranın rızkını koruyarak, milleti bütünleştirici ve birleştirici olarak iktidar olacaklarını söylediler. Ancak ne kul hakkı, ne fakirin ekmeği ne de ülkenin bütünlüğü kalmıştır. Vaziyet ortada. Bu parti, adalet kavramını zaten deniz feneri hadisesinde bitirmiştir. Artık bu rüşvet ve yolsuzluk konusu öyle bir duruma gelmiştir ki, üstü örtülemeyecek vaziyettedir. Bunlar Suriye, Mısır, Libya ve Irak’ta zaten batağa saplandılar. Ülkemizi yanlış yönlendirdiler. Türkiye ağır bedeller ödemeye başladı. Daha sonra da gezi olayları ve dershane tartışmaları derken, şimdi rüşvet ve yolsuzluk batağına saplandılar. Pusulayı şaşırdılar. 

“Milyonları evde zor tutuyoruz dediler, gördük…”

Reyhanlı’da 50 vatandaşımızın bombalı saldırıda can vermesinin ardından ABD’yi Regaip Kandili’nde ziyarete gidenler, ABD ortağımız, müttefikimiz, BOP’ta patronumuzdur, biz de eş başkanız diyenler, Gezi’de ABD yaptı dediler, İsrail dediler, dış mihraklar, karanlık odaklar dediler, faiz lobisi dediler. Sonra da insanlarımızı tahrik ettiler. Milyonları evde zor tutuyoruz dediler. Gördük, milyonlarca doları evde zor zaptetmişler. Kasalara sığdıramamışlar, para sayma makineleri bile yetmemiş saymak için. Hatta ayakkabı kutularına koymuşlar milyonları. Şimdi görüyorsunuz, bu yolsuzluk operasyonu başladığından beri de aynı şeyleri söylüyorlar. Son 12 yıldır hükümette olan, bu zaman zarfında, bütün kararların altında kendi bakanı Bayraktar’ın da ifade ettiği gibi imzası bulunan, aydınlatılması gereken bu olaylarda apar topar görevden almalarla itibarına gölge düşüren bir başbakanla ve hükümetle karşı karşıyayız. Sormak gerekmez mi değerli arkadaşlar, vicdanı olan, idraki olan ve olayları aklı selim değerlendiren herkes cevap versin.

“Bu mızrak bu çuvala sığmaz beyler”

Olaylarda kendisinin ve oğlunun adı geçen bir bakan istifa ederken, baskı altında olduğunu ve Başbakan’ın da istifa etmesi gerektiğini söyledi. Kardeşim bunu senin bakanına faiz lobisi mi söyletti? Dış mihrakların ajanı mıydı yoksa bu bakan? Yoksa istifa metnindeki o konuşmaları İsrail mi hazırladı? Yoksa bu bakan gezicilerin mi adamıydı? Peki bu kadar para sayma makinesini ve bunca kasayı ne yapacaklardı? Ayakkabı kutularındaki milyonlar kimin işiydi? Bakın eski bakan Ertuğrul Günay, Haluk Özdalga, Erdal Kalkan 3 Ak Parti milletvekili, partisinin disiplin kuruluna sevk edildi. İstifalar ardı ardına geliyor. Bu mızrak bu çuvala sığmaz beyler. Başbakan, bir revizyon yaparak 10 bakan değiştirmiştir. Cumhuriyet tarihinin en büyük yolsuzluk vakası böyle bir makyajla mı kapatılacak? Paralel devlet deniyor. Yazıklar olsun. 12 yıldır bu ülkenin iktidarındasınız, işinize gelen, siyasi olarak sebeplendiğiniz davalarda kahraman ilan ettiğiniz, hatta yargıya saygı duymak lazım, bırakın savcılar işini yapsın, bende bu davanın savcısıyım dediğiniz hatta kahraman ilan edilen savcıya bizzat başbakanın araba tahsis ettiği o günler şundan 3-4 yıl öncesidir. Bugün aynı savcı malum operasyondan dolayı hain olarak nitelendirilmektedir. Yahu böyle hukuk devleti mi olur? 

“Bu hale getirenler utansın”

Türkiye Cumhuriyeti bir kabile, bir hanedan, bir saltanat, bir diktatörlük devleti değildir. Türkiye Cumhuriyeti, muz cumhuriyeti değildir. Büyük Atatürk’ün kurduğu bu cumhuriyet, gelinen nokta itibariyle içler acısı ve son derece vahim bir noktadadır. Bu hale getirenler, devran utansın. Utanmayan arsız suratlar utansın. Bakan çocuklarının yatak odalarından fışkıran milyon dolarlar, çelik kasalar, para sayma makineleri, bakanların kolundaki 700 liralık saatler, envayi çeşit hediyeler, inanılmaz boyuttaki para transferleri bütün bunlar yaşanmış ancak örtbas edilmeye çalışılmıştır. 30 yaşında girmemiş Rıza Sarraf adında biri, bakanlarla oyunca gibi oynamış, çocuklarıyla al tekke ver külah yapmış, milyon dolarlar havada uçuşmuştur. Resmi ortamlarda, yüksek mevkilerde bulunanların bile oturamadığı bu protokollerde, bu kişi, Başbakanla, bakanlarla beraber oturmuştur. Başbakanın etrafındaki zevatla adeta kanka olmuştur. 

“Üç çocuk dediler, gördük üç çocuğu”

Bakınız en büyük rant kapısı haline getirdikleri İstanbul’da, seçilmiş belediye başkanları umursanmayarak, en üst seviyede, bakan ve başbakan seviyesinde işler yürütülmüştür. İmar planları ve emsaller bunu göstermiştir. Şimdi bunlar kapatılarak, halkımıza canbaz bak denilmeye çalışılıyor. Ancak görüyorsunuz sapır sapır dökülüyorlar. İyice şaşırdılar. Başbakan bir gün ayrı, diğer gün ayrı konuşuyor. Bakanların ayrılmasının ardından çürükleri ayıkladık demiştir. Sormak lazım, sen bu zamana kadar çürüklerle çalışıyordun madem, başka kimin çürük olduğunu nereden bileceğiz? Öyle 10 tane bakan değiştirmeyle revizyona gitmeyle, makyaj yapmayla, her gün ayrı kıvırmayla bu iş yürümez. Şimdi değişen kabinede yer alan bakanların, toplamda 26 çocuğu varmış. Bunu duyan millet eyvah diyor. Üç çocuk dediler, işte gördük üç çocuğu.

“Güneş balçıkla sıvanmaz”

Dünya’da bu yolsuzluk ve rüşvetin yaşandığı yerlerde örnekler var. İspanya’da yaşandı. Japonya’da rüşvet olayı ortaya çıktı, derhal istifalar geldi. Yunanistan’da ulaştırma bakanı cipte sahte plaka bulunduğu için istifa etti. Uruguay’da ekonomi bakanı, adı karışan yolsuzluk davasında yargı önünde sıradan bir vatandaş olarak yargılanmak için istifa ettiğini açıkladı. İtalya’da ise Başbakan’ın çok yakın ahbabı olan ve oğlunun da nikah şahidi olan Berlusconi ve bakanları, yolsuzluk iddiaları üzerine istifa ettiler, vekillikler düşürüldü. Yargılanacaklar. Ülkemizde ise bunca iddialara rağmen 9-10 gün sonra üstelik adı geçen İçişleri Bakanı Muammer Güler’in görevden alma talimatlarının ardından koltuktan ayrılmışlardır. İstifa etmemişler, görevden alınmışlardır. Bu bile yüz kızartıcıdır. Güneş balçıkla sıvanmaz.

“İstifa ediniz ve bu milleti rahatlatınız”

Artık bu millet sizin yalanlarınıza kanmaz. Gerçekler birer birer ortaya çıkacaktır. Çırpındıkça batar hale geldiniz. Kirli çamaşırlar ortaya çıkıyor, kirli ilişkiler ortaya çıkar, kirli paralar aklanmaya çalışılıyor, milyon dolarla ortaya çıkıyor, bu iş böyle gitmez.  Bunun bedelini millet vergisiyle, faturasıyla, ekonomik, siyasi ve sosyal krizlerle mi ödeyecek? Bu ülke ve bu millet size mecbur ya da mahkum değildir. Artık millet hırsız var deyip sokağa dökülse, hırsızı yakalayacak polis bırakmadınız. İstifa ediniz ve bu milleti rahatlatınız. Bu ülkede Başbakan, kaset komplosuna kurban giden Baykal için seçim meydanlarında bunlar özel hayat değil ahlaksızlık. Bu özel değil genel genel diye bağırmıştır. Kimse unutmamıştır. Şimdi de aynı şeyi Baykal’a yaptılar diyor. Yahu bundan haberin vardı da neden takipçisi olmadın? Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu. 

“Paralel devlet mi arıyorsunuz siz?”

Paralel devlet mi arıyorsunuz siz? Paralel devlet, KSCK adı altında PKK’yı ülkemizde meşrulaştırmak adına, devletimizin, milletimizin, cumhuriyetimizin ve demokrasimizin kazanımlarına sirayet ederek, kendi yasama, yürütme ve yargı organlarını kurduğu özerklik ilan etmeye kalktığı doğu ve güneydoğu illerindendir. 

Bakınız KCK operasyonlarını bizler her ortamda desteklediğimizi, devam etmesi gerektiğini, sonuna kadar bu yapılanmanın içinde olanların takipçisi olunması gerektiğini söyledik. O dönem operasyonların başlatılmasına vesile olan ve milletimizin takdirini kazanan İçişleri Eski Bakanı İdris Naim Şahin, bu yaşanan gelişmelere daha fazla sessiz kalmayarak, hukuksuz görevden almalar ve yargıya müdahale karşısında partimden istifa ediyorum demiştir. 

“Unutturmayacağız”

KCK yapılanması ile ilgili operasyonların devam etmesi, bu bakanın değişmesine sebep olmuştur. Ardından PKK’nın talepleri birer birer yerine getirilerek, KCK operasyonları durdurulmuş çözüm süreci adı altında hem İmralı hem Kandil ile müzakereler yapılmış, Barzani ve Şivan Perver Türkiye’ye getirilerek yıllar boyu Türk Milleti’nin varlığına kast edenlere şov yapılmıştır. Kimse bu yaşananları unutmamıştır. Unutmayacağız ve unutturmayacağız.

Paralel devlet budur, KCK orada özerklik faaliyetlerine devam etmektedir. PKK ülkemizde elini, kolunu sallamaya, palazlanmaya, ve her fırsatta milletimizi tehdit edip şov yapmaya devam etmektedir. Üniversitelerdeki yapılanmalarıyla olaylar çıkarmaya devam etmektedir. Türk Milleti gözünü açmalıdır. Artık bu gidişata Osmanlı tokadını vurma vakti gelmiştir. 

“Hesap soralım”

Bu rüşvet ve yolsuzluk düzeni, bu bölücülerin ve hırsızların düzeni sol bulmalıdır. Milyon dolarla yapılan yolsuzluğa rağmen, 800 lira maaşa talim eden vatandaşımız hala Ak Parti’ye oy vermeyi mi düşünecektir? Ay yıldızlı bayrağımızın tahrik, milli kimliğimizin, Türklüğümüzün ırkçılık, kafatasçılık, faşistlik olarak suçlandığı zamanlardayız. Genci-yaşlısı, kadını-erkeği, bütün bir millet buna dur demelidir. Açık açık söylüyorum Türk Milleti bayrağı eline almalıdır, egemenliğine sahip çıkmalıdır, demokratik haklarını kullanmalıdır, meşru müdafaa hakkını kullanmalıdır. 

Bakın değerli arkadaşlar, her şey konuşulur, akla ziyan açıklamalarla bu konulardaki sis perdesi kalkmaz. Ortada olan ve peşinden başka gerçekleri de ortaya çıkaran hadiseler var. Bu gerçekler gölgelenmek istenebilir. Hatta milletimizin zekâsına hakaret edercesine çeşitli yayınlar yapılabilir, yandaş medya buna alet olabilir. Ancak güneş balçıkla sıvanmaz. 

Milletimiz, bu karanlık dönemden başını kaldıracak güçtedir. Bu karanlık günlerde umudumuzu kaybetmeyeceğiz. İşte MHP ayaktadır. Gelin bu çatı altında, milletimizin, ülkemizin, devletimizin, bayrağımızın bekasını savunalım. Gelin MHP çatısı altında fukaranın rızkını savunalım, yetim hakkı yiyenin gırtlağını sıkalım, hırsızdan, rüşvetçiden, bölücüden hesap soralım. 

 

Bu haber toplam 0 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.