"KILIÇDAROĞLU’NU SAVUNMAK HER BABAYİĞİDİN İŞİ DEĞİLDİR"
AK Parti Bilecik Milletvekili Fahrettin Poyraz'ın CHP lideri Kılıçdaroğlu için "ÇHP'nin bugüne kadar gelmiş geçmiş en çapsız genel başkanıdır" ifadesinin gazetemide yer alması ve haber sitemiz www.bilecikhaber.com.tr'den görüntülü olarak izlenmesi üzerine CHP İl Başkanı Çağatay Karaahmet Milletvekili Poyraz'a Kılıçdaroğlu’nu eleştirme haddi olmadığını savunmuştu.
POYRAZ: "EN ÇAPSIZ GENEL BAŞKAN" HABERİ İÇİN TIKLAYIN...
KARAAHMET: "ÇAPSIZ DEMEK HADDİ DEĞİLDİR" HABERİ İÇİN TIKLAYIN...
Bu açıklamanın ardından Milletvekili Fahrettin Poyraz’dan Karaahmet'e okka gibi gibi açıklama gecikmedi. Poyraz, “Ben Kılıçdaroğlu’nu ilk defa eleştirmiyorum” derken Sizi tebrik ediyorum. Her şeye rağmen, Kılıçdaroğlu’nu savunmak her babayiğidin yapacağı bir iş değildir. Umarım genel başkanınız seviyesini yükseltir. Küfürlü kelimeleri kullanmaktan vazgeçer. Biz de onun söylediği sözleri tekrar ederek, birbirimizi ve parti tabanlarımızı üzmeyiz. Sizin sözünüzle sözümü bitiriyorum. Evet “en iyi değerlendirecek olan halkımızdır.” En doğru söz budur.” Poyraz sert açıklamalarının bir bölümünde "Bir dost olarak size tavsiyem: halka rağmen siyaset yapmayı bırakıp halkla birlikte siyaset yapmaya çalışın" tavsiyesinde bulundu.
Fahrettin Poyraz yaptığı açıklama da şu ifadelere yer verdi. “Belki çok şey söylenebilir ama Bilecik kamuoyunca bilinmesi gerekir ki; ben Kılıçdaroğlu’nu ilk defa eleştirmiyorum. Ankara’da 2002 yılından beri ortak çalıştığımız komisyon ve genel kurul çalışmaları sırasında genel başkanlık öncesi ve sonrası sayısız defa kullandığı üsluptan dolayı eleştirmişimdir.
Sayın KARAAHMET’in yaptığı açıklamanın gerekçesi olan konuşmamdaki ifadenin Bilecik’te bir tartışma başlatacağının da farkındayım. Amacım da zaten biraz buydu. Cumhuriyet Halk Partisi’ne oy veren, gönül veren seçmenlerin bir anlamda bizlerin, Ak Parti’ye gönül verenlerin durumlarını anlamalarını en azından birkaç dakika da olsa; hissetmelerini istedim. Söylediğim sözün siyasi patenti bizzat CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’na aittir. Geçtiğimiz haftalarda Kılıçdaroğlu dış politikada Suriye konusunda hükümetim politikalarını ve özellikle Dışişleri bakanımızı eleştirirken, üslubunu o derece bozmuş seviyeyi o derece düşürmüştü ki; milli bir meselede dışişleri bakanımız hakkında “ Herkes ona K… (yeriyle) gülüyor.” demişti.
Sayın bakanımız kendisi ile ilgili olarak; bu konunun milli bir mesele olduğunu her gün yüzlerce kişinin öldürüldüğü, çocukların boğazlandığı ve yaklaşık 200.000 kişinin can derdiyle ülkesinden kaçtığı Suriye’de, CHP genel başkanının küfür etmek yerine, milli menfaatlerimizi koruyarak; önerisi varsa ortaya koyması gerektiğini ifade etmesi üzerine; sayın Kılıçdaroğlu bu sefer sayın bakan hakkında gelmiş geçmiş en çapsız dışişleri bakanı açıklamasını yapmıştı.
Sayın il başkanı; Genel başkanınızın seviyesi belli olmayan bu tip açıklamaları hakkında o gün ne düşündünüz? Alkışladınız mı? Biz üzülmüş ve yakıştıramamıştık. Şimdi parti genel başkanınıza ait olan bir sözü aynen kendisi için söylediğimde neden alınıyorsunuz? Size tavsiyem, genel başkanınızın il başkanları ile yaptığı toplantıda söz alıp genel başkanınıza “Lütfen üslubunuzu düzeltiniz. Sizin sözlerinizi aynen diğer siyasi parti temsilcileri sizin için ve bizim için aynen kullandıklarında hoş olmuyor. Alınıyoruz, üzülüyoruz ve kızıyoruz.” Diyebilir misiniz? Buna cesaretiniz var mı? Yeri gelmişken belirteyim, Bilecik il kongrenizde yapılan, genel başkanımıza ve Ak Parti’ye yönelik hakarete varan, açıklamalar hala hafızalarda.
“Genel başkanınızı bu saydığım isimlerle kıyas yapmak abesle iştigal olur.”
Bugün sözümün sonuna kadar arkasındayım. CHP genel başkanlarına baktığımda Gazi M. Kemal ATATÜRK, İsmet İNÖNÜ, Bülent ECEVİT, Hikmet ÇETİN, Deniz BAYKAL, (kısa bir dönem de olsa Altan ÖYMEN) bu partiye genel başkanlık yaptı. Sayın genel başkanınız bu kişilerin hangisinden daha üstün özelliklere sahip. Buyurun açıklayın! Sayın genel başkanınızı bu saydığım isimlerle kıyas yapmak abesle iştigal olur.
İl başkanları toplantısında söz almışken savunduğunuz genel başkanınıza bir de şunu sorar mısınız? “Dürüstlükten, adaletten bahsediyorsunuz. SSK Genel Müdürü iken; “DÜZGÜN”, “GÜNDÜZ” ve “KARADUMAN” soyadlı Tunceli kökenli kaç akrabanızı SSK Genel Müdürlüğü’ne sınavsız yerleştirdiniz? “
Bilmeyenler için söyleyeyim: Kılıçdaroğlu’nun Tunceli kütüklerinde değiştirilmeden önceki soyadı “KARABULUT”, anne tarafından soyadı “GÜNDÜZ” ve eşinin kızlık soyadı da “DÜZGÜN”’DÜR. Bugün bunların hepsinin yasal olduğunu söyleyebilirsiniz. Ama sayısı yüzlerle ifade edilen bu isimlerdeki kişiler, hangi adalet ve hakkaniyet kuralı çerçevesinde genel başkanınızca SSK’ya sınavsız yerleştirildi.
Sizler muhalefet olarak istediğiniz üslupla eleştirdiğinizde bizden anlayış beklerken, bizim de patenti genel başkanınıza ait aynı sözlerle sizi eleştirdiğimizde, sizlerden anlayış beklemek hakkımız değil mi?
İfadenizi bir yönüyle kabul edebiliriz. Kılıçdaroğlu’nun çapını belirlemek, siyasetçi olarak benim haddime değilse; kimin haddine! Cevap belli. Elbette hepimize haddini bildiren milletin haddine. Milletimiz de hem ülke genelin de hem de ilimizde kararını verdi. Şahsımı ve partimi ilimizde 3 defa üst üste destekleyerek bizimle ilgili hükmünü verdi. Aynı durum sizin için de geçerli. Siz ve genel başkanınız milletin size verdiği mesajı algılayabildiniz mi? Benim milletvekili olduğum dönemde, sayın başbakanımızın önderliğindeki kadromuz tarafından, elbirliği ile yapılan çalışmalarda, 10 yıl gibi kısa bir sürede sadece sizin döneminiz değil, cumhuriyet tarihi dönemi toplamından daha fazla yatırım Bilecik’te yapılmıştır. Bunu kim tartışmak istiyorsa kalem kalem tartışabiliriz.
“Halka rağmen siyaset yapmayı bırakıp halkla birlikte siyaset yapmaya çalışın”
Son bir cümle olarak şunu söyleyeyim: Ankara’dan gelmemekle itham ediliyorum. Ben haftanın belli günleri Bilecik’te belli günleri devam eden işleri takip için Ankara’dayım. Ama bugünler ramazan günleri. Bari hiç olmazsa ramazanın ruhuna uygun mekanlara sayın başkan sizler de teşrif ederseniz belki daha sık karşılaşırız. Umarım genel başkanınızın “Meyhanelere gitmeyin demiyorum, ama sık sık gitmeyin. Gidecekseniz bari hepiniz aynı meyhaneye gitmeyin. Garsonlardan duyuyorum bunları.” Sözünde milletvekillerinize yaptığı eleştiride olduğu gibi, mübarek ramazan günlerinde de umarım meyhanelere doluşmuyorsunuzdur. Yoksa niye karşılaşmayalım. Bizim yerimiz belli. Biz milletimizle iç içeyiz ama siz hala sanki milletin arasına karışmakta zorluk çekiyorsunuz gibi geliyor. Bir dost olarak size tavsiyem: halka rağmen siyaset yapmayı bırakıp halkla birlikte siyaset yapmaya çalışın. Bizim sözümüzü tutmuyorsanız vefasızlık yaptığınız ve kurultayda bile desteklemediğiniz sayın TÜZÜN’E sorun. O size Bilecik’i ve Türkiye’yi bir ölçüde anlatabilir. Tabii görüşürseniz.
Bu polemiği sürdürmek istiyorsanız ben buradayım. CHP’yi ve genel başkanınızı daha çok konuşuruz. CHP olarak; camileri nasıl kapatıp sattığınızı, sonra bunların nasıl meyhane ve ahır yapıldıklarını, ezanın yıllarca nasıl Türkçe okunduğunu, kuran okumanın suç sayıldığı dönemleri, milletin karneyle ekmek aldığı dönemleri vs. vs. Konuşacak çok konumuz olur. Bizlerin, Ak Parti kadrolarının duruşu, yaptıkları ortada. Her zaman konuşup tartışabiliriz. Bu sayede siz ve partiniz belki daha reel politika tanımları ile gündeme gelirsiniz. Sizi tebrik ediyorum. Her şeye rağmen, Kılıçdaroğlu’nu savunmak her babayiğidin yapacağı bir iş değildir. Umarım genel başkanınız seviyesini yükseltir. Küfürlü kelimeleri kullanmaktan vazgeçer. Biz de onun söylediği sözleri tekrar ederek, birbirimizi ve parti tabanlarımızı üzmeyiz. Sizin sözünüzle sözümü bitiriyorum. Evet “en iyi değerlendirecek olan halkımızdır.” En doğru söz budur.”dedi.
Bu haber toplam 0 defa okunmuştur

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.