"KURULUŞTA ÇOK ZORLUK ÇEKTİK"

"KURULUŞTA ÇOK ZORLUK ÇEKTİK"

 

"Ak Parti Bilecik'te nasıl kuruldu" röportaj dizisi bugün başlıyor. Gazetemiz Yazı İşleri Müdürü Mücahid Erdal'ın ilk konuğu kurucu il başkanı Av. Metin Yücel. Refah Partisi kapatılırken İl Başkanı olan Av. Metin Yücel, Bilecik'te ak Partiyi kurmasını kimin teklif ettiğini, il ve ilçe teşkilatlarının kurulması için kimlere teklif götürdüğünü, milletvekili adaylığı için teklif götürülenler ve ilk aday belirleme sürecini anlatıyor.

Av. Yücel Refah Partisi İl Başkanlığ dönemini anlatırken "Ben o zaman Refah döneminde yapılan bazı yanlışlıkları içinde olduğum zaman göremedim" derken, Ak Parti'nin Bilecik'te kurulmasıyla ilgili şimdiki İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin tarafından teklif götürüldüğünü belirtti. Tayyip Erdoğan'ın Refah Partisi camiasının başını dik tutanlardan biri olduğu ifade ederek hareketin içinde yer aldığını belirten Av. Yücel "Bu partide o dönem görev almak hakikatten zordu" dedi. "Kuruluşta çok zorluk çektik" diyen Av. Yücel "Her şeyin rahatça konuşlduğu bir dönem değildi. İnsanların üzerinde baskı vardı" ifadelerini kullandı. Röportajın yarın yayınlanacak kısmında ise Mücahid Erdal'ın "Bugün partinin önde gelen isimleri kuruluş aşamasında var mıydı" sorusuna ve genel seçim adaylık sürecini anlatıyor.

 

Mücahid Erdal: Biz sizi Yusuf Yücel'in oğlu Metin Yücel olarak tanıdık. Avukatlığa ilk önce nerede başladınız?

Metin Yücel: İlk başlangıcım burası. 1993 yılının başında burada büro açtım. Askerden geldim buraya geldim. Aynı sene içerisinde Haziran ayında bir kongrede Refah Partisi İl Başkanı oldum. Bilecik'e geldiğim sene. Arkadaşlar öyle teveccüh gösterdiler. Buraya geldiler sizin gibi kıymetli bir arkadaşımızın il başkanı olmanızı isteriz. Biz tek aday olarak girdik zaten. Bizim genlerimizde hala o alışkanlık var. Görev istenmez görev verilir anlayışı olduğu için. Bize böyle bir görev verildiği zaman çevremizden de bir kaç kişiyle istişaresini yaptık uygun olur mu diye böyle bir vebali sorumluluğu vardır diye aldık üstümüze.

Erdal: O dönemde mi Refah Parti'sine kapatma davası açılmıştı?

 Yücel: Hayır. Bu daha sonraki 1993'te il başkanı olduk, 1996'da Refah Partisi koalisyonu kuruldu, 95 seçimlerini geçirdik, Sezai beyin Milletvkeili adayı olduğu. 1996 seçimlerinden sonra kurulan koalisyon vardı. Refah yol koalisyonu. İşte o Refah-Yol kolalisyonu kurulduktan sonra başlayan bir süreç var. 28 Şubat dönemiyle birlikte.


Erdal: O dönem içerisinde hiç kopukluk oldu mu?

 Yücel: Hiç yok. Ben o dönem orada il başkanlığını alıp, partinin kapatışını da veren başkan benim. Orada bir kopukluk yok. Herhangi bir adaylığım istifam yok yani. 93'den 98 yılına kadar partinin kapanış defterlerini veren benim.


Erdal: Refah Partisi kapandıktan sonra Fazliet Partisi kuruldu. Fazilet Partisinde görev almadınız. Görev almama sebebiniz neydi?

Yücel: O dönemde zaten genel merkezden Fazilet Partisinin kuruluşu için görev buraya tekrar kurmak için gelen arkadaşlar dediler ki bu yeni bir parti. Eskinin devamı olmaması lazım, zaten anayasada belirtilen bir hüküm gereği devamı nitelğinde görürse tekrar kapanma davası açılabiliyor. Aynı partinin devamı niteliğinde bir parti olmayacak. Onun için aynı insanlar tutar aynı doğrultuda devam ederse o parti devam niteliğinde gözükebiliyor. Onun için önde olan kişiler bu partide görev almak istemedi. Biz gönül olarak arkadaşlarımıza destek olmaya çalıştık. Çünkü o bizim davamızdı. Orada hiçbir resmi görevimimiz olmadı.

Erdal: Ak Parti'nin kurucu il başkanısınız. Bu süreç nasıl başladı?

Yücel: O dönemde Fazilet partisi ile resmi bir ilişkimiz olmadığı için şunu hissettim. Dışarda olmanın şu faydası var. Daha objektif bakabiliyorsunuz olaylara. Ben o zaman Refah döneminde yapılan bazı yanlışlıkları içinde olduğum zaman göremedim. Fakat dışarıda olduğum zaman görebildim. Çünkü bir camianın içindeyseniz, onun taraflığı ile bazı yanlışlıklar bile doğru gibi gözükebiliyor. Yani onun taraftarsınız ya. Yanlış yapıyor fakat illa vardır bir sebebi diyerek birşeylerle örtmeye çalışarak açıklamaya çalışıyorsunuz. Ama dışarıdan izlediğiniz zaman biz burada hata yapmışız diyorsunuz. Zaten o dönemde de Bülent Arınç, Abdullah Gül Fazilet partisinde bunlar görevdeydi. Fakat Fazilet Partisinde de aynı şekilde ogün devam eden bazı yanlışlıklarla ilgili çatışmalarda başlamıştı. Bu çatışmaları aşalım diye Bülent Arınç çok gitti geldi. Rahmetli Necmettin Erbakan hocayla görüşmeler yaptı. Onun da zaten bu partinin devamı niteliğinde olmasın diye oda biliyorsunuz genel başkan olmadı, yerine başka birini koymuştu. Buna rağmen, bu kadar müdehale etmemesi gerektiği, başkanlık divanında alınan bazı kararlar alındıktan sonra dahi değiştirildiği parti içinde hoş gözükmediği. Bunlar hep basına da yansıdı zaten. Bu sıkıntılar doğunca partinin tek adamlığından ülkenin gelişen demokrasi şartlarına uymadığı fark edilince anlaşıldıki bu parti çatırdıyor. Fazilet partisinin zaten kongresinde Abdullah bey genel başkan adayı oldu. Asıl kopma burada başladı. Niye yani Abdullah Gül bu partinin bir insanı şuanda da Cumhurbaşkanı. Bir genel başkanlığa aday olabilmesi en doğal birşey yani. Ama öyle hakaretler işitildi ki partinin en yüksek yerinde insanlar seslendirince partinin kopmasına asıl sebep olanlar onlar oldu. O adaylık hoş görülebilir, kaybediledebilirdi. Hiç önemli değil. Ama orada o kadar ağır kelimeler konuşulmasaydı. O kongre büyük sancılar olduğu yerdi. Kopma orada olmuştur. Anlaşıldı ki bu partiyle gidilemeyecek, yeni bir parti kurulacak. Bunları bizlerde izliyorduk. İzlediğimiz kadarıyla o günkü Fazilet Partisini çeken abilerimiz yanlış yapıyor. Biz o izlenimi aldık yani. O demokratik görünüme onlar zarar verdi. Bizim kendi insanlarımıza bugün farklı düşünce dile geitrdi diye aynı parti içinde onu hainliğe varıncaya kadar damgalamak kadar abes birşey olamaz. Bunlar yapıldı. Anladık ki hain diyen daha kabahatlidir. Asıl sorun ondadır yani. O insan hain falan değildir. Siyasette yanlış giden bazı şeyleri söylemek hainlik olmaz.

Erdal: Siz o sıralar teşkilat içinde aktif olarak yer almadınız ama gönlünüz Abdullah Gül tarafındaydı öyle mi?

Yücel: Tabi ki. iz onları izliyorduk. Haksızlık yapıldığı inancı vardı biz olayı böyle izliyorduk.

Erdal: Ak Parti daha sonra kurulmaya başlandı. Parti teşkilatı kurulurken siz onlarla nasıl buluştunuz? Bu süreç nasıl yaşandı?

Yücel: Genel Başkanımız Erdoğan der ya bu partiyi biz kurmadık millet kurdu diye. Yani o dönemde bu ayrılmalar başlandıktan sonra Türkiye'de yeni bir partiye ihtiyaç var düşüncesi oluşmaya başlamıştı. Bu beklentiydi. Netice itibariyle bunun doğumu yukarıda bu insanlar bu partinin kurulmasına karar verdikleri zaman bizde bunları izliyorduk. Bilecik'te de kurulacaktı haliyle. Şahsi olarak böyle bir partiye destek olmaya inanıyordum. Ama başkanlık adı altında hiç bir hevesim yoktu. Onun için ne bir genel merkeze müracaatım oldu ne de bir talepte bulundum.

Olay şöyle gelişti. Birgün büromda çalışıyordum. Sezai Balta beni aradı. Ben şuan da Kent Otel'deyim. Ak Parti genel merkezinden bir abimiz gelmiş sizinle görüşmek istiyor dedi Ben de gittim. Gelen de şuan ki İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin'di. Gittik, orada ilk önce Sezai beyi bulmuşlar. Onu nasıl bulmuşlar bilmiyorum ama böyle bir parti kurulması aşamasında akla ilk gelen isimlerden birisi de o olmuş. Muhtemelen de Kent Otel'in sahibi onun telefonunu vermiş olabilir. Gittiğimde Sezai bey ile İdris Naim bey lobide oturuyorlardı. Ben selam verdim. Tabi onun niyeti burada Ak Parti teşkilatı için bir kurucu il başkanı görevlendirmekti. Onun için alt yapı çalışmalarını hazırlamak üzere gelmiş. Sezai beyle ben oraya gidinceye kadar bir yarım saat görüşmüşler zannedersem. Kendisi de Bilecik'te bir kaç isimle görüştüğünü söyledi. Ama bize bu isimler konusunda bilgi vermedi. Hatta bana dedi ki genel merkeze kurucu il başkanlığı için müracaatların olduğunu söyledi. O isimleri de bilmiyorum. Biz dedi burada bu partiyi kuracağız. Araştırmalarımız da sizin kurucu il başkanı olmanız daha uygun geldi bize dedi.Laf böyle başladı aynı gün iyi hatırlıyorum. Ben kendisine Tayyip Erdoğan'ı çok seviyoruz, biz böyle bir hareketin de arkasında olacağız, ne gerekiyorsa yardımcı olacağız, yönetim denirse yönetime de gireceğiz dedik. Fakat başkanlık konumunu istemiyorum. niye istemiyorum. İşte hakkımızda o dönem Refah Partisinin kapanışı sırasında yargı süreci vardı. Kayıp trilyon davası diye geçen medyada bir davada yargılandık . Haksız yere bizim bütün il başkanlarımız hatta şuan ki Cumhurbaşkanımız da dahil. O dönem bizim yargıda davamız bitmişti ceza almıştık 1 yıl fakat dosya yargıtay aşamasındaydı. şimdi yargıtay aşamasından geldiğinde sorun olabilecek birşey. Yani öyle bir ceza aldığınız da o partinin il başkanı olarak yürütme şansınız da yok. Ama kimse ona inamıyordu. Hukuka aykırı haksız bir karar zaten ikiye bir alınmıştı o karar. 50-60 sayfalık bir karar. Belki 50-60 sayfalık karardan daha fazla Ağır Ceza Hakiminin muhalefet şerhi var. Benim hakkımda yazdı 1,5 sayfası var. Bu il başkanına ceza veremessiniz diyor. Niye? Bu il başkanın bütün defterleri denetimden geçmiş usule aykırı hiçbirşeyi yok harcaması aykırı değil. Bu arkadaşın ceza alması mümkün değil. Onlarda buna inandık güvendikleri için böyle bir haksızlık yargıtaydan döner bu ceza onanmaz. Onun için sen o cezayı takma dediler. Ceza almayacaksınız siz oradan dediler. Bu haksızık yargıtaydan döner siz bizim kurucu il başkanımız olun denildi. Ben yine kendisine düşüneceğim, taşınacağım istişare edeceğim dedim. Ama siz bu arada bir il başkanı bulursanız çok sevinirim yönetimine de beni yazabilir dedim. Aynen söylediğim laf bu. Daha sonra biz ayrıldık.

Erdal: O zaman kimlerle görüşüp istişare ettiniz? 

Yücel: Benim o istişarem ailem oldu. Ailem çünkü bu siyasette 93'te ben burada büro açtım Haziran ayında Refah Partisi il başkanı oldum Eylül'de düğün yaptım evlendim. Evliliğim ile beraber hızlı bir şekilde siyasete girdim. Evimden ziyade hayatım dışardıda geçmeye başladı.  Düşünün o zamanlar Refah partisinde nasıl çalışmalar devam ettiğini o zamanlar il başkanının sorumluluğunu. O dönemler bir hızlı çalışma. Refah döneminin en hızlı anlarıydı o zamanlar. 95 seçimleri artık iktidara yürüyüş hazırlıklarının yapıldığı bir dönemdi. Böyle bir dönemde ailemi ben çok ihmal ettiğimin de faarkındaydım. Tabi öncelikle hak onların da ben onlarla istişare ettim. Onlarda dediler ki benimle aynı kanaattelerdi. Yani keşke başkan olmasan bizi bu kadar ihmal ettiğin yeter. Tekrar girmesen. Çünkü o dava da bizi baya yıpratmıştı. Fakat yönetim olarak destek olmam da herhangi bir mahsur yok. Biz aramızda bu sonuca varmıştık. Zaman ilerledi. Bu görüşmelerden zannediyorum 1 ay sonra beni Abdullatif Şener bey o zaman teşkilatlanma başkanı aradı. Başkanım biz burada yetki belgenizi hazırladık. Genel Başkanımız Erdoğan bey size yetki belgenizi vermek için bekliyorlar. Siz daha gelmediniz dedi.

Erdal: Sizin henüz oraya bir cevabınız falan yoktu yani?

Yücel: Evet ben daha henüz kabul etmemiştim bir cevap vermemiştim. Ben kendilerine bu konuda daha önce başkanlık konusunda karar vermediğimi söylemiştim. Lütfen beni bu konuda mazur görün genel başkana da selamlar söyleyin lütfen üzerime de gelmeyin şeklinde konuşma olmuştu. Akabinde Sezai beyle bu durumu paylaştım böyle bir olay oldu diye. Sezai bey de bu konuda dedi ki bu konuda büyük hata yapıyorsun, yapaıyorsun. Burada bu insanlar bu kadar araştırma yapıyorlar 1 ay süre geçmiş hala sen ol diyorlar. Bu hareketin doğru olduğuna vicdanen gönül olarak da inanıyoruz, geri duruyoruz, kaçıyoruz gibi bir hava oluşuyor, yapmayalım bunu gidelim alalım dedi. Yani Sezai beyin bu konuda üzerimde hakikatten il başkanı olmam konusunda manevi olarak baskısı vardı. Tabi iyi niyetli baskı bu yani. Akabinde tekrar görüşmeler, konuşmalar. 1 hafta sonra beni Abdullatif Şener bey tekrar aradı beni. Senin ismini biz burada "Nazlı Başkan" diye koyduk dedi. İllerde şuanda Ak Parti il başkanlığını almalar konusunda kavgalar oluyor. Ama Bilecik'te nedense bize taleplerde olmasına rağmen, biz sen başkanımızsın gel diyoruz gelmiyorsun dedi. İsmin de Nazlı Başkan'a çıktı dedi. Bende fazla tevazu böyle kibire doğru yol alırmış Allah muhafaza ben birazda bunu mu yapıyorum diye düşündüm dedim ki madem ki bu insanlar bu kadar zaman geçti teveccüh ediyorlar, Tayyip Erdoğan'ı da hakikatten seviyoruz bu Refah Partisi camiasının başını dik tutanlardan bir tanesi dedim bunu kırmak olmaz. Sezai beyle biz çıktık yola... O serüven de Ankara'ya gittik. Genel Başkanımız oradaydı. Hayati Yazıcı oradaydı. Konuştuk, sizi buraya bu kadar nazla getiren ne dedi. Genel Başkanımıza o günde söyledik. Sizinle bir alakası yok sizi çok seviyoruz. Bu hareketin de arkasında olacağımızı ben bütün arkadaşlarımıza illettim. Ben sadece geçmişte yaşadığım bazı sorunlardan dolayı benim bu görevi almam uygun olmaz. Daha başka bir arkadaş üzerinde duralım demem vardı dedim. Yoksa ben böyle bir görevden kaçacak bir insan değilim dedim. Bunda sizin üzerinizde karar kılınmışsa vardır bunun üzerinde bir hayır dedi. Bunu artık sizin götürmeniz lazım. Hayırlı olsun dedi. Belgemizi verdi, çalışmalarımızda başarılar diledi sarıldık ayrıldık. Daha sonra Bilecik'te kuruluş serüvenlerimiz başladı.

Erdal: Bilecik'te ilk olarak il yönetim kurulu mu oluştu?

Yücel: Ak Parti kurucu il başkanının görevi burada ilk önce kurucu il başkanlığı kurucular kurulunu kurmak.

Erdal: Kimlerle görüştünüz o dönem de siz mi teklif götürdünüz?

Yücel: O dönem de benim yanımda bulunan kişi bir tek Sezai Balta'ydı. Biz o yetki belgesini aldıktan sonra zannediyorum haftanın en az 5 akşamıdır bu belki de 6 akşamı. Her akşam partiye bir kuruluş için insanlara ziyarete gidiyorduk. Gündüz ziyaret yapıyorduk, akşam da bir yerde oturup bunun kararını veriyorduk. Yine en çok faydası olanlardan birisi kuruluşta ilk olrak görevi kabul edenlerden birisidir Kazım Çelik. Onun orda toplanırdık. Daha o zaman yerimiz yok. Bu kurucular kurulunda yer alan hemen hemen tüm arkadaşlarımıza teklifi biz götürdük.

Erdal: Kurucular Kurulunda Kimler vardı ?

Yücel: Kurucular kurulunda %90'ını siyasetle daha yeni tanışan insanlar. Pırıl pırıl bir kurucular kuruluydu. Ufuk Aykaç, Aytaç Yılmaz, Kazım Çelik, Mehmet Büyükavcı, Erol Çim, Fevzi Uzun, Recep Akay... Yani o zamanlar 19 kişiyi bulmuştu sanırım kurucular kurulu.

Erdal: O zaman teklif ettiğiniz fakat kabul etmyeneler var mıydı?

Yücel: O dönemde ayrıldığımız yer belli, çevreden üzerimize vurulmak istenen bir damga var. İşte bunlar bir parti kurarlar ama bu parti de kapatılır. O dönemde kurduğumuz parti kapatlıyordu. Bunların siyaseti uzun soluklu olmaz. Çevrede insanlar çekinerek bakıyorlardı. Bu parti de o dönem görev almak hakikatten zordu.

 

Erdal: Kurucular kurulu kurulduktan sonra ilçelere mi gittiniz ?

Yücel: Kurucular kurulunun listesi verildikten sonra kurul ile beraber önce Merkez İlçe Teşkilatını kurduk. Orada da sağolsun ilk başta Sezai bey il yönetimine özellikle almamıştık. Merkez ilçede etrafta tanıdığı daha çoktur. Siyasette hakikatten tecrübeli bir arkadaş. Onu orada değerlendirelim diye baştan beri böyle düşündük. Kurucu Merkez İlçe Başkanı olarak onun ataması yapıldı. Zaten o kurucuların hazırlanmasında Sezai beyin çok emeği vardı. Onu inkar edemeyiz. O insanların pek çoğunu benim de samimiyetim olmadığı halde gittik tanıştık etiik Sezai beyin vasıtasıyla. Bu teklifleri onunla beraber götürdük. Kime gittiysek onlaydık. Yani bu kuruluşun Metin Yücel ve Sezai Balta birlikteydi. Belki bizim adımız kurucu il başkanıydı ama Sezai Balta'nın aynen o kadar emeği vardır.

İlçelerde de çok zorluk çektik. Önceki arkadaşlarımızla da irtibatımız çok zor oluyordu. O camiadan kopanlar için kullanılan tabirlerde vardı. Bunlar gömleklerini çıkardılar. Yani şimdi o insanlardan birilerini bulacaksınız. O insanlarla bir teşkilat kuracaksınız. İnanın bana 2-3 ay yalvar yakar bu görevleri birilerine kabul ettirmek için uğraştık.

Erdal: İlk olarak Bozüyük'e mi gittiniz, kimlerle görüştünüz?

Yücel: Bozüyük'te kimlerle görüşmedik ki... İsimlerini saysam şuan da teşkilatta görevleri olanlar bile var. Bir inşaat mühendisi var ismini bilmiyorum. Sonra isim olarak hatırlamıyorum ama kuyumculardan tutun avukat arkadaşlarıma kadar. Teklif götürdük kabul edemediler yani etmediler. Tekeli vardı ona bile gittik yani. Şuan da Sanayi Odası Başkanlığını yapıyor. Aklımıza ilk çırpıda gelip de gittik. Bizim aradığımız özellik şuydu tabiki. Mazisinde herhangi bir problem olmasın, etrafında bu insanlar soruldukları anda iyi bilinsin. Yani bu teşkilata girmekle birşeyler kazanacak birisi değil de bu teşkilata girince birşeyler katacak insanlar aradık. Buna çok özen gösterdik.  Temiz insanlar, yeni parti yeni kuruluş. Hedefleri büyük, insanlar üzerinde hep olumlu etki bırakabilecek insanlar olsun diye uğraştık.

Erdal: Bozüyük'te kim oldu peki?

Yücel: Kadir Emre diye mobilyacı bir arkadaşımız oldu.

***********************************************************************************

Erdal: Söğüt'te kimlere teklif götürdünüz?

Yücel: Söğüt'te bundan evvel ki il başkanımız vardı. İlk teklif götürdüğümüz arkadaşlardan birisi oydu. Orada ticaretle uğraşıyordu ama kabul etmedi. Orada mesela bir kuyumcu arkadaşımız var. Şuanda da teşkilatta. O dönemdeki isimleri tek tek aklımda tutmuş değilim ama şöyle söyleyebilirim. O dönemde mevcut durum itibariyle görev almayı kabul etmeyen arkadaşların çoğu ondan sonraki iktidar döneminde teşkilatlarda görev aldılar. İşin garip tarafı oydu yani. Ama bunların isim olarak söylenmesinin kimseye faydası olmaz. Yani şu var. Biz o dönemleri hepimiz biliyoruz. Her şeyin rahatça konuşulduğu bir dönem değildi. İnsanların üzerinde baskı vardı. İstiyoruz ki biz insanlar hepsi böyle kahramanlıklar yapsın, atılsın ortaya. Buda bir haksızlık. Ben çok iyi hatırlıyorum kurucu il başkanlığında görev alan arkadaşlardan bir tanesi kurucu il teşkilatında yer aldığı için adamın devletle olan ticaret bağlantıları koptu. Kopmasından dolayı iki üç arkadaşımız ayrıldı bizden. Şimdi böyle bir dönemde bu isimlere siz niye gelmediniz, niye bulunmadınız demek de haksızlık. Bunu beklemek bile haksızlık. Onun için isimlerinin söylenmesi haksızlık bence.

Erdal: 2-3 kere teklifler götürüldü kabul edilmedi. Yani daha zor şartlarda teşkilat kuruldu öyle mi?

Yücel: Yani bu bir gerçek bunu herkes gördü. İnsanlara gidiyorsunuz. İnsanlar sizinle beraber olmaya çekiniyor. Yani hala askeriyenin bile ağır bir havası esiyordu. 2002'den sonra bile bu ülke kaç tane darbe dönemi atlattı. Bunları şuanda hep beraber izliyoruz. O dönemde kurulmaya çalışan bir parti. Böyle bir parti de insanlara gel kardeşim sende bu zorluğu al ya demek... Alamayabilir bulunduğu konum itibariyle. Almıyorsa da o insan hakkın da sen iyi insan değilsin demek de yanlış demek. Onun için o insanların isimlerinin söylenmesi yanlış. Şimdi bu insanın yüzüne hataymış gibi çarpılmış gibi oluyor. Hata değil bu. Hata olarak görmüyorum eğer görürsek yanlış yapmış oluruz.

Erdal: Çoğu isimlerden bahsetmeyelim. Partinin önde gelen isimlerinden bahsetmek istiyorum. Üzeyir Yıldırım kuruluş aşamasında kendisinin olduğunu bir kaç defa beyan etti. Kuruluş aşamasında Üzeyir bey varmıydı? Selim Yağcı'nın Fahrettin Poyraz'ın adı geçti mi? Özellikle Üzeyir beyin iddiası var kuruluş aşamasında emeğim var şeklinde... Durum nedir ?

Yücel: Fahrettin Poyraz beyi ben Ak Parti Milletvekili aday adayı olduğu dönemde tanıdım. Ondan evvel ne ismini duydum, ne de kuruluşta böyle bir insan varmış bilmiyordum. 2002 seçimlerinde Ak Parti Milletvekili aday adayı diye benim büroma geldi bende adayım arkadaş dedi genel merkez adaylığı yapmış o dönem. Onun başvuru şekli değişmez genel merkezden aday olur o buraya aday listesini vermedi. Genel merkeze müracaatını yapmış görev icabı zaten sayıştayda. Onu o zaman tanıdım.

Selim bey o dönem biliyorsunuz yargıda görev yapıyordu. Ama ben kuruluş aşamasında bu görevi almazdan evvel Selim beyle Gölpazarı'nda bir buluşmamız oldu bizim. Metin bey kuruluş aşamasında isminiz geçiyor. Kurucu il başkanı olmanızda üzerinizde bir mutabakat oluşmuş ne diyorsunuz dedi. Bende henüz görevi kabul etmiş değildim. Dedi ki bu partiyi kurmakta bu kadar geride duracaksan kurmayacağım diyorsanız vereceğim istifamı kuracağım bu partiyi demişti yani. Onu unutmuyorum. Selim Beyle babamın esnaf dükkanının önünde karşılaşmıştık. Duymuş bu olayı benimle görüşmek için Gölpazarı'na gelmiş. Selim bey Ak Parti'nin kuruluşu ile ilgili bir arkadaş. Bu parti kurulsun edilsin buna destek olayım içinde uhtelerle durmuş bir arkadaş. Bunu anladım. Bu konuşmanın yapıldığı ortamda Selim beyle Üzeyir bey okul arkadaşı olmaları sebebiyle önceden tanışıyorlar. Benim Üzeyir beyle samimiyetim yok. Babamla tanışıyorlar. Ama o konuşma sırasında oda oradaydı sanırım. Selim beyden bu lafı duydum. Üzeyir beyden de bir kaç defa karşılaşmamız oldu. Oda demişti yani Metin bey niye naz yapıyorsunuz kurun bu teşkilatı bu önemli bir şey bizlerde destek oluruz anlamında sözü olmuştur. Ama yani kuruluşunda vardım derken ben şunu anlayabilirim. Yani maddi manevi hani ben anlatıyorum ya o çileli havaları. Yani ben orada vardım. Orada kimse yoktu. Yani bu 3 ismin hiçbirisi orada yoktu. Bu sözler sadece kuruluşunda vardımsa vardılar. Ama ben şimdi ilçelere koşturuyoruz, bir adam arıyoruz. Kuruluş aşamasında her akşam bir yerlerdeydik. Yani böyle bir ortamda oraya koştur bir yer bul çalışıyoruz partiye bir yer kazandıracağız. Yukarıdan alınan verilen bir lira bütçe yok. Tamamen kendi cebimizden harcadığımız paralarla kurulan bir yer. Bütün herşey bizden kendi cebimizden emek bizden maddiyat bizden bütün sıkıntılar bizden. Sonra da ben kuruluşta vardım. Nasıl vardın? Onu söylesinler bu biraz yanlış. Kuruluşunda olmamak da ayıp değil. Herkez kuruluşunda olmayabilir. Herşey kuruluşunda da herkes olmaz. Vardım demenin de bir anlamı yok. Bu 3 isimde benim dediğim anlamda yoktu.

Erdal: Genel seçimler yaklaştı. Aday adaylığı süreci başladı. Siz ilk defa teşkilatı kurarken "Bu partiden milletvekili adayı olurum" gibi bir düşünceniz olmadığını anlıyorum. Sonra milletvekili adaylığı için il başkanlığından istifa edip aday adayı oldunuz. Aday adayı olmanıza ne sebep oldu? Çevreniz mi baskı yaptı? Bu süreç nasıl gelişti? Yüce: Bizde görev istenmez, verilir. Bu hala içimize yerleşmiş. Bunu kırabilmemiz mümkün değil. Ben Refah Partisi il başkanı olduğum 93 yılından bu yana hiçbir göreve direk olarak ne istedim ne de talip oldum. İl Başkanlıklarıda buna dahil. Her zaman birileri geldi bu böyle olsun devam etsin denildi. Bu adaylık sürecin de de benim aklımın ucundan milletvekilliği adaylığı zerre kadar geçmedi. Sezai beyde bunu çok iyi biliyor. Bu süreç başladığı zaman ben ilk olarak teşkilattaki arkadaşlarımla görüştüm. Kurucular kurulundaki arkadaşlarıma söylüyordum. İçinizden milletvekilliği adaylığı düşünenler varsa ona göre hazırlıklarını yapsınlar. Hepiniz için geçerli, hepiniz birer aday adayısınız. İçinde ben bu işte daha çok emek veririrm diyen varsa hazırlık yapsın demiştim. İlk öncede o arkadaşlara sordum ben. İçinizde adaylık düşünen arkadaşınız varmı dedim ama çıkmadı bizim içimizde.

Akabinde ben yine dar çerçevede o dönemde aklımıza gelen 3 tane isim oldu teklif götürebileceğimiz. Bunların isimlerini versem de yanlış olur mu diye düşünüyorum. Erdal: Bence yanlış olmaz.

Yücel: Ben bu isimlere teklif götürdüm aramızda kaldı, hiç açıklanmadı bu zamana kadar. Birisi Selçuk Erşan, adaylık için ona gittik. Dedik ki Bilecik'te aday adaylık dönemi başladı, biz sizin gibi pırıl pırıl bir iş adamını etrafta iyi bilinen bir insanınız, işinizde başarılı bir insansınız. İşinde başarılı olan bir insana biz inanıyoruz ki siyasette de başarılı olur, bu işin sorunlarını bilir, isteriz ki bizim milletvekili adayımız olun dedik. O da bize Tayyip beye olan sevgisinden bahsett. Ama şuanda yurt dışıyla olan işlerim var dedi. Yurt dışına gidip geliş serüvenlerimiz çok fazla kusura bakmayın kabul edemeyeceğim dedi. Aynı gün değil belki 3-4 gün sonra bir cevap verdi.

Bizim aklımıza daha sonra flaş isimlerden Bahattin Şeker geldi. Biz dedik ki Şeker'e bizim teklifimiz uygun olmayabilir. Nasıl yapalım diye düşündük. Onun kabul edebileceği tarzda nasıl yapılabilir diye düşündük. Ben dedim ki bu Refah Yol döneminde Abdullatif Şener beyle aynı kabilede bakanlık yapmış insanlar. Abdullatif Şener bey vasıtasıyla buna bir teklif edilsin dedim: Şener beye akabinde anlattık durumu. Bahattin bey Bilecik'te sevilen bir insan. Bahattin beyi gördünüz. Hangi partiden adaylığını koysa milletvekili konusunda seçilebilecek bir insan. Bilecik'e çok emekleri olmuş bir insan. Teklif götürüp kabul ettirebilirseniz Bilecik're teşkilat için iyi olur dedik. Abdullatif bey 4-5 gün sonra döndü bize o iş olmuyor dedi. Ben Bahattin beyle bire bir görüşmüş değilim. Onun için bunun doğrulaması nasıl olur onuda bilmiyorum açıkcası. Abdullatif Şener teklif etti de ona mı olmuyor dendi. Yoksa Şener bey böyle bir teklifin götürülmesini uygun bulmadılarmı. Bu konuda da net değilim. Ben sadece Şeker'e götürülecek teklifin onunla daha uygun olcağını düşündüm.

Erdal: Üçüncü isim kim?

Yücel: Pazaryeri'nde merkez bankasında Osman Şıklar onunla ilgili Sezai bey dedi ki aday adaylığı müracaatı yapacak. O olur mu denildi. Üçüncü isim olarak o geçiyordu. Zannederim o dönemde aday adaylığını müracattını da yapmamıştı sanırım tam hatırlamıyorum. Ben şahsı hiç tanımam Sezai bey daha iyi tanıyor onu. Bizim içimizde o dönemde aday adaylık için ne Sezai bey ne Metin Yücel aday ben olayım gibi bir iddiamız yoktu. Olan insan zaten bunlara teklif götürmez yani. İşin doğrusu bu. Ben milletvekili olacaksam benim ne işim var Şeker'le veya Erşan'la. Bizim böyle bir niyetimiz yoktu. Aynı kurucular kurulunda yaptığımız anlayış gibi biz istiyoruz ki Bilecik'te bu işi en güzel kimle temsil edebiliriz. Bu kendimize güvensizlik anlamında da değil. Ama bu insanların tecrübesi var.

Bu isimler üzerinde bir aday adayı bulunamaması üzerine Abdullatif Şener beye ben geri döndüm. Anlattım. Aday adaylık süresinde son döneme giriyoruz. Bizim istifa sürelerimizde yaklaşıyor. Ne yapmamız gerekiyor burada adaylık konusunda sıkıntımız oldu. Aklımızdan geçen isimlerden olumlu birşey alamadık. Şener beyin aynen dediğini söylüyorum. Ya başkan sen ne güne duruyorsun? dedi. Verirsin istifanı aday olursun. Partimizi temsil edecek kimse yokmu dedirteceğiz yani. Ama şu denmedi bize maalesef yani Fahrettin bey genel merkez adayıyımış. Adaylık müracaatı yapmış. Bir şekilde bize söylüyordu. Hatta burada temayül yoklamasında sonuncu çıktığında da bile dedi. Bize dedi ben buradan birinci sıra milletvekili adayıyım diye. Yani genel merkezin bu arkadaşın aday olması konusunda bir teveccühü olduğu belli. Keşke bize o denseydi. Bizim zaten böyle bir hevesimiz yoktu. Bu denmeyince yine dedik ki iş başa düşü. Çok zor bir karar verdik. Ailem kesinlikle karşı durdu. Yapma, etme, diğerine rıza gösterdik bari bunu yapma dediler. Çünkü kafamızdan aklımızın ucundan geçen bir şey değildi. Bazı insanlar bunları anlamakta terettüt ediyorlar. Diyorlar ki milletvekilliği istenmez mi? Şuanda da diyorum ki öyle bir talebim o zaman olmadı yine şimdi de yok. Yani ben şuan da milletvekili olsaydım diye aklımın ucundan dahi geçmedi. Bu halime şükür ediyorum ben. Ama şu aklımın ucundan geçdi. Samimi olarak söylüyorum. Bilecik adına yerel seçimlerde belediye başkanı olayım dedim. Ben buaraya hizmet edeyim, Bilecik'te olayım dedim. Ama Ankara siyaseti aklımın ucundan dahi geçmedi. Abdullatif Şener beyden biz bu referansı alınca mecburen dedik ya ailemizle kavga pahasına gittik adaylığımızı koyduk. Fakat ondan sonraki süreç daha da kırıcı oldu. Hiç ismi olayan birisi. Fahrettin beyle şahsı bir şey değil bu. Genel merkezin o günkü tutumuyla ilgili. Bende müthiş bir yara açtı. Hevesi olmayan bir insana reva değil bu. Tuttular o gün birinci sıra Fahrettin Poyraz ikinci sıra Metin Yücel. O dönem aday adayı Üzeyir Yıldırım vardı, Osmaneli'den ismi aklıma gelmeyen bir arkadaş vardı. 4 tane aday adayı vardı. Temayül yoklamasında sonuncu Fahrettin bey çıkmıştı ama burada şimdi asıl kararın genel merkez tarafından verileceği tüzüğümüzde de belli. Bunu genel merkez belirler. Zaten yapılan oylama da sıkıntılı bir oylamaydı. Akabinde listeler açıklandı ben birinci sıra Poyraz ismini görünce ben hala söylüyorum Fahrettin beye büyük saygı duyarım hakikatten çalışmaları var emeği var, Bilecik'te kişisel bazda belki sorunlar yaşıyor ama bu hep eleştiriliyor ama genel merkezin çalışmalarında en çok faydalandığı milletvekillerinden birisi.

Erdal: O dönemlerde yaptığımız haberler var. Aday adaylık sürecinde Ak Parti 11 Eylül'de son sözü söyleyecek diye bir köşe yazım var. Bununla ilgili ne söyleyeceksiniz?

Yücel: Oylama zaten çok problemli oylamaydı. Kendi oylarımızı ikinci sıraya yazılmasını istediğimiz arkadaşı birinci yaptık. Çünkü birinci, ikinci sıra diye birşey yoktu. En çok kim oy aldı diye bakılıyordu. Oradaki 1-2 nin bir anlamı yoktu. Onun için sıkıntılı bir oylamaydı.

Netice itibariyle buradaki oylamanın önemli olduğunu zannetmiyorum zaten karar genel merkez tarafından verilmiş. Biz ilk kuruluşunda Tayyip beyle yan yana oturduğumuz salonda konuşmalarımızdan bir cümle de şuydu. Ak Parti aşağıdan yukarı doğru teşkilatlanacak bir partidir. Tabanın sesi olacak bir partidir denmişti. Bu söylem burada tutmadı işte. Yukarıdan bir aday buraya geldi. Şimdi sıkıntı burada oldu. Kendi şahsıma yapılan haksızlık olarak bunu gördüm. Bu bana vebal görülmemeliydi. Ben bu adaylığı isteyen bir adam değilim ama buna rağmen beni genel merkezdeki teşkilatlanma başkanı aday ol çık diyor fakat daha sonra ikinci sıraya koyuyor. Açıklandığı günün ertesi günü YSK'ya dilekçe gönderdim. Ben milletvekilliği adaylığından istifa ediyorum diye. Parti istifası değil.

Erdal: Genel merkez tarafından nasıl bir tepki oldu bu istifaya?

Yücel: Benim istifa etmemin Ak Parti genel merkezinde hiçbir yankısı olmadı. Ne beni arayan soran olmadı. Neden? O günde aynı böyle hava vardı. Her tarafta anketler patlıyordu. Ak Parti'nin birinci parti çıkacağı belliydi. Metin Yücel'in burada olmuş olmamış hiç önemli değildi. O günkü hava böyleydi. Hiç arayan dönen olmadı. Buraya gelen bir genel başkan yardımcısı o zaman bana şöyle demişti hiç unutmam. Sizin olup olmamanız çok önemli değil, bu aşamada bu partinin iktidar olacağı belli. Bunu yüzümüze söyledi. Bu lafları insan düşünebilir de bir parti bir siyaset insansız olmaz. Ama bunlar söylendi. O dönemde tabi bunlar ayağı yere basmayan insanlar tarafından söylenmişti. Kuruluş aşamasında etrafta böyle insanlar böyle genel başkan yardımcıları böyle sıkıntılarda olabilir. Ama neticesi güzel oldu.

Ama bu aşamadan sonra benim Ak Parti ile aramda bir mesafe olduğu olayı da yanlış anlaşılıyor. Ben öyle bir işlem yaptıktan sonra ne teşkilatımca ne seçilen milletvekilimce nede kuruluştaki insanlarca ya sen bu partiye gel niye gelmiyorsun diye aranmadım. Biliyorsunuz Fahrettin bey o dönemde burada çok çaplı bir değişiklikler yapmaya çalıştı. Geçmişin tüm izlerini sileyim der gibi yani. Hakikatten o günkü kadroyu şuan da Bilecik'te bir parti kuruluyor bir kadro oluştur denilse o isimlerin yerine konulabilecek değiştirilebilecek insan sayısı çok azdır. Neden? O insanlar o zor dönemde ve kimsenin yaklaşmadığı dönemde hakikatten büyük cesaretle bu partinin kuruluşunda yer almışlardır. Ama o insanların çoğu silindi. Siyaset değirmen taşı gibi öğütüyor insanları. Benim o dönemde şöyle bir sıkıntım da oldu. 2002'de bu dönem bittikten sonra seçimler oldu burada taşlar oturma aşamasında benim cezamın onanması geldi. Ben 2003'ün Temmuz ayında ceza evine girdim. O kayıp trilyon davasının cezası geldi. Düzeltilemedi. Ak Parti'de onunla düzelteyim diye çalışmalar yapayım dedi ama başaramadılar. Netice itibari ile biz ceza evine girdik. 5 ay bir ceza evi serüvenimiz var. Bizim soğukluğumuz kopukluğumuz böyle oldu. Sıkıntı oradan.

Erdal: Siz görev istenmez verilir prensibinden yola çıkarak size kurucu il başkanlığı görevi verilmiş. Fakat daha sonra size parti içinde bu görevi devam ettir gibi bir teklif yapılmamış. Siz de böyle bir teklif yapılmayınca biraz mesafeli durmuşsunuz. Biz böyle gördük. Kırgın mısınız?

Yücel: Benim Ak Parti'ye bir kırgınlığım yok. Ben sadece bir tek olayım var. Milletvekilliği seçimlerinde yapılan olay yanlıştır. Bana o zaman söylenmesi gereken Metin bey merak etme kardeşim biz buradan bir aday belirledik denseydi burada hiç problem yaşanmazdı. Çünkü burada bu işin heveslisi yoktu. Metin Yücel'de dahil buna. Yoksa kırgınlığım yok. Böyle bir partinin kuruluşunda emek verdiğim için Allah bana bunu lütf ettiği için çok seviniyorum. Neden? Çünkü Ak Parti bu memleketin bu ülkenin hatta dünya üzerinde pek çok insanın önünü açmış bir siyasi harekettir. Dünya da etkisi oldu. Şimdi böyle bir güzel hareketin bir yerinde görev almışız kuruluşunda emek harcamışız bayrağını dalgalandırmışız emek vermişiz ter dökmüşüz paramızı da harcamışız. Vallahi çok onurluyum. Kimseye de en ufak kırgınlığım yok. Orada yapılan olayın yanlış olduğunu ve kimden kaynaklandığını net olarak bilmiyorum. Kimseyi de bilmiyorum. Onu yapan insan da varsa ona da hakkımı helal ediyorum. Ona da kırgın değilim. Niye, ben bir işin neticesinin hayır olup olmadığına bakarım. Ben bu Ak Parti'nin bu memlekete hayır olduğunu düşünüyorum. Şuanda da ülkemizin %50'si öyle düşünüyor. Ben neticeye bakıyorum. Çok sevinçliyim. Bazı sıkıntılar insan hayatından gelip geçer. Siyasi hayatta da çok sıkıntı çektim. Çünkü hep zor dönemlerde zor yerlerde oldum. Bu iş yüzünden ceza evine bile düştüm. Bir dönem avukatlık görevi yapamadım. 2,5 sene ayrı kaldım. Şuan da devam ediyorum. Bu sıkıntıları çekmiş, siyasetten hep cefa görmüş birisiyim. Ama bulunduğum siyasi partilerin çok hayırlı işler yaptığından niye ben burada bulundum neden sıkıntı çektim Allah bana niye sıkıntı verdi demedim. Vardır bunun bir hikmeti ama iyi ki olmuşum oralarda neticesinde hayırlı şeyler olmuş diye düşündüm. İnsanlarında ben ülke meselelerinde nefsinden ziyade, genele bakarak düşünmesi gerektiğine inanıyorum. İnsanlar kırılır dökülür ama bir iş yolunda gidiyorsa ona insan sevinmeli. Benim için önemli olan budur.

 

 

 

Bu haber toplam 0 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.