"ÖNCE BİZ KENDİ KENDİMİZİN HEKİMİ OLACAĞIZ"

"ÖNCE BİZ KENDİ KENDİMİZİN HEKİMİ OLACAĞIZ"

SAĞLIKTA KADIN başlığı altında İl Sağlık Müdürlüğünde görev yapmakta olan İl Sağlık Müdür Yardımcısı Dr. Yeşim Yalçın ile devam ediyoruz.

Sağlık hayatımızın en önemli kısmı. Bu konuda görüşmek ve sağlığımız üzerinde yetkili bir isim ağzından cevaplar almak gazetemiz için önemliydi. Sağlık bu noktada İhmal ve hata götürmeyen tek kuruluş diyebiliriz. Sağlık Sektörü ne kadar donanımlı, bilinçli bir ekipten oluşursa, teknolojiye sahip olursa insanlarımızın hayatlarını korumak adına, insana değer adına işleyen bir sistem olarak ilerleyecektir. Gerçekleştirdiğimiz röportajda Doktor Yeşim Hanımın bağlı olduğu birimlerden yola çıkarak Aile ve Toplum Sağlığı, Kanser Koordinatörlüğü gibi konulardan bahsettik.

-Öncelikle sizi tanımak isteriz, Dr. Yeşim Yalçın kimdir?

1967 İstanbul doğumlu, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunuyum. 17 yıllık hekimim bu hekimlik hayatımın 7 yılını idareci olarak geçirdim. 13 yaşında bir oğlum var. Bu süreçte aynı zamanda Sağlık Kurumları işletmeciliğini okudum. Bu şekilde mesleğimi çok severek yapıyorum. Bilecik'te olduğumdan da çok memnunum.

-Kaç yıldır Bilecik'tesiniz?

2005 yılından beri görev yapıyorum.

-Hastanenin, hastalarla olan diyalogları nasıl?

Türkiye geneliyle mukayese ettiğimizde memnuniyet konusunda geri dönüşleri oldukça ilimizde fazla. Memnuniyetsiz vatandaşlarımızda var tabiki. SABİM hattımız var (Bakanlık demektir yani bizzat sağlık bakanımızın direk gözetimi altında olan bir şikayet hattı, bir tuşa basıp “Bilecik ilinde ne olmuş” bakanımız öğrenebiliyor) Sağlık Bakanlığı şikayet hattı (184), BİMER var (Başbakanlık şikayet hattı ) buralarda edilmiş vatandaşımızın şikayetlerini karşılıyoruz.

-Nedir bu sıkıntılar? Hangi konularda şikayet ediyor vatandaş?

Genelde şu kısımlarda daha fazla yaşanıyor. Artık randevu sistemine geçildi. Bilecik'te pilot illerden bir tanesiydi. Burada hekimlerin randevularında kısıtlama oldu. Diyelim hekim 100 hasta bakarken randevu sistemiyle 50-60 rakamlara çekildi. Randevu alamayan vatandaşlarımız haklı olarak şikayet hattına başvuruyor. “Randevu alamadım” şeklinde. Bazen randevusuz geliyorlar bu şekilde muayene olmak istiyorlar. Acil durumlarda hekim zaten bakmak zorunda. Onu aşan durumda şikayetler bize yansıyor.

Hasta – Hekim ilişkisinde sıkıntılar olabiliyor. Artık hastalarımızın beklentileri çok arttı. Yani bundan 10-15 sene önceki hasta beklentisiyle şuan ki hasta beklentisi farklı. Şöyle ki 10 sene önce “muayene olamıyoruz, hekim muayene etmedi”şeklinde olan şikayetler şimdilerde “hekim bana gülmedi, yüzü asık” şeklinde ifadeler bize direk şikayet olarak yansıyor. Bunlarda bizlere ilginç gelebiliyor. Bu noktada biz idareciler hasta ile hekimi eşit derecede tutmamız gerekiyor. O yüzden dengeyi kurmayı çalışıyoruz.

- Toplumun sağlığını geliştirme ve koruma adına İl Sağlık Müdürlüğünün ne tür çalışmaları oluyor?

Biliyorsunuz, Sağlık Ocakları aile sağlığı merkezlerine dönüştürüldü. Aile ve Toplum Sağlığı Şube Müdürlüğü oluşturuldu. Aile hekimliği vatandaşların sağlık sorunlarıyla ilgileniyor. Toplum sağlığı merkezinde ise ilde 8 tane her ilçede olmak üzere aile hekimliğinde yapılmayan işler yürütülmekte. Diyelim evlilik raporları, işe giriş evrakları gibi tedavi harici hizmetler zaten bu kurumlarımızda sağlanmaktadır. Müdürlük olarak bizim çalışmalarımız mevzuat çerçevesinde. Mevzuatın dışında bir çalışmamız mümkün değil! Mevzuatta çok geniş kapsamdadır. Yani vatandaşın ihtiyacına göre hizmet veriliyor bu şekilde!

-Huzurevi, cezaevi, yetiştirme yurdu gibi toplu yaşam alanlarından oluşan yerlerimiz var. Bu bölgelere sağlık hizmeti nasıl gerçekleşiyor?

Huzurevleri gibi toplu yaşam alanları oradaki bağlı bulunan aile hekimi kontrolünden geçer belli günlerde ziyaretleri oluyor. Tarama olarak yine talep doğrultusunda yapılmaktadır. Geçtiğimiz sene kanser taraması talebi olmuştu bu taramalar gerçekleşti. Bize gelecek talepler doğrultusunda taramalara bakmaktayız. Onun haricinde kendi planladığımız taramalar kampanyalarımız dışında olmuyor. Talep doğrultusunda gerçekleşir.! Çünkü aile hekimlerimiz var oralardan sorumlular.

Cezaevinde de aile hekimlerimiz haftanın belli günlerinde gitmektedir. Yalnız Toplum Sağlığı hizmetleri kapsamında cezaevinin sağlıkla ilgili bölümlerine denetleme yapılıyor. İlaç depoları, gıda depoları, fayanslarına kadar yenileme ve sağlık koşullarına uygun hale getiriyoruz. Tabi yine bu denetimler de valilik tarafından bize gelen talepler doğrultusunda olmaktadır.

Huzur evi ve çocuk yetiştirme gibi yerler Sosyal Hizmetler Müdürlüğüne bağlı olan kurumlarımız. Bu kurumlardan bize gelen talepler doğrultusunda bu hizmetlere cevap verilmektedir. Programlarımız içinde huzuevindeki yaşlılarımıza “ tarama “gerçekleştiriyoruz. Bayanlarımızı mamografiden geçirdik ve kontrollerini sağlamış olduğumuz çalışmalarımız var.

-Sağlık kuruluşunun köy kesiminin ayağına hizmetini götürmesi günümüz teknolojisinde zaruri hale gelmiştir düşüncesindeyim. Her türlü sağlık olanağını köy, mezra, belde kesimine ulaştırma noktasında siz nasıl bir çalışma yürütmektesiniz?

Köylerimize de böyle bir hizmeti başlattık. Yakın köylerimizden kadınlarımızı kendi nakil araçlarımızla alıyoruz ve ketemde muayeneleri yapıldıktan sonra izleme programının bilgisi verilerek tekrar evlerine götürülüyor.

Personelimizin yettiği ölçüde hizmeti ulaştırmaya çalışıyoruz. Köylerde yapılan tarama programları başarılı oluyor ve memnun kalıyor kadınlarımız. Bu devam edecek belli periyotlarda.

-Bu noktada son derece hayati anlam ifade eden kanser konusuna gelelim. Kanseri bilmeliyiz ki kendimizi korumak adına tedbir alabilelim. Bu noktada açıklamalarınız insanlarımız için önemli olacaktır. Kanser için önemli bir adım olan ilimizde KETEM bulunmakta KETEM'i tanıttıktan sonra kanser türlerine değinelim...

İlimizde Kanser Eğitim Tarama Merkezimiz 3.3.2009 yılında hizmete başlamıştır. Burada amaç 30-60 yaş aralığındaki herkese ücretsiz olarak kanser taraması hizmetini verebilmektir. Burada taranabilir 3 kanser tipimiz var meme, serviks ve kolon kanserleri bulunuyor. Yani toplum genelinde kanser türlerinden daha çok ön sıralarda olduğundan eğitim araştırma hastanesi olmayan hastanelerde daha çok bu kanser türü araştırması ve tedavisi yapılıyor.

KETEM'e başvurularda daha çok meme kanseriyle karşılaşıyoruz. Son yıllarda bu oran oldukça arttı. Genetik yatkınlıklarda artışa etkendir. Bununla ilgili 20 yaştan başlamak üzere 45 yaşa kadar ayda 1 kere kendi kendinin kontrolünü yapma, yılda da 1 kere hekim muayenesi öneriyoruz. Kişinin kendi kendisinin muayenesinin eğitimi KETEM tarafından verilmektedir. Oradaki görevli arkadaşlarımız özel mahremiyete uygun olan odalarımızda kişiye uygulanmakta sonrasında kişinin bunu yapması isteniyor. Kendi vücudumuzu kendimiz gözlemlediğimiz takdirde var olan bir patolojiyi tespit edebiliriz. Önce biz kendi kendimizin hekimi olacağız.

50 yaşından sonra 2 yılda bir defa mamografi (Ketem'de cihazımız var) istiyoruz.

Bilecik KETEM'de tedavi 2009 yılında 41 kişiyle başlanmış, 2010 yılında 764 kişiye ulaşmış bu rakam. 2011 yılının ilk 6 ay verisi ise 761 kişiye ulaşmış.

-Bu oranın artışı için, rakamsal olarak kaçları hedefliyorsunuz?

Olabildiğinin en yükseğine çıkarmak hedefimiz. Bir hedef koymadık. Olabilecek en yüksek rakamı isteriz. Bir de şu faktör var kanser oranlarımızı çok da bilemediğimiz için rakamlar üzerinden konuşmak yanlış olur. Bu noktada ilin kanser haritasının olmasının ihtiyacı doğuyor tabi. Kanser Haritası benim en büyük gerçekleşmesini istediğim çalışmadır. Bu haritada bilimsel bir çalışmadır o yüzden akademik olmalıdır. Ya da akademisyenlerden yardım almalıyız. Bizim elimizdeki verilerin yasal hale gelmesi için bu tür çalışma sonucunda halka yayını ilde etkin olacaktır.

Bu haritanın çıkarılması demek bölgesel olarak hastalık oranlarının artış göstermesinin tespiti ve bu çerçevede geliştirilecek önlemler olacaktır. Sonrasında bölgesel hastalıkları vatandaşlarımızın da görme olanağı olacaktır.

Nelere dikkat etmemiz gerektiğini buradan görebiliriz. Belki beslenmeyle de alakalı bir durumdur, havayla ilgilidir bunlarla ilgili önlemler hem insanlarımızca hem kurum olarak üzerine gidilip bu sorunları aşabiliriz.

-En yaygın kanser türü hangisi araştırıldı mı?

Akciğer kanseri sigarayla da bağlantılı olarak Dünya genelinde de bu kanser türü daha fazladır.

Dünyanın sigarayla tanışması akciğer kanserlerini de beraberinde getiriyor. Sağlık Bakanlığının en büyük projesinden bir tanesi “sigarayla mücadele” projesiydi. Türkiye de çok güzel bir noktaya ulaştık. Dünyada sayılı ülkelerdeniz, çok başarılı ülkeler arasındayız. Bizim Bilecik olarak yaptıklarımız ise, KETEM'de Sigara bırakma polikliniğimiz var. Danışmanlık ve tedavi hizmetini yürütülmekte. Bu zamana kadar toplam 300 kişiye bu hizmet verilmiş. 81 kişiye de karşılıksız ilaç dağıtımı gerçekleştirilmiş. Destek olarak ilaç tedavisini de beraberinde sağlamak gerekiyor.

Belirtileri: Akciğer dediğimizde ise kan tükürme en büyük belirtisidir. Öksürük olabilir Yalnız bu hastalık sinsi ilerlemekte olan kanser türüdür. Tiryakiler sigarayı bırakma korkusu yaşadıkları için herhangi bir belirti fark ettikleri anda bile hekime gitmeyi ihmal ediyorlar.

-Kendi kendimizin katili oluyoruz.

Evet katılıyorum. Lareks kanseri (gırtlak kanseri) dediğimiz kanserde sık görülmektedir. Sigaranın en çok nüfus ettiği bölge. Meme kanserinin de sigarayla ilgili bağlantısı var. Çünkü kadınlarda sigara kullanım artmış durumda ve pasif içiciler.

-En sık rastlanan kanser türlerinden bahsettiniz. Bunların belirtileri nedir?

Meme kanserinin belirtileri olarak diyebiliriz ki, memede çekilmeler, farklı akıntıların gelmesi bazen kan gelmesi olabilir. Doku bozukluğu, kitlesel görüntüler şeklinde çoğalabilir. Kadınlarımız bunu kendileri fark ettikleri gibi hekime başvursun tedavisi için. İhmal etmemelidirler.

-Hangi durumlarda sağlık kuruluşlarına başvurmalıyız?

Kan tükürme, kanlı balgam, balgamda artma, öksürükler, halsizlikler, kansızlıklar şeklinde kişileri uyarıcı bulgular olabilir. Tabi farklı hastalıklarla da karşılaşılabilir ama en azından ayırıcı tanısının yapılması için mutlaka sağlık kuruluşuna başvurmalıyız. Bu şekilde şüphesi olan hastalarımız göğüs hastalıkları uzmanına muayene ve tahlil yapılabilir.

-Yasalarımızda, sigarayla mücadele de ne gibi yenilikler mevcut?

Tütünle mücadelede ilk olarak 19 Temmuz 2009 tarihinde başladı. Kişileri tütün ve tütün mamüllerinin zararlarından,bunlarının alışkanlıklarını özendirici reklam,tanıtım ve teşvik kampanyalarından koruyucu tertip ve tedbirler almak, kamu hizmeti yapan kurum ve kuruluşlardan beş veya beşten fazla kişinin görev yaptığı kapalı mekanlarda tütün ve tütün mamüllerinin içilmesi yasaklandı, 18 yaşından küçüklere tütün ve tütün mamülleri satışı yapılmaması noktası gibi bir çok mücadele olmaktadır.

Bu kapsamda yürüttüğümüz çalışmalarımız olarak Bilecik'te 19 ekipte toplam 1336 denetim gerçekleştirildi. 42 kişiye idari para cezası, 2 işletmeye 560 TL İdari para cezası, 24 işletmeye uyarı cezası, 2 işletmeye “yasal uyarı levhası” olmadığı için 1120 TL para cezası uygulanmış. Küçük bir ilde bu rakamlar oldukça fazla. 2010 yılı içersinde 560 denetim gerçekleştirilmiş, 2011 yılının ilk 6 ayında 990 denetim yapılmış, Sigara bırakma polikliniğine 640 kişi başvurmuş bunlardan 339 kişi sigarayı bırakmış.

-Yine çok önemli bulduğum bir konu olan “Organ nakli” konusu var. Birazda bu konuya “Organ Nakli”nin tanımını yaparak başlayabiliriz. Sonrasında Halk “Organ nakli”ne nasıl bakıyor?

Organ Nakli, ihtiyaç doğrultusunda kişinin bünyesinde mevcut olan organ normal fonksiyonunu yapamaz hale geldiğinde organ nakli ile yerine sağlıklı bir başka organın değiştirilmesidir.

Halkın bakış açısında önemli bir konu. Çünkü bir insan organını kaybettiğinde ancak bunun kıymetini anlıyor. Daha çok toplumda gördüğümüz böbrek nakilleridir. Diyaliz ünitesine gittiğinizde ne kadar çok böbrek nakline ihtiyaç olduğunu gözlemleyebiliriz.

En çok karşılaştığımız nakiller genelde ilk sırada böbrek, karaciğer, kornea nakilleridir.

Toplumun bakış açısı olarak, bizim belli haftalarımız var. Bu haftalarda stand oluşturuyoruz. Halkın ulaşabileceği alanlarda nakil yaptırmak isteyen kişilerin müracaatlarını almaktayız. Örneğin ölüm halinde kişi organlarını bağışlamak istiyorsa buna dair bir sözleşme imzalanıyor. O kart kişide saklı kalmak kaydıyla veriliyor. Bizimde kayıtlarımıza işleniyor.

2005 yılında organ doku bağışına başlandı 390 kişi ile başlanmış, en son 496 kişi olmuş.

-Çok Yüksek bir rakam değil, demek ki bilinç noktasında Bilecikliler olarak ilerlemiş değiliz!

Aslında Türkiye geneline de baktığınızda oranlar çok çok fazla değil. Zaman zaman bazı kuruluşların yürüttüğü kampanyalar doğrultusunda artmaktadır. Medyanın ihtiyaç doğrultusundaki yayınlarıyla da bu oranlar artmaktadır.

-Türkiye de sağlık sorunlarının artışında sağlıklı beslenme alışkanlığımızın olmayışı herkes tarafından bilinmekte. 3 beyaz için doktor Yeşim Yalçın ne söylemek ister?

Tuz tüketimi çok yüksek. Türk halkı olarak tuz tüketimine çok aşırı bir temayülümüz var. Misafirliğe gidildiğinde çok fark ettirir kendini daha yemeğin tadına bakmadan tuz atılmakta. Yediden yetmişe bu böyle. Bu noktaya herkes dikkat etsin, rağbet göstermesinler. Çünkü çok tuz tüketmemize rağmen, çok az su tüketimimiz var. Tuz böbrekleri yoran bir madde. Buda böbrek nakil sürecine sebep oluyor.

Şeker ve tuz tüketimimiz çok bilinçsiz. Bu maddeler obezite oranını artırıyor.

-Bu bilinçsizliği önlemek adına sağlık kuruluşları çalışmalar yürütmelidir. İl Sağlık Müdürlüğü bu kapsamda neler yapıyor?

İlimizde Tıp Fakültesi olmadığı için çalışmalarımız bu fakültelerden hocalar çağırıp, uzman kişiler getirip bilgilendirme konferanslarımız, proşürlerimiz, ilanlarımız olmaktadır. Fakat bu noktada sıkıntı var Bilgiye aç'ız, ama rağbette fazla değil. Yani uzmanlarımız geliyor konferans salonları bomboş. Takip edilmiyor! Buradan vatandaşımıza seslenmek isterim bu tür etkinlikleri takip etmeli, gerekirse talep edilmeli ve sağlığımız noktasında çaba sarf etmeliyiz. 3 beyazın getirdikleri, sizden götürdüklerinden daha az, fayda sağlamıyor bünyenize. Bunlara toplum olarak dikkat edersek kanser türlerinden ve organlarımızı koruma adına adımlar atmış oluruz.

****

Yayınlamış olduğumuz röportajların sonuna geldik. Bugüne kadar çeşitli dallarda görüşmelerimiz gerçekleşti. “MUTFAKTA KADIN” başlığı altında ilimizin Gıda Mühendislerinden bir isim ile yarın son olarak röportajımız yine bu sayfalarda gerçekleşecek.

Bu haber toplam 0 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.