"PAZARLANAN ANAVATANIMIZ"
Ankara Baro Başkanı Metin Feyzioğlu Bilecik'e geldi. Bilecik Baro Başkanı Halime Aynur ile görüşen Feyzioğlu, çözüm sürecine ilişkin açıklamalarda bulundu. Aanayasa değişikliğine ilişkin eleştirilerde bulunarak:" Burada pazarlanan doğrudan doğruya anavatanımız" ifadelerini kullandı.
Ahmet MEŞE
Ankara Baro Başkanı Metin Feyzioğlu, Bilecik'e geldi. 15 Nisan Pazartesi günü Bilecik'e gelen Feyzioğlu, Bilecik Baro Başkanı Halime Aynur ile görüştü. Saat 15.00'te gerçekleşen ziyarete Eskişehir Baro Başkanı Rıza Öztekin, Ankara Baro Başkan Yardımcısı Sema Aksoy, Ankara Baro Genel Sekreteri Orhan Şimşek, Ankara Baro üyesi aynı zamanda Türkiye Barolar Birliği üst delegesi Fatih Deniz Alaeddinoğlu'da katıldı.
Ziyaretin devamında basın mensuplarının karşısına geçen Ankara Baro Başkanı Metin Feyzioğlu ve Bilecik Baro Başkanı Halime Aynur, açıklamalarda bulundu. Aynur, Feyzioğlu'nun ziyaretinden duyduğu memnuniyeti dile getirirken son günlerin sıcak gündemi T.C. ibarelerinin bazı tabelalardan kaldırılmasına ilişkin açıklamalarda bulundu. Aynur, Türk milleti kavramının bir ırkı değil ülkedeki tüm vatandaşları kapsadığına vurgu yaparken şunları dile getirdi:" Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Gürcü ve bu topraklar üzerinde yaşayan tüm halklar aynı vatan toprağını bin yıldır paylaşan, müşterek aileler kurmakta sakınca görmeyen her türlü tahrike rağmen toplum tabanında çatışmaya girmemiş bu toprakların vatandaşları ve Türk Devleti'nin eşit ve şerefli üyeleridir. Devletimiz, üniter yapıyı benimsemiş, birlik ve bütünlüğü korumayı hedefleyen Cumhuriyetçi ve Demokratik yapılanmaya sahip ırkçılığı reddeden bir hukuk devletidir" dedi.
"Türk devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk'tür" diye devam eden Aynur:" Türk milleti ırkçılık esasına değil Anayasa'nın 66. ve 10. maddeleri ile çerçevesi çizen Türk vatandaşlığı unsuruna ve ilkesine dayanmaktadır" ifadelerini kullandı.
Bilecik Baro Başkanı Halime Aynur, konuşmasının sonlarına doğru üniter devleti aşındıracak her adımın Türkiye'yi felakete götürebileceğini söylerken:" Türk milleti bir ırkı değil bu ülkedeki tüm vatandaşları ifade etmektedir. Bu topraklar üzerinde yaşayan bütün halkları kucaklayan bir kavramdır. Üniter yapı içinde yer alan tek dil, tek bayrak, tek millet kavramı hiçbir koşulda tartışılamayacağı gibi vatandaşlık tarifinden ve anayasadan çıkarılamaz. Üniter devleti aşındıracak her adım Türkiye'yi felakete götürebilir" diye konuştu.
Bilecik Baro Başkanı Halime Aynur'un konuşmasının ardından sözü Ankara Baro Başkanı Metin Feyzioğlu aldı. Feyzioğlu, çözüm sürecine ilişkin açıklamalarda bulundu. Türkiye'nin çok öenmli bir süreçten geçtiğini söyleyen Feyzioğlu, sürece ilişkin eleştirilerinide anlattı. Feyzioğlu şöyle konuştu:" Bir tarafta avukatlık kanununun değiştirilmesi diğer tarafta anayasanın değiştirilmesi süreci bunlar aslında ak başı giden süreçler. Anayasa değişikliği yoluyla ver padişahlığı al özerkliği şeklinde özetleyebileceğim bir paket. Akil pazarlamacılar vasıtasıyla Türkiye'ye takdim edilmeye, satılmaya çalışılıyor. Aslında burada açık söylemek gerekirse burada pazarlanan doğrudan doğruya anavatanımız. Çünkü kürt sorununu içinde demokrasi ve insan hakları barındırmayan, tırnak içinde çözümlerle bir sonuca bağlamak mümkün değil. Kürt sorunu insan hakları ve demokrasi sorunudur. Dolayısıyla kefenin bir tarafına tek adam yönetimini koyan bir çözümü hiçbir şekilde herhangi bir demokratik çözüm içermeside kuşkusuz mümkün değil. O halde bizler kendini hangi kanatta olursa olsun, kendini yurtsever olarak edleden kişiler hepimiz uyanık olmak zorundayız. Bu noktada barolara ve Türkiye Barolar Birliği'ne büyük görevler düşüyor. Ortadoğu'nun yeniden şekillendirilerek Türkiye'deki kürt sorununa sözde çözüm arayışlarını yakından gözlemek ve halkı uyarmakla yükümlüyüz. Bu anayasal görevimizdir. Toplum, avukatlara ve barolara sığınacak bir kale gözüyle bakmaktadır. Bu görevimizi sonuna kadar yerine getimek durumundayız. Ankara Barosu ve Bilecik Barosu aynı yöne bakan aynı kaygıları taşıyan barolardır. Hukukun üstünlüğü için birlikte mücadele veren barolarız, bu birlikteliğe son derece önem veriyoruz. Önümüzdeki aylar Türkiye'nin 100-150 yıllık geleceğinin şekillendirileceği bir dönem. O yüzden hiçbirimizin bu dönemi gözardı etmemiz, bu dönemin özelliklerini görmezden gelmemiz be kişisel kaygılarımızı, memleketin üst düzey sorunları üzerine taşımamamız gerekiyor. Bu amaçla biz Bilecik barosuyla yan yana olmaktan gururluyuz ve kendimizi daha güçlü hissediyoruz.
Bu haber toplam 0 defa okunmuştur

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.