"SİYASİ İKBAL PEŞİNDE OLMADIK!.."

"SİYASİ İKBAL PEŞİNDE OLMADIK!.."

Mücahid Erdal: “AK Parti'nin, Bilecik'te nasıl kurulduğuyla ilgili röportajlarımız devam ediyor. Daha önce Kurucu İl Başkanı Av. Metin Yücel ile röportaj yapmıştık. Metin Yücel ile yaptığımız röportajlarımızda Sezai Baltan'ın ismi sık sık telaffuz edilmişti. Metin Yücel, ne yapıldıysa o dönemde Sezai Bey ile beraber yaptıklarını ifade etmişti. Bugünkü röportajımız Sezai Balta ile.

Sezai Balta'yı Bilecik'te aşağı yukarı herkes tanır ama tanımayanlarda olabilir. Biz siyasi özgeçmişinden kısaca bahsedelim istiyoruz. Sezai Bey, Doğru Yol Partisi'nin en genç il başkanlarındandı bildiğim kadarıyla. Hatta Türkiye'de en genç başkanlarındandı. Hatta düğününe Süleyman Demirel geldiğini biliyoruz. Ondan sonra Bahattin Şeker'in tercihli sistemler ilk defa milletvekili olduğu zaman il başkanıydı. Daha sonra Doğrul Yol Partisi'nden ayrıldı ve Refah Partisi'nden 95 seçimlerinde milletvekili adayı oldu. Sezai Bey Refah Partisi kapandıktan sonra Fazilet Partisinin kuruluşunda görev almış mıydınız?”

Sezai Balta: Görev alma çalışmalarına katıldık ama o dönemde kuruluş aşamasında da bazı sıkıntılar oldu. Tabi onları yeri gelince açmaya çalışırız.

Erdal: Abdullah Gül genel başkanlığa adaylığını koydu Fazilet Partisi'nden, kazanamadı. Ardından Ak Parti kurulma çalışmaları başladı ve kuruldu. Bilecik'te de teşkilatlanma süreci başladı. Sizi Ak Parti ile buluşmanız nasıl oldu ve Bilecik'teki teşkilatlanması yönündeki çalışmalarınız nelerdir.

Balta: Öncelikle böyle bir fırsatı verdiğiniz için gazetenize ve sizlere çok teşekkür ediyorum. İnşallah Bilecik'te hatalarıyla, sevaplarıyla yaşanmış bir zaman kesitini burada sağlıklı bir şekilde değerlendiririz. Hiçbir zaman bu değerlendirmeye yaparken nefislerimizi öne çıkarmamaya gayret edelim. Ama bir zaman dilimi de sağlıklı bir şekilde değerlendirelim. Bu da herkese yeniden yapılan hataları değerlendirme imkanı vermiş olsun. Tekrar teşekkür ediyorum. Fazilet Partisi'nin kuruluş çalışmalarında da bulundum.

Hatta o dönemde bir doktor arkadaşımızın Edebali konutlarındaki evini çalışma evi olarak kullanıyorduk. Orda da davaya gönül vermiş arkadaşlarımızın katılımıyla çeşitli toplantılar yapıyorduk. Tabi bu arada yeni partinin kurulması gündeme geldi. Görevli arkadaşlar gelmişti.

Ben 1959 Bilecik doğumluyum. Lise yıllarına kadar Bilecik'te okulumuzu bitirdik. Daha sonra Ankara Ortadoğu Teknik Üniversitesi İdari Bilimler Bölümünü kazandım. 77-78 yılları Türkiye'nin anarşi ve terör noktasında çok sıkıntılı yıllarıydı. Biraz o dönemde terör hadiseleri yüzünden okul boykota girmişti. Üniversiteyi bırakmak zorunda kaldık. Tekrar aynı yıl imtihanlara girerek Eskişehir Anadolu Üniversitesi İnşaat Fakültesi bölümünü kazandım. Oradan da İnşaat Mühendisi olarak meslek hayatına atıldım. Oradan inşaat mühendisi olarak meslek hayatına atıldım. Tabi dışarılarda da biraz çalışmalarımız oldu ama sonuçta şartlar bizi ilimizde çalışmaya yönlendirdi.

Bilecik'e geldik, burada iş yerimizi açtık ailemizin katkılarıyla. Tabi işlerimizi yaparken de bir taraftan da ülkemizi de bir takım olaylar cereyan ediyor. Bir aydın olarak ülkenin bu tür faaliyetlerine de bir katkıda bulunmak istiyorsunuz. Sonuçta bu ülkenin insanıysanız sizin de belli noktalarda elinizi taşın altına sokmanız gerekiyor. Bizde böyle düşünerek o dönemde de tabi 84-85 yılları ülkede ihtilal olmuş yeni siyasi partiler kuruluyor, yeni bir siyasi hareketlenme falan var. Ama tabi Süleyman Demirel bir ihtilal mağduru sistemi falan yargılıyor. Biraz da meslektaşım olması dolayısıyla falan sistemi yargılama söylemleri falan beni etkilemişti. Ben gittim daha sonra Doğru Yol Partisine kaydımı yaptırdım. Böylece siyasi hayatımıza başlamış olduk. Bu şekilde de devam ettik...

Ak Parti kuruluşuna gelince ben siyasetteki hareketleri sadece şu partinin bu partinin kuruluşu olarak da görmek istemiyorum. Bir aydın olarak ülkenin yakın tarihini okuduğunuzda bir takım gerçeklerle karşılaşıyorsunuz. Partileşmenin ötesinde. Cumhuriyetimizin kuruluşuyla birlikte şunun kavgası olmuş; yani bu ülkede ev sahibi kim, kiracı kim? Malın sahibi kim? Birileri malın sahibine sen bu evin kiracısısın demiş, ev sahibi benim demiş, burada talimatları ben verir, kuralları ben koyarım demiş, benim istediğim olur demiş, her türlü şartı ben belirlerim demiş. Ama karşı taraf evin sahibi bunu kabullenemiyor. Yani karşı taraf evin sahibi bunu kabullenemiyor.

Erdal: Sizinle daha önce yaptığımız röportajımızda şöyle demiştiniz; 'Cumhuriyet tarihinden bu yana Devletin bir partisi olmuş, milletin bir partisi mi olmuş' demiştiniz!..

Balta: Türkiye 1946 yılında çok partili siyasi hayata girmiş ama açık oy gizli tasnif olduğu karanlık bir dönem var. Ve nihayet 1950'de millet, 'Yeter söz milletin' diyerek söylemle ülkenin gerçek sahibinin gerçek sahibinin olduğunu kabul ettirmiş ve çok partili siyasi hayat başlamış. Tabi ondan sonra da bu mücadele bitmemiş. 1946'daki Demokrat Parti ruhu, 50'ler deki Demokrat Parti ruhu, 83'te Anavatanla tezaür etmiş. 60 ihtilalinden sonra 61'de Adalet Partisi diyelim. 83,84'lerde Anavatan Partisi olmuş. 94,95 yıllarında Refah Partisi ile olmuş. Ama o ruh ve mücadele öz hep aynı. Ben hep o açıdan baktım.

Erdal: Ak Parti'nin kurulma çalışmasında hep bu açıdan mı baktınız?

Balta: Evet. Yani az evvel de söyledim. Ben 80 ihtilalinde ki ülkemizin çok karanlık bir dönemidir. Ben 78-82 yıllarında üniversite öğrencisiydim. Orta Doğu Teknik Üniversitesi' nde hazırlık okuyordum. Emin olun hergün okuldan 2-3 tane cenaza kalkıyordu. Ankara'nın başka yerlerinde de öldürülen insanlar vardı. Yazık hepsi mu memleketin evlatlarıydı. Belki aynı kurşunla sağcı veya solcu denilen ama hepsi memleketin gerçek evlatları olan insanlar öldürülüyordu. Yani gizli bir el bu memleketin

 

-------------------------------------------------------------------------------------------------------

Siyasi ikbal peşinde olmadık!..

-“Ak Parti'nin kurucu yönetimine teklif ettiğimiz Ramazan Kurtulmuş tepkiye yakın siyasi söylemi oldu. Bize siyasi manifesto çekti”

“Seçim çalışmalarında kendi köyüne götüremediğimiz adam daha sonra il genel meclis üyesi oldu” dedi.

İstifalarımız Ankara'ya farklı iletilmiş

Hepsini Allah'a havale ettik. Ama birgün Rabbim'izin huzurunda hesaplaşma hakkında saklı tutuyorum

 

“Ak Parti Bilecik'te nasıl kuruldu” röportajlarımız kurucu ilçe başkanı Sezai Balta ile devam ediyor. Kurucu İl Başkanı Av. Metin Yücel ile yapığımız röportajda Sezai Balta'nın ismi sık sık telaffuz edilmişti. Metin Yücel, o dönemde ne yapıldıysa Sezai Beyle beraber yaptıklarını ifade etmişti. Bugün ise Mücahid Erdal'ın Sezai Balta ile yaptığı röportajı yayınlıyoruz.

Mücahid Erdal'ın Ak Parti ile nasıl buluştuğu ve kuruluş çalışmalarındaki faaliyetleri konusundaki soru üzerine Balta; şimdiki İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin ile Bilecik'teki görüşmesini anlattı.

Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'dan yetki belgesini aldıklarını ve buradaki görüşmeleri anlattıktan sonra kurucu yönetimin oluşumundaki süreci anlattı. Sezai Balta kurucu yönetimin oluşturulmasında teklif götürülen isimleri anlatırken şimdiki il başkanı Ramazan Kurtulmuş'a da teklif götürdüklerini ancak Ramazan Kurtulmuş'un tepkiye yakın bir ifadesi, siyasi söylemi olduğunu belirtip “Bize siyasi manifesto çekti” dedi.

Sezai Balta Şimdiki Ak Parti İl Başkanı Ramazan Kurtulmuş ile o anki görüşmesini anlatırken “Bu işin olmayacağını, beyhude bir işmiş gibi bir kanaatteydi. Zaten dediğim gibi o dönemde Anavatan da olsun, diğer şeylerde zaten basın biliyorsunuz manşetler atıyordu. Abdullah Gül'ün, Bülent Arınç'ın, Tayip Beyin resimlerini eşleriyle birlikte afişe edilip, bunlardan hiçbir şey olmaz, mahalle muhtarı bile olmaz. Artık bunların siyasi hayatı bitti deniyordu. Demek ki Ramazan Bey'in kendi partilerinde de bunlar görüşülüyordu ki arkadaşın o paralelde bize tabiri caizse siyasi tavsiyeleri oldu.” dedi.

Sezai Balta Ramazan Kurtulmuş'un görev almayı düşünmediğini ve görev de almadığını Ak Parti'den bir şey çıkmayacağını ifade eden konuşma yaptığından bahsetti.

Mücahid Erdal'ın “Ramazan beyin ne zaman Ak Parti'ye geldiği konusunda bilginiz var mı?” sorusuna Balta “Valla tabi Ak Parti iktidar olduktan sonra sanırım. Demek ki, tezi yanlışmış yani. Bundan bir şey çıkmaz. Bu harekattan bir şey çıkmaz dediği hareket Türkiye'de tek başına iktidar oldu” dedi.

Genel seçimdeki adaylık sürecini seçim çalışmalarını ve akabindeki Ak Parti yönetiminin istifasını anlatan Sezai Balta seçim “Seçim çalışmalarında kendi köyüne götüremediğimiz adam daha sonra il genel meclis üyesi oldu” dedi.

 

 

========================================================================

 

 

Erdal: Partinin Bilecik'te nasıl kurulduğuna dair röportajlarımız devam ediyor. Av. Metin Yücel ile röportaj yapmıştık. Metin Yücel ile yapığımız röportajda Sezai Balta'nın ismi sık sık telefuz edilmişti. Metin Yücel, o dönemde ne yapıldıysa Sezai Beyle beraber yaptıklarını ifade etmişti. Bugün ise konuğumuz Sezai Balta. Sezai Balta'yı az çok Bilecik'te herkes tanır, ama tanımayanlarda olabilir. Biz siyasi özgeçmişinden bahsederek konuya girelim. Sezai Bey Doğru Yol Partisinin en genç il başkanlarındandı, bildiğim kadarıyla.

Balta: “Türkiye'de “

Erdal: “Hatta düğününe Süleyman Demirel geldiğini biliyoruz.”

Balta: “Demirel, nikah şahidimdi.”

Erdal: “Ondan sonra Bahattin Şeker'in tercihli sistemler ilk defa milletvekili olduğu zaman il başkanıydınız.

Balta: “91 seçimi, evet il başkanıydım.”

Erdal: “Daha sonra Doğru Yol Partisi'nden ayrıldınız. Refah Partisi' nden milletvekili adayı oldunuz. ”

Balta: “95 seçimlerinde”

Erdal: “Refah partisi kapandı. Ondan sonra siz Fazilet Partisi' nin kuruluşunda görev almış mıydınız?”

Balta: “Görev alma çalışmalarına katıldık ama o dönemde kuruluş aşamasında da bazı sıkıntılar oldu. Onları yeri gelince açmaya çalışırız.”

Erdal: Abdullah Gül Genel Başkanlığa adaylığını koydu, Fazilet Partisi'nden kazanamadı, daha sonra Ak Parti kurulma çalışmaları başladı. Kuruldu ve Bilecik'te de teşkilatlanma süreci başladı. Sizin Ak Parti ile buluşmanız nasıl oldu, kuruluş çalışmalarını nasıl gerçekleştirdiniz.

Balta: “Şimdi öncelikle böyle bir fırsatı verdiğiniz için gazetenize sizlere çok teşekkür ediyorum. İnşallah Bilecik'te hataları ile sevapları ile yaşanmış bir zaman kesitini sağlık bir şekilde değerlendiririz. Hiçbir zaman bu değerlendirmeyi yaparken nefislerimizi öne çıkarmamayı gayret edelim. Ama bir zaman dilimi de sağlıklı bir şekilde değerlendirelim. Bu da herkese yeniden bir yapılan hataları değerlendirme imkanı vermiş olsun. Tekrar teşekkür ediyorum.

Fazilet Partisi'nin kuruluş çalışmalarında da bulunduk. Hatta o dönemde bir doktor arkadaşımızın Edebali Konutları'nda ki evini çalışma evi olarak kullanıyorduk. Orda da davaya gönül vermiş arkadaşlarımızın katılımı ile çeşitli toplantılar yapılıyordu. Tabi bu arada yeni Fazilet Partisi'nin kurulması gündeme geldi. Görevli arkadaşlar gelmişti. Tabi o dönemde aynı isimlerin devam ederse işte tekrar bu anayasa gereği kapatılmasına neden olur diye değişik isimlerin olması öneriliyordu.

O dönemde de kuruluş çalışmaları görevi Av. Cem Zengin arkadaşımıza verilmişti. Toplantı esnasında o arkadaş önerildi. Ve ittifakla kabul edildi. Tabi o kuruluş döneminde de bazı sıkıntılar oldu. Yani biz kuruluş çalışmaları döneminde de bulunduk. Fazilet Partisi döneminde de bulunduk yani.

Erdal: “Fazilet Partisi devam ederken Ak Parti kurulma çalışmaları başladı. Sizi kim buldu? Ak Parti ile buluşmanız nasıl oldu? “

Balta: “Sanıyorum Ak Parti 14 Ağustos 2001 yılında kuruldu. Yine öyle yaz aylarındaydı, Bilecik Noteri vardı Emin Bey. Emin Özsoy ailece görüştüğümüz, sevdiğimiz bir ağabeyimizdi. Kendisinin yanında İdris Naim Şahin Beyin olduğunu söyledi.”

Erdal: “Size telefon mu açtı.”

Balta: “Evet ilk önce ben bilemedim, kendisinin hukuktan arkadaşı olduğu, hukuk fakültesinden sınıf arkadaşı olduğunu ve Tayip Bey belediye başkanıyken kendisinin de genel sekreter olduğunu söylemişti. Yani kendisiyle görüşmek istediğini söyledi. Benim ismimi vermiş. Biz de Kent Otel' de buluşalım dedik. Zaten sanıyorum kendisi de Kent Otel'de kalıyordu galiba. Kent Otel'e gittim orda İdris Naim Şahin Beyle görüştük. Tabi ismimi veren Noter Emin Özsoy Beydir. “

Erdal: “Ne konuşuldu, orada. Şimdiki içişleri bakanımızla. İdris Naim Şahin Bey, partinin teşkilatlanmasını siz mi kurun dedi?”

Balta: “Zaten gündem malum, ülke bir yerlerden geçiyor. Post modern darbe olmuş. Direk o şekilde değil, kuruluş çalışması için geldiğini, arkadaşlarla görüştüğünü, bizlerden önce de başka arkadaşlarla görüştüğünü söyledi. İşte benim ismimde verilmiş dediğim gibi. Ben sonradan öğrendim, benim ismimi Emin Beyin verdiğini. ”

Erdal: “Siz beraberken yaptığımız röportajda Metin Bey şöyle dedi; 'Sezai Beyle beraberlerken beni aradılar. Ben oraya geldim, Kent Otele' diyor. Nasıl oldu?”

Balta: “Tabi şimdi hangi arkadaşlarımızın olduğunu sormuştu, herhalde bana. Çok zaman geçtiği için herşeyi de birebir net hatırlamam mümkün değil, ama orda konuştuğumuzu toplandığımızı hatırlıyorum. Yani elinde de belli isim listeleri filan vardı. Zaten geçmiş dönemde 95 seçimlerinde milletvekili adayı olmuşum, Refah Partisi'nden milletvekili adayıyım. Daha sonra kurucu arkadaşlarım filan mutlaka isimleri filan vardı.”

Erdal: “Metin Bey geldi, görüştünüz beraber sanırım.”

Balta: “Evet Metin Bey geldi. Hatta o akşam Acar Restoran' da başka arkadaşların katılımıyla yemek yemiştik.”

Erdal: “Kimler vardı, Metin Bey'den başka?”

Balta: “Bazı arkadaşlar vardı ama tek tek isim hatırlayamıyorum.”

Erdal: “Ondan sonra Metin Bey ile tabi bir durum değerlendirmesi yapmışsınızdır, kendi aranızda. Nasıl yapalım? Nasıl kuralım? ”

Balta: “Tabi görüşmeler olduktan sonra sanıyorum 2-3 ay geçti. Daha sonra Metin Bey, Ak Parti kurulmuştu. Türkiye'de ki teşkilatlanma çalışmaları da devam ediyordu. Kendisine o zaman teşkilatlardan sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Abdullah Şener, Telefon açtığını ve kuruculuk görevini kendisine vermek istediklerini söylemiş. 'Biraz ben ağırdan aldım' dedi. 'Ama ısrarla arıyor.' filan dedi. 'Ya ne yapalım bir gidelim mi?' dedi. Olur dedim, zaten kendi aramızdaki görüşmelerimizde de Türkiye'de yaşananlardan yani bir anne baba olarak, bir insan olarak , bir aydın olarak geri durulamayacağını zaten görüşüyorduk, konuşuyorduk, aramızda. Yapacağımız bir şey varsa elimizi taşın altına sokmamız gerektiğini görüşüyorduk.

Erdal: “Siz beraber Ankara'ya gittiniz mi?”

Balta: “Evet, beraber oradaki genel merkeze gittik. “

Erdal: “Kimle görüştünüz genel merkezde?”

Balta: “Genel merkezde, Genel Başkan Abdüllatif Bey'e çıkacağımız ama misafirlerinin olduğunu söylediler. Sanıyorum 2-3 saat oralarda vakit geçirdik. Abdüllatif Şener hatta biraz bize sitemde bulundu. 'Ya herkes biran evvel kuruyor, hatta kurmak için birbirini çiğniyor tabiri caizse, sizde binbir nazla geliyorsunuz' gibi bir şeyi olmuştu. Öyle 1-2 saat bir beklemeden sonra yukarıya odasına çıktık. Odasında Hayati Bey vardı o zaman avukatıydı onun, Hayati Yazıcı Bey vardı. Yan masaya geçtik. Bize 'hoşgeldiniz' dedi. Kim vardı, başbakanımız Tayip Bey vardı, Hayati Yazıcı vardı, Abdullatif Şener vardı, Metin Bey ve ben vardım.”

Erdal: “Neler konuşuldu?”

Balta:Tayip Bey gayet sakin, vücut dilini çok iyi kullanarak yeni parti harekatının nasıl olacağını, neler yapılmasını gerektiğini güzel güzel, sakin sakin anlattı. Yani artık yeni bir siyasi parti olunacağını, eskilerden alınan dersler dolayısıyla o hataların tekrarlanılmayacağını, siyasi hareketin tamamen tabandan geleceğini, tamamen demokratik teemmüllere göre işleneceğini bunları söyledi. Hatta her zaman söylemişimdir, vücut dilini ve ellerini kullanarak tabandan geleceğiz dedi. Ulul emre itahat olmayacak, tek kişinin ben ne dersem o olur anlayışı olmayacak, dedi. Bütün kurumları demokratik bir şekilde çalıştıracağız, dedi. Tabi bunlar güzel şeyler. Bize gittiğimizde dedi, 'En güzel yeri tutun, en güzel partiyi açın' dedi. Her akşam ışığınız yansın dedi. Bizde tabi dedik. Döndük Bilecik'e geldik.”

Erdal: “Burda tabi ilk önce parti binası yoktu değil mi? Nerede toplanıyordunuz, nerede görüşüyordunuz? Parti kurma çalışmaları nasıl oldu?”

Balta: “Sanırım geldikten sonra da yavaş yavaş kış aylarına giriyorduk. O zaman muhasebeci şuanda da aynı göreve devam eden Kazım Çelik abimiz vardı. Havaların çok soğuk olduğunu hiç unutmuyorum. Herhalde çok soğuk bir kış ayıydı. Kazım abimizin orası da gece çok sıcak oluyordu. Bizim ilk toplantı yerimiz orasıydı. Her akşam o çekirdek kadro bir araya gelirdik.”

Erdal: “O çekirdek kadro kim?”

Balta:Ben, Metin Bey, Kazım abimiz vardı. İsimler yazıyorduk. Listeler yapıyorduk. Kimler olabilir diye. Tabi o isimlerle de yavaş yavaş görüşmeye başladık.”

Erdal: İlk önce kurucu il yönetimi oluşacak değil mi?”

Balta: “Evet”

Erdal: “Kimlerle görüştünüz o dönemde, kime teklif götürdünüz kurucu il teşkilatı için?”

Balta: “Zaten Tayip Bey şöyle bir talimat vermişti; 'Hiç kimseye karşı ön yargılı olmayın,herkese gidin, herkesi kucaklayın'. Şimdiki tabirle kimseyi ötekileştirmeyin, moda anlayışımız var ya. Biz de bu çerçevede küçük bir yer olması dolayısıyla en geniş kesime gitmeye çalıştık. Yani o insanların gelmeyeceğini bilsek bile yarın bir seçim çalışmasında en azından bize tepkili olmaması için herkese gitmeye çalıştık. Aslında çokta memnun oldular. Sanıyorum il ve ilçe yönetimi 50' ye yakın bir sayıydı. Bu sayının içerisinde sadece Metin Bey, ben ve varsa varsa 1-2 arkadaş daha vardır, geçmiş dönemden siyaset yapmış. Hepsi tamamen yeni arkadaşlardı. Bu arkadaşların önemli bir bölümü hemen böyle ilk teklifte teklifimize olumlu cevap verdiler.”

Erdal: “Mesela kimler vardı? Benim hatırladığım Kemal Ünver vardı galiba.”

Balta: “Kemal Ünver kardeşimizden Allah razı olsun, burdan kendisine tekrar sevgilerimi, saygılarımı gönderiyorum. Çok heyecanlı bir arkadaştı. Hemen daha lafımızı tamamlamadan 'tamam, ben görev almak istiyorum' dedi. Bu kadar heyecanlı bir arkadaştı. Aytaç kardeşimiz mesela bize hemen olumlu cevap vermişti. Bazı arkadaşlar düşündükten sonra aramıza katıldı. Tabi normaldir o da ailesiyle istişare etmek istemeleri.

Kazım abinin orda yaptığımız listeleri gözden geçiriyorduk. Konuştuğumuz arkadaşlar, onların kanaatlar ne oldu işte. 'Ben şunla şunla görüştüm. Olumlu baktı, yarın cevabını vereceğini söyledi. Bazıları kabul etmedi. Şu kabul etti.' gibi değerlendirmelerde bulunuyorduk. Yine Metin Beyin listesinde şuan il başkanlığı yapan arkadaşın ismi vardı. Kendisini bu akşam davet ettiğini söyledi. Hatta 'dur bakayım nerede hemen arayayım, görüşecektik' dedi. Arkadaşta zaten Kazım abinin karşısında diş doktoru arkadaşın muayenesi var. Dişinden tedavi görüyormuş. Tedavisi bittikten sonra geleceğini söyledi. Biz oturup değerlendirmelerimizi yaparken arkadaş geldi. Metin Bey, Ak Parti kuruluş çalışmalarını yürüttüklerini bu beyanda kendilerinin de il yönetiminde görev almasını istediklerini filan söyledi.

 

Erdal: “Ramazan Kurtulmuş Beye mi?”

 

Balta: “Ramazan Beye. Tabi sanıyorum arkadaş o dönemde Anavatan yönetimindeydi. Kazım abi de Anavatan yönetimindeydi ama o kuruluş aşamaları başlar başlamaz istifa etmiş, kaydını yaptırmıştı Ak Parti'ye gelmişti. Arkadaşta Anavatan yönetimindeydi. Fakat o arkadaşında basında daha önce de söylemiştik, görüşmüştük. Tepkiye yakın bir ifadesi oldu. Bir siyasi söylemde bulundu. Siyasi manifesto çekti bize.

Erdal: “Nasıl bir tepki verdi, nasıl bir söylemde bulundu?”

Balta: “Bizde kendisi çıktıktan sonra ne kadar yanlış bir yolda olduğumuzu ve ne kadar kötü şeyler yaptığımızı filan düşündük yani.”

“Bu işin olmayacağını, beyhude bir işmiş gibi bu kanaatteydi. Zaten dediğim gibi o dönemde Anavatan da olsun, diğer şeylerde zaten basın biliyorsunuz manşetler atıyordu.

Bu insanlardan Abdullah Gül'ün, Bülent Arınç'ın, Tayip Beyin resimlerini eşleriyle birlikte bunlardan hiçbir şey olmaz, mahalle muhtarı bile olmaz. Artık bunların siyasi hayatı bitti filan gibi. Demek ki kendi partilerinde filan da bunlar görüşülüyordu ki arkadaşın o paralelde bize tabiri caizse siyasi tavsiyeleri oldu.”

Erdal: “Ne tarz tavsiyeleri oldu? Neler söyledi?”

Balta: “Zaten kendisinin görev almayı düşünmediğini, zaten de görev almadı o dönemde. Bu olaydan bir şey çıkmayacağını, yani Ak Parti'den. ”

Erdal: “Daha önce Refah Partisi kapatılmıştı, onlardan mı bahsediyor.”

Balta: “Daha önceki partiler kapatılmıştı. Olan ortada. Bundan bir şey çıkmayacağını. Bu beyanda da bize tavsiyelerde bulundu arkadaş. “

Erdal: “Tekrar bu partide kapatılır diye mi düşünmüş.”

Balta: “Herhalde öyle konuşuyorlardı. Çünkü dediğim gibi Türkiye düdüğün çalmasının çok kolay olduğu bir ülke. Tekrar düdük çalabilirdi, onlara göre. Düdük çalarsa bu sefer işlerin daha kötü olacağını, falan düşünüyorlardı herhalde. Dediğim gibi o dönemde ben tekrar burda görev alan arkadaşları cani gönülden kutluyorum gerçekten zor dönemlerde insanların fişlendiği insan avının yapıldığı dönemlerde ve görev alan arkadaşlarda aslında belli riskleri göze alıyorlardı. Tekrar orada görev almış arkadaşlarıma ben burdan tekrar teşekküre etmek istiyorum. Herkeste o cesareti gösterememiştir.”

Erdal: “ Ramazan beyin ne zaman Ak Parti'ye geldiği konusunda bilginiz var mı?”

Balta: “Valla tabi Ak Parti iktidar olduktan sonra sanırım. Demek ki, tezi yanlışmış yani. Bundan bir şey çıkmaz. Bu harekattan bir şey çıkmaz dediği hareket Türkiye'de tek başına iktidar oldu yani.

 

Bazı isimler belki kamuoyunun beklemediği isimlerdi ama yani biz tabana yaymak açısından böyle bir şeyde bulunmuştuk. En azından başlangıç açısından tabi o dönemde güzel bir parti binası tuttuk. Ama hiç paramız yoktu, yukarıdan gelmiş paramız yoktu. Biz bütün arkadaşlardan pamuk eller cebe diyip işte bütün masraflarımızı kendimizin karşıladığı bir parti binası kurduk. Tabi her akşam açmaya gayret ediyorduk. Yani zaten 9 ay gibi bir süre gitti. Ondan sonra 3 Kasım 2002' ydi, seçimler oldu.”

Erdal: İl yönetiminden sonra merkez ilçe yönetimi oluştu galiba değil mi?”

Balta: “Evet il yönetimi kurulduktan sonra, Metin Bey ilçe başkanı arkadaşlara yetki verdi.”

Erdal: “Siz merkez ilçe başkanı görevindeydiniz değil mi?”

Balta: “Tabi ki merkez ilçe başkanı, il başkanının nüktesindeydi o. Yani merkez ilçe başkanlarına görevi vermek il başkanının yetkisindeydi. Bende merkez ilçe teşkilatını kurdum.”

Erdal: “Siz merkez ilçeyi kurdunuz. İlçeler mi başladı ondan sonra. Metin bey dedi ki biz beraber gittik, Sezai beyle ilçelere. Nereye gittiysek beraber gittik, beraber dolaştık, beraber teklif götürdük, diye bahsetmişti. Onun için ben ilçeleri de sormak istiyorum size.

Balta: “Şimdi ben merkez ilçe başkanıyım ama siyasette bir geçmişimizde olduğu için en azından Refah döneminden ya da Doğru Yol Partisi'nden siyasi camiayı çok iyi tanıdığımız için Metin beye hem arkadaşlığımız da var, o paralelde tabi biz diğer ilçelerdeki çalışmalara da beraber gidiyorduk.

Erdal: “Bozüyük'te kimle görüştünüz o dönemde?”

Balta: “Bozüyük'te o dönemde ilk önce ağırlıklı olarak şuanda Ticaret Odası'nda görev yapan gıda toptancısı bir abimiz var. Şimdi şuan da ismini hatırlayamayacağım. Yani Bozüyük'te aslında baya görüşmelerimiz oldu ama yani dediğim gibi burada da aynı şeylerle karşılaştık. İnsanlar biraz tedirgin bakıyorlardı bu olaya. Yani böyle bir parti kuruluşuna sevinçle karşılıyorlardı ama çoğu insanlarda 28 Şubat 97'de toplumun üzerinden bir dozer geçmişti. İnsanlar sağa sola savrulmuştu, korkuyordu insanlar. Türkiye'de düdüğün her an ötmesi çok kolay.

Erdal: “Teklifi götürdüğünüz zaman bunları hissettiniz o zaman. Teklif götürürken çekinceler var mıydı?”

Balta: “Tabi bizim teklifimizi kabul etmeyen arkadaşlarda oldu. Kalbimiz, gönlümüz sizinle bu hareketi doğruda buluyoruz ama şuanda ben müsait değilim diyenlere de teşekkür ettik. Bazı arkadaşlarımız bize hemen olumlu verdi, bazı arkadaşlarımız düşündükten sonra cevap verdi. Yine de ben çok iyi bir kadro kurulduğunu düşünüyorum. Hatta yeni arkadaşlar siyasete tedirgin bakıyorlardı. 'Siyaset hep kötü derler, Sezai Bey işte sizde geçmişte siyaset yapmışsınız. Nasıl olacak? Nasıl gidecek?' Bazı arkadaşlarla yeni tanışıyoruz tabi. Ben her zaman şunu söyledim. Aklımın erdiğince ve dilimin döndüğünce, siyaset sonuçta bir kurum insanlara bir anlamda hizmet ediyorsunuz, bir hizmet aracı. O kötü olursa insanlar vasıtası ile kötü olunur, iyi olursa yine insanlar vasıtasıyla iyi olunur. Onu güzelleştiren de çirkinleştirende yine insandır. Yani bizler olaya güzelliklerle bakarsak, güzelliklerle katılırsak sonuçta bu kurumda güzel şeyler ortaya çıkartır.”

Erdal: “İlçelerde çok rahat kuruldu mu? Yoksa çekincelerle biraz zor mu kuruldu. Götürdünüz, teklif ettiniz ilçelerde hemen kabul edilip kuruldu mu? Yoksa bazıları kabul etti, kabul etmedi, kurucu ilçe başkanını bulmakta sıkıntı çektiğiniz oldu mu?”

 

Balta: “Biz herhalde Bilecik olarak biraz Türkiye geneline göre zor kurduk herhalde. Çünkü toplantılara gittiğimizde Tayip Bey de pek çok ilde artık kurulmamış ilçe teşkilatı bile hatta belge teşkilatına kadar kurulmamış ilçe teşkilatı kalmamışken bizim kurulmamış ilçe teşkilatları olduğunu görüyorduk. Bütün Türkiye'de kurulmuştu. İlçe teşkilatlarından bazıları kurulmamış ender illerden biriydik.”

Erdal: “Orada toplantıdaydınız bir şey söyledi mi, genel başkan?”

Balta: “Bunda aslında il başkanı Metin Beyin tabi şöyle bir düşüncesi vardı. Bütün arkadaşlar oraya gittiğimizde tamamen kendisinin de onlar gibi bu davanın neferi olduğun, herkesin eşit sorumlulukta olması gerektiğini, bu partinin hiçbir zaman ağa babasının olmayacağını herkesin sorumluluğa katılması gerektiğini söylüyordu. Bazı teşkilatlardan bazı şeyler bekliyordu. O şartlarımızda yoktu. O biraz kurmayı kuruluşları geciktirdi veya zorlaştırdı, öyle söyleyeyim. Tabi bunların hepsi bir masraf gerektiriyor. O vesileyle biraz bazı ilçelerde sıkıntı çekmiş olabiliriz.”

Erdal: “Bugün Ak Parti'nin seçilmiş kişileri var. Milletvekili Fahrettin Poyraz, Belediye Başkanı Selim Yağcı, Ak Parti İl Başkanı Ramazan Kurtulmuş kuruluş aşamasında onlarda var mıydı?”

Balta: “İlk kuruluş aşamasında onlar yoktu. Dediğim gibi zaten biz seçimlerden 8-9 ay önce gibi kuruluş çalışmalarımızı bitirmiştik. Yani genel başkanımızın talimatı üzerine işte her akşam partiyi açıyorduk. Bir çaycı abimiz vardı. Bazen bazı akşamlar hiç gelenimiz olmuyordu. Bizde demlediğimiz çayı bitirinceye kadar oturuyorduk partide. Bazen de birkaç kişi geliyordu ışığı görünce hani esnaf ilk müşteri geldiğinde nasıl sevinir, bizde öyle sevinirdik. O insanların üstüne atlayacakmış gibi aaa birisi geldi filan. Bunlar bazen tanıdık insanlar olurdu. Bazen de inşaatta çalışan arkadaşların geldiğini hatırlıyorum. Tanışmadığımız arkadaşlardı, sadece Tayyip Erdoğan ve Ak Parti hareketini biliyorlarmış. Arkadaşlar geldiler ve kendi arzularıyla üye olmuşlardı. Ama bahsettiğiniz isimler ilk başta yoktu.”

ERDAL: “Daha sonra milletvekili seçimi, genel seçimler yaklaştı. Aday adaylıklarının belirlenme süreçleri başladı. O dönemde aday adayları vardı. Nasıl gelişti, o süreci anlatır mısınız?”

Balta: “Metin bey, illa ki ben bu partide görev aldım, il başkanıyım, mutlaka milletvekili benim hakkım, ben olmak istiyorum. Hatta her zaman ben bu işten tabiri caizse nasıl yırtarım anlayışı içerisindeydi. Tamam yani biz bu kuruluşta görevimizi yaptık. Bundan sonra olmasak da olur anlayışı vardı.

Biz o ülkenin geçtiği zor durumları düşünerek siyasi itibar peşinde olmadık. Ben bugün bu sözüme Allah rızası için tuttuğum orucu şahit gösterebilirim. Yani hiçbir zaman siyasi ikbal peşinde, yani siyasi ikbalimiz nasıl olur anlayışıyla girmedik. Bende iki kız babasıydım. Onlarda yarın üniversite öğrencisi olacaktı. O genç kızlarımızın üniversite önlerinde itilip kakılmaları kanımı donduruyordu. Yarın benim çocuklarında aynı duruma düşmesin diye bir görev almamız, bir sorumluluk almamız, bilincindeydik. Benim hep hareket noktam bu olmuştur. Hep bu niyetlerle ben bir şeyler yapmaya çalışmışımdır. Bir şey olmak istediysek bizim o da hakkımız olabilir. Yadırganacak bir durum yok. Ama biz onu hiçbir zaman öncelik olarak almadık. Hatta Metin beyde, ben biraz istekliksizlik görüyordum. Dedim ki o zaman; 'Başka isimler mi bakalım? Ne yapalım? Var mı kafanda isim?' dedim. Biz o zaman Selçuk Beyle kuruluş aşamasında da görüşmüştük, kendisini ziyaret etmiştik. İş adamlarıyla da Selçuk Bey gibi ilimizin değerli iş adamlarıyla görüşmelerimiz olmuştu. O da maddi, manevi herşeyinizle yanınızdayım demişti. Bu olayı sevinçle karşılamıştı.”

Erdal: “Bahattin Şeker'e teklif götürdünüz mü?”

Balta: “Hayır, Bahattin Şeker'e teklifimiz olmadı. Biz o aşamada Üzeyir Bey ile tanıştık, Gölpazarı'ndan. Zaten Metin Beyin hemşehrisiymiş. Sanırım Ankara'da eğitimciydi. Görev yapıyordu. Aynı zamanda yayın evleri filan vardı. Ankara'ya gittiğimizde de kendisi de bizimle oluyordu, onunla görüşüyorduk ve o arkadaşında böyle bir niyetinin olduğunu öğrendim. Tabi sonra seçim sahtı mahaline girdikçe başka arkadaşlar, adaylar ortaya çıktı.”

Erdal: “Kimler vardı?”

Balta: “Fahrettin Bey bir gün Metin Beyin bürosunda, Metin Bey telefon etti sanırım. 'Gelir misin? Bir arkadaşımız var, ziyarete gelmiş görüşmek istiyor, görüşüyoruz' dedi. Gittiğimde Fahrettin Beymiş tabi tanıştık. Bende kendimi merkez ilçe başkanı olarak tanıttım. Yani zaten tanıyorum yanlış olmasın ama o dönemde adaylık müracaatını Ankara'dan yapmış. Ama bir Üzeyir Bey, adaylık müracaatını Bilecik'ten yapmıştı. Ankara'dan müracaatı kabul edilmemiş. Burda Osmaneli'nden sonra ilçe teşkilatlarımızdan şuanda ismini hatırlayamadığım bir arkadaşımız aday olmuştu.

İlçe yönetimlerinden bir arkadaştı tabi gayet demokratik bir haktır. İsteyen yönetimlerden istifa edip aday olabiliyorlardı. Teşkilatlarda bir şecim olacağı söylenmişti. Onların hazırlıkları yapılmıştı.

Erdal: “Seçim ön yoklamayla mı yapıldı?”

Balta: “Teşkilat yoklaması işte iki milletvekili çıkmasıyla dolayısıyla herkes oy kullanacaktı. 4 arkadaş vardı sandığa giren.”

Erdal: “Sıralamayı yanlış hatırlamıyorsam; 1. sırada Üzeyir Yıldırım, 2'de Metin Yücel, 3.'de Alper Beydi galiba, 4. sırada da Fahrettin Bey vardı. Ama aralarında fazla da bir fark yoktu galiba bildiğimiz kadarıyla. “

Balta: “Herkes iki oy kullanmak zorunda olduğu için o da garip bir istemdi yani ordan birinin olmasını istiyorsunuz. Birinin de olmamasını istiyorsunuz. İkinci oyu olamamasını istediğiniz insana veriyorsunuz. Ama herkes öyle düşünürse bu sefer o insan birinci sıraya gelebiliyor. Yani o insan biraz mantığı da karışık bir sistemle ama genel merkez öyle Bir şey belirlemiş.”

Erdal: “Genel merkez adayı belirledi.”

Balta: “Seçimden sonra Ankara'dan gelen görevli arkadaşın önünde sayımlar yapıldı. Dediğiniz sıralama ortaya çıkmıştı. Tabi bu sıralamanın kesin olmadığı, kesin kararı Ankara'nın belirleyeceğini söylediler. İşte bir dönem sonra da Ankara'nın genel merkezin belirlediği adaylar açıklanmış oldu. “

Erdal: “ Sonra seçim stardı verildi.”

Balta: “O adaylıkta Fahrettin Bey birinci sıraya yerleştirilmiş, Metin Bey ikinci sıradaydı.”

Erdal: “Metin Bey istifa etti sanırım, değil mi?”

Balta: “Metin Bey ikinci sıradaydı. Diğer arkadaşlar üçüncü ve dördüncü sıradaydı. Yani o şekildeydi. Metin Bey istifa etti. Ben aslında istifa etmemesi konusunda kendisine ricacı oldum. Yani hatalı olacağını yapmaması gerektiğini filan söyledim. Ama artık kendi takdiridir, o şekilde uygun gördü.”

Erdal: “Metin Beyin ikinci sıra milletvekilliği adaylığından sonra da Üzeyir Bey ikinci sıraya geldi ve seçim çalışmaları başladı.Sizde merkez ilçe başkanı olarak devam ettiniz.”

Balta: “Tabi dediğim gibi ilk defa seçim yaşayacak teşkilatlarda kadroların % 95'i ilk defa seçim yaşayacaktı. Hiç kimsenin bir seçim tecrübesi filan yok.”

Erdal: “Sizden başka siyasetçi yoktu.”

Balta: “Evet. Burdan hep kendimize bir pay çıkarmış olmayalım. O manada söylemek istemiyorum ama tabi birde merkez ilçe başkanısınız bir sorumluluğunuz var. Çoğu arkadaştan da yaşça büyük oluyorsunuz. Siyasi tecrübeniz, yaşamış olduğunuz siyasi bir birikim var. Zaten Metin Beyi de razı edemedik. Kararından döndüremedik. Böylede olunca yük birazda bizim üstümüze binmiş oldu. Gücümüzün yettiği kadar çalışmalara katıldık. Tabi merkez ilçe başkanı olmamız dolasıyla merkezde yapılan bütün çalışmalara gücümün yettiği kadar katıldık.

Erdal: “Sonuçlar tahmin ettiğiniz gibi miydi?”

Balta: “Yapılan kamuoyu araştırmaları zaten Ak Parti'nin 1. parti olacağını, seçimlerde iktidara geleceği sinyalini veriyordu zaten. Ama bazen de Bilecik'e bir bakıyordum. Yapılan çalışmalara bakıyordum, işte bir genel başkan geliyordu son bir haftadayız, son on gündeyiz partide 10 tane insanı bir araya getiremiyorsunuz. Neden diyordum? Arkadaşlarda bu inanç mı yok? Hala korku mu var? Ben bunu o zamanda çözememiştim. Ama sonuçta burada bir milletvekili çıkarmış olduk. “

Erdal: “Milletvekili seçimlerinden sonra teşkilatta bir değişiklik oldu galiba o nasıl oldu?”

Balta:Bu siyasi çalışmalar sırasında bütün arkadaşlar aynı şekilde siyaseti kaldıramadı. O gün için belki bizim teklifimize olumlu cevap verdi ama siyasi çalışmalarda beklenen performansı gösteremedi. Çalışmalara katılamadı. Ondan sonra söyle bir durum ortaya çıktı arkadaşlarla dedik ki; bizim parti artık iktidar olmuş. Yarım yamalak kadrolarla bu işi götürmemiz zor. İşte bu çalışmalar sırasında da hiç partide görevi olmayan insanlar, yönetimde görevi olan insanlardan çok daha fazla çalıştı.Yani böyle bir görüş oluştu. Yeniden bir teşkilatlanma çalışması yapalım. Bu anlayış çerçevesinde bütün arkadaşlar istifa edelim. Bunu o zaman ki milletvekiline de söyledik. Kendisi de karar tamamen size ait dedi. Biz dedik ki bu istifalar olsun. Genel merkeze de diyelim ki işte oldu ama yeniden burda çalışmak isteyen arkadaşlarla, bundan sonra bu işi götürmeyi düşünen arkadaşlarla yeni teşkilatlar oluşturalım diye düşünmüştük. Bu tabi Ankara'ya farklı şekilde iletilmiş. Tabi o da bizi üzen bir konu oldu. “

Erdal: “Bu son anlattığınız konu, çok tartışıldı, senelerce tartışıldı. İstifa sebebinizi sizi bir daha söylerseniz memnun oluruz.”

Balta: “Genel başkan gelecek diye Acar Restoran'ın önünde toplanıyoruz. Bir akşam önceden görev dağılımı yapmışız toplayabildiğimiz arkadaşlarla. Onlara da görev vermişiz. Sen meydan da durursun, sen şu hazırlığı yaparsın, sen otobüs gelince onu meydana sokarsın, karşılama gurubu gibi eldeki arkadaşlarla bir görev dağılımı yaptık. Ama sabah oluyor, arıyorum bazı arkadaşları bazıları uykudan uyanmamış. Genel başkan gelecek yolda restoranın önüne gidiyoruz, elimizde bayraklar flamalar var. Telefonlarla arkadaşları çağırıyoruz. Aman ya nolur gelin, şuraya gelmiş, buraya gelmiş, üç arabayız, beş arabayız. Naptık, rezil olduk. Neyse arkadaşlar gelmeye başladı. Ben diyorum ki arabalarınıza bayrakları asın, posterleri yapıştırın. Tabi burada hiçbir arkadaşı itam etmek. Tekrar eskiye gidip, üzücü veya kırıcı olmak istemiyorum ama bir gerçektir, bunu da söylemek zorundayız. “

Erdal: “Yönetimde olmayıpta daha çok çalışanlar vardı. Onları göz önünde bulundurarak siz istifa etiniz değil mi?”

Balta: “Vardı, arkadaş hem yönetimde telefon etmişiz, sanki böyle rica, minnet gelmiş. Al şu bayrağı as veya posteri arabana yapıştır diyorsun. Bana bir arkadaşın verdiği ben burada ismini zikretmeyim ama konuşmanın sonunda illaki kim bu arkadaş derseniz ben o ismi size verebilirim. Dedi ki; “Ya abi ben arabayı şimdi yıkadım, geldim. Bantta camda leke yapıyor. Ben arada böyle gidiveririm” dedi. Sonradan bu arkadaş belediye meclis üyesi oldu. Yani bu da siyasetin bir parçası, başka bir yönü.

Kendi köyüne götüremediğimiz arkadaş il genel meclisi üyesi oldu. Ama buna rağmen biz onun için dedik bu işi kaldıramayacak olan varsa işin başında, yolun başında bıraksın. Ben bu işi kaldıramıyorum, olmadı, bana ağır geldi bu iş der. Bak ne güzel yeni arkadaşlar çıktı, bu mücadele içerisinde bu arkadaşları yönetime alırız. Düşüncemiz buydu. Tamamen bu düşünceler içerisinde istifa ettik. Hatta bu görüşü savunan öndeki arkadaşlardan biriydim. Ne bir milletvekilini protesto etmek amacıyla, ne de başka bir amaçla niyetimizin bu olduğuna bütün kutsal değerlerimi sahit gösterebilirim yani. ”

Erdal: “O zaman milletvekili Fahrettin Bey'e bu durumu anlattınız değil mi? Başı çektiğinize göre bu konuda konuşmuşsunuzdur, anlatmışsınızdır.”

Balta: “Sanırım o akşam il, ilçe katılımlarıyla bir toplantı oldu. Hatta istifalar verildikten sonra en son kağıtları falan da sanıyorum Kazım abi topladı, milletvekiline teslim etti. Sayın vekilin kendisi de oradaydı, kendisine teslim etti. Ama olay Ankara'ya farklı intikal etmiş, o bizi üzdü.”

Erdal: “İntikal ettiren milletvekili Fahrettin Bey mi?”

Balta: “Evet. Çünkü istifa dilekçeleri ona teslim edildi.”

Erdal: “Ne şekil intikal ettirilmiş?”

Balta: “Ne şekilde intikal ettirilmiş, biz ancak biraz tahmin yapabiliyoruz. Ama bir dönem sonra o sessizliğin arkasından yeni il yönetimi oluşturuldu. Ve biz o il yönetiminin dışındaydık.”

Erdal: “İstifa edenlerin tamamı mı yoksa bir kısmı mı yönetim dışında kaldı?”

Balta: “Zaten bütün yönetimler olarak istifa etmiştik. Demek ki bu zaman zarfında bazı artık görüşmeler konuşmalar olmuş, demek ki bazı arkadaşlar bazı makamları daha fazla istiyorlarmış. O arkadaşlar göreve getirildi. Tabi sonuçta o arkadaşlara da kalmadı bu iş.

Olayın arkasına bakarsınız o dönemde il başkanı kimin olduğu da bellidir. Yönetimlerde kimin olduğu da bellidir. “

Erdal:“Kim o dönem il başkanıydı?”

Balta: “Artık onu da gazeteci olarak siz bileciksiniz. “Benim ilçe yönetiminde olan bir arkadaşımızdı. Ben burdan isimlerini zikretmeyeceğim. “

Erdal: “Kemal Ünver miydi?”

Balta: “Yok, Kemal Bey değildi. Onu da isterseniz röportajın(toplantının) sonunda söyleyebilirim.”

Erdal: “Kimdi hatırlamaya çalışıyorum.”

Balta: “Ben ki o arkadaşı 3-4 kere ayağına giderek yönetime aldım. Baştan böyle bir şeyi düşünmediğini söyledi.”

Erdal: “İbrahim Ertan mı? “

Balta: “Evet il başkanlığı yapan İbrahim Ertan'dı. Ama ismi siz söylediniz.”

Erdal: “Bu zaten gizli saklı bir şey değil. Bizim gazetelerde de var. Aytaç Yılmaz'dan sonra o dönemde Metin Bey'den sonra il başkan yardımcısı Aytaç Yılmaz seçimlere gitti. Ondan sonraki yeni yönetimde de İbrahim Ertan. ”

Balta: “Evet aslında İbrahim Ertan, bir gün babasının yanında çalışan eleman bana geldi. İbrahim Ertan'ın milletvekili adayı olmak istediğini de söyledi. Ben hayhay dedim. Hatta telefon açtım, 'İbrahim'cim böyle bir niyetin varsa, hayhay' dedim. 'Biz bundan mutlu oluruz' dedim.

-'Yok, yok. Öyle bir niyetim yok' dedi .

Yönetimden filan istifa etmemişti. Ama tabi işin gerçeğine dönersek, biz bunlardan üzüldük yani.”

Erdal: “Sonra bir daha partide görev almadınız galiba. Bir daha Ak Parti'de göreviniz olmadı değil mi?”

Balta: “İlk etapta bu olay karşısında ne yapalım diye düşündük. En azından dedik ki; gidelim bakalım. O zamanda teşkilatlanmadan sorumlu genel başkan yardımcısı Hayati Bey'di. Buradan 9-10 kişilik bir grup Ankara'ya gittik. Hayati Bey'den randevu aldık., yanına gittik. Durumu söyledik, yani bu istifa nedenini filan söyledik. Hata kendisi olaya bu şekilde kendisine iletilmediğini söyledi.”

Erdal: “Ne şekilde iletilmiş.”

Balta: “Bu şekilde iletilmedi dedi, bana. Bu şekilde iletilmedi. Hatta hemen telefona sarılıp, Fahrettin Bey'i meclisten çağırdı. Bir saat süre zarfında da Fahrettin Bey'de yanımıza gelmişti, odaya. Orada da konuştuk. Hep beraber burdayız. İşte ben merkez ilçe başkanı olarak insanlarda şahittir, herkes şahittir, Allah'ta şahittir biz o dönemde inandığımız dava uğruna gücümüzün yettiği kadar, aklımızın erdiği kadar kendim ve eşimde benim kadar çalışmaların içerisinde olmuştur. Gayret ettiğimizi, seçimlerden sonra da böyle bir sıkıntı üzerine bu tür bir davranış içerisinde olduğumuzu söyledik. Ondan sonra Hayati Bey orada gördüğüm kadarıyla o da şaşırmış gözüküyordu ve bunu mutlaka düzelteceğim dedi. Ama düzeltilmedi, bilemiyorum bir düzeltme olmadı. Sonra da bahsettiğim arkadaşın il yönetim kurulu listesi geldi. “

Erdal: “Daha sonra sizde bir daha teşkilatlarda yer almadınız. Mesafeli oldunuz galiba Ak Parti'ye. Daha sonra size gelen oldu mu? Kırgınlık olmasın, gelin yine Ak Parti'de aktif görev alın gibi görüşme olmadı mı? ”

Balta: “Yok, öyle çokta olmadı. Aslında tabi daha önce yönetimlere aldığımız arkadaşlarında bir kısmı yönetimdeydi. Akabinde mahalli seçimler felan oldu. Mahalli seçimlerde de çok çok fazla en azından dışarıdan ne düşünüyorsun. Neler yapılabilir filan gibi çok fazla öyle söz konusu olmadı. Tabi biz bunların bütün hepsini Allah'a havale ettik. Ama birgün inşallah söz konuşu olaylar için arkadaşlar için ahirette Rabbim'izin huzurunda hesaplaşma hakkında saklı tutuyorum da. Bunu da burada söylemeden geçemeyeceğim. Ben ve eşim. Çünkü o da bu çalışmalarda çok aktif olarak bulundu. Hatta birkaç kere seçim çalışmaları yaparken çok farklı, bir bayana yapılmaması gereken hakaretlere uğradığını akşam değerlendirmelerimizde ağlamaklı filan oluyordu. Ama biz bu işi niye yaptığımızı hep zaten başında birbirimize söylemiştik. Benim siyasi hayata girişimle eşimle olmuştur. Doğru Yol Partisi çalışmalarında da kendisi aktif olarak kadınlar komisyonunda çalışmıştır. Değerli eşim olarak diyeyim, bu konudaki ahiretteki hesaplaşma hakkımızı saklı tutarak Allah'a havale ettik o konuları.

Erdal: Ak Parti'nin kuruluşuna dair röportajlarımız devam edecek.

Bu haber toplam 0 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.