"TARLADAN ÇATALA DEĞİL, TOPRAKTAN ÇATALA"

"TARLADAN ÇATALA DEĞİL, TOPRAKTAN ÇATALA"

 

Sinan Önce

Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Gıda İşleme Bölümü tarafından "Temiz Toprak Güvenilir Gıda" paneli düzenlendi. Üniversite konferans salonunda düzenlenen panele Vali Yardımcısı Mehmet Öksüz, ilçe ziraat odası başkanları, üniversite öğrencileri ve Kız Meslek Lisesi Gıda Teknolojileri Bölümü öğrencileri katıldı.

Panele konuşmacı olarak katılan Gıda İşleme Bölümü Öğretim Görevlisi Mesut Kaplan, Bilecik'te toprak ve su kirliliğinin gıda güvenliğine etkisinden bahsederken diğer konuşmacılar Ziraat Yüksek Mühendisi ve gazetemiz yazarı Ferruh Erdovan toprağın korunması ile arazi kullanımındaki kanun yönetmelik ve tüzükten, Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğünde görevli Ziraat Teknikeri Cevdet Güngör Bilecik'teki toprak ve sudaki nitrattan, Bilecik Ziraat Odası Başkanı Ahmet Sevinen ise çiftçilerin toprak ve su kirliliği konusundaki problemlerinden bahsetti.

"Tarladan çatala değil, topraktan çatala"

Yaklaşık 2 saat süren panelde ilk olarak Gıda İşleme Bölümü Öğretim Görevlisi Mesut Kaplan konuştu. Kaplan, gıda sektörünün alt yapısının sağlam bir sektör olduğunu ifade ederek, devamlı denetlenen ve göz önünde bulunan bir sektör olduğunun altını çizdi. Bakanlığın da bu konuda titiz bir çalışması olduğuna dikkat çeken Kaplan, gıda ile ilgili hatalı işlem yapan firmaları gün yüzüne çıkararak internet üzerinden bu firmaları deşifre ettiğini belirtti. Fakat buna rağmen gıda ile ilgili denetim mekanizmasının arttırılması gerektiğini kaydeden Kaplan, gıda prensibinin tarladan çatala değil, topraktan çatala olarak değiştirilmesi gerektiğini söyledi. Toprağın çok önemli olduğunu da ifade eden Kaplan, ürünleri doğrudan etkilediğinin de altını çizdi. Konuşmasının devamında toprak ve suyun izlenmesi gerektiğini vurgulayan Öğretim Görevlisi Kaplan, Sakarya, Göksu ve Karasunun çok kirli olduğunu bununla ilgili somut bir çalışma göremediğini söyledi. Toprak ve suyun et ile tırnak gibi bütün olduğunu ifade eden Kaplan, bunların birbirini bütünleyen iki parça olduğunu, bu ikisini içine alan bir kurumun acilen kurulması ve toprak ile suyun tek sahibinin olması gerektiğini kaydetti.

"Şuan da dünyada 20 milyar nüfusu besleyecek imkan var"

Bir ülkenin sanayiliştikçe, modernleştikçe tarım arazileri yerine mesken yerlerinin türediğini ifade eden Kaplan, buna bağlı olarak da çiftçilerin göç ettiğini belirtti. Dünyanın geleceğini tehdit eden unsurların devam ettiği sürece ileride açlık ve kaos ortamı oluşacağını bildiren Öğretim Görevlisi Kaplan, dünyadaki açlığın olmasının gelirinin adaletsiz şekilde dağılmasından kaynaklandığını ve şuan da dünyada 20 milyar nüfusu besleyece şekilde imkan olduğunu bildirdi. İnsan yaşamı boyunca 70 bin kez yemek yediğini ve bunun 60 bin ton yemeğe bedel olduğunu ifade eden Kaplan, gıda güvenliği için dikkat edilmesi gerekleri söyledi. Gıda sektörünün temel hammaddesinin toprak ve suda yetiştiğini ifade eden Kaplan,  günümüzde buna bağlı olarak da kanser hastalıklarının arttığını belirtti. Gıdadan kaynaklanan hastalıklardan bahseden Öğretim Görevlisi Mesut Kaplan, 1940 yıllarında olmayan fakat bugün 80 bin sentetik kimyasal maddenin dünyada bulunduğunu söyledi. Çocuklarımızın, torunmlarımızın hatta kendimizin geleceğinin büyük tehlike altında olduğunu belirten Kaplan, dünyadaki ekolojinin çevre kirliliği yüzünden bozulmasından geleceğimizin tehlike altında olduğunu kaydetti. 

"Kırmızı biber kanserli hücreleri öldürüyor"

Konuşmasına insan vücudundaki başlıca kimyasal toksinleri anlatarak devam eden Kaplan, daha sonra kanser hastalığının nedenlerini anlattı. Kırmızı biberin kanserli hücreleri öldürdüğünü belirten Kaplan, bu biberin normal hücrelere ise dokunmadığını bildirdi. 

Konuşmasının sonlarında Kaplan, Bilecik'teki kanser dağılımına değindi. Yıllara göre Türkiye ve Bilecik ortalamasına bakıldığında ilimizde erkeklerin kanser olma olasılığının yüksek olduğuna değinen Kaplan, Türkiye ortalamalarının üzerinde kanser olma ihtimalimizin olduğunu belirtti. 

"Bilecik'te doğrudan doğruya Sakarya nehrini kirleten sanayi kuruluşu yok"

Bilecik'te doğrudan doğruya Sakarya nehrini kirleten sanayi kuruluşunun olmadığını ifade eden Kaplan, Sakarya nehrini kirleten evsel atıkların olduğunu ve bunun suçlusunun da belediyeler olduğunu söyledi. Sakarya nehrinde sanayi kirliliği yapan şehirlerin Eskişehir ve Bursa olduğunun altını çizen Kaplan, fakat Adapazarı halkının ise bu nehri Bilecik'in sanayisinin kirlettiğini bildiğini söyledi.

Kaplan'ın konuşmasının ardından, Ziraat Yüksek Mühendisi ve gazetemiz yazarı Ferruh Erdovan konuştu. Erdovan, Atatürk'ün toprağa çok önem verdiğini belirterek bunun en büyük kanıtının toprak için cephelerde savaşarak gösterdiğini bildirdi.

"Toprak uğrunda ölen varsa vatandır, işlersende karnını doyurandır" 

"Toprak uğrunda ölen varsa vatandır, işlersende karnını doyurandır" diyen Erdovan, toprağın oluşumundan bahsetti. Türkiye'deki tarım arazilerinin toplamının 26 milyon 546 bin Hektar olduğunu belirten Erdovan, bunun 4 milyon hektarının amacı dışında kullanıldığını söyledi. 9-10 bin yıldır kullanılan toprağın çoğu özelliğinin bozulduğunu ve toprağın yorulduğunu ifade eden Erdovan, toprağın bir ürün olduğunu ve 1 cm toprağın oluşması için en az 300-400 yıl geçmesi gerektiğini belirtti. Toprağın bir sistem olduğunu ve topraktaki solucanların bu sistemde çok önemli bir yeri olduğunu bildiren Erdovan, solucanların toprağı alt üst ederek adeta sürdüğünü ifade etti. 

Konuşmasının devamında ülkemizin su kaynaklarından bahseden Erdovan,  Türkiye'nin eskisi kadar toprak ve su bakımından zengin olmadığını söyledi. Toprak sınıflarını anlatarak konuşmasını sürdüren Ferruh Erdovan, Bilecik'te tarım arazisi olarak kullanılmayan bazı arazilerin de tarıma elverişli hale getirildiğini ifade ederek, Bilecik'te 105 bin hektar tarım arazi olduğunu fakat şuan da 118 bin hektarın kullanıldığını belirtti. Erdovan ilimizde tarım için kullanılması gereken bazı yerlerin ise sanayi ve konuta verildiğinin de altını çizdi.

"Toprağı tanımadan sahip çıkamaz ve işleyemessin" 

"Toprağı tanımadan sahip çıkamaz ve işleyemessin" diyen Erdovan il genelinde ise 430 bin 801 hektar tarım arazisinin olduğunu söyledi. Erdovan ayrıca Bilecik-Vezirhan-Çatalcam bölgesinde ormanlık bir alanda bulunan tarım arazisinin çimento fabrikasına verildiğini bununla ilgili ise kendilerinin dava açtığını, hukuksal işlemlerin ise devam ettiğini söyledi. 

Erdovan'ın ardından Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğünde görevli Ziraat Mühendisi Cevdet Güngör konuştu. Güngör konuşmasında Bilecik'teki toprak ve sudaki nitrat takibini anlattı. Güngör'ün konuşmasının ardından ise Ziraat Odası Başkanı Ahmet Sevinen konuştu. 

"Toprak Koruma Kuruluna Ziraat Odasının muhakkak alınması gerekiyor"

Sevinen, Türkiye'de 3 önemli kurulun olduğunu bunların, toprak koruma kurulu, mahalli çevre kurulu ve mera kurulu olduğunu ifade ederek, Toprak Koruma Kuruluna Ziraat Odasının muhakkak alınması gerektiğini söyledi. Sevinen konuşmasının devamında toprak tahlil laboratuvarı hakkında bilgi verdi. Toprak tahlili konusunda ilimizde sıkıntı olduğunu dile getiren Sevinen, toprak tahlilinin öneminden bahsetti. 

Sevinen ayrıca çiftçilerin domuzlardan çok çektiğini ifade ederek, buna biran önce bir çözümün bulunması gerektiğini söyledi. İnsanların yanlış uygulamalarından tarım arazilerinin fakirleştiğini belirten Sevinen, tarlalarda bitki kokusu yerine ilaç kokularının yükseldiğini söyledi. Sevinen son olarak bilinçli bir gübrelemenin toprak analizi ile olacağını söyledi. 

 

Bu haber toplam 0 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.