ULU ÇINAR İBADETE AÇILDI
Sinan Önce
Bilecik Üniversitesi Ulu Çınar Camii, kılınan Cuma namazıyla beraber açıldı. Kredi Yurtlar Kurumu yanında bulunan Caminin temeli yaklaşık 5 ay önce atılmıştı. Ummalı bir çalışma sonucunda cami dün yapılan törenle ibadete açıldı.
Törene Vali Halil İbrahim Akpınar, Belediye Başkanı Selim Yağcı, Diyanet İşleri Eski Başkanı Dr. Tayyar Altıkulaç, belediye başkanları, İl Genel Meclis üyeleri, siyasi parti il başkanları, il müdürleri ve çok sayıda davetli katıldı.
Bilecik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Azmi Özcan törende yaptığı konuşmada Ulu Çınar Camii'nin açılmasıyla sonsuzluğa bir adım daha atılacağını ifade ederek şunları dile getirdi; "Bugün burada hayırlı bir iş için toplanmış bulunuyoruz. Bu topraklardan bir medeniyet yükseldi ve o medeniyetin 3 ayağı var. Birisi ilim ayağı, birisi irfan ayağı birisi de hükümet ayağı. Hükümet ayağını Osmangazi, ilim ayağını Dursun Fakih, irfan ayağını da Şeyh Edebali temsil ediyor. Ve bunlar birer ulu çınar gibi sonsuzluğa yükseldiler.
Bilecik’te eksik olan bilim ayağı, Bilecik Üniversitesi ile yolculuğuna başlayınca biz de istedik ki; burada da bir ulu çınar yükselsin ve Ulu Çınar Camii kurulsun. Çocuklarımızın zihni engin olsun. Gönülleri dingin olsun. Hem bize, hem insanlığa hayırlı hizmetler versin. Hepimiz onlarla iftihar edelim.
Bünyamin beyin hediyesi İstanbul Müftümüz ve Türkiye Diyanet Vakfı’nın aynı zamanda da Hakkı Ekşi ve oğulları katkılarıyla kısa sürede tamamladık. Birkaç küçük eksiğimiz var. Onlar da önümüzdeki bir kaç gün içerisinde tamamlanır. İstedik ki buradan yolcularımızı böyle güzel bir mâbet karşılasın. Ferahlık bulsunlar. Dileyen gönlünce Rabbiyle ibadet edebilsin, Rabbine hasbihat edebilsin. Hak Teâla nasip eyledi, bugün burada inşallah ilk hutbeyi ilk Cuma'yı hep birlikte idrak edeceğiz ve sonsuzluğa bir adım daha atabileceğiz." dedi.
"İlimle dinin arasına kara kedi girdi"
Rektör Özcan'ın konuşmasının ardından Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hayrettin Karaman konuştu. Karaman konuşmasında uzun zaman ilimle dinin arasında kara kedi girdiğini ifade ederek; "İlim ve bilimle uğraşanlar dinden uzak kaldılar. Dinle uğraşanlar da dünyada olup bitenden ve maddi ilimle alakalarını layık olduğu ölçüde yürütemediler. Böyle bir dengesizlik oldu. Halbuki bize bu cennet vatanı fethedip emanet eden ecdadımız, büyüklerimiz hep bir yanında irfanımızı temsil eden bir zat oluyordu. Bir yanında da ilmimizi temsil eden ulemadan biri oluyordu. Onlar iki ışıktan aydınlık alarak yollarında yürüyorlardı. Yani ilimle din barışıktı. Zaman zaman bunların arasında kara kedinin girmesi arızadır.Şimdi ülkemiz normalleşiyor. Bu normalleşme içerisinde bütün anormalliklerin olmaması lazım. Gelen oluşların temizlendiği bir dönemde ilimle din arasında ve din alimleri ile dünya alimleri arasında sıkı bir irtibatın, dostça bir alışverişin ve üzerimize yüklenmiş olan bu ağır yükü birlikte taşımanın hamlesine başlamış sayılırız." dedi.
"Birbirlerine tahammül edemeyen kesimlerle bir milli bütünlük oluşmaz"
Birbirlerine tahammül edemeyen kesimlerde bir milli bütünlük oluşmayacağını ifade eden Karaman; "Bu normalleşme içerisinde her türlü inanca, her türlü hayat tarzına sahip olan kesimler, önce birbirlerine tahammül etmeyi öğrenecekler. Bu birinci şart. Birbirlerine tahammül edemeyen kesimlerle bir milli bütünlük oluşmaz. Birbirinden nefret eden, birbirini yok etme arzusu içinde olan, böyle bir hedef taşıyan kesimlerle bir bütünlük olmaz. Böyle bir ülkenin insan varlığına da güvenilmez. İslam, kendine inanmayanları yok etmek veya ezmek, onları ikinci sınıf vatandaş haline getirmeyi istemiyor bizden. Onun için bizim bir tahammül sorunumuz yok. İnşallah kendilerini dinden biraz uzak gören, inancı ve hayat tarzı itibariyle dinle pek içli dışlı olmayan insanlar da, bu sefer dindarlara tahammül etmeyi öğrenirlerse, burada bir bütünlük oluşacaktır. Herkes bu ülkede Allah’ın lutfettiği nimetlerden istifade ederek birbirlerine düşmeden, birbirlerini kırmadan, yok etme arzusu taşımadan, güzel, aydınlık ufuklara doğru ilerleyecekler. Bu güzel mabedin böyle bir mekanda inşasını bu yürüyüşün çok önemli bir alameti olarak görüyorum ve katkıda bulunan insanları cani gönülden tebrik ediyorum" dedi.
"Birbirlerimizin düşüncelerine, inançlarına, kılık kıyafetlerine, yaşam tarzlarına saygı göstermeliyiz."
Vali Halil İbrahim Akpınar ise herkesin düşüncelerine, inançlarına, kılık kıyafetlerine yaşam tarzlarına saygı gösterilmesi gerektiğini anlatarak şunları dile getirdi; "İlim ve dinin buluşması. Milli, manevi değerlerimiz ile normal hayatımızın bir arada yürümesi çok çok önemli. Sadece bizim gibi düşünenlere değil, bizim gibi düşünmeyen; tam tersimiz düşünenleri de kavramak, kucaklaşmak, onlarla beraber yaşamak, onların tarzlarına da saygılı olmak, herkesime düşen bir görev. Sadece dindarlara ya da hiçbir dine inanmayanlara ait olan bir görev değil, herkese ait olan bir görev. Birbirlerimizin düşüncelerine, inançlarına, kılık kıyafetlerine, yaşam tarzlarına saygı göstermeliyiz. Üniversitemizin hemen kenarında yolumuzun kenarında güzel bir eser meydana geldi. Bu eserin en başta düşünce aleminde oluşturanlardan düşünenlerden arsasını bağışlayanlardan binanın yapımında maddi manevi desteğini verenlerden tüm çalışanlardan Allah razı olsun. İlimize güzel bir eser kazandırılmış oldu. Sevgiye kardeşliğe barışa sulh ve selamete katkıda bulunan mabet olması dileğiyle hayırlı uğurlu olsun" dedi. Konuşmaların ardından Ulu Çınar Camii'nde ilk Cuma namazı kılındı. Namaz çıkışında ise cami önüne Vali Akpınar, Belediye Başkanı Yağcı, İl Genel Meclis Başkanı H.Hüseyin Çelik ve Rektör Özcan tarafından 3 adet çınar ağacı dikildi.
Bu haber toplam 0 defa okunmuştur

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.