"YARININ DOĞASI BUGÜNDEN YARATILIR"
Osmaneli Merkez Avcılık ve Atıcılık Kulübü Başkanı Mustafa Öktem yazılı bir basın açıklaması yaptı. Öktem:" Yarının doğası bugünden yaratılır, biz doğayı korursak doğada bizi korur" ifadelerini kullandı.
Osmaneli Merkez Avcılık ve Atıcılık Kulübü Başkanı Mustafa Öktem, doğanın korunması ve doğayı korumadaki insan çevre dengesine dikkat çekerek bazı açıklamalarda bulundu. Öktem, açıklamasına çevrenin tanımıyla başladı. Çevreyi tanımlarken:" Çevre. bir organizmanın var olduğu ortam ya da koşullardır" şeklinde konuştu. Doğal çevrenin ise canlıların yaşamları süresince ilişkilerini sürdürdükleri dış ortam olduğunu kaydetti.
Osmaneli Merkez Avcılık ve Atıcılık Kulübü Başkanı Mustafa Öktem açıklamasında şu cümlelere yer verdi:" İnsan yaşamı çeşitli dengeler üzerine kurulmuştur. Bunların arasında en önemlisi insanın çevreyle oluşturduğu doğal dengedir. Doğa ise bir sistemler bütünüdür.
Bu sistemler arasındaki ilişkiler çoğunlukla kişiler tarafından fark edilemeyecek kadar uzun ilişki halkalarıyla birbirine bağlı ve uzun süreli olabilmektedir. Doğal sistemlere dışarıdan gelebilecek etkiler sonucu doğal dengeyi oluşturan zincirin halkalarında meydana gelen kopmalar zincirin tamamını etkileyerek bu dengenin bozulmasına neden olmakta ve böylece çevre sorunları ortaya çıkmaktadır.Bu sistemin dengeli çalışması gerekmektedir. Sistem dengeli çalışmazsa zararı insana dokunur. Tarlalarda fareler çoğalıyorsa buraları hiç bilmediğimiz böcekler istila ediyorsa fırtınalar dünyayı kasıp kavuruyorsa dünyanın iklimi değişiyorsa ozon tabakası deliniyor ve güneşin zararlı ışınları bizlere ulaşıyorsa doğal denge bozulmuştur. Bu dengenin bozulması doğrudan insan yaşamını etkilemektedir. Tarımda daha fazla ilâç kullanılması sonucunda Toprak ve Bitki aracılığıyla insana geçen zehirli ilâç kalıntıları endüstriyel ve evsel kaynakların neden olduğu Su toprak ve Hava kirlenmesinin olumsuz sonuçlarını yine hepimiz görmekteyiz. Bunun için çevreyi korumak demek insanı korumak demektir.
İnsanoğlu var olduğu Günden bu yana hem çevresindeki olaylardan etkilenmiş hem de çevresini etkilemiştir. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte bir çok ülke doğayı sonsuz bir kaynak olarak kabul etmiş ve kullanmış doğanın kendisini yenileyebilme kabiliyetinin sınırlı olduğunu fark edememiştir. Bunun sonucu olarak da insanlığın ortak malı olan çevreden geri getirilmesi zor hatta imkânsız olan sistemler ve Canlılar yok olup gitmişlerdir.
Çevre denince akla ilk önce doğal kaynaklar gelmektedir. Bir ülkenin biyolojik çeşitlilik diye ifade edilen bitki ve hayvan türleri zenginliği ise en önemli doğal kaynaklarıdır. Bu kaynaklar yani biyolojik çeşitlilik gerek sürdürülebilir bir ekonomik kalkınma yönünden gerekse yaşanabilir bir çevre yönünden büyük önem taşımaktadır. Çünkü bunlar; soluduğumuz hava için Oksijen enerji için yiyecek korunmamız için giyecek şifa için ilâç kaynağıdır. Ayrıca estetik bir çevre oluşturulmasında da biyolojik çeşitliliğe ihtiyacımız vardır. Ormanlarımızın ve otlak alanlarımızın yangın,yapılaşma,taş ocakları,ağaç kesimi ve hayvan otlatma gibi sebeplerle yok olmasının önlenmesi için herkes çaba göstermelidir. Her birey doğayı kirleten,tahrip eden,ormanları kesen ve yakan kişilere karşı izleme ve uyarma görevi üstlenmelidir. Ayrıca nesli yok olma tehlikesi altında bulunan tür ve bunların yaşama ortamlarının korunması gerekmektedir. Çevrenin korunması onu en çok etkileyen insanın bilinçlendirilmesi ve eğitimi ile mümkündür. Bilinçlenmemiş bir toplum canlıları tüketir; havayı suyu kirletir ve en önemlisi dünyayı kendinden sonra başkalarının kullanacağını düşünmez.
Unutulmamalıdır ki doğal yaşam alanları bizlere dedelerimizden kalan bir miras değil,yeni nesillere bırakacağımız bir emanettir.Dengeli temiz sağlıklı bir çevrede yaşama hakkını çocuklara sağlamak insanların temel yükümlülüğü olmalıdır. Bu konuda gerek öğretim programlarını hazırlayanlara gerekse uygulayıcılara büyük sorumluluk düşmektedir.Daha sağlıklı daha temiz daha yaşanılabilir bir çevre istiyorsak yöneticisinden bilim adamına çiftçisinden sanayicisine yaşlısından gencine kısaca toplumun her kesimi ile iş birliği kurulmalı;gereken eğitim ve bilinçlendirme sağlanmalı ve herkes çevrenin korunması için bir şeyler yapmalıdır.
Sonuç olarak biyolojik çeşitlilik global bir kaynak olarak düşünülmeli ve yine global olarak korunmalıdır. Ülkeler gerek kendi içlerinde gerekse bir araya geldiklerinde biyolojik çeşitliliğin azalmasını ve tahribini önleyemezlerse kendi kendilerine zarar vereceklerdir. Yapılacak her türlü plânlamanın yatırımın ekonomik hesabın yaşamın devamı ve biyolojik çeşitliliğin korunmasını dikkate alarak yürütülmesi doğanın sonsuz yararlarının güvencesi içinde yaşamamızı sağlayacaktır.Bizlerde Osmaneli Merkez Avcılık ve Atıcılık kulübü olarak doğal yaşam alanlarının ve yaban hayatının korunması ve geliştirilmesi için her türlü çevresel etkinlikte üzerimize düşen görevleri bugüne kadar olduğu gibi bundan sonrada yapacağımızı tüm kamuoyuna saygı ile ilan ediyoruz. ’’
Bu haber toplam 0 defa okunmuştur

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.