"YAZILANLAR İLE GERÇEKTE OLANLAR FARKLI"
Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Tarih ve Kültür Sohbetleri'nin bu haftaki konuğu Hollandalı Tarih Sanatçısı Prof.Dr.Machiel Kiel oldu. Osmanlı hayranlığıyla bilinen Kiel, Osmanlı yönetimi altında Hristiyanlık sanatını anlattı. Konuşmasının amacını ise:"Yazılı tarih kaynaklarında yazılı olanlarla gerçekte olan şeyler arasında ne kadar büyük fark olduğunu sizlere anlatmaya çalıştım" sözleriyle açıkladı.
Ahmet MEŞE-Sinan ÖNCE
Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Tarih ve Kültür Sohbetleri devam ediyor. Sürekli Eğitim merkezi'nde düzenlenen sohbetlerin bu haftaki konuğu ise Hollandalı Sanat Tarihçisi Prof.Dr. Machiel Kiel oldu. Program 12 Aralık Çarşamba günü saat 20.00'de gerçekleşti. Programa, Vali Halil İbrahim Akpınar, Vali Yardımcısı Süleyman Deniz, Garnizon Komutanı Halis Zafer Koç, Cumhuriyet Başsavcısı Kamil Yaşar, Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Rektörü Prof.Dr.Azmi Özcan, öğretim üyeleri, öğrenciler ve vatandaşlar katıldı. Konuşmacı Prof.Dr.Kiel, Osmanlı yönetimi altında Hristiyanlık sanatıyla ilgili anlattıklarıyla çok önemli mesajlar verdi. Batılılar tarafından Osmanlı Devleti'nin hristiyanlara karşı öne sürdükleri iddiaların yersiz olduğunu anlattı ve görsellerle bu tezini destekledi. Çeşitli yazılı kaynaklardan örnekler veren Kiel, Hristiyanların Osmanlı Sultanları döneminde daha rahat bir hayat sürdüklerini belirtti. Konuşmasının özetini ise yazılı tarih kaynaklarında yazılı olanlar ile gerçekte olanlar arasındaki farklılıkları anlatmak olarak ifade etti.
"İlim aşığı, dostumuz"
Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Rektörü Prof.Dr.Azmi Özcan, Hollandalı Sanat Tarihçisi Prof.Dr.Machiel Kiel'e sözü bırakmadan önce Kiel hakkında bilgiler verdi. Kiel'in balkanları karış karış dolaştığını ifade etti. Mikrofonu Kiel'e bırakırken"Zaman zaman hapislere atılan, bütün zorluklara göğüs geren, 100'lerce öğrenci yetiştiren, ilim aşığı, dostumuz" şeklinde konuştu.
"Maalesef Türkçem biraz yetersiz kaldı"
Rektör Özcan'ın hoşgeldiniz konuşmasının ardından Prof.Dr.Kiel konuşmasına başladı. Konuşmasına Türkçe başlayan Kiel:"Maalesef Türkçem biraz yetersiz kaldı" deyince konferans eğlenceli bir şekilde başlamış oldu. Konferansını ingilizce veren Kiel'e bir tercüman eşlik etti. Osmanlı yönetimi altında Hristiyanlık sanatını anlatacağını belirten Kiel:"Osmanlı yönetimi altında Hıristiyanlık sanatı ama bu konunun tersini düşünmek mümkün değil. Hristiyanlık yönetimi altında Osmanlı sanatı gibi bir konu mevcut değil. Osmanlı sultanlarına baktığımızda isimlerinin İsa olduğunu görebilirsiniz ama Hristiyanlıkta hiçbir kralın adı Muhammed olarak adlandırılmamıştır ve göremezsiniz" dedi. Selçuklular ve Osmanlı dönemlerine göre:" Türkler, daha liberal daha özgürlükçü daha esnek yapıya sahip olan hanefi mezhebini tercih etmişlerdir. Diğer taraftan Kuzey Afrika ülkeleri daha ciddi daha katı olan maliki mezhebine tabidirler. Bu seçimin etkileri halen görülmektedir, hissedilmektedir" şeklinde konuştu.
"Batılı seyyahlar ön yargılara sahip"
Hollandalı Sanat Tarihçisi Prof.Dr.Machiel Kiel, konuya bakarken seyyahların tuttuğu yazılı kaynakların önemli olduğunu söyledi. "Batılı seyyahlara baktığımızda Osmanlı konusunda ön yargılı görüşlere sahipler. Yahudilere geldiğimizde durum tam tersidir. Bilhassa 15. yüzyıl kayıtlarına baktığımızda Osmanlı'nın yerini, Osmanlı topraklarını bir cennet olarak adlandırıyorlar" ifadelerini kullandı. Yazılı kaynaklardan örnekler vererek devam etti. Yunanlı bir patriğin notlarında, Hristiyanların Osmanlı Sultanları döneminde daha rahat bir din hayatı yaşadığını yazdığını belirtti. Ortodoks kilisesi için güzel şeyler söylemek mümkün diye devam eden Kiel:" Osmanlı yönetimi döneminde sıra dışı bir rahatlık yaşamışlardır" dedi.
Osmanlı ile Hristiyanlar arasında denge
Osmanlı kaynaklarına bakıldığında piskoposların ve patriklerin, görevlerinin, sorumluluklarının, yazılı olarak kayda alındığının altını çizen Kiel:" Osmanlı'nın bu kuralları dahilinde bir piskoposun yada patriğin kontrolü altında olduğu yerlerin içişlerine karışmamasıdır. Burada Osmanlının kontrolü altında olan Hıristiyanlara, patrik kendi piskoposunu yada rahibini atama şansına sahip. Osmanlı Sultanı, ne kiliseden çıkartabiliyor ne de hapise atabiliyor, bu sadece patriğin elinde olan bir hak ve bu aslında Osmanlı ile Hıristiyanlar arasında ne kadar dengeli bir görev alışverişi olduğunu göstermektedir" dedi. "Her kesimin kendi bulunduğu bölge halkından yıllık 20 akçe vergi alma hakkına sahip olmasıdır. Burada uzun yıllar balkanların yaşamış olduğu bir huzur, barış dolu huzurdan bahsediliyor. Tabii ki Osmanlı dönemi yaşanan bir huzurdan bahsediliyor. O dönemde nüfusun hızla artması söz konusu Balkanlarda ve küçük bir hesap yapmamızı istiyor. Çünkü 6 bin haneli bir yerde alınan vergi ile 20 bin haneli bir yerde alınan vergiyi düşünün. Huzur ortamında kazanılan zenginlik, mimariye ve kiliselere de yansımış oluyor" diye ekledi.
Yunanlılar ile Türkler bir arada
Prof.Dr.Machiel Kiel konuşmasının devamında Yunanlılar ile Türklerin bir arada nasıl yaşadığını anlattı. Yunanlılarla Türklerin bir arada nasıl yaşadığına dair bir harita gösterdi ve:" Osmanlı döneminden kalan kiliselere baktığımızda küçük, boylarının ufak ve toprağa gömülü olduğunu göreceksiniz. Bazı kiliselerin akarsuya ya da göl kenarlarına yapılmasıdır. Balkanlara baktığınızda bu tür nehir kenarına ya da göl kenarında olan birçok kiliseyi görmek mümkündür. Osmanlı dönemindeyken kiliselerin hep küçük, önemsiz bir mimariye sahip olduğu söyleniyor ki, Bulgarların kendi tarihinde yaptıkları kiliselerle Osmanlı döneminde yapılmış kiliseler arasında farkı görmek mümkündür. 16. yüzyılın Osmanlısı dönemine ait bazı kiliseler vardır" diye konuştu.
"Kiliseler gömülmedi"
Prof.Dr.Kiel, Batılı Seyyahlar tarafından Osmanlı dönemindeki kiliselerin gömüldüğü iddiasının doğru olmadığını söyledi. "Kiliseler gömülmedi" diyen Kiel, bu çökmelerin doğa olaylarından ibaret olduğunu belirtti. Bizzat yerine giderek incelediği kiliseleri ve yapıları görsellerle katılımcılara gösteren Kiel, Batılıların dediği gibi şeriat kanunlarında kilise yapılmaması, genişletilmemesi gibi bir kanunun yer almadığını örneklerle açıkladı. Yeni kilise yapımına izin verildiğini, şeriat kanunlarının geçerli olduğu dönemlerde inşaa edilen kiliselerle gösterdi. Konuşmasının sonunda ise:" Yazılı tarih kaynaklarında yazılı olanlarla gerçekte olan şeyler arasında ne kadar büyük fark olduğunu sizlere anlatmaya çalıştım. Bilim adamı olarakta bu odada oturularak yazılacak ya da kaleme alınacak bir şey değil, tamamen sahaya inilmeli, buralar tek tek gezilmeli ve görülmelidir" dedi.
Hollandalı Sanat Tarihçisi Prof.Dr.Machiel Kiel, konferansının ardından gelen soruları cevapladı ve yanında getirdiği bazı hediyeleri takdim etti. Kendi çizimi olan ve Osmanlı'nın çeşitli tarihlerdeki Dünya haritası üzerindeki yerini gösteren haritaları Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Tarih Bölümü'ne hediye etti. Vali Halil İbrahim Akpınar ile Rektör Özcan'da hediyelerini Kiel'e iletti.
Bu haber toplam 0 defa okunmuştur

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.