Doç. Dr. TANER BİLGİN

Doç. Dr. TANER BİLGİN

BİLECİK’İN DÜŞMAN İŞGALİNDEN KURTULUŞUNUN 100. YILI YAKLAŞIRKEN GÖLPAZARI MÜDAFAA-İ HUKUK CEMİYETİ VE OSMAN (KADI) İLERİ

Tütmez oldu İnhisar’ın bacası

Gâvura da döndü Gareven’in hocası

Gel oğlum gel sakın dönme Yunan’a

Leke sürme Osmanlı’nın şanına.

 

Bu hafta ki köşe yazımda başlığından anlaşılacağı üzere Gölpazarı Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti kurucu reisi, Cumhuriyetimizin isimsiz kahramanlarından sadece birisi olan Beyaz şeritli istiklal madalya sahibi Gölpazarı’nın son kadısı Osman Kadı lakabıyla bilinen Osman İleri olacaktır.

Mondros Mütarekesi sonrası Anadolu’nun dört bir yanı işgal edilmeye başlanmıştı. Bilecik ve yöresi de özellikle bulunduğu coğrafi konum, (ana geçiş noktaları üzerinde bulunması ve Ankara demiryolu ağının bu bölgeden geçmesi) nedeniyle işgal güçlerinin hedefleri arasındaydı. Anadolu coğrafyasında gerçekleştirilen işgallere karşı kurulmaya başlayan Kuvay-ı Milliye hareketleri Ertuğrul Sancağını’da etkilemişti.

Bilecik müftüsü Mehmet Nuri Efendi önderliğinde Bilecik Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti, Yörük Emin Ağa önderliğinde Bozüyük Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti (5 Ekim 1919), Pazarcık Sarnıç köyünden Yetimoğlu reisliğinde Pazarcık Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti, ve Abdullah (Timurlenkoğlu) Efendi ile Söğüt Müftüsü Mustafa Lütfi (Kileci) Efendi önderliğinde Söğüt Müdaafaa-i Hukuk Cemiyet’leri (15 Ekim 1919) kuruluyordu.

Gölpazarı halkı da İzmir’in işgaline kayıtsız kalmamış ve 22 Mayıs 1919 tarihinde padişaha, altında Gölpazarı Belediye Reisi İbrahim, Gölpazarı Nahiyesi Umum Ahalisi Namına Müderris Halil Hulusi, Paşazade Ahmet, Ali, Mustafa, Ziya, Hüseyin, Avni, Ali, Ahmet, Mehmet’in imzalarını taşıyan protesto telgrafını çekmişti.

1921-1922 yılları arasında Yunan ordusu tarafından üç kez işgal edilen ve tamamen tahrip edilen Ertuğrul Sancağı merkezi olan Bilecik, mutasarrıflık dahil olmak üzere halkının çoğu ile beraber Gölpazarı’na taşınmış bu süreç içerisinde Ertuğrul Sancağı, Gölpazarı Nahiyesi’nden idare olunmuştu.

Hal böyle iken Bilecik kazasına bağlı Gölpazarı nahiyesinde Milli Mücadele ile ilgili bir örgütlenmeden bahsetmemek oldukça şaşırtıcıydı. Nitekim uzun süreli yaptığımız çalışmalar sonucunda Türk Tarih Kurumu kütüphanesinde yer alan Osmanlıca el yazmalı bir eserde Osman (Kadı) İleri ve Gölpazarı Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti ile ilgili şu bilgilere ulaşıldı.

“İstiklal Harbi’nin başlangıcında kazaya hudut olan Geyve ve Adapazarı teşkilatları arasında çarpışmaların devam ettiği civarlara memleketin bu karanlık günlerinde hiç tereddüt etmeden kadılık vazifesi üzerinde olduğu halde Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti reisliğini üzerine alarak zafer elde edilinceye kadar bu vazife de başarı ile çalışmış ve 1928 yılında beyaz şeritli İstiklal Madalyası ile taltif edilmiştir.”

Aynı kaynak yazıda Osman (Kadı) İleri’nin Milli Mücadele öncesinde de Birinci Cihan Harbi’nde Milli Müdafaa’ya yardım hamiyetlerinde çalıştığı ve ordudan takdirname aldığından söz edilmektedir. Sözünü ettiğimiz belgede ki bu ifadeler Gölpazarı Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin aslında tahmin edilen den çok önce teşkil edilmeye başladığının bir belgesidir.

Ayrıca Gölpazarı Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin varlığını gösterir diğer belgelerden biri de 30 Ağustos 1921 tarihli Hâkimiyet-i Milliye Gazetesi’nde yer alan “Gölpazarı Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Reisi Halil” imzalı telgraf metnidir.

“Sakarya Zaferi’nin kazanılması üzerine 13 Eylül 1921’de Gölpazarı’nda büyük kutlamalar yapılmış Miting Reisi Ziya, Gölpazarı Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Reisi Halil imzası ile Türkiye Büyük Millet Meclisi Riyaseti’ne 27 Ağustos 1921 tarihinde bir tebrik telgrafı daha çekilmişti. (Hâkimiyet-i Milliye, 30 Ağustos 1921, No:277)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Riyasetine 27 Ağustos 1921

Nahiyeyi teşkil eden bütün köylerin ahalisi merkezde toplanarak tezahürat icra edilmiş aşağıdaki maddelerin kamuoyuna duyurulmasına karar verilmiştir:

  1. Hain düşmanın masum toprağımızda memleketimizin hayatını, istikbâlini mahv-ı melun maksadıyla yaptığı kötülükleri düşmandan beter olan yardakçılarını tel’in ve protesto ederiz.
  2. Düşmanlarımızın alt ettikleri başta kral olduğu halde Yunan idarecilerinin hiç bir siyasi ve örfi hakkı olmaksızın mübarek vatanımıza saldırdığı ırz ve namus

düşmanı sürülerine, Anadolu toprağını mezar edecek tedbirlere yönelen kahraman ordumuza maalen, bedenen her türlü yardımda bulunmayı dini esaslarımızdan, milli esaslarımızdan bilir o suretle harekete ahd ve yemin eyleriz.

3. Düşmanın mahvına kadar kahraman ordumuzun bütün varlığıyla çalışmasını ve ordu müdürlerinin maddi, manevi bütün kuvvetini sarf eylemesini talep eyleriz.

Miting Reisi Ziya, Gölpazarı Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Reisi Halil.

Sevgili okurlar; bugüne değin değinilmeyen bir konuyu sizlere sunduktan sonra Sakarya Nehrinin doğusunda yer alan ve zamanında oldukça fakir sayılabilecek bir bölge olan Gölpazarı’na bütün kuvvetiyle hizmet vermiş kendi yöresinde bile tanınmayan bir kahramanı sizlerle paylaşacağım.

1-001.jpg

Milli Mücadelenin İsimsiz Kahramanlarından Gölpazarı’nın Son Naibi Osman (Kadı) İLERİ

(1872-1947)

  • Osman Kadı olarak tanınan, Osman İleri 1872 yılında Hopa ilçesinin Arhavi bucağının Lome (Yolgeçen) köyünde dünyaya geldi.
  • İlk olarak köyünün okulunda daha sonra (1882-1889 arası) Arhavi’nin Kavak medresesinde eğitimine devam etti.
  • 1889 yılında İstanbul'a gelerek Beyazıt Ders-i Azâm’larından Kayseri’li Maruf Büyük Hamdi'nin talebesi oldu.

1896 yılında Gölpazarı Nahiye Naibi (Kadısı) olarak tayin olmuş ve memuriyet hayatına başlamıştır. Osman Bey, hiçbir yere becayiş veya nakil görmeden 22 yıl Gölpazarı’nda kadılık yapmıştır. Gölpazarı’nda evlenmiş üç erkek bir kız çocuğu olmuştur. Erkek çocuklarından en büyüğü Bilecik İl Komisyon Üyesi Mehmet Adil İleri, ikinci oğlu Başöğretmen Hasan Tahsin İleri en küçük oğlu Ağır Ceza Hâkimi Enver İleri’dir. Kızının ismi ise Şahinde İleri’dir.

  • Gölpazarı’nda ayrıca Niyabet, Nahiye Müdürlüğü ve Dava Vekilliği görevlerinde de bulunmuştur.
  • 75 yıllık hayatını, bütün enerji ve kazancını yalnız memleket ve milletinin yükselmesi uğrunda sarf etmiştir.
  • Gölpazarı’nda bulunduğu yıllar zarfında memlekete büyük hizmetler ifa etmiştir.

a)         O zaman 70 haneden ibaret olan ve civarındaki bataklık göl nedeniyle sivrisinekler yüzünden yaşanmaz bir halde bulunan Gölpazarı’nın bir medresesi vardı. Osman Kadı’nın ilk işi 300 altmış para iane ile birlikte bir ilk mektep binasını yapıp memleketin çocuklarına bir mektep açmak ve kazanın çocuklarına burada ilk tahsillerini yaptırmak oldu.

b)         Yine halktan iane toplamak suretiyle bir postane binası yaptırmış, ve telgraf hattının malzemesini halka temin ettirmek suretiyle bir posta dairesi tesis etmiştir.

c)         Birinci Cihan Harbi’nde Milli Müdafaa’ya yardım hamiyetlerinde çalışarak ordudan takdirname almıştır.

d)        İstiklal Harbi’nin başlangıcında kazaya hudut olan Geyve, Adapazarı teşkilatları ile birlikte, Müdafaa-ı Hukuk Cemiyeti reisliğini üzerine alarak zafer elde edilinceye kadar bu vazife de başarı ile çalışmış ve 1928 yılında beyaz şeritli İstiklal Madalyası ile taltif edilmiştir.

e)         İstiklal Harbi’ni müteakip Meclis-i Umum Azalığı’na seçilmiş ve daimi encümen azası olarak kalmıştır. Bu müddet içinde Gölpazarı nahiyesi, kaza yapılmış, ve Gölpazarı-Vezirhan şose yolu ile Sakarya nehri üzerinde bir köprü kurdurmağa muvaffak olmuştur.

Gölpazarı fahri maarif komisyonunda 22 senelik hizmet süresince Gölpazarı’nın birçok köyünde ve ilçe merkezinde kurulan ilkokulların kuruluşunda bizzat emeği vardır. 

Vasiyeti üzerine üç oğluyla birlikte Gölpazarı mezarlığına defnedilmiştir.

Gölpazarı ve Milli Mücadele için hayatını adayan bu isimsiz kahramanı minnet ve şükran duygularımla bir kez daha yâd ediyorum. Aile yadigârı fotoğrafları benimle paylaşan Osman İleri’nin torunu Ayla İleri hanımefendiye sağlık ve uzun ömürler diliyorum.

Bu hafta ki köşe yazımı anlamlı bulduğum Milli Mücadele yıllarını anlatan bir Gölpazarı türküsünün sözleriyle noktalarken, haftaya yeni bir köşe yazısında görüşmek dileğiyle sağlıcakla kalın.

 

Dönmez Oldu İnhisarın Deymeni

Yöresi              : Bilecik - Gölpazarı

Derleyen          : Abdullah Gündüz [1]

Notalayan        : Mustafa Acar

Kaynak Kişi    : Şevket Yakar

Dönmez oldu İnhisar’ın deymeni

Hacı gabak Yunan da değil Ermeni

Gel oğlum gel sakın dönme Yunana

Leke sürme Osmanlı’nın şanına

***

Eğrim büğrüm Sakara’nın bacası

Gavür mu oldun karören’in hocası

Gel oğlum gel sakın dönme Yunana

Leke sürme Osmanlı’nın şanına

 

Türkünün 2. Kıtası şu şekilde de söylenir:

 

Tütmez oldu İnhisar’ın bacası

Gâvura da döndü gareven’in hocası

***

Gel oğlum gel sakın dönme Yunana

Leke sürme Osmanlı’nın şanına.

 

Deymen           : Değirmen

Hacı Gabak     : Yörenin saygın insanlarından biri, ancak Yunan İşbirlikçisi

Sakarı              : Sakarya

Kar’Ören         : Karaören, yörede bir yerleşim yeri, köy.

Garaven           : Karaören’in yerel söylenişi.

 [1] (Gündüz, 2008, s. 193)

kilic-001.jpg

Kılıcın üzerinde birinci satırda Fetih suresinin ilk ayeti " Inna fethena leke fethen mübina" yazılıdır. İkinci satırda ise surenin ikinci ayetinin baş kısmı yazılıdır  

madalya.jpg

Osman (Kadı) İleri’ye tevdi edilen Beyaz Şeritli İstiklal Madalyası

osman-kadi-kilic.jpg

Osman Kadı İleri’nin Kılıcı

osman-kadi-ileri.jpg

Osman (Kadı) İleri

mektup.png

Gölpazarı İlk Mektep

Hâkimiyet-i Milliye, 30 Ağustos 1921, No:277