AKİBETİ MEÇHUL CAMİYE, KÜLTÜR MÜDÜRLÜĞÜNDEN AKİBETİ MEÇHUL İLGİSİZLİĞİ
Şimdi Atatürk İlköğretim Okulu'nun bulunduğu yerde Valilik binasının yer aldığı ve Valilik binasının bulunduğu bölgeye 1892 senesinde II. Abdulhamit tarafından inşa ettirilen "Hamidiye Camii" ile ilgili günümüzde bir iz yok. Fakat konuyla ilgili Bilecik Üniversitesinde Fen Edebiyat Fakültesi tarih bölümü öğretim görevlisi ve aynı zamanda gazetemiz yazarı Halim Demiryürek, 8 Aralık 2011 tarihinde “Bilecik'te Akıbeti Meçhul Bir Cami” başlığıyla bu caminin varlığını gündeme Yrd. Doç. Dr. Demiryürek getirmişti.
"Peki, Hamidiye Camiine ne oldu?"
Demiryürek konuyla ilgili ele aldığı yazısında: "Sultan II. Abdülhamid döneminde oluşturulan Yıldız Albümünde, Bilecik Hükümet binasının bahçe kapısını gösteren fotoğrafta, Hamidiye Camiinin bir bölümünü ve bir minaresini açık bir şekilde görmek mümkündür. Fotoğraftan da anlaşılacağı üzere Hamidiye Camii Bilecik Hükümet binasına girişi temin eden anıtsal kapının sağ tarafındaydı.
Arşiv belgelerinde de bu camiinin hükümet konağı bahçesinde olduğuna dair pek çok bilgi vardır. Bu belgelerden birinden anlaşıldığına göre; 14 Eylül 1901’de Camiinin İmam–hatibine ve müezzinine verilecek olan maaşın Dâhiliye Nezaretince karşılanması gerekirken, bütçede karşılık olmadığından bir sene boyunca Vilayet bütçesinden karşılanması ve sonraki seneler Dâhiliye bütçesinden ödenmesi istenmekteydi. Bu husus Vilayete 5 Ocak 1902’de yeniden bildirilmişti. Görüldüğü gibi belgeler ve fotoğraf Bilecik’teki Hamidiye Camiinin varlığını açık bir şekilde kanıtlamaktadır. Fakat ne yazık ki bugün böyle bir camii bulunmamaktadır. Peki, Hamidiye Camiine ne oldu? Yandı mı? Yıkıldı mı? Çöktü mü? Bu sorunun cevabını bende en az sizin kadar merak ediyorum.”demişti.
"Hocamıza minnettarız..."
Aradan geçen zaman zarfı içinde yine gazetemiz yazarlarından Ali Erdal "12'den" köşesinde 10 Ocak 2012 tarihindeki yazısında Demiryürek'e böyle bir eseri gün yüzüne çıkarmasından dolayı minnettar olduğunu ifade ederek: "Hocamıza minnettarız... Zaten pek az tarihî eser olan Bilecik’te, kayıp bir eseri ortaya çıkardığı için ne kadar teşekkür etsek azdır. Yazının neşredildiği bir ayı geçti. Kimseden çıt çıkmadı. Cami ne oldu, nasıl oldu da izi bile kalmadı, diye kimse merak etmedi. Haydi ne olduğu daha sonra da konuşulur. Ama madem böyle bir eserin varlığı kesinleşti, bari bundan sonra binası yoksa da hatırasına sahip çıkılmalı değil mi? Şurda şu cami vardı, falanca tarafından ortaya çıkarıldı diye bir kayıt olsun düşmek gerekmez mi? Ne yapılması gerektiği üzerinde bir çalışma başlatması, eseri ortaya çıkarana, ilimize yeni bir cami, bir tarihî eser kazandırana teşekkür etmesi gereken bir makam, bir kuruluş da mı yok? On dakika konuşana on tane plâket verenler, daha basılmadan unutulup gidecek uyduruk kitaplar hazırlatıp paralar harcayanlar, ilimize hizmet etti diye millet kesesinden ödüller dağıtanlar, böyle kalıcı bir değere niye sevinçle sarılmıyorlar? Ve günlerini harcayıp, hiçbir karşılık beklemeden ilimize böyle bir eser kazandıran araştırmacı öğretim üyesine hiç olmazsa bir teşekkür etmesi gereken mevki, makam, kuruluş, dernek, kişi yok mudur?
Şimdilik kamuoyuna, bunu sormakla yetiniyorum… Kimse yok muuu?!.." demişti.
"O kapı üniversitenin giriş kapısı olacak inşallah”
Bu yazıların ardından gazetemiz sahibi Şadi Erdal'da 2 Şubat 2012 tarihinde "Hadiselerin Muhasebesi" köşesinde konuyu ele alarak süreci anlattı. Erdal yazısında: "Bu yazıdan sonra üniversitemizin sevilen, kamuoyunun rektör adayı olarak YÖK ve Cumhurbaşkanı tarafından kabul gören rektörümüz Prof. Dr. Azmi Özcan hocamla karşılaştım. “Abi, Ali Abinin yazısını okudum. Kimse Yok mu?” diyor. “Var. O kapı üniversitenin giriş kapısı olacak inşallah” dedi.
Bu satırları yazmaya başlamadan Sayın Yrd. Doç. Dr. Halim Demiryürek hocamı aradım. “Sizin bahse konu ile ilgili yazınızdan dolayı arayan oldu mu?” soruma “Maalesef olmadı, sadece Rektör Hocam ilgileniyor o kadar” dedi.
Söğüt'te Ertuğrulgazi şenliklerinde Osmanlı sempozyumları düzenleniyor. İlk sempozyumda konuşan bir tarihçi profesör sadece bir A4 kağıdının bir yüzünü okumuştu. Konuşmasının sonunda “Arkadaşlar, belki benim konuşmamın kısa olduğunu düşüneceksiniz ama ben bu tek sahifelik bilgileri arşivlerden tam bir haftada elde edebildim.” demişti.
Acaba Halim Hocam, “Bilecik'te Akibeti Meçhul Bir Cami” başlıklı yazısındaki bilgileri kaç günlük çalışma sonunda elde etti. Değerini bilen var mı?
Kültür Müdürlüğü, hangi kültürün müdürlüğü? Sayın Valimizi kendi kültür değerlerimize değer verdiğine inanıyorum. Bu yazının kendisine ulaşmadığını zannediyorum. Bundan sonra Kültür Müdürlüğüne görevleri umarım hatırlatılır.
Kültür Müdürüne sesleniyorum. Kültürümüzün Müdürü ol, soldan ithal Bakanına çekme..." demişti.
"Çalışma yapılmadı, camiyle Bursa Vakıflar Bölge Müdürlüğü ilgilenecek"
Bu yazıların ardından gazetemiz 13 Mart Salı gününe kadar bekleme sürecine girerek ilgililerden cevap bekledi. Fakat Akibeti Meçhul Camiyle ilgili yetkililerden bir bilgi gelmeyince konuyu İl Kültür ve Turizim Müdürlüğüne sorduk. Bilgi almak üzere İl Kültür ve Turizm Müdürlüğüne gittiğimizde, İl Müdürü Seyfettin Topsoy'un 1 haftalık izinli olduğunu öğrendik. Bizde "Akibeti meçhul camiyle" ilgilenip, ilgilenilmediğini İl Kültür ve Turizim Müdür Vekili Mehmet Kocabıçak'a sorduk.
Kocabıçak, gazetemizde çıkan yayınların ardından Basın Halkla İlişkiler Müdürlüğünün kendilerine ve bazı kurumlara gazetede çıkan yazıyla ilgili araştırma yapılarak görüş bildirilmelerini istediğini söyledi. İl Müdür Yardımcısı Kocabıçak, Turizm Müdürlüğü olarak da kendilerinin Söğüt Hamidiye İdadisi ile Eski Cezaevi'ni bakanlık katkılarıyla restore ederek hizmete sunduklarını, bunların dışında diğer cami ve eserlerin mülkiyetinin vakıflara ait olduğundan, eserle ilgili Bursa Vakıflar Bölge Müdürlüğünün görüşlerinin sorulması" diye cevap verdiklerini söyledi. Turizm Müdürlüğünün böyle bir eserle ilgilenmesi için Eskişehir Koruma Kurulu tarafından eserin tescil kazanması gerektiğini ifade eden Kocabıçak, eserin ortaya çıkarılmasıyla ilgili çalışmalarının olmadığını çünkü eserin Bursa Vakıflar Bölge Müdürlüğü bünyesinde değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi. Bilecik'te böyle bir caminin tespitinin olmadığını sadece fotoğraflarının olduğunu ifade eden Kocabıçak, Vakıflar Bölge Müdürlüğünün kendi kayıtlarına bakarak, caminin tapu kayıtlarından iş başlayarak, mülkiyeti ortaya çıkarması gerektiğini" söyledi.
Kültür Müdür Vekili Kocabıçak'tan bu bilgileri aldıktan sonra bize, "AKIBETİ MEÇHUL CAMİ" yle ilgili Kültür Müdürlüğünün akibeti meçhul ilgisizliği demek düştü.
Bu haber toplam 0 defa okunmuştur

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.