MHP KADIN KOLLARI ANNELER GÜNÜ’NÜ KUTLADI
Milliyetçi Hareket Partisi Kadın Kolları Teşkilatı, Anneler Günü münasebetiyle Mevlid-i Şerif okutttu. 12 Mayıs Pazar günü saat 13.30'da Edebali'de okunan Mevlid-i Şerif'e çok sayıda katılan oldu. Mevlid-i Şerif'in ardından açıklamalarda bulunan MHP'li kadınlar, tüm annelerin anneler gününü kutladı. MHP Kadın Kolları yönetiminden Irmak Çoşkun yaptığı açıklamaya Peygamber Efendimizin hadisiyle başladı. "Sizin için hayır, kadınlarına hayırlı olan iyi davranandır" ifadelerini kullandı.
Çoşkun açıklamalarında yine hadislerle devam ederken,"Kadınlara ancak Kerim olanlar ikram ederler onlara kötülük edenler ise leim kişilerdir" dedi. "Müminlerin iman bakımından en kamil olan; ahlakı güzel olan ve ailesine nazik davranandır. Kimin üç kızı yahut üç kız kardeşi varsa veya iki kızı ya da iki kız kardeşi olur da olnlara güzel bakar, onlar hakkında Allah'tan korkarsa onun için cennet vardır" hadisleriyle devam eden Çoşkun, dinimizde kadının kıymetini anlatan birçok hadisin olduğuna dikkat çekti.
Çoşkun konuşmasına şöyle devam etti:" Osmanlı Devleti 600 yılı aşkın üç kıtada hüküm sürmüş, dünyayı bugünkünden daha mükreffeh yönetmiştir. O dönemde kadın dışlanır mıydı? Meşhur tarihçilerimizden Aşıkpaşazade," Osmanlı Devleti'ni kuranların Anadolu'ya gelişlerinde önemli bir misyon üstlenmiş "Bacıyan'ı Rum" isimli bir kadın örgütlenmesi vardır" der. B,nlerce kadın vakfı ise, kadının sosyal hayatta da etkin olduğunu gösterir. Osmanlı'da kadın sadece anne kimliğini taşımakla yetinmemiş, yanısıra geleceği belirleme konusunda da son derece etkin görevler ve sorumluluklar üstlenmiş, derin saygı görmüştür.
Bursa yolunda önderini kaybeden kayı aşireti bir kadın önderin peşinde Söğüt-Domaniç aralığına yerleşmiş, Osmanlı Devleti'ni doğurmak üzere, Anadolu'yu bir kadın önder mayalamıştır. İnsanın başlangıcında nasıl Hz. Havva varsa İslam'ın başlangıcında nasıl Hz.Hatice varsa Osmanlı'nın Anadolu'ya girmesi ve yerleik düzene geçmesinde de bir kadın vardır. Bu yapı son zamanlara kadar korunmuştur. O kadar ki, Çanakkale'de ve Kurtuluş Mücadelesi'nde kadınlarımızın yaptığı fedakarlıklar eski dönemden gelen tarihsel işlevin bir uzantısıdır. Osmanlı toplumunda kadının statüsü incelendiğinde Osmanlı Devleti'nin coğrafi sahası 600 yıllık tarihinin her aşaması ve her bir yüzyılı araştırma konusu olabilecek niteliktedir.
Türk töresinin ve İslami unusrların bir sentezinin oluşturduğu Osmanlı Medeniyeti'nin üç kıtaya yaylmasında, devletin bir dünya devleti olmasında Osmanlı kadınının da erkeği kadar katkısı olmuştur. Sosyal yardımlaşma ve dayanışma anlayışının ilk örenğini bulduğumuz," Çıplak milleti giydirmek, aç milleti doyurmak" ifadesi Türk-İslam devletlerinde vakıflar yoluyla toplumun ihtiyaçlarının karşılanması şeklinde olmuştur. Tplumda karşılıklı sevgi ve saygı anlayışı ile hiçbir zorlama olmadan sahip olduğu imkanlardan diğer insanlarında yararlanmsını isteyen kadınların, vakıf yolu ile kurdukları cami, mescid, han, hamam, medrese, kütüphane, hastane, küprü ve sebiller Anadolu'nun hemen hemen her köşesine nakşedilmiştir. Özellikle kadınların bu konuda en az erkekler kadar istekli olmaları da ayrı bir önem taşımaktadır.
Kadınlar ekonomik hakları bakımından tıpkı erkekler gibi eşit haklara sahipti. Kazandığı para kendisine ait ve dilediği gibi kullanılabilirdi. Kadınların gelirlerinin başında evlenirken nikah akdi sırasında belirlenen mehir, miras payı ve diğer yollardan elde edilenler bulunuyordu. İslam hukukuna göre mal ayrılığı prensibine bağlı olarak kadınlar bu gelirlerini istedikleri gibi çeşitli yatırımlarla değerlendirmişlerdir. 17. asırda Kayseri'de mülk sahibi olan erkekler ile kadınların sayısının birbirlerine yakın olduğu tespit edilmiştir. Kadınlar ticari haklarınıda bizzat ya da vekilleri vasıtasıyla mahkemelere başvurarak aramışlardır.
Osmanlı Devleti'nin klasik dönemine bugünden bakarak kadınların siyasi, ekonomik, asker, kültürel haklarının olmadığını belirtmek mümkün değildir. İncelenen Osmanlı kaynaklarına dayanarak Osmanlı kadınının işlevsiz bir yapıya sahip olmadığını söylemenin yanında mükemmel olduğunu da iddia etmemek gerekir. 600 yıllık Osmanlı Devleti'nin arşiv kaynaklarının henüz yeterince incelenmemesi, Osmanlı Devleti açısından daha pek çok keşfedilecek mevzunun olduğunu göstermektedir. Buna bağlı olarak Osmanlı kadınının Türk-İslam kültürünün temel taşlarının bugünlere taşınmasında önemli bi role sahip olduğunu göz ardı etmemek gerekir.
Tarihimizde kadınlar haklarını ticarette kullandılar para kazandılar, kurdukları vakıflara müslüman Türk Milleti'ne hizmette bulundular. Bazı kadın hakları savunucuları kadını sokağa, podyuma, ekrana sürüklediler, zevk aracı olarak gördüler. Ekranlarda bile kadınların dövüldüklerini görüyoruz. Türk Milleti'nde kadına verilmesi gereken değeri MHP iktidarında sağlamak hedeflerimiz arasındadır."
Konuşmanın ardından Ayşe Seraslan şiir okudu. Daha sonra ise fedakar anne olarak belirlenen annelere plaket takdim edildi.
Bu haber toplam 0 defa okunmuştur

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.