"YÜZ AKLARIMIZ"
Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi tarafından düzenlenen 100 yıllık yüz aklarımız "Geçmişten Günümüze Gıda Sektörü" konulu bir plaket töreni düzenlendi. Konferansta konuşan Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Azmi Özcan öz eleştirilerde bulundu. Rektör Özcan, programa hazırlık yapılırken yüz yılı aşkın firma bulmakta zorluk çekildiğine vurgu yaptı. Özcan:" Japonya'da bin beş yüz yılı aşkın firmalar var. Bütün tarihi beş yüz yılı geçmeyen Avrupa'da üç yüz, dört yüz yıllık firmalar var. Ama binlerce yıllık mazisi olan bu ülkede bir kaç yüz yılı geçmeyen bir sektör geleneğimiz varsa bunun vebalini, sorumluluğunu bu ülkenin karar vericileri mutlaka hissetmeliler, mutlaka düşünmeliler" diye konuştu.
Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi tarafından 100 yıllık yüz aklarımız "Geçmişten Günümüze Gıda Sektörü" konulu bir plaket töreni düzenlendi. Programda ülke genelinde yüz yılı aşkın süredir gıda sektöründe hizmet veren firmalara plaket verilirken ilimizde faaliyet gösteren önemli gıda kuruluşlarıda plaketlerini aldı. Törene ülkemizde ve uluslararası arenada marka olmuş birçok önemli firma sahibi ve temsilcileri katıldı. Bazı firmalar ürünleriyle ilgili stand açarak ikramlarda bulundu. 100 yılı aşkındır faaliyet gösteren firmalar olarak Hacı Bekir Lokum ve Şekerli Mamuller San.A.Ş., İskender İskenderoğlu ve Evlatları Gıda San.Ltd.Şti., Vefa Bozacısı Gıda Maddeleri San.Tic.A.Ş., Kuru Kahveci Mehmet Efendi Mahmd.Ltd.Şti., Komili Yağ-Ana Gıda ve İhtiyaç Mad.A.Ş., Hacı Abdullah Tic.Ltd.Şti., Bebek Badem Ezmecisi, Hamidiye Su A.Ş., Apikoğlu Gıda San.A.Ş. katıldı. İlimizden ise Soydan Bozacısı, Erşan Et Mamülleri Tic.Ltd.Şti., Subaşı Et ve Et Mamulleri Tic.Ltd.Şti., Cp Satndart Gıda San. Ve Tic. A.Ş., Süleyman Öktem, Nihat Ayaz, Orhan Akkoç yer aldı. Plaket törenine Cumhuriyet Dönemi'nde kurularak sektörde öncülük etmiş firmalar olarak ise Et Balık Kurumu, TARİŞ-İncir, Üzüm, Pamuk, ve Yağlı Tohumlar Tarım Satış Kooperatifleri Birlikleri, T.G.D.F. Gıda ve İçecek Sanayi Dernekleri Federasyonu, SETBİR-Türkiye Süt, Et ve Gıda Sanayicileri ve Üreticileri Briliği, Gıda Mühendisleri Odası, Yüz Yıllık Markalar Derneği katıldı.
Program açılışının ardından protokol konuşmaları gerçekleşti. Programda ilk söz alan isim Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Gıda İşletme Bölüm Başkanı Mesut Kaplan söz aldı. Kaplan konuşmasında, uzun süredir hayalini kurdukları bu organizasyonu gerçekleştirmenin mutluluğu içerisinde olduklarını belirtti. Bugün gıda sektörünün sorunlarından, GDO’lu gıdalardan gıdalardaki kalıntı maddelerden, gıda sektöründeki istihdam problemlerinden bahsetmeyeceklerini belirten Kaplan, gıda sektörünün mihenk taşlarından ve onların başarılarından bahsedeceklerini ifade etti. Bu projeye başladıklarında 100 yaşını doldurmuş firmaların önemli bir kısmının gıda sektöründe yer alan firmalar olduğunu fark ettiklerini belirten Kaplan bunun bir tesadüf olmadığına dikkat çekerken “Bugün olduğu gibi gelecekte de gıda sektörümüz hep ön planda olacaktır. Ancak gelecekte de gıda işletmelerinin şirket profilimizi nasıl yapılandırmamız gerektiğini çok iyi analiz etmeliyiz” dedi. Kaplan konuşmasında Gıda sektöründe yeni kalabilmek, güncelliğini yitirmemek ve problemlerin çözümü için eski değil, yeni kalabilenlerin bilgi ve tecrübelerine ihtiyaç olduğunu belirterek, “Eskimeyenin peşinden giden hep yeni kalır” ifadelerini kullandı.
Gıda İşletme bölümü Başkanı Mesut Kaplan’ın konuşmasının ardından Aksaray üniversitesi öğretim görevlisi Prof. Dr. Aydın Öztan konuşmasını yapmak üzere kürsüde yerini aldı.
Öztan, Türkiye’de gıda eğitiminin dünü-bugünü ve yarını temalı bir konuşma yaptı. Türkiye’de ilk tarımsal eğitimin, Osmanlı döneminde 1846 yılında İstanbul Yeşilköy’de kurulan “Ziraat Mektebi” ile başladığını belirten Öztan, günümüz Türkiye’sinde 55 üniversitede Gıda Mühendisliği bölümü olduğunu, Meslek Yüksek okullarından mezun olanlar da sayıldığında her yıl 7500 kişinin mezun olduğunu ifade etti. Türkiye’de gıda sanayiinin yorgun ve eski teknolojiye sahip olduğunu belirten Öztan, fabrikaların teknolojik gelişmelere uydurulması, makine ekipmanlarının yenilenmesi, kapasitenin arttırılması ve hijyen kurallarına uyulması gerektiğini ifade etti. Gıda sanayiinde eğitimin iş sahiplerinde başladığını söyleyen Aksaray üniversitesi öğretim görevlisi Prof. Dr. Aydın Öztan, “İş sahipleri gıda üretiminin babadan oğula kalma bir meslek olmadığını ve her gün değişen teknolojiye ayak uydurmaları gerektiğini kabullenmelidir. “ şeklinde konuştu.
Programın devamında Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Meslek Yüksek Okulu Müdürü Çağlayan Açıkgöz, İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürü Alparslan Dankaz konuşmalarını gerçekleştirdi.
Daha sonra söz alan Bilecik Şeyhn Edebali Üniversitesi Rektörü Prof.Dr.Azmi Özcan, düzenlenen törene farklı bir pencereden baktı. Rektör Özcan, özeleştirilerde bulundu. programa hazırlık yapılırken yüz yılı aşkın firma bulmakta zorluk çekildiğine vurgu yaptı. Özcan:" Japonya'da bin beş yüz yılı aşkın firmalar var. Bütün tarihi beş yüz yılı geçmeyen Avrupa'da üç yüz, dört yüz yıllık firmalar var. Ama binlerce yıllık mazisi olan bu ülkede bir kaç yüz yılı geçmeyen bir sektör geleneğimiz varsa bunun vebalini, sorumluluğunu bu ülkenin karar vericileri mutlaka hissetmeliler, mutlaka düşünmeliler" dedi.
Rektör Özcan şunları dile getirdi:" Üniversite, varlık nedeni olarak bili, araştırma ve değer üretmekle mükellef bir kuruluştur. Bugün burada bu değerlerden biri olan bir program için toplanmış oluyoruz. Bu bizim görevimiz çünkü ismini gururla taşıdığımız Şeyh Edebali aynı zamanda bu coğrafyada Ahi Teşkilatı'nın öncülerinden esnaf ve sanatkarlık mesleğinin bizim kültürümüzdeki bu geleneğin öncülerinden. O yüzden insanın tarifi olan insaın yedikleri, içtikleri ve öğrendiklerinin toplamıdır ifadesi bu ülkede bir geleneğinde ifadesidir.
Bu ülkede eskiden ürettiklerini eğer evlatlarına yediremiyorlarsa dışarıya satmayan esnaflarda vardı. Ancak kendi ailesine yedirebildiklerini, içirebildiklerini dışarıya gururla pazarlayan tücaarlar, sanayiciler vardı. Şimdide var ama arkadaşlarımız bu programa başladıkları zaman ne yazık ki gelenek konusunda çok büyük bi zaafiyet içerisinde olduğumuzu gördük. Arkasında beş bin yılı aşkın bir zinciri bulunan milletin yüz yılı aşkın firma sayısının bu kadar az olması elbette teknik açıdan konuşulabilir, sorgulanabilir. Elbette mevzuat açısından sorgulanabilir. Ama benim üzerimde durmak istediğim güven ve itimat açısından bunun sorgulanması gerek diye düşünüyorum.
Japonya'da bin beş yüz yılı aşkın firmalar var. Bütün tarihi beş yüz yılı geçmeyen Avrupa'da üç yüz, dört yüz yıllık firmalar var. Ama binlerce yıllık mazisi olan bu ülkede bir kaç yüz yılı geçmeyen bir sektör geleneğimiz varsa bunun vebalini, sorumluluğunu bu ülkenin karar vericileri mutlaka hissetmeliler, mutlaka düşünmeliler.
Hiçbir mevzuat vicdanların önüne geçemez. İstediğimiz kadar mevzuat çıkartalım eğer vicdanlarda değerlenmezse bu mevzuatı aşacak mutlaka insan zakası ya da kurnazlığı vardır. Onun için biz eğitim kurumu olarak bir taraftan bilimsel bir taraftanda milletimizin bize emanet ettiği gençlere değerler yüklemekle mükellefiz. Hiç kimsenin görmediği yerde süte su karıştırmıyorsanız, siz gerçek vatanseversiniz. Hiç kimsenin görmediği bir yerde ayıp bir mal üretmiyorsanız sadece kendi çocuklarımıza yetirebileceğimiz ürünlerin ticaretini yapıyorsanı, siz gerçek esnafsınız gerçek insansınız. O yüzden davetimizi kabul edip bu programa katılan firmalarımız sadece bizim yüz aklarımız değil ülkemizin ve insanlarımızında yüz aklarıdır. Çünkü modern hayatın bütün cazibesine rağmen daha fazla kazanmak için sütlerine su katmamışlar, emeklerini, itibarlarını satmamışlar ama hayatlarının en değerli varlıkları olan onurlarını ve itibarlarını koruyarak yzü yılı aşan firmaları bugüne taşımışlar ve inşallah sonsuzluğada taşıyacakalar" dedi.
Plaket töreninin son konuşmacısı ise Belediye Başkanı Selim Yağcı oldu. Bilecik Belediye Başkanı Selim Yağcı konuşmasında, "Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesinde böyle bir programın düzenlenmiş olması son derece önemlidir. Bilecik'i geçmişi ve geleceği arasında bir köprü olarak tanımlıyoruz. Şeyh Edebali Üniversitemizde sayın Rektörümüzün ifadesiyle hakikaten çok daha azda olsa kendi tarihimize göre istenilen sayıda olmasa da olanların bu derece ön plana çıkarılarak tasnif edilmesi, değerlendirilmesi marifetin iltifata tabi olduğu gerçeğinden de hareket ettiğimiz de inşallah gelecek nesiller açısından da daha nice yüzyıllar işletmecilik anlamında devam ettirecek yeni girişimcilere vesile kılar. Her şeyde istikrar ve sürdürebilirlik olması son derece önemlidir. Artık günümüzde bir şeyi gerçekleştirmek ve yapmak yeterli değil. Teknolojik şartlar ve gelişen dünya bazı şeylerin mekanikleşmesiyle gerçekleştirmek kolaylaştı. Amerika'yı yeniden keşfetmeye gerek yok. Ama önemli olan her zaman var olması gereken insan unsurunun işin içine girerek birlik ve beraberliğin, sevginin, hoşgörünün kollektif çalışma ve karar alma alışkanlıklarının ve şeffaflığın işin içine girerek oluşturulan hasılanın devamını sağlamak sosyal adaletli bir düzen içerisinde hakkaniyete dayanan bir düzen içerisinde sürdürülebilir kılmak gerçekten marifet gerektiiryor. Ben bu anlamda bu geçen süreç içerisinde yüz yıl ve yüz yılı aşan tüm şirketlere ve tabi ki ilimizde bu geleneği devam ettiren girişimcilerimize, şirketlerimize ve esnafımıza candan gönülden teşekkür ediyorum. Örneklerimizden Sabri Ülker bey Bilecik'imiz de öğrenim görmüş 100 metrekarelik iş yeri ile bugün dünya markası haline gelebiliyorsa demek ki teşhisimizi iyi koyarsak zamanını ve zeminini iyi ayarlarsak Şeyh Edebali'nin dediği gibi vaktinden önce çiçek açmıyor. Vaktini iyi bilirsek karar almaları noktasında isabetli karar alırsak ama herşeyden önce gerçekten kollektif aklı, hoşgörüyü, sevgiyi ve girişimcilik duygularını ön plana çıkarırsak bazı şeyleri gerçekleştirmek hiç de zor olmasa gerek. Bunun bir çok örnekleri var. Ama biz lider bir milletiz ve hepimizin ruhunda bir liderlik yatıyor. Bu da bizim milletimizin tarihinde olan asaletinden hasretinden olsa gerek. Bir yerde de birden fazla lider ve iddia olduğu zaman kollektif çalışmaları yürütmek zor oluyor. Ama ülkelerin bir araya geldiği noktalarda özellikle bizlerin aile şirketlerinin çok daha kollektif miras anlayışından vazgeçerek daha büyümeleri ve daha büyük şirketlerle işbirliği içeriisne girerek geleneklerini devam ettirmeleri, istikrarı ve marka değeri bence son derece önemlidir. Biz marka şehir olarak Bilecik'te şehir olarak çalışmalar yapıyoruz. Ama gönlümüzde içimizde ki markalarla marka şehir geleceğimizin de güçlendirilmesini arzu ediyoruz. Hem ülkemiz de hem de ilimizde böyle yüzyılı aşan nice şirketlerin, işletmelerin ve girişimcilerin olmasını temenni ediyorum. Bu özel ve güzel çalışmayı hazırlayan başta sayın Rektörümüz olmak üzere üniversitemizin tüm öğretim görevlilerine, öğrencilerimize cani gönülden teşekkür ediyorum" diye konuştu.
Protokol konuşmalarının ardından katılımcılara plaketleri ve hediyeleri verildi. Plaket töreni, Cumhurbaşkanlığı Sanat Müziği Korosu ile sona erdi.
Bu haber toplam 0 defa okunmuştur

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.