Sadettin Bayram

Sadettin Bayram

AHİLİKTE ŞED BAĞLAMA (ŞEYH EDEBALİ ANISINA)

AHİLİKTE ŞED BAĞLAMA (ŞEYH EDEBALİ ANISINA)

“Bir şeyi sıkıca ve sağlamca bağlamak” anlamındaki Arapça “şedde” fiilinden türeyen şed kelimesi, sözlükte “yünden veya pamuktan imal edilen bağ, kemer, bele sarılan kuşak ve peştamal “anlamındadır. İslam kültüründe kendini fütüvvet ve tasavvuf yoluna vermiş kişinin yola bağlandığını, inancına sadık olduğunu bildiren bir şiardır. Bu şiarın tabiki Türkçe’ de “şet bağlamak, şed kuşanmak, bel bağlamak, peştamal sarınmak” şeklinde ifade edilmiştir. Şed bağlayarak yola girenin beli haramdan, dili gıybet, bühtan ve beyhude sözlerden, eli halkı incitmekten, ayağı Hak rızasına uymayan yerlere gitmekten, gönlü hırs ve emelden bağlanır. Bunlara karşılık cömertliği, keremi tevazuu, affı, mahviyeti ve idraki açılır.

Kur’an’ı Kerim’de şed bağlamaya dair doğrudan bir atıf yoktur. Ancak şed bağlamının esaslarının açıklandığı fütüvvet name türü eserlerde Hz. Musa’nın kardeşi Hz. Harun hakkında “onunla benim gücümü pekiştir” (Tahâ, 20/31) şeklinde Allah’a yakardığı belirtilmekte ve bu ayette geçen “üşşüd” (pekiştir.) fiilinin köken itibariyle” şed” de işaret ettiği öne sürülmektedir.

Fütüvvetnâmeler de şed kuşanma geleneği Hz. Adem’e kadar çıkarılır. Sözünde durması, vefakâr olması, şeytana ve nefse muhalefet etmesi, dünyaya muhabbet beslememesi, kaza ve kadere sabretmesinin nişânesi olarak Cebrâil Hz. Adem’eşed bağlamıştır ki buna “şedd-i vefâ” denir. Yine fütüvvet ehline göre şed ve fütüvveti simgeleyen diğer kisveler Cebrâil vasıtasıyla Hz. Peygamber’e gelmiş, o da bu kisveleri Hz. Ali’ye giydirmiştir. Bu sebeple fütüvvet ehlinin (fityân) önderi Hz. Ali kabul edilmiştir.

Hz. Ali’den sonra şed ananesi Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin ile devam etmiştir. Kaynaklarda ayrıca Hz. Ali’nin sahabeye bağladığı yedi tür şedden bahsedilir. Bunlar elifî, çevgânî (mahfî), lâm-elifî, kavsî, mihrâbî, Süleymânî ve Yûsufî’dir ki her biri bir manaya sahiptir. Hz. Ali’nin sahabeden şed bağladığı dört kişi ile tarikat rükünlerinin İslâm memleketlerine nüfuz etmesi sağlanmıştır. Selmân-ı Fârisî Irak’a, Süheyb b. Sinân er-Rumî Anadolu’ya, Zünnûn-ı Mısrî Mısır’a, Seyf-i Yemenî Yemen’e gönderilmiştir. Bu dört kişi halka muhabbet ile muâmele etmişler, mülâyim bir dil ve üslup ile fütüvvet erkânını yükseltmişlerdir.

Şed bağlamak, gerek fütüvvet ehline mensup olan Ahilerde gerek tarikatlarda belli bir âdâb ve erkân dahilinde uygulanmıştır. Şed bağlama merasimine ism-i celâlden sonra Hz. Peygamber, Hz. Ali ve evladının isimlerini zikrederek başlamak esastır. Şeddi bağlayana “refîk”, bağlanan kimseye “tâlib” denilir.

Şed genellikle düğümlenir, bir toka ile tutturulur ve bir kaç kez bele sarılırdı. Çoğunlukla boyun atkısına benzer şekilde yünden yapılırdı. Deriden, ipten ve bezden mamûl olanları da olurdu. Şeddin zimmîlerin ve gayr-ı Müslimlerin kuşandığı zünnâra benzememesi şartı vardı. Şed merasimi tâlibe tuzlu su (şürb) içirilmesiyle son bulurdu. Su hikmeti, tuz ise adaleti simgelerdi. “Meşdûd” veya “meşdûdu’l-vasat” adı da verilen fütüvvet tâlibişed kuşandıktan sonra bir imtihan sürecine sokulurdu. Eğitimini tamamladıktan sonra şalvar (sirvâl) giydirilirdi.

Fütüvvet ehline mahsus bu merasimin bir benzeri esnaf teşkilatı olan Ahi zümrelerinde ve loncalarda da vardır. Ancak bu teşekküllerde belli meslek grubunun piri addedilen bir sahabenin veya evliyanın ismi zikredilmiştir. Mesela kahveciler esnafının şed kuşanırken Şaziliyye tarikatının piri İmam Şâzeli’nin adını anmaları âdettendir. Osmanlı’da her bir esnaf teşkilatının kendine has şed bağlama şekli ve merasimi vardı. Meddahlara şedd-i elîfî (şedd-i Rumiyân), gaza ehline şedd-i kavsî (şedd-i fâhirân), sakalara şedd-i lâmelîfî (şedd-i iştirâk), savaşlarda çadır kurup döşeyen ferrâşlaraşedd-i süleymânî (şedd-i hâdimân), dervişlere şedd-i yusûfî (şedd-i mısriyân), seccâde sahibi şeyhlere şedd-i mihrâbî (şedd-i tâziyân), cerrâh, kasap ve hamam hizmetçilerine şedd-i hafî kuşatılırdı.

Fütüvvet düsturunun mirasçılarından olan sûfî tarikatlar arasında şed kuşanma geleneği kısmen birbirinden farklılıklar gösterir. Bu gelenek tatbikatta öncelikle Abbâsî Halifesi en-NâsırLidînillâh tarafından Bağdat’ta kurulan fütüvvet teşkilâtının şeyhi ŞihâbeddinEbûHafs Ömer es-Sühreverdî’nin (ö. 632 / 1234) nezâreti altında gerçekleşmiştir. SühreverdîAvârifu’l-maârif’teseyahata çıkmadan önce şedd kuşanmanın Hz. Peygamber’in sünneti olduğunu ifade eder. İbn Battuta Seyahatnâme’sinde Kahire hângâhlarına uğrayan sûfîlerin şed kuşandıklarını nakleder.

Şed bağlamak İslam tarikatlarının çoğunda XVI. asırdan itibaren farklı adlarla olsa da tarikat erkânından kabul edilmiştir. Şeddin rengi siyah, kırmızı, beyaz ve yeşil olmak üzere tarikatlar arasından farklı farklıdır.

Gümrük ve Ticaret Bakanlığı

Ahilik Ansiklopedisi

Semih Ceyhan.

Ahilikte uygulanan bazı törenler:

Yol Atası ve Yol Kardeşi Edinme töreni

Yol Sahibi Olma Töreni

İcazet töreni

Şed Kuşatma Töreni

Üstatlık Töreni

Bir Ahi İçin yasak olan eylemler:

Beline sahip olmak.

Boğazına Sahip olmak

Diline sahip olmak

Gözüne, kulağına sahip olmak

Eline, ayağına sahip olmak

İhtiras sahibi olmamak.

Ahinin yapması gereken eylemler:

Ahi Cömert olmalıdır.

Alçak gönüllülük ahilikte esastır.

Merhametli, affedici olmalıdır.

Bencillikten uzak olmalıdır.

Gerçekçi olması, hayalperestlikten uzak olmalıdır.

Ahi Babanın Ustalığa Yükselen gence nasihati:

Harama bakma, haram yeme, haram içme,

Doğru, sabırlı, dayanıklı ol.

Yalan söyleme,

Büyüklerinden önce söze başlama,

Kanaatkâr ol,

Dünya malına tamah etme,

Yanlış ölçme, eksik tartma,

Kuvvetli ve üstün durumda iken affetmesini, hiddetli iken yumuşak davranmasını bil,

Kendin muhtaç iken bile başkalarına verecek kadar cömert ol.

Evet, sevgili okurlarımız; ahilik kakında söylenmiş o kadar çok sözler var ki, her biri bir hayat düsturudur. Ahilik hakkında daha çok bilgiler edinmek istiyorsanız bu yazımızda bahsettiğimiz kitaplara başvurabilirsiniz.

AHİLİK HAKKINDA YAZILAN KİTAPLAR

Ahilik birçok belge ve kitaplarda anlatılmaktadır. İbni Batuta ve Eyliya Çelebi seyahatnamelerinde Ahiliğe geniş yer vermişlerdir. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2 ciltlik” Ahiler Ansiklopedisi” yayınlamış ve büyük bir boşluk doldurulmuş. Dr. Yusuf Ekinci “ Ahilik”, Mustafa Köksal “Ahilik Kültürünün Dünü ve Bu Günü”, Fahmettin Aydın Hocam “ Şedelezadeler”, Ankara Çıraklık Eğitim ve öğretim vakfı “ Dünden Bugüne Ahilik”, Hülya Taş “ Bursa Esnafında Ahilik”, Abdülkerim Erdoğan Üstadımın “ Ankara Ahileri”kitapları Ahilik konusunda önemli kaynaklardır.

Yazımızı şöyle tamamlayalım. “ Ahiler, hammaddesi insan olan sanatkarlardır.”

SELAM VE DUA İLE

Bu yazı toplam 126 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Sadettin Bayram Arşivi
SON YAZILAR