MALAZGİRT- AHLAT VE SÖĞÜT
TRT AVAZ da “Gök Kubbemiz” isimli programda Malazgirt Zaferi dolayısıyla çok değerli üç akademisyenimizi dinledik.
Programı yöneten Gazi Üniversitesi Tarih bölümü mezunu ve Hacettepe Üniv. Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü'nde öğretim görevlisi olan Prof. DR. Tufan Gündüz hocamızdı.
Türk tarihçisi, akademisyen, Malazgirt Savaş Alanı Tesbiti Projesi Bilimsel Danışmanı aynı zamanda Muğla Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Bölümü Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Adnan Çevik hocamız İle Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümünde Öğretim Görevlisi, Ahlat Şehri Kazıları Bilimsel Koordinatörü olan Dr. Mehmet Kulaz hocalarımızı dinledik.
Sahalarında birer otorite olan hocalarımızın sohbeti tam bir şiirsel bir akış içerisinde tarih sohbeti idi.
Gıpta ve ilgiyle dinledik ve bilmediğimiz çok şey öğrendik.
Malazgirt Zaferinin tarihin bir anlamda makas değiştirmesi olduğunu, geleceği öngörebilmek için geçmişi bulmamız gerektiğini ve Malazgirt’in ne büyük bir zafer olduğunu öğrendik.
Sohbet tarih kokuyordu, vatan kokuyordu.
Türk milleti kokuyordu.
İslâm kokuyordu.
Hocalarımdan ve TRT AVAZ dan Allah razı olsun.
Malazgirt Zaferi çok büyük, büyük olmasına da "Söğüt 1299 küçük mü?" Sorusunu kendi kendime sormadan edemedim.
Çünkü; Söğüt’e gereken önemin verilmediğini görüyorum.
Her hafta Söğüt’e giderim.
Orada maziyi arar, ruhumun şuurlanma duygularını bulur, ruh gıdasını almasını sağlarım.
Abdulhamit Han’ın yaptığı eserlerden, Kuyulu Mescit, Ertuğrul Gazi Külliyesi, Sır Hoca, İsa Sofi, Dursun Fakıh dışında günümüzde yapılan eserleri ararım.
Hafızlık Kur’an kursu, Ertuğrul Gazi Camii ve son olarak eklenen “Dijital Müze” dışında ne yapıldı?
Görmek isterim.
Söğüt’ün dış mahalline bir gençlik kampı inşaatına başlandı.
Çok sevinmiştik, sevincimiz kursağımızda kaldı, tam bir yılan hikayesine döndü.
"Yeniden ihâle yapılacakmış." diye duydum, son durum nedir bilmiyorum.
Çok üzgünüz.
Yerin altında altından başka çok değerli şeyler var.
Söğüt Kalesi, Şeyh Selman Türbesi, Osman Gazinin doğduğu köy,..
Biraz önce bahsettiğim yerlerde araştırılacak o kadar çok şey var ki belki de hayretler içerisinde kalacağız.
Söğüt'ü sanayi şehri yapmak isteyenlere şaşıyorum.
Bu yetkililer Söğüt'ün öneminden habersizdirler.
Söğüt’te şanlı bir tarih yatıyor.
Burada birçok kazı alanı oluşturmak mümkün.
Amerika’nın 400 yıllık tarihi dahi yok.
Tarihi olmayan ülkeler maddi güçle tarih oluşturmaya çalışıyorl.
Biz tarih üzerinde oturuyoruz, lakin farkında değiliz.
Bu kadar umursamazlık aslında gaflet ve dalalettir.
Belki ihanettir.
Malazgirt ve Ahlat hakkında yazılmış o kadar çok eser var, hayıflanıyorum, doğrusu.
Bunlar Söğüt için niye yok?
Mülayim Şahin hocamızın yazdığı Kuyulu Mescid, Mustafa Akgün’ün yazdığı birkaç tarihi roman, Tarih Doktora Öğrencisi Hamiyet Bilgili’nin Osmanlı Mezar Taşları ve Kitabeleri, Bilecik Valisi Sayın Musa Çolak zamanında 6. Baskısı yapılan Kuruluş ve Kurtuluş Beşiği Ertugrul Ocağı Söğüt kitabından başka kaynak bulamadım.
Yeni arayışlarla keşifler yapan genç tarihçilerimize sahip çıkılmadığını da bizzat müşahede ettim.
Şeyh Edebalı, Bilecik'in, Ertuğrul Gazi ise Söğüd'ün ruhudur.
Hâl böyle iken Bilecik ve Söğüt, ruhunu arayan şehir durumundadır.
Ey ruh, çık ortaya neredesin?





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.