DERTLERE DERMAN BULALIM
Elli yıl Başkent Ankara da yaşamanın avantajına sahibim.
25 yıl MKE çalıştım ama bütün devlet kurumlarıyla bağım oldu, çalışmaları ilgi ve sevgi ile desteklemeye gayret ettim.
Bugün Tarım Bakanlığı ve üniteleri ile ilgili intibalarımdan bahsedeceğim.
Ankara da İstanbul yolu üzerinde Tarım Bakanlığımızın araştırma üniteleri vardı.
Bir konuda araştırma yapıyorlardı, şimdi çalışmaların mecrası nedir bilmiyorum.
Tohumu millileştirme çalışmaları en çok ilgimi çeken gayretlerdi.
Orada çalışan Hüseyin Öztürk kardeşimi ziyarete giderdim.
Bir ara bana özel olarak birçok bitkinin tohumlarından örnekler verdiler, o zaman Ankara da bunları geliştirme imkânı bulamadım.
Tarım, insanlığın var olduğundan bu yana insanlık ve canlılar için hayati önem arz etmiştir.
Lakin gübre ve tarım ilaçları hayati önem arz etmektedir. Bu konuda yurt dışına bağımlı olmak hayati derecede felaket getirir.
Gübreler ve ilaçlar kesinlikle toprağı, suyu ve havayı olumsuz etkilemekte ve mübalağa değil asırlarca olumsuz etkiler bırakmaktadır. Aslında bu konuda insanların fark edemediği bir savaş devam etmektedir.
Bu durum normal kullandığımız ilaçlar için de geçerlidir.
Ülkemizde; kalp krizi, kanser vakası, kısırlık ve birçok hastalıkta bu biyolojik savaşın mutlaka etkileri vardır.
Bu sebeplerden dolayı tohum hayatımızda hayati bir önem arz etmektedir.
Bir zamanlar savaşın eşiğine geldiğimiz İsrail’den tohum aldığımız söyleniyordu. Rus ve Meksika buğday tohumu gündeme idi. Şimdi durum ne haldedir şahsen ben bilmiyorum.
Tarım Bakanlığımız ve tüm bağlı kuruluşları bu konuda biz vatandaşları aydınlatmakla mükelleftirler.
Biz de önemli gördüğümüz hususa parmak basalım dedik.
Burası Türkiye, vatandaşın sesine pek kulak verilmez ama biz yine de düşüncelerimizi söyleyelim.
Selam ve dualarımla.
25 Ağustos 2026- Fıranlar

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.