Balkan Hatıraları - 7
Ohri Gölü meşhur, günlerden Cuma. Cuma namazına erişebilmek için nüfusunun yüzde doksanı Müslüman Türklerden olan Kalkandelen’e hızla ilerliyoruz. Görülebilen bütün köylerde minareler var. Bir kasabadan geçerken 6 tane minare saydım. Kalkandelen’e girdiğimizde Türkiye'de herhangi bir şehirdeymişiz sandım. Minareleri çokluğundan sayamazsınız. Şehrin ortasında dört tarafı birden duvarları renkli çiçek desenleriyle boyalı Alaca Camii var. Ezanın okunmasına 20 dakika vardı. Avluları hasırlarla kaplanmış. Geniş bahçesinde Osmanlı şehitleri yatıyor. (Ruhlarına fatiha) Caminin içinde zorda olsa yer bulabildim. İçerisi de dış duvarları gibi çiçek desenleri ile boyalı. Vaiz Arnavutça vaaz veriyor. Konuşma tarzı da güzel.






Namaz bitti. İmam Cuma namazını kıldırdıktan sonra mihrabı vaize devretti. Namazdan sonra vaiz efendiye Türkiyeli olduğumu, cami hakkında bilgi almak istediğimi söyledim, Türkçe biliyor. Kendisinin burada devamlı olmadığını, arka tarafta olan imamı çağırdı, ondan bilgi almamı istedi. İmam gayet güzel Türkçe konuşuyor. Kendisinin İstanbul'da İlahiyat Fakültesini bitirdiğini; camiyi iki kız kardeşin çeyiz paralarıyla yaptırdığını söyledi. Kalkandere'nin yüzde doksanının Müslüman olduğunu, nüfusun büyük çoğunluğunun Türklerin teşkil ettiğini, köylerle beraber yüzün üzerinde cami olduğunu, Hocaefendi daha fazla bilgi veremeyeceğini belirtti.
Kalkandelen'de fazla kalmak gerektiğini bilsem de ekipte diğer yolcu kafilesi Ohri gölüne programımız olduğunu söyleyince ayrılmak zorunda kaldık.



Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.