SAVUNMA SANAYİNİN YENİ VİZYONU NE OLMALI “TARİHSEL ÖRNEKLER”
Değerli okuyucularım son yazımızda savunma sanayi gelecek vizyonunun ne olması gerektiğini sunmaya başlamıştık. Stratejik birimler sadece ekonomik yaklaşımlar ile değerlendirilemez. Ki günümüz koşullarında düşünülmesi gereken ilk kıstas teknolojik yetenek ve üretim kapasitesi kadar sürdürülebilirliğin de dikkate alınmasıdır. Teknolojik gelişmelerin sunduğu menzil artışı ve hassas vuruş yetenekleri savunma sanayi tesislerini stratejik hedef listelerinde ilk sıralara hatta birinci sıraya yükseltmiştir. Bölgemizde yaşanan son savaş ve çatışmalar bunun en canlı örneğidir.
Sürdürülebilir bir savunma sanayi için yapılması gereken ilk şeylerden birisi tehditlere karşı tam korunmanın sağlanmasıdır. Özellikle fiziki tehditlere ve risklere karşı korunma üretim ve devamlılığın esasıdır. Sahip olduğunuz yetenek ve üstünlükleri sürdüremiyorsanız karşı taraf için bir risk unsuru değil hatta kolay bir hedefsinizdir. Sürdürülebilir bir yaşam için ise stratejik yönetim esaslarını bilmek ve uygulamak gerekir. Bunu da ancak stratejik liderler yapabilir.
Şimdi dilerseniz konuyu tarihi örnekler ile açıklayalım. Ele alınan, tartışılan konuyu güncel örnekler ile açıklamak kolaydır. Ancak konunun kökenlerine inebilmek bilgi, tecrübe ve geniş bir bakış açısı gerektirir. Biz konuyu tarihi bakış açısı ile kökenlerine inerek ele alacağız. II Dünya Savaşı’nın başlangıcında üstün bir kara, deniz ve özellikle hava gücüne sahip olan Alman Silahlı Kuvvetleri savaşın ilerleyen safhalarında bu üstünlüklerini kaybetmeye başladılar. İşte bu noktada müttefiklerin stratejik düşünce ve uygulamaları devreye girdi. Stratejik yaklaşımlarının en güzel göstergelerinden birisi seçilen hedeflerdi. Müttefik Kuvvetler yaptıkları hava harekâtında ilk önce standart askeri noktaları hedef almadılar. Bilakis klasik düşüncede son sıralarda yer alacak bir tesisi hedef seçtiler. İşte bu hedef bir bilye/rulman fabrikası idi. Müttefik Kuvvetler Bavyera eyaletindeki Schweinfurt şehrinde bulunan bilye/rulman fabrikasına hava harekâtı düzenleyip onu saf dışı bıraktılar. Neden birçok askeri hedef varken böylesi bir hedef seçildi diye düşündüğümüzde cevap gayet basittir. Hareket eden her parça mutlaka bilyeli rulmana ihtiyaç duymaktadır. Uçak, zırhlı araç, piyade silahları ve mühimmatlar bilye/rulman olmadan üretilemez, çalışamazlar. Alman Savaş Sanayi’nin ihtiyaç duyduğu bilye/rulmanın yarısını tek başına Schweinfurt'taki dört büyük fabrikada karşılıyordu. Bahsettiğimiz bu askeri harekatın tarihteki adı da “Schweinfurt Akınları”dır.


1943 yılında Müttefik Hava Gücü tarafından yapılan Schweinfurt Akınları
Müttefikler bunu yaparken Almanlar ne yaptı diye düşünecek olursak onlar da soruna ivedi çareler arayıp buldukları çözümleri uyguladılar. Çözüm fiziki tehdidi en aza indirmek ve üretim yeteneklerini tam korumak olmuştur. Gündüz koşullarında stratejik harekât yapabilen Müttefik güçlere karşı üretim tesislerini etkilenmeyecek, imha olmayacak yerlere taşımak en etkili çözümdü. Almanlar, hızla savunma sanayilerini, silah fabrikalarını yer altına, yani eski madenlere, kuyulara, tünellere, mağaralara ve sığınaklara taşıdı.
Savunma sanayisinin yer altına taşınması sürecinin ilk örneklerinden birisi 1943 yılında V2 teknik anlamıyla A-4 roketlerinin üretim tesislerinin nakledilmesidir. Burada arada ilave bir bilgi vermeden geçemeyeceğim. Savaş sonrasında müttefikler ve Sovyet Rusya buradan elde ettikleri belge ve bilgiler ile uzay ve havacılık teknolojisinde çığır açmışlardır. 1943 Ağustos ayında İngiliz Kraliyet Hava Kuvvetleri'nin Peenemünde'deki roket ana üretim ve geliştirme tesisini “Hydra Operasyonu” ile vurmaları sonucu Almanlar bu tesisi Nordhausen yakınlarındaki Kohnstein Dağı'nın altında yer alan eski bir alçıtaşı madenine taşıdılar. Seçilen yer Almanya’nın tam ortasında yer almaktadır. Tıpkı Cumhuriyet sonrası savunma sanayi için seçilen yerlerin Anadolu’nun ortasında yer alması gibi. Dağın altındaki eski maden kısa sürede hatırı sayılır bir fabrikaya dönüştürüldü. Fabrikanın yeni adı da Mittelwerk “Merkez Fabrika” oldu. Yer altına taşınan yeni fabrika 1,6 kilometre uzunluğunda iki ana tünelden oluşuyordu. Tüneller de birbirine çapraz şekilde onlarca galeri ile bağlanmıştı. Tünel ve galeriler montaj hatları ve demiryolları ağları ile doluydu. Bir insanlık trajedisini de barındıran bu işlemde maalesef savaş esirleri ve toplama kampındaki 60.000 kişi işgücü olarak kullanıldı. Ve üzücü olarak belirtmeliyiz ki V2 roketlerinin kullanıldığı bombardımanlarda ölenlerden daha fazla, 20.000’in üstünde insanı “Merkez Fabrika”da hayatını kaybetti.
Mittelwerk/Merkez Fabrikası’ndan tarihi görüntüler.



Değerli okuyucularım serimize bu hafta da devam ettik. Stratejik çarpan olan savunma sanayi her türlü tehdide karşı önceden korunmalıdır. Hayatın akışı gereği koşullar sürekli değişir. Değişen koşulları önceden görüp tedbir alabilmek ise ortalama bireylerin yapabileceği bir yönetim tarzı değildir. Bunu ancak stratejik yönetici, liderler yapabilir. Eğer hayatta kalmak istiyorsak stratejik düşünce ve yönetim yeteneklerine sahip olmalıyız. Bu yaklaşım ve yetenekler de sözle olmaz. Konuya şimdilik bir virgül koyalım………

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.