Doç. Dr. HALİM DEMİRYÜREK

Doç. Dr. HALİM DEMİRYÜREK

BİLECİK Mİ ERTUĞRUL MU?

Ülkemizin demokratik seviyesindeki iyileşmeler neticesinde yerleşim birimlerinin eski ve yeni isimleri son günlerin en popüler konularından biri oldu. Daha düne kadar insanların başıma bir şey gelir endişesiyle söyleyemedikleri hususlar artık alenen ve sesli bir biçimde telaffuz edilir hale geldi. Elbette doğru olanda buydu. Çünkü insanlar tarihin hiçbir döneminde dayatmalara boyun eğmemiş, sadece eğer gibi görünmüşlerdir. Bu cümleden olan isim dayatmaları mevzu da insani olanın ihlali sınıfındandır.

Konuyla ilgilenenler Osmanlı-Cumhuriyet ayrımında yapılan değişiklikleri gündeme getirerek birçok tevilde bulunmaktadırlar. Şu belirtilmeli ki, Osmanlı Devleti’nin bu konuda hiçbir kompleksi yoktur. Nitekim hükmettiği bölgelerdeki köylerin, şehirlerin isimlerine herhangi bir müdahalede bulunmamıştır. Benzer şekilde hâkimiyeti altında yaşayan insanlara da ideolojik bir dayatma gayreti içinde olmamıştır. Sadece kendi doğrusunu anlatmış gerisini insanların hür iradesine bırakmıştır.

Cumhuriyet döneminde birçok yerleşim biriminin adı değiştirilmiştir. Bu durumu dönemin şartlarını düşünmeden, anlamadan izah etmek yanlış neticeler doğuracaktır. Meseleyi sadece “eskiyi yıkmak” fikriyle anlatamazsınız. Çünkü dünya eski dünya değildir. O zamanın yükselen değerleri, sistemleri, düşünceleri cumhuriyetin yönetici elitlerini de müessir bir biçimde etkilemiştir. Çünkü dünyanın ve insanlığın gittiği bir yön vardır. İmparatorluklar yerini ulus formuna bırakmış, milliyetçilik en büyük değer olarak kabul edilmiş ve sistem Fransa’da ki inkılâbın çıkardığı kavramlar çerçevesinde tasarlanıp, inşa edilmiştir. Nasıl ki Osmanlıların kendi doğruları vardır yapılanlarda cumhuriyet yöneticilerinin kendi doğruları olarak ortaya çıkmıştır. İşte vuku bulan isim değişiklikleri de zikredilen müktesebatın bir yansımasıdır. Yapılanların doğru ya da yanlış tarafları olabilir. Tenkitte edebilirsiniz tasvipte. Tabii ki bu size kalmış.

İsim değişikliği konusu şu günlerde Bilecik’in de gündeminde. Akşam Gazetesi yazarlarından Fikri Akyüz’ün “Enteresan İsim Değişiklikleri” başlıklı köşe yazısı Bilecik basınında da geniş yer buldu. Akyüz, yazısındaki Bilecik kısmında; şehrin ilk adının Ertuğrul olduğundan, 1926’ya kadar Ertuğrul isminin kullanıldığından ve öz kökümüzü hatırlattığı için Ertuğrul isminin kaldırıldığından bahsetmektedir. Bu yazı üzerine Bilecik’te şehrin adının “Ertuğrul”a dönüştürülmesi yönünde bir kanaat ortaya çıktı.

Değişir değişmez bunu bilemiyorum ama Bilecik’in adının hep Bilecik olduğunu biliyorum. Bizi yanlışa sürükleyen şey Osmanlı mülki taksimatını bilmeyişimizdir. Şöyle ki, 1885’te Sultan II. Abdülhamid’in emriyle “Ertuğrul” isimli bir sancak oluşturulmuştur. İsmini

Ertuğrul Gazi’de almıştır. Bu sancağın merkezi Bilecik’tir. Söğüt, İnegöl, Yenişehir bu sancağın kazalarıdır. Ertuğrul Sancağı Hüdavendigar Vilayetine bağlıdır. Bu vilayetin merkezi de Bursa’dır. Dolayısıyla Bursa’nın adı Bursa’dır. Hüdavendigar ise vilayetin adıdır. Neticede Ertuğrul, Bilecik’in adı değildir, Bilecik sadece Ertuğrul Sancağının merkezidir. Meclis zabıt ceridelerinde 1927 yılına kadar “Ertuğrul” tabiri kullanılmıştır. Ama bu tabir sadece Bilecik’i değil diğer kazaları da kapsamıştır. Yeni idari düzenlemeler çerçevesinde bazı bağlı kazaların Bilecik’ten ayrılmasıyla “Bilecik” bir il olmuştur. Dolayısıyla Ertuğrul lafzı da ortadan kalkmıştır.

Son olarak şunu da ilave etmeliyim ki, yazılanların bir gerçeği dile getirme arayışından başka bir anlamı yoktur. “Ertuğrul” ismi Sultan Abdülhamit nezdinde kutsal olduğu gibi benim nazarımda da mukaddestir. Ayrıca Ertuğrul Sancağına merkezlik etmesi hasebiyle Bilecik’in Ertuğrul’a dönüştürülmesinde bir beis görmüyorum. Hatta hakkıdır diyorum.

Bu yazı toplam 1594 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
SON YAZILAR