Doç. Dr. HALİM DEMİRYÜREK

Doç. Dr. HALİM DEMİRYÜREK

OSMAN GAZİ’NİN BİLECİK’TEKİ EVİ VE BİR TEKLİF

1299’da fethedilen Bilecik, Osman Gazi tarafından uç beyliği merkezi haline getirildi. Bu devlete adını veren Osman Gazi için Bilecik’in ifade ettiği anlam elbette çok büyüktü. Çünkü Osman Gazi kuruluşuna öncülük ettiği bu büyük devletin hayalini Bilecik’te kurmuştu. Bu imparatorluğun müjdesini Bilecik’te almış ve temelini Bilecik’te atmıştı. Belli bir dönem Bilecik’te kalan Osman Gazi acaba nerede ikamet etmişti? Bilecik’te kendisine ait bir ev bulunmakta mıydı? Bu sorulara net cevaplar verebilmeye mevcut kronik ve belgeler kifayet etmemektedir. Bununla birlikte vesikanın olmadığı yerde devreye sözlü kültür girer ve tarihin muammalarının çözülmesine yardımcı olur.

Osman Gazi eğer Bilecik’te kaldıysa -bu kesin-  mutlaka beşeri ve bedeni ihtiyaçlarını temin edecek bir evi olmalıdır. Ki bahsettiğimiz kişi bir bey yani bir lider. Bu tezimizi desteleyen bilgiler var mıdır? 

Sözlü kültür, büyükten küçüğe, kulaktan kulağa, asırdan asıra intikal eden bilgiler içerir. Ve kimi zaman tarihin karanlık kapılarını açan bir anahtar ve bir el feneri vazifesi görür. Bahse konu ettiğimiz Osman Gazi’nin Bilecik’te ki evi meselesi sözlü kültür geleneği çerçevesinde 1911 yılında Osmanlı kayıtlarına kadar girmiştir.  Osman Gazinin Bilecik’te ikamet ettiği hanenin hala mevcut olduğu iddiası arşiv belgelerine yansımıştır. Tarih Encümeni Osman Gazi’ye ait olduğu söylenen Bilecik’teki evin yapısal olarak böyle bir maziye sahip olamayacağı yönünde fikir bildirmiştir. Aynı zamanda ahşap olan evin yüzyıllarca ayakta kalmasının mümkün olamayacağına vurgu yaptıktan sonra konuyla ilgili bir belgenin olmadığının altını çizmiştir. 

Tarih encümeni fikir yürütme ameliyesiyle böyle bir evin olamayacağına hükmetmiştir. Aynı zamanda evin olamayacağının şartı olarak belgenin olmayışını göstermiştir. Fakat tedbiri de elden bırakmayarak Osman Gazi’ye ait olduğu iddia edilen evin koruma altına alınmasını ve evin eşyalarının Bursa’daki müzeye nakledilmesini istemiştir. 

“Belgenin olmayışı evin olmayacağı anlamına gelir mi?”  sorusuna “Tarihte her şeyin belgesi var mıdır?” sualiyle cevap verilebilir. Her şeyin belgesi yoktur ve sözlü kültür tam olarak bu noktada devreye girer. Encümen her ne kadar “yoktur” dese de sahadan gelen bilgiler Osman Gazi’nin Bilecik’te bir evinin olma ihtimalini kuvvetlendiriyor. Nitekim Necmi Güney 1935 yılında kaleme aldığı “Bilecik Tarih ve Coğrafya Etüdü” adlı eserinde Osman Gazi’nin Bilecik’te bir ev yaptırdığını ama Yunan işgali esnasında bu evin yandığını söylemektedir. Osman oğullarının bu eve çok kıymet verdiklerini ifade eden yazar daha da ileri giderek ev hakkında ayrıntılı bilgiler vermektedir. Buna göre, ev bir kaya üzerine inşa edilmiştir. Çıkmalı ve tavanları yaldızlı, kapı ve dolapları tahta işlemeli çatısı geniş ve Bizankari bir evdi. Bunların yanı sıra evin bir muhafızının olduğu bilgisi verilmekte ve muhafız sülalesinin “Keselioğulları” lakabıyla hala baki oldukları anlatılmaktadır. Necmi Beyin yanı sıra sözlü aktarım kültüründen edindikleri bilgiler doğrultusunda Osman Gazi’nin Bilecik’te bir evinin olduğunu belirten kişiler de bulunmaktadır. Hatta bu evin Osman Gazi Camiinin sağ tarafında bulunduğu da belirtilmektedir. 

Netice itibarıyla sahadan gelen bu ayrıntılı bilgiler Osman Gazi’nin olduğu iddia edilen evin varlığına işaret etmektedir. Bilecik’in istilaya uğradığı dönemde yanmış ya da yıkılmış olma ihtimali büyüktür.

Yazının başlığında kullandığım “teklif” kısmına gelince. Bilindiği üzere Bilecik’te oldukça az tarihi eser bulunmaktadır. Şehrin tanıtımı ve turizm değeri açısından bu durum sıkıntı oluşturmaktadır. Mevcut tablo Bilecik’in tarihi misyonuyla örtüşmemektedir. Bu nedenle küçük bir teklifte bulunmak istiyorum. Önerim, Bilecik’te temsili bir Osman Gazi evi yapılmasıdır. Mümkünse eski yerine değilse uygun bir yere. Ev, elimizdeki bilgiler çerçevesine yapılır içi de manasına uygun olarak tefriş edilirse şehir için yeni bir kazanım olur kanaatindeyim. Bence Bilecik’e çok yakışır. Sizce?

Bu yazı toplam 1010 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
SON YAZILAR