MUZAFFER ÇEVEN

MUZAFFER ÇEVEN

HUZUR

HUZUR

Huzur (Arapça); sükûnet, dinginlik, iç rahatlığı, gönül ferahlığı anlamında... Huzur, sadece sessizlik ya da gürültüsüzlük değil... Huzur; insanın iç dünyasıyla barışık olması, kalbinin ve aklının aynı yönde olması hâli... Huzur; kaygının, öfkenin ve korkunun azaldığı, insanın kendini güvende hissettiği bir denge durumu... İnsanın varoluşunu kabullenmesiyle başlar huzur... Mutluluk gelip geçici, ancak huzur sürekli... Huzur; kalbin Allah’la beraber olması... “Bilesiniz ki gönüller ancak Allah'ı zikrederek huzur bulur.” (Ra'd, 28)... “Huzur, dışarıda değil; senin kalbinde...” (Mevlana Celaleddin Rumi)...
Huzur; bir fincan çay içimi, sessiz bir akşam, sevdiklerimizle yan yana olmak... Bizi anlayanın bardağımıza çay döktüğü anda, ona içimizi dökmek... Dertleri dert etmemek... Huzur; dış dünyamızın değil, iç dünyamızın dinginliği, kalbimizin sükûnu... Sûfîlere göre, “Kalbinde Allah’tan başkası yoksa sen zaten huzurdasın.”... Gerçek huzur, dış koşullardan bağımsız; ne yoksullukla ne de zenginlikle ilintili... Huzur, Yaratan’la kurulan iç bağın derinliğinde saklı... “Huzur, seni seninle barıştıran ilâhî bir sessizliktir.” (Mevlana Celaleddin Rumi)... Huzurda içsel denge var... Kaygı, korku, suçluluk gibi duygularla savaşılmaz; onları anlamaya çalışılır ve kabullenilir... “Kontrol edemediğin şeyler seni rahatsız etmesin.” (Epiktetos)... Huzur, bir bakıma, dış dünyayı değiştirmek değil, onu olduğu gibi kabullenmek... Zira hiçbir şey mükemmel değil... Huzurun yerini muzır düşünceler ve duygular aldığında, kaos başlar... Huzur, hedef olmamalı; yolculuk olmalı... Dua ederken, susarken, bir dostun yüzüne bakarken hissettiğimiz olmalı... Huzur, ödül olarak da algılanmamalı; bizim için sadece olumlu farkındalık olmalı...
Kadim medeniyet değerlerimizin özünde zaten huzur var... ‘İslâm’ (Arapça); selâmet, barış, huzur ve teslimiyet demek... İslam’ın gerekleri yaşandığında sürekli ve sürdürülebilir huzura erişebiliriz... Bu; gönlün yatışması, nefsin tatmin olması ve kişinin manevî olarak sükûnete kavuşması hâli... Huzuru daim kılan şey, hakkıyla eda edilen namaz... Namaz, müminin Allah’ın huzuruna çıkışı, miracı... Bu; manevî buluşma, ruhsal bir dinginlik ve huzur demek... Zikirle, duayla ve Kur’an okumakla, kalpler yatıştırır ve içsel bir huzura ulaşılır... Huzuru huzur yapan: Fikir, zikir ve şükür... İslam; insanların, hayvanların, bitkilerin ve cansız varlıkların huzurunu ve güvenliğini garanti eder... İslam; adâlet, merhamet ve hakkaniyet ile sosyal huzuru tesis eder... İslam’da huzur, sadece bir duygu değil; bir hayat biçimi, bir teslimiyet hâli ve Allah’a yakınlıkla gelen bir içsel denge... Huzur (manevî refah); daha ziyade içsel, psikolojik ve duygusal bir durum... İçsel barışık olma hâli, stres, kaygı ve korkunun düşük olması... Memnuniyet ve şükran duygusu... Anlamlı ilişkiler... Kendini kabul etme ve kendini güvende hissetme... Maddî ve manevî huzur, birbirini tamamlarsa güzel... Her şeyi olup da, mutsuz olanlar... Refah artarken huzur artmayabilir, hatta azalabilir... Sadece refahın artması, tüketim çılgınlığına ve hep daha fazlasına doğru sürükler insanı... Refah seviyesi arttıkça, sahip olma ve daha lüks bir hayat sürme arzusu artar... Bu, bitmeyen bir döngü... İnsan bir hedefe ulaşır, kısa süre mutlu olur, sonra yeni bir hedefe yönelir... Bu; sürekli daha fazlasına odaklanma... Sonuç, hiçbir şeyden tatmin olamama... Elde edilen mal, mülk ve kazanılan para; asla kaybedilen huzurun yerini tutmaz... Sosyal medya ve modern iletişim araçları, bizi sürekli olarak başkalarının kusursuz zannettiğimiz hayatlarıyla karşı karşıya getirmekte... Sahip olduklarımıza şükretmek yerine, sahip olmadıklarımıza odaklanmamıza ve kendimizi yetersiz hissetmemize neden... Bu, ‘komşunun şusu busu daha iyi sendromu’... Refah, hayatı kolaylaştırır, lâkin onu anlamlı kılmaz... Maddî refahı, manevî refaha dönüştüren; sevgidir, aidiyettir, yardımlaşmadır, kişisel gelişimdir ve bir hedef ve amaç uğruna çabalamaktır... Huzurun ne olduğunu vurgulayan sözler: “Dünyaya az meylet, rahat yaşarsın... - Dünya yılan gibidir, cildi yumuşak, fakat zehiri öldürücüdür. Hoşuna giden şeylerden uzaklaş ki sana yaklaşmasın...” (Hz Ali)... “İnsanda o kadar büyük bir aşk, hırs, arzu ve üzüntü vardır ki, yüz binlerce âlem kendisinin malı olsa, bununla huzur bulmaz, rahata kavuşmaz. Çünkü istediği şeyleri bir türlü elde edememiştir. Gönül onunla (Allah ile) dinlenir, huzura kavuşur demektir... - Bir mum diğer bir mumu tutuşturmakla ışığından bir şey kaybetmez.” (Mevlana Celaleddin Rumi)... “Sevgilinin sevmediğini sevmek, sevgi alâmeti değildir. Rabbimiz dünyayı kötüledi, biz ise onu övmekle meşgulüz.” (İbrahim Ethem)... “Hoştur bana Senden gelen. Ya hil'at ü yahut kefen. Ya gonca gül yahut diken. Lûtfun da hoş, kahrın da hoş...” (Erzurumlu İbrahim Hakkı)... “Allah aşkıyla canlarını yoran nice insanlar, bu soylu yorgunluklarında bulmaktadırlar gerçek huzuru.” (İbn Hazm)... “Fırtına ne kadar şiddetli ise ulaşılacak huzur da o kadar sonsuz olacaktır.” (Nurettin Topçu)... “Bir anlık visal başka, kesiksiz huzur başka...” (Necip Fazıl Kısakürek)... Nazım Hikmet Ran’ın ‘huzur’ kavramını ‘umut, özgürlük ve sevgi’ üzerinden dile getirdiği dizeleri: “Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine...”...
Huzur içinde olmanın, yaşamanın yolları neler? Farkındalık (mindfulness), sahip olduklarınızın farkına varmak ve an’ı anlamlı yaşamak... Minimalizm ve sadelik, gereksiz tüketimden ve karmaşadan uzaklaşmak... Kaliteli ilişki ve iletişim... Fikretmek, zikretmek ve şükretmek... En önemli olan şey, refahı, sadece kendimiz için değil, başkalarına fayda sağlamak için bir araç olarak kullanmak... Daha iyi bir hayat, her zaman daha fazlasına sahip olmak anlamına gelmez... Huzur olmazsa ne mi olur? Kargaşa, rahatsızlık, stres ve telaş olur... Tercihlerimize göre yaşarız... Ya huzur ya muzur... Huzur ile refah aynı şeyler değil... Refah (maddî refah); daha çok dışsal, maddî ve ölçülebilir göstergelerle ilgili... Para, mal, mülk... Yüksek hayat standardı (lüks ev, araba, tatiller)... Kariyer başarısı (terfi, unvan, statü)... Tüketim kapasitesi... Huzur ile muzur arasında gelgitleri anlamamızı sağlayan tespitler: “Mutsuzsan, geçmişte yaşıyorsun. Endişeliysen, gelecekte yaşıyorsun. Huzurluysan, şu anda yaşıyorsun... - Başkalarının ne düşündüğüyle ilgilenmeyi bıraktığınızda, özgürlüğe kavuşursunuz...” (Lao Tzu)... “İnsanın mutluluğu, kendi zihnindeki huzurla yakından ilişkilidir.” (Dalai Lama)... “Huzuru; isteklerimi tatmin etmek yerine, onları sınırlayarak bulmayı öğrendim.” (John Stuart Mill)... “Eğer iç dünyanızda huzur yoksa dış dünyadaki hiçbir şey sizi mutlu edemez.” (Paramahansa Yogananda)... Mesele, huzur mu, muzır mı? Kolay olan mı, doğru olan mı? Anlık haz mı, kalıcı iyilik mi? Nefsin istediği mi, aklın önerdiği mi? Muzır olan şeyler; daha hızlı tatmin sağlar, daha dikkat çekicidir, lâkin bedeli ağırdır... Huzur; sabır ister, disiplin gerektirir, ancak insanı içten sağlamlaştırır... Huzur-muzır ikilemi, aslında, nefs -akıl çatışması... Kısa vadeli ödül - uzun vadeli değer çatışması (psikolojideki haz erteleme)...
Huzur, hem içimizde hem dışımızda olmalı... Boş verdiğimiz kadar huzurlu, kafaya takmadığımız kadar mutlu mu oluruz? Bu, öngörü olmayan, boş görü ile hoşgörünün çatıştığı nokta... Vicdanımız rahatsa, kimin ne dediğinin önemi yok... Gerçek huzur, kabul edemediğimiz şeyleri kabul etmeye başladığımız an gelir diye, kendimizi avutmaya da çalışmayalım... Huzuru kendi içimizden başka yerde aramaktır, havanda su dövmektir, böylesi teselli... Huzuru hiç bulamayanların ardından, ‘huzur içinde uyu’ teranesi, işte böyle bir şey... Selam, sevgi ve saygılarımla. https://bit.ly/muzafferceven

Bu yazı toplam 474 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
MUZAFFER ÇEVEN Arşivi
SON YAZILAR