Sadettin Bayram

Sadettin Bayram

KAYBOLMUŞ VEYA KAYBOLMAYA YÜZ TUTMUŞ MESLEKLER

KAYBOLMUŞ VEYA KAYBOLMAYA YÜZ TUTMUŞ MESLEKLER

İnsanlar varoluşlarından itibaren ihtiyaçlarına binaen çeşitli meslekler icat etmişlerdir. Bu mesleklerin bazıları temel ihtiyaca, eğitime, oyuncağa veya eğlenceye yöneliktir ama hepsi de birer ekmek kapısıdır.

Meslek erbaplarına genellikle ‘Esnaf’ deriz. Daha eskilere gidersek bunlara ‘Ahi’ denirdi. Meslek kuruluşu olarak Loncalar ve Ahi Teşkilatları vardı. Bu coğrafyanın insanları yüzyıllarca bir arada yaşayabilmişse kuşkusuz en önemli pay sahibi esnaflardı. Esnaflar, bize sevgiyi, saygıyı, gülümsemeyi ve selamlaşmayı öğretmişlerdir.

Kızgın demiri döven kollarda, incecik iplikten çuval yapan gözlerde, çamurdan çömlek yapan ellerde yeteneğin ötesinde bir sır vardı. Ben de onüç, ondört yaşlarımda demirci Niyazi Usta ile çalışmıştım. Körüğün fos sesini, ateşin kıvılcımını, nar gibi kızarmış demirin rengini ve en önemlisi tam bir musiki ritmi oluşturan örs- çekiç ve balyozun ahenkli sesini hiç unutamam.

Küfe, sele, sepet yapan, tırpan, bıçak ya da yorgan ve benzeri şeyler bir makine ile yapılabilirken insan elinden çıkan bir başka havaya sahipti.

Meslekler vardı eskiden, insanların işleri yetiştirmek için aile boyu çalıştığı.. Sonra zaman geldi işler azalmaya başladı. Bütün aile çalıştığı halde müşterilerinden şikâyet alan emektarlar, sanatkârlar müşteri beklemeye başladılar. Gözleri yollara bakar oldu. Her zaman Besmeleyle, duayla ekmek kapılarını açtılar ama günlerce, aylarca evlerine boynu bükük döndüler.

Önce çocukları terk etti bu meslekleri. İnatla direndiler ayakta kalabilmek için. Bu yaştan sonra ömre bedel meslek ve işlerini değiştirmek için imkânları ve zamanları yoktu. Çoğu meslekler dünya ile birlikte terk edildi. Bir bir kapandı ekmek kapıları. Son ustalarla birlikte birçok meslek öldü. Birçoğu da can çekiştiriyor.

Hattatlık konusunda karar veremedim. Tevafuk Hamam önünde hattatlık yapan Dostum Hattat Aydın Bey aradı. Hattatlık ne durumda diye sorunca cevabı şu oldu:

“1970 yıllarda olsaydı hattatlık kaybolmaya yüz tutmuş mesleklerdendi derdim ama şu yıllarda hattatlık altın yıllarını yaşamaktadır.” Deyince doğrusu sevindim.

Sanırım gözünüzün önüne gelmiştir bazı meslekler. Nalbantlar, semerciler, saraçlar, sayacılar, kalaycılar, bakırcılar, kazancılar, kısbetçiler, pırpıtçılar, daha birçok meslek dalı önemli geçim kaynağı iken birer birer gösterilir hale geldi. Teknolojiye ve gelişen ihtiyaçlara yenik düştüler. Bana bu yenilgi çok hüzünlü geliyor.

Tamam, ülkede modern değirmenler var ama bunlar su değirmenlerinin verdiği tadı asla vermez. Yediğimiz ekmeklerin tadı kaçtı. Çocukluğumda Babamla veya Mustafa Amcamla değirmene gider günlerce nöbet beklerdik. Orada pişen poğaçanın (mayasız ekmek) tadı hala damağımdadır.

Taş işçiliği ve toprak mamulleri üretimi insanlığın ilk tanıştığı mesleklerdendir. Taş işçiliği artık genellikle restorasyon işlerinde varlığını sürdürebilmektedir. Toprak mamulü çanak, çömlek, testi, saksı, ibik vs. yerini modern eşyalara bıraktı. Bilecik İli Pazaryeri İlçesinin Kınık köyünde bu işler nostalji olarak sürdürülmektedir.

En iyi tanıdığım ve sevdiğim hancı Kastamonu ili Küre İlçesindeki Hanı Merhum Hacı Dursun’dur. Şimdi numunelik de olsa da bazı yerlerde hala çalışan hanlar var. Ama artık hanların yerini oteller, moteller, kampingler aldı.

Dokumacılar vardı. Şile ve Nazilli bezi meşhurdu. Birçok yerde şakır şakır çalışan tezgâhların yerini büyük fabrikalar aldı. Bizim Pazaryeri ilçemizin köylerinde de çok sayıda dokumacılar vardı. Bugün örnek bile bulmak mümkün değildir.

Yüncüler vardı, hallaçlar ellerinde yaylarıyla sokak sokak bağırarak dolaşır, iş ararlardı. Keçeciler ise sayılabilecek kadar azaldı. Afyon da bir keçeci tanıdım. Tahsin Düzağaç… İki üç meslektaşı ile mesleklerini sürdürmeye uğraşıyorlardı. Destek olsun diye keçe yelek aldık. Hacı Bayram da bazen giyerim. Keçe yeleğin birisini Erzincan’a gönderdik. Destek amaçlı keçe yelek yaptırdım. Bugün hala giyerim.

Yemeniciler, ayakkabıcılar, seri imalata yenik düştüler. Dolayısıyla ayakkabı tamircilerinin de işleri azaldı. Destek amaçlı ta Maraş’taki çarıkçı dostuma siparişler veririm. Çarık ta tarihi eşya oldu. Mehter takımlarının elemanları giyiyor. Evde üç tane çarığım var. Hakanlar Çarıktan Mehmet Bey’e sipariş verebilir. (05313028627)

Fıranlar Köyümüzde rahmetli Kadir Hoca ile Halil İbrahim dayım, Kalaycı Ahmet ağa süpürge bağlarlardı. Sağda solda az da olsa el süpürgesi satılıyordu ama teknoloji bu mesleği de yendi.

Bir zamanlar koza ve ipekçilik gözde ve para kazanan işlerdendi. Zamanında babamda dut yaprakları ile ipek böceği beslemişti. Bilecik ve Bursa bu işin yoğun yapıldığı yerlerdendi. Ne yazık ki bu sektörde de eski canlılık artık yok…Aslında Bilecik bölgemizde ipekçiliği geliştirmek lazım. Bu iş modası geçecek bir uğraş değildir.

Ney imalatçılarının işleri eskisi gibi değil, lakin bu iş hala devam ediyor. Ankara da, Ulucanlar da NEYHANEYİ işleten dostum Ömer Faruk Keskin ney’e hem derinden üflüyor hem de imal etmeye çalışıyor.

Mumculuk tamamen nostalji oldu.

Merhum Necip Fazıl’ın şiirlerine giren ve çocukluğumuzda kullandığımız kandiller, idare lambaları ve gemici fenerleri piyasadan çekiliyor ancak süs olarak kullanılıyor artık.

Bilmiyorum, parşömen kâğıdı imal ediliyor mu hala?

Cam ustalığı devam ediyor. Bu meslek süs için de olsa devam edeceğe benziyor. Ancak parasal getirisi bir sanatkârı doyurur mu bilemem.

ad6584f4-20d8-4982-8e25-6a666044b8cd.jpeg

Fıçıcılık, arabacılık, fayton tamirciliği ekmek kapısı olmaktan çıktı. Artık bu meslekler babadan oğula intikal etmiyor.

Pazaryerinde bir arabacı Osman Amcamız vardı, oğlu İsmet Ağabey bu işleri sürdürüyordu. Artık o da bırakmış bu işi…İsmet abimiz de rahmetli oldu. Artık demirci İlyaslar, Mehmet Kaptanlar, Demirci Niyaziler, Demirci Ahmetler, Demirci Kamiller, Demirci Sabriler, Kalaycı Şükrüler, Kalaycı Hüsnüler, Kalaycı Mehmetler yok artık. Hepsi de ebediyete intikal ettiler. Ruhları şad makamları cennet olsun. Onların çırakları bizler de ihtiyar olduk.

Minare ustası da zor bulunuyor. Minarelerin tepesini, camilerin kubbesini süsleyen alemlerin ustaları bu işi ek iş olarak yapıyorlar.

Mahyacıların sayısı parmakla gösterilecek kadar azaldı.

Terziler tekstil sektörüne, sabuncular Komiliye, Hacı Şakir’e(!) yenik düştüler. Ancak temizlik gerektikçe sabun ihtiyaç olmaya devam edecek.

Çorum’da ve Tavşanlı’da leblebicilik sektörü devam ediyor. Ancak sadece Çorum’da Hayvalı eski usulle (odunla) imalata devam ediyor.

Mangal kömürü imalatçılarının işi piknikçilere ve kebapçılara kaldı. Çıra ise bazı pazarlarda hala satılmaya devam ediyor. Pazaryeri Cumartesi pazarında Sarıdayı’lı ihtiyar çıra satışına devam ediyor.

6441d0c0-0c7e-4bce-9444-36f2e2fc32bb.jpeg

Kaşıkçılık ve kürekçilik artık hobi olarak yapılıyor. Beşikçiler, sandıkçılar, topaççılar, elekçiler, kalburcular ve gözerciler, çıkrıkçılar, şimşir Tarakçılar, hasırcılar, zembilciler, sedefkârlar, mesciler, bileyiciler, bacacılar, zerzevatçılar, kavuncular, üzümcüler, şerbetçiler, pilavcılar, ciğerciler, darıcılar, salepçiler ve daha nice meslek erbabı hayat sahnesinden yavaşça çekilmektedirler.

Birde tüfekçiler vardı. İmalat ve tamirat yaparlardı. Bizim tüfeğimizi Bozüyük’ün Ayvalı köyündeki tüfek ustası yapmıştı. Ama çocukları bu işi sürdürmediler.

Bastonculuğun başkenti Devrek’tir. İhtiyarlayınca ihtiyacımız oluyor ama baston da artık süs eşyaları arasında yerini aldı. Bizim Ertuğrul Ocağı Derneğimizin başkan yardımcısı “Doğadaki İrfan” mahlasıyla İrfan Şişman tamamen el ile baston imal etmektedir. (05053911270)

Tenekeciler can çekişiyor. Sivaslı İsmet Abi halı tezgahını kaldırdı. Avm’ler mahalle bakkalının canını okudu, nalburlar gross marketlerle rekabet edemez duruma geldi. Gençler Palan’ın ne olduğunu belki de bilmezler…Yenikent’teki sof tezgâhlarının yerinde yeller esiyor. Aktarlar ayakta durma mücadelesine devam ediyorlar.

Çocukluğumuzda Pazaryeri’nde Halil İbrahim Dedemin arkadaşı manifaturacı Ali Molla vardı. Yeni evlenenler çeyizlerini oradan temin edebilirlerdi. Şimdi ise…

Annemin babası Muharrem Uzuncaalan dedem berber, sünnetçi, dişçi ve aynı zamanda arabacı idi.

Uzatmayalım daha aklımıza gelmeyen, bilmediğimiz birçok meslek kaybolmuş veya kaybolmaya yüz tutmuştur. Bunların unutulmaması ya da en azından numune olarak yaşatılması gerekir.

Kültür Bakanlığı, valilikler ve Belediyeler bu konuya önem vermeliler. Kilise restorasyonu yaparken ve festivallerde bir sürü şarkıcıya para öderken bu işlere de zaman ve bütçe ayırsalar çok iyi olur. Bu konuda veballeri var. İnsanlığın yaşadığı sürece bu mesleklerde yaşatılmalıdır. Hatta meslekler laboratuvarı-müzesi bile kurulabilir, bizden söylemesi.

AHİLİK HAFTASI DOLAYISIYLE HATIRALARI ŞÖYLE BİR CANLANDIRAYIM DEDİM.

İYİ DE ETTİM.

Derun-i dilden, can-ı gönülden sıhhat ve afiyette daim olmanızı ve daima güzel günler içerisinde yaşamanızı Yüce Allah’tan niyaz ederim.

Bu yazı toplam 199 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Sadettin Bayram Arşivi
SON YAZILAR